31 Aralık 2012 Pazartesi

0 Nemesis Kitap'ın Yeni İki Kitabı


Nemesis Kitap, 2013'te çıkaracakları iki kitabının daha duyurusunu yaptı. Ransom Riggs'in "The Sherloc Holmes Handbook" kitabını 2013'te yayınlayacakları yeni bir kitap olduğunu söylerlerken Ocak ayında Beth Kendrick'in kaleminden "Şanslı Köpek Çöpçatanlık Servisi" kitabını yayınlayacaklarını duyurdular. Romantik ve eğlenceli bir kitap olan Şanlı Köpek Çöpçatanlık Servisi kitabının konusunu da yayınladılar. 
Kitabın konusunu yayınevinin facebook sayfasından alıntılıyorum.

Beth Kendrick - Şanslı Köpek Çöpçatanlık Servisi

"Bir aşk hikâyesinde çoğunlukla iki tarafın olması beklenir. Ancak bu hikâye üç taraflı.

Durun, hemen aklınıza yasak bir aşk ya da ihanet gelmesin. Buradaki üçüncü taraf başka bir insan değil; köpekler.

Lara insanların içlerindeki boşluğu doldurabilecek en önemli duygulardan birinin hayvan sevgisi olduğuna inanmaktadır; özellikle de köpek sevgisi. Arkadaşıyla birlikte kurduğu küçük topluluk, insanlarla köpekleri eşleştirmekte, böylece yardıma muhtaç köpeklere kalıcı yuvalar bulurken, insanlara da sadık bir dost kazandırmaktadır.
Lara'nın evinde her zaman yardıma ihtiyacı olan bir köpek için daha yer vardır. Bir köpek daha... Bir tane daha...

Fakat bir gün, erkek arkadaşı Evan, onu ve köpeklerini artık istemediğini söyler. Evi köpekleriyle birlikte terk etmek zorunda kalan Lara'yı, zor günler ve önemli bir seçim beklemektedir."

29 Aralık 2012 Cumartesi

0 Graham Greene'nin Kitapları Optimum Kitap'tan Çıkacak


Optimum Kitap facebook sayfasında yeni yılda yayınlayacakları yazarlardan biri... Graham Greene.
En iyi edebiyat yazarlarından biri olarak anılan Graham Greene'nin gizem dolu ve heyecan verici kitapları 2013 yılında Türk okuyucuları ile buluşacak... 

28 Aralık 2012 Cuma

4 Aimee Carter - Tanrıçanın Savaşı


Tanrıça serisinin ikinci kitabı... Genelde serilerde ilk kitaplar hep daha iyi olur... en azından çoğu seride öyledir ancak bu seride ben ikinci kitabı daha çok sevdim. Sanırım bitmek bilmeyen olaylarından ve heyecanlı satırlarından olsa gerek... İlk kitabı zaten beğenerek okumuştum ama bu kitabın her satırından ayrı bir haz ve zevk aldım. Kesinlikle bayıldım..

James'in tavırları sinir bozucu boyutlara  ulaşıyor bazen. Cidden amacın ne senin ya kız Henry'i seviyor defol git diyesim geldi. Henry'nin duygularını göstermeyen bir kişilik olması ve Kate ile aralarındaki uçurumların her geçen biraz daha açılması gerçekten çok üzücüydü. Ama yine de olayların ya da ikisi arasındaki olayların tatlıya bağlanması hoşuma gitti. Hele Henry'nin kıkırdadığını yazdığı satırı birkaç kez okudum. Hades... Ölüler Diyarı'nın tanrısı kıkırdıyor... Gerçekten inanılmaz ve gülümsetici bir ayrıntıydı. Eeee aşk insanı bu hallere sokuyor işte.

Persephone'un tavırlarına sinir oldum... açıkçası ben Kate'in yerinde olsam o kadar anlayışlı davranıp kız kardeşim demezdim muhtemelen hele ki Henry ile aralarında olanlardan sonra...

Kronos... Kronos... Bütün kitabın en heyecan verici detayıydı hatta olayıydı. Kate'e davranışları falan gerçekten üçüncü kitapta nelerle karşılaşacağımızı daha da merak ettirdi.

Kitap içeriğine giren bir yorum yapmak istemediğimden çok fazla detaya giremiyorum ama şunu söyleyebilirim ki her satırı gerçekten zevkle okunuyordu ve kitabı elinizden bırakmak mümkün olmuyordu. Bu yüzden bu seriyi şiddetle tavsiye ederim. Özellikle sonunda bitiş kısmındaki olay ise 3. kitap keşke çıkmış olsaydı dedirtiyor. Heyecanla bekleyeceğim 3. kitabı.

Fantastik aşk sevenlere ve biraz da Yunan Mitolojisine ilgi duyanlara şiddetle tavsiye ederim bu seriyi kaçırmayın okuyun. 

Tanrıça Üçlemesinin kitapları:
Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum: 
Kate Winters ölümsüzlüğü hak etti. 
Ama hayatını Ölüler Diyarı'nda, Henry ile birlikte geçirmek istiyorsa bunun uğruna savaşması gerekecek. 
Bütün olanlar içerisinde, ölümsüzlüğü kazanmak en kolayı olmuştu. Kate, artık Ölüler Diyarı Kraliçesi olarak taç giymek üzere olmasına rağmen, kendisini her zamankinden çok daha yalnız hissetmektedir. Ölüler Diyarı'nın hükümdarı olan Henry'ye karşı duyduğu sevgi günden güne büyürken, Henry ona karşı gittikçe mesafeli ve gizemli davranmaya başlamıştır. Kate'in taç giyme töreninin tam ortasında, evrende kendisini öldürebilecek kadar güçlü olan tek varlık tarafından alıkonur: Titanların Kralı, Kronos.
Diğer tanrılar her birinin sonunu getirebilecek olan savaşa hazırlanırken Henry'nin Tartarus'dan kurtuluşu yalnızca Kate'in elindedir. Ama Ölüler Diyarı'nın sonsuz mağaraları içinde yolunu bulabilmesi için, geleceğini tehdit eden tek kişiden yardım talep etmelidir. 
Henry'nin ilk karısı, Persephone.

Ya ölümsüzlük ebedi değilse? 
Kate, açıklanamayan olaylara göğüs gererek onlarla başa çıkabilecek bir kahraman. - Publishers Weekly 
Yunan mitlerinden Persephone'nin hikâyesine bu sürükleyici ve çağdaş yaklaşım romantizm, gizem ve merak unsurları yanında çok yönlü ve sempatik bir başkaraktere sahip. - Booklist 
Kesinlikle benzersiz, yenilikçi ve büyüleyici. - bewitchedbookworms.com

0 Sally MacKenzie ve Jaci Burton'un Kitapları Ocakta


Nemesis Kitap'ın geçtiğimiz günlerde bizleri yeni iki seri ile tanıştıracağının haberini vermiştik. Ocak ayında yayınlamayı planlıyorlar serileri ve onların kapak tasarımlarını okuyucuyla buluşturdular. 

Sally MacKenzie'nin "Naked Nobility" serisinin ilk kitabını Zoraki Düşes adıyla yayınlanacak. Kapak tasarımını çok dikkat çekici bir tasarımla okuyucuya sunan Nemesis Kitap konusunu da okuyucuya tanıttı. 

Sarah Hamilton, babasının ölmeden önce kendisine vasiyet ettiği şeyi yerine getirmek için Amerika'dan İngiltere'ye doğru yolculuğaçıkar. Westbrook Kontu olan amcasının yanına gitmektedir. Günlerce yolculuk ettikten sonra Londra'ya vardığında amcasının karşısına yol yorgunluğu ile çıkmamak için bir gece - sadece bir gece- bir handa konaklayıp dinlenmeye karar verir. Ertesi gün düzgün bir şekilde amcasının karşısına çıkacaktır.
Oysa o gece o handa, Sarah'ın hayatının değiştirecek bir tesadüf gerçekleşecektir. Artık Sarah için işler, umduğundan daha farklı bir yere gidecektir.  

Nemesis Kitap'ın diğer kitabı ise Jaci Burton'un "The Perfect Play" serisinin ilk kitabı Kusursuz Oyun.  Seri romantik komedi / Chick Lit tadında ve kapak tasarımından anlayacağınız üzere erkek karakterimiz buz hokeyci. Kitabın konusunu da aşağıda belirtiyorum. 


Mick Riley, yıllardır profesyonel bir sporcu olmanın tüm avantajlarından yararlanmıştır: ün, servet ve her şehirde başka bir kadın. 
Tara Lincoln'le tanıştıktan sonra, tek gecelik ilişkilerden daha fazlasını istediğini fark eder. Tara ise futbolun, bu adı çıkmış çapkınını yakından tanımakla pek de ilgilenmemektedir.  
Mick Riley'in son gözdesi olarak medyanın ilgisini çekmeden önce bile hayatı yeterince karışık olan Tara, aşk oyununun bir kere oynamış ve kaybetmiştir. Bu riski bir kere daha göze almaya hiç niyeti yoktur, hele ki söz konusu Mick gibi bir kadın avcısıysa...
Ancak Mick kazanmaya kararlıdır; aklında da mükemmel bir strateji vardır. 


27 Aralık 2012 Perşembe

0 Trinity Feagen'in İkinci Kitabı "Mefisto'nun Öpücüğü"


Mefisto Anlaşmaları serisinin okurlarını sevindirecek bir haber DEX'ten geldi. 2011 yılında serinin ilk kitabı Mefisto'yu çıkaran DEX şimdi ikinci kitabını çıkarmaya hazırlanıyor. Mefisto'nun Öpücüğü adında olan kitap için ön sipariş tarihi 4 Ocak 2013. 

Daha önce DEX'ten kitap okumamış biri olarak bu seriyi merak ediyorum ayrıca kapak tasarımları da çok hoş :))
Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum: 

Gözler yalan söylemez!
Kimsenin gözleri Eryx’den daha karanlık olamaz.
Şeytanınkiler bile…Kimsenin gözleri Eryx’den daha karanlık olamaz.
Jax ve Sasha, Jordan’ı ilk gördüklerinde, onun sıradan biri olmadığını biliyorlardı. O, hem başkanın kızıydı hem de bir Anabo’ydu; yani Havva’nın kızlarından biri.
Jax ve Sasha’nın bilmedikleri, Eryx’in Jordan’ı kaçırıp, ruhunu kendisine vermesi için başkanı tehdit edeceğiydi. Eğer Eryx bunu başarırsa, sonuçları bir felakete neden olacaktı. Mefisto kardeşler, Jordan’ın gizli kimliğinden haberdarlar. Onun aşkı, içlerinden birinin ruhunu huzura kavuşturacak.
Zamana karşı umutsuz bir yarış başlıyor; Jordan gerçek kimliğini keşfetmeli ve Eryx’in kem gözleri artık kimseye daha fazla zarar vermemeli. Mefisto ile başlayan sıra dışı mitolojik macera; tehlike, entrika ve aşkın nefes kesici hikâyesi Mefisto’nun Öpücüğü ile devam ediyor.

26 Aralık 2012 Çarşamba

1 Arunas'tan Tarihi Bir Kitap "Olivera"


Arunas Yayıncılık, tarihi bir kitap çıkarıyor. Ne zaman çıkacağı belli olmasa da çok yakında diyerek okuyucu kitlesini sevineceği ve beğeneceği bir kitapla karşılarında. Kapak tasarımı, konusu açıklanan kitap Osmanlı Haremine, Yıldırım Beyazıt'a değinen bir kitap olduğu belli. 

Şahsen kapak tasarımı ilgimi çekti ve açıkçası tarihi romanları okumaktan pek hoşlanmaya biri olarak bu kitabı okumayı istiyorum. 

Kitabın konusunu Arunas'ın facebook sayfasından alıntılıyorum. 

"Olivera Despina’nın bir papaza yazdırdığı anılarının günümüze kadar ulaşmasıyla oluşan ender bir kaynak...
Olivera’nın gözlerinden Osmanlı haremine, Yıldırım Beyazıt’a ve tarihe şahitlik edin. Saray entrikaları, yalanlar, tutsaklıklar, kaçışlar, aşklar, ihanetler ve çok daha fazlası…
Büyük ve kanlı bir savaşın ardından, aşk-ı derûn..
Bir yanda yedi cihana hükmedecek bir imparatorluğun temellerini atan ve Kosova Savaşı’nda babasını kaybeden Yıldırım Beyazıt Han; diğer yanda babasını ve ülkesini aynı savaşta Osmanlılara karşı kaybetmesine rağmen Osmanlı Sarayına gitmeye mecbur bırakılan Olivera Despina. 
Hürrem Sultan, Mihrimah Sultan, Nur Banu Sultan, Safiye Sultan, Kösem Sultan ve daha nicesi… Onlar tarih boyunca konuşuldu ve konuşulmaya devam edecek... Ama Osmanlı tarihinde öyle bir Sultan vardı ki, onu çok az kişi konuştu: Yıldırım Beyazıt’ın eşi Mileva Olivera Despina. 
Hırsın, gücün ve iktidar mücadelesinin ihanetle sonuçlandığı bir savaş…
Bir yanda, acımasızlığı ve gücü ile nam salmış, Türkistan ve İran’da güçlü bir devlet kuran, Anadolu üzerinde hak iddia eden Timur, diğer yanda Anadolu’da hâkimiyet kurmaya çalışan, büyük cesareti ile ünlenen, çabukluğu ve hızı sayesinde “Yıldırım” unvanını alan dördüncü Osmanlı Padişahı Beyazıt.
Tarihin arka sayfalarında kalmış bir hikâye…"

2 Sylvain Reynard - Gabriel Arafta



Gabriel'in Cehennemi kitabının devamı olan Gabriel Arafta da bitmiş bulunuyor... İlk kitapta sevgili olmaya başlayan Profesör Gabriel O. Emerson ile lisansüstü öğrencisi Julia Mitchell'in hikayesinin devamı...

Kitaba sıkıldığım yerleri anlatarak başlayıp sonra sevdiğim kısımlara geçmek istiyorum bu arada kitap içeriğine giren yorumlarda bulunabilirim diye de uyarıyorum.

Öncelikle başlarda Gabriel ve Julia'nin ilişkisi konusunda aşk olaylarında biraz sıkıldım. Sanırım biraz olay arıyorum aşk kitaplarında. Ha vıcık vıcık diye tanımlayabileceğim bir aşk anlatımı değildi ki kitabın genelinde bile öyle bir aşk anlatılmıyordu ama her şeyin yolunda görünmesi sanırım bir sıktı... ya da belki tam anlamıyla kitabı başlarına çok adapte olamadım emin değilim... Bunun haricinde eleştirebileceğim hiçbir nokta yok. Zaten ondan sonra konu öyle bir hal aldı ki kitabı elimden bırakmak mümkün olmadı. İlişkilerinin öğrenilmesi, üniversitenin 'yaklaşmama' politikası, heyet önüne çıkmalar, şikayetler, avukatlar, verilen ifadeler... Bir başladı tam başladı yani... Heyecanla ne olacak diye okudum o sayfaları. Ahh... Bir de Christa'ya sinir oldum elime geçirsem parçalardım. Paul'e de üzüldüm... platonik aşk acısı çekti Julia'nın en zor anlarında yanında oldu ama yine de aşk acısı çeken taraf oldu. Ve Profesör Katherine Picton'a da sempati duymamak imkansızdı.

Heyet karşısında Gabriel'in takındığı tavır ve Julia'nın ilişkilerini itiraf etmesi heyecanlandırıcıydı. Tabi Gabriel yine gücünü gösterdi ve ifadesini ona göre verdi. Açıkçası ondan sonra aralarındaki ayrılıkta Gabriel'de hiçbir suç bulamadım ki en güzeli de ayrılık kısımları Julia'nın olduğu kadar Gabriel'in tarafından da okuyabilmekti.

Gabriel ile Julia'nın ilişkilerine yeniden başlamaları ve bu sefer tam bir flört havalarında olmaları çok şekerdi... Kesinlikle Gabriel değişmişti. Ayrılık aşamasında yaptığı her şey bunun deliliydi bence. Sonunda da evlenmeden beraber olmama çabaları da beni gülümsetti. İşte o zaman Julia'nın dediği gibi Profesör Emerson değil de onun elmalıkta tanıdığı Gabriel gibiydi.

Ah... bir de belirtmeden geçemeyeceğim... Danta&Beatrice alıntıları çok güzeldi. Özellikle heyetin karşısına çıkmalarından sonra Julia ve Gabriel'in ilk karşı karşıya geldikleri kısımda Gabriel'in sözleri... alıntıları... vermek istediği mesaj... Hakikaten sevgi doluydu... Sanırım ikisinin ilişkisinin edebi bir aşka benzetilerek işlenmesi de benim en çok dikkatimi çeken ve beğendiğim unsur oldu.

Kitabı ben başlarda birazcık sıkılsam da çok beğendim ve keyifle okudum elimden bırakmak çok zordu. Yazarın 3. kitabı yazmaya başladığını duydum ve devamında ne gelecek merak etmeye de başladım. Çünkü sonunda evli ve mutlulardı. Neyse... İlk kitabı okuyanlara kesinlikle tavsiye ederim ve henüz ilk kitabı okumayanlara da ikisini birden tavsiye ederim... Kesinlikle kaçırılmayacak güzel aşk hikayesiydi...

Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum:

Uluslararası Bestseller yazarı olan Sylvain Reynard, birbirlerine en karanlık arzularıyla bağlı iki âşık olan Gabriel ve Julianın hikâyesini aktarmaya devam ediyor.
Fakat arzuları bu sefer onların sonu olabilir...
Profesör Gabriel Emerson, eski öğrencisi Julia Mithchell ile aşırı tutkulu ancak bir o kadar da gizli bir ilişki yaşamaktadır. İtalya'daki romantik tatillerinde Gabriel ona, vücudunun en şehvetli zevklerini ve cinsel birleşmenin coşkusunu öğretir. 
Ama döndüklerinde, mutluluklarını öğrencilerin fesatlıkları, akademik çevrenin baskıları ve kıskanç bir eski sevgili tehdit eder. Gabriel üniversite yönetimiyle karşı karşıya gelince kendini Dante'nin kaderine mi mahkûm edecek yoksa Julia'yı, Beatrice'ini sonsuza kadar yanında tutmak için mi savaşacak?
Son zamanların en sürükleyici aşk hikâyesi olan Gabriel'in Cehennemi'nin ikinci kitabında Sylvain Reynard, okuyucularına akıllarında, vücutlarında ve ruhlarında kalıcı izler bırakacak bir dünyanın kapılarını aralıyor.

24 Aralık 2012 Pazartesi

0 Amor Towles'in Kitabı "Beklediğim Sendin" Ocak Ayında Okuyucuyla


Geçtiğimiz ay kitap haberlerinde, yayınlandığı ülkelerde okunma rekorları kıran Amor Towles kaleminden 'Rules of Civility' kitabının Ephesus Yayınları tarafından telif haklarının alındığını duyurmuştuk.  
Şimdi yayınevi facebook sayfasında kitabın kapak tasarımını yayınladı ve 4 Ocak 2013'te okuyucuyla buluşacağını da duyurdu. 

Şahsen ben kapak tasarımını çok beğendim ve kitabı da merak ediyorum.  Kitabın diğer ülkelerdeki okunma oranlarına bakılırsa gerçekten okunmaya değer olduğunu da düşünüyorum. 
Ne diyeyim bizi harika bir kitapla daha buluşturuyor Ephesus Yayınları

23 Aralık 2012 Pazar

1 Deborah Simmons - Büyülü Lord DeBurgh


Deburgh serisinin 4. kitabı Büyülü Lord DeBurgh... Açıkçası serinin 3. kitabı Kalp Hırsızı'ndan sonra bununda biraz yavan olacağını düşünerek ön yargılı yaklaşmıştım. Ki Kalp Hırsızı'nı okurken zaman zaman sıkıldığım olmuştu. Ancak bu kitabı sevdim. Akıcıydı ve konu diğerlerinden daha güzeldi sanki. Stephen'ı zaten merak ediyordum ki bu da merakımı tatmin etmeye yeten bir kitap oldu. Hep alışık olduğumuz savaşçı, kahraman, mükemmel Lord'ların yanında burada kusurlu bir Lord görmek harikaydı. Gerçi Brighid Stephen'ın kardeşlerinin de kusurlarını saydı ama olsun.

Kitapta diğer hoşuma giden taraf ise Brighid'in özel yeteneğiydi. Tarihi aşk romanlarında hiç denk gelmediğim bir şeydi Simyacılık ama bunda değinilmesi hoşuma gitti. Brighid'in Stephen ile atışmaları, Stephen'ın Brighid'i sinir etme çabaları kesinlikle okumaya değerdi.

Kitapta favori sahnem Brighid ile Stephen'ın köyde küçük bir kulübede kaldıklarında Stephen'ın uyuyamayıp şaraba ihtiyaç duymasında Brighid'in tepkisi... Nedense çok romantik geldi.

Brighid'in halaları zaten ayrı bir olaydı bayıldım kadınlara... Ama diğer iki kitabın sonunda diğer DeBurgh kardeşleri görürdük keşke bunda da görseydik. Neyse en azından başında Reynold'u gördük :)

Kitabı şahsen beğendim. Dediğim gibi Wessex Kurdu'nu çok beğenmiştim serinin ikinci kitabını okuyamamış olduğumdan bir şey diyemem ama Kalp Hırsızı'nı Wessex Kurdu'nun yanında biraz yavan bulmuştum ancak bu kitapta yine ilk kitabın tadını aldım ve çok sevdim. Şimdi bu ay yayınlanan Büyülü Prenses var sırada. Serinin 5. kitabı ve Robin'i anlatıyor...

Seriyi tarihi aşk romanı severlere tavsiye ederim.

The DeBurgh Serisinin Kitapları:
Kitabın konusunu sizlerle paylaşıyorum:
Stephen DeBurgh, uzun boy ve çarpıcı bir vücut yapısı bahşedilmiş, genç bir Tanrı'ya benziyordu. Ancak Brighid L'Estrange'a göre, o her yönüyle sadece bir insandı. Nefsine düşkün ve kendini çok beğenen o çapkın şövalye, asil soyuna layık değil gibi görünüyordu. Ama her şeye rağmen... Neden Brighid yine de onda, kalbinin derinlerindeki bütün özlemleri açığa çıkaran, müthiş bir güç ve doğruluk hissediyordu? 
O inatçı ve dik kafalı Brighid'e Galler'in bataklık arazilerinde refakat etmek, Stephen'in gerilen sinirlerini patlama noktasına getirmişti. Hayatı boyunca, Bayan L'Estrange'in okyanus yeşili gözleri, Stephen DeBurgh'u, hayatını sonsuza kadar değiştirecek bir kadere çağırıyordu. Hem vücudunu hem de yüreğini titreten o büyüden kurtulması mümkün müydü? 

19 Aralık 2012 Çarşamba

0 Gemma Halliday - Oyunbozan


A Hollywood Headline Mystery üçlemesinin ilk kitabı Oyunbozan... Aynı zamanda yazarın ülkemizde yayınlanan da ilk kitabı. Ve... ben çok beğendim. Çok eğlenceliydi ve Tina çatlak kızım benim bayıldım bu karaktere.... Kendi yöntemlerine, pes etmeyişine, saniyede uydurduğu yalanlara ve yaratıcılığına hayran kaldım. Hele hikayeleri yazışını kelime oyunları ve başlıklarına bayıldım. :)

Kitaba başlarken birazcık bilindik bir konu bekliyordum ama beni şaşırtarak kitapta çok daha fazlası ve asla tahmin edemeyeceğim bir konu çıktı ve bunu çok sevdim. İlgi çekici bir konusu vardı...

Kitabın konusundan azıcık bahsetmek gerekirse Tina bir dedikodu köşe yazarı ve bir gün bir ölüm tehdit alıyor ve bunun üzerine patrano ona bir koruma tutuyor ardından olaylar başlıyor. Haaa sankın korumaya aşık oluyor falan bilindik hikaye demeyin değil. Tina tamamen kendini tehdit eden kişiye odaklanarak kendi çapında araştırmalar yapıyor. Kitapta bunu anlatıyor... Ancak her araştırması ayrı bir olay ayrı bir macera ve ayrı bir zevkle okutuyor yazar. Ayrıca katilde hiç tahmin etmediğimiz bir kişi çıkıyor.

Tina'nın teyzeleri Millie ve Sue'yi çok sevdim... Calvin'i ise... anlatılamaz diyorum... ;) Allie... Bu kıza cidden biraz sinir oldum. Bazen sorduğu sorularda kaç yaşındasın sen dedim ve Tina'ya da hak verdim... Barbie işte :))

Kitapta ne ararsanız vardı. Cinayet, araştırma, dedikodu (tam anlamıyla cidden dedikodu), eğlenceli sohbetler ve aşk... Daha ne olsun. :)

Ben çok sevdim ve tavsiye ederim ki üçlemenin diğer kitaplarının da çıkmasını bekleyeceğim. Yalnız şöyle küçücük değineyim ona da üçlemenin diğer kitapları devam niteliğinde değil de Tina'nın iş arkadaşları Cam ve Allie'yi konu alıyor.

Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum:

Aşk ile gerilimin bir arada olduğu sürükleyici bir roman - Chicago Tribune
Tina Bender L. A. Informerın dedidoku sayfasında köşe yazarlığı yapmaktadır. Çevresindekiler hakkında her şeyi bilmektedir. Ve bildiklerini yayımlamak konusunda da çok cesurdur, ta ki birileri onu tehdit edene kadar.
Patronu Felix Dunn, Tinayı koruması için baştan çıkarıcı gülümsemesi ile Tinanın aklını başından alan Calvin Deani tutar. Tina kendisini tehdit edenin kim olduğunu bulmak konusunda kararlıdır ve işin içine bir de cinayet girince korumasının uyarılarına kulak asmaksızın olayın daha da üstüne gider. Olayı araştırırken Hollywood ünlüleri hakkında skandal niteliğinde bilgiler de edinir. Bu sürede tek bir kişiye güvenir, koruması Calvin Deane. 
Acaba dedikodu yazarlığı ve edindiği bilgiler Tinanın sonu mu olacak? Ya da birkaç gün sonraki köşesinin başlığı...

18 Aralık 2012 Salı

3 The Edge of Never Kitabı Yakında Türkçe Olarak Okuyucuyla


Çok kısa sürede popüler olarak yurt dışında çok okunan kitap The Edge Of Never'ın telif hakları Ephesus Yayınları tarafından satın alındı. Yayınevi facebook sayfasında kitabın çeviride olduğunu duyurdu.  

Açıkçası benim de gördüğüm ve ilgimi çeken bir kitaptı ve dilimize çevrilecek olmasına sevindim :)
Bu arada kitabın konusunu da yayınevinin sayfasından alıntılıyorum. 

"20 yaşındaki Camryn Bennett monoton hayatından yorulmuştur. Daha fazlasını istemesine rağmen,kendini bu düzene alıştırmıştır, ta ki düzeni alt üst olana kadar…
Ama şehrin en ateşli klüblerinden birinde beklenmedik bir geceden sonra Camryn,hayatını kökünden değiştirecek önemli bir karar alır ve her şeyi geride bırakarak bir yolculuğa çıkar.
Yolculuğu sırasında Camryn, Andrew Parrish isminde karanlık sırları olan bir gençle tanışır. Andrew tanıdığı pek çok kişiden farklıdır, ancak Camryn duvarlarını asla indirmeyeceğine ve bir daha asla aşık olmayacağına yemin etmiştir.
Camryn Andrew’la birlikteyken kendini yapacağını asla düşünmediği şeyleri yaparken bulur, Andrew ona kuralların dışına çıkmanın neye benzediğini gösterir.Ve en derin,en karanlık arzuları yaşamasını sağlar. 
Yolculukları sırasında Andrew Camryn’in yeni yaşamının merkezi haline gelirken,Camryn hayal bile edemeyeceği bir aşkın ve şehvetin içine düşer.
Peki Andrew’un karanlık sırrı onları birbirine bağlayacak mı, yoksa tamamen ayrılmalarına mı neden olacak ?
Seksüel içerik ve dilden ötürü +17 yaş ve üstüne önerilir."

5 Julie Garwood - Ödül


Garwood'un, çok öncesinde okuduğum ama blogda dolanırken yorumlamadığımızı dehşetle fark ettiğim bir kitap, ödül :) En sevdiklerimden de birisidir üstelik.

Julie Garwood'un kalemini bilen zaten biliyor. Çok sevdiğim ve beğendiğim bir yazar.  Ödül de Düğün'den ve Gelin'den sonra en çok sevdiğim 3. kitap diyebilirim. Bir de Fidye var, kapışırlar :D

Neyse efenim, gelelim sadede :)

Ödüldeki kadın karakteri, Nicholaa, benim kitaplardaki en sevdiğim kadın karakterlerden birisi. Her zamanki gibi zeki, masum ve güzel tabii ama yine de Nicholaa'yı benim için farklı yapan bir şey var. Belki de daha kitabın başlarında Royce'dan kurtulmaya çalışırken yaptığı zekice hamlelerdir sebebi. Bir de yeğenini korumaya çalıştığı anlar... Oradan size, tebessüm ettirecek küçük bir alıntı sunmak isterim:
Nicholaa "Bana oğlumu ver," talebini yineledi. 
"O senin oğlun mu?" 
Nicholaa bu soruyu yanıtlamadan önce Ulric bir kelime aguladı: "Anne." Bebek ona baktığı için Nicholaa bu fırsatı kaçırmadı. 
"Elbette oğlum," dedi, "Onun bana 'anne' dediğini henüz işittin." 
Royce'un çileden çıktığı aşikardı. "Hanımefendi, geçen beş dakika içerisinde bu bebek bana, atıma ve kendi yumruklarına 'anne' dedi. Benim sabrımı deniyorsun."
Ve, evet. Bu tatlı atışmalarını da seviyorum. :)

Garwood kitapları arasında şüphesiz ilk beşte yer aldığını düşündüğüm bir kitap bu. Royce ve Nicholaa çiftini seveceğinizi düşünüyorum. Özellikle Tarihi Aşk Romanlarını okumayı sevenler bu kitabı kaçırmasın derim. Kitabın konusunu da şöyle paylaşayım;
New York Times çok satanlar yazarından harikulade bir eser daha… 
Fatih William’ın Sakson tutsağı Nicholaa, Norman soylularından biriyle evlenmek zorunda bırakılır. Genç kadın eş olarak kendine merhametli savaşçı Baron Royce’u seçer. Becerikli, isyankâr ve tam anlamıyla tecrübesiz Nicholaa hislerine söz geçirmeye çalışsa da Royce’dan etkilenmeye başlar. Savaşın acımasızlığını, tutkunun yakıcılığını deneyimlemiş olan Royce ise bu çekici kadın karşısındaki hislerinin derinliğinden ötürü dehşete kapılır. Ve Saksonlar’ın Norman istilacılar tarafından böylesine ilgi gördüğü bir ihanet ikliminde, Royce ve Nicholaa yeni bir aşka yelken açarlar... 
“Kalbinizi fethedecek kahramanlarıyla ÖDÜL gizem, entrika ve aşk dolu bir roman…”
                                                                                                        Affaire de Coeur
“Sürükleyici anlatımıyla romantik, eğlenceli ve bir o kadar da macera dolu bir hikâye.”
                                                                                                               Randezvous
 
“Tek kelimeyle kusursuz.”
                              Romantic Times

17 Aralık 2012 Pazartesi

1 Brenda Joyce - Kaçak Gelin



Brenda Joyce'un ülkemizde yayınlanan üçüncü kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Yazarın kalemini seviyorum ve özlemişim de okumak çok zevkliydi. Özellikle de Sean O'Neill olunca ayrı bir zevkli oldu.

Her neyse önce kitabın eksik bulduğum taraflarını söylemek istiyorum. Bir Avuç Aşk ve Maskeli Balo kitaplarına göre aşk kısmında biraz eksiklik duydum. Sanki aşk çok fazla hissedemedim gibi. Tek eleştirebileceğim kısım bu.

Diğer yandan kitabın sevdiğim bir çok yeri vardı. Tam benlikti diyebileceğim bir heyecan vardı. Kovalamaca ve hareketlilik vardı. Bu kısmını çok beğendim gerçi Brenda Joyce'un genelde kitaplarında olan bir şey ama bunda daha fazlaydı bence. Ayrıca arada Sean ve Eleanor'un geçmişinde küçüklüklerinden hatırlatmalar harikaydı. Küçük haylaz Eleanor'u korumaya çalışan Sean... En çok zevk aldığım yerlerden biriydi bu geçmişe dönük anılar...

Karakterlere bir bakış atmak gerekirse... Eleanor'un aşkı ve buna sadık kalması çok güzeldi. Ve Peter'ın da Eleanor'a olan aşkını o kadar güzel anlatılmış ki hissetmemek imkansızdı. Kitabın sonunda zaten Peter'a çok acıdım. Gerçekten aşkın fedakarlığını onun davranışlarıyla görebiliyoruz. Sean ise ilk sayfadan son sayfaya kadar beni kanser etti. Tamam zor şartlardı yaşadıkları kabul ediyorum ama yani birazcık insan iyi davranır. Eleanor'a demediği kalmadı. Ama Albay Reed'in Sean'ı almaya geldiği sahne favori sahnelerimden ve bir de düğün günü Sean'ın atını geri döndürüp Eleanor'u aldığı sahne...

Ailenin birbirine bağlılığı çok güzeldi. Üvey kardeş olmalarına rağmen Rex, Cliff ve Tyrell'in bile Sean'a sadakati ve sevgisi bile kitabı okunmaya değer kılıyordu. Yani Sean'a yardım etmeleri ölümlerine sebep olacaklarını bile bile onu ülkeden kaçırmaya bile çalışacaklardı şüphesiz...

Kitabı çok sevdim ve beğendim ama gönül isterdi ki Sean'ın aşkını da Peter'ın ya da Eleanor'un ki kadar hissedebilseydik. Gerçi ağabeyine çekmiş son ana kadar aşkını da fark edemedi. Devlin'de öyle olmuştu.

Neyse çok uzatmayayım ben beğendim ve tarihi aşk romanı severlere ve içinde biraz da hareketlilik isteyenlere tavsiye ederim ama diğer iki kitaplarıyla kıyaslayarak da çok büyük beklentilere girmeden okursanız çok daha seveceksiniz.

"De Warenne" serisinin ülkemizde yayınlanan kitapları sırasıyla aşağıda sizlerle paylaşıyorum:
Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum:

Tutkulu bir erkek  
Aşık bir kadın 
Soluğa bir aşk
 Sean O'Neill bir zamanlar Eleanor de Warenne'in her şeyidir fakat Sean'ın ortadan kaybolup kendisinden haber alınamadığı yıllarda, Eleanor bile ondan ümidi keser ve başkasıyla evlenmek üzere sözlenir. Düğünün hemen öncesinde Sean çıkagelir... Ancak kaybolduğu yıllarda yaşadıkları onu değiştirmiş ve artık Sean bambaşka biri olmuştur. 
Sean, Eleanor'un küçük bir kızdan genç ve güzel bir kadına dönüşmesi karşısında şaşırır. Genç kadını, bir kaçak olarak yaşadığı kendi karmaşık hayatına çekmemekte kararlıdır ancak bu gelin, kalbini çalan erkekle kaçmaya çoktan hazırdır.
"Brenda Joyce tutkunun tehlikeleri ve keyifleri üzerine hayranlık uyandıran bir hikâye anlatıyor." -Publishers Weekly

15 Aralık 2012 Cumartesi

1 "Karanlık Yankı" Önce Kitap Logosu ile Gelecek


Fantastik/Aşk yazarımız olan İlknur Uğur'u ilk kitabı Yansıma ile tanımıştık. Şimdi Yansıma'nın ikinci kitabı olan Karanlık Yankı'nın geleceğini biliyorduk ancak yazarımız bir yayınevi ile henüz anlaşmamıştı. Şimdi duyduğumuza göre yazarımız İlknur Uğur Önce Kitap ile anlaşmış ve Yansıma'nın devam kitabı Karanlık Yankı'yı Önce Kitap logosu ile çıkaracak. 
Hem yayınevine hem yazarımıza hayırlı olsun. Umarım biz okuyucuları çok fazla bekletmeyecekler. 

Küçücük bir not düşeyim istedim. Yazarımızla biz İlle Kitap olarak röportaj yapmıştık, okumayan arkadaşlarımız için İlknur Uğur ile Röportajımız başlığından okuyabilirler. 

12 Aralık 2012 Çarşamba

0 Diane Gaston - Morgana'nın Kızları


Harlequin'in takip ettiğim kitaplarından tarihi aşk romanları... ve bu da hem yazarın ilk okuduğum kitabı hem de her ne kadar şimdi okusam da Harlequin'in ilk aldığım tarihi aşk romanlarından biri. Kapak tasarımına özellikle bayıldım. Bizlerde genelde erkek figürler kullanılmıyor kapaklarda ve burada erkeğin ön plana çıkması inanılmaz hoşuma gitti.

Yazarın dilini beğendim. Akıcı bir üslupla yazıyor ve okuyucuyu kalemine bağlıyor... ama... ben kitabın başlarında biraz sıkıldım. Evet kitap çok iyi başladı ama ilk bölümden sonra biraz sıkıldım. Taki 30 sayfayı devirdikten sonra kitap daha da akıcı olmaya başladı ve heyecanla okumaya devam ettim. Sanki yazar biraz ilerledikten sonra açılmış gibi geldi ya da konusu gereği öyle olması gerekiyordu.

Hep alıştığımız kadın karakterin dışında bir karakterdi. Yani hangi tarihi aşk romanında bir hanımefendi genelev kızlarını evine alıp metres olmaları için uğraşır ki... Burada Morgana uğraşıyor. Hep nasıl Morgana'nın kızları olacak dedim meğersem bu şekilde olacakmış. Konusunu özellikle sevdim.

Sloane'nun yeğeni David ile babasına oynadığı oyun çok güzeldi. Zekiceydi gerçi Sloane'da hani feleğin çemberinden geçmiş yaşanabilecek en kötü şeyleri yaşamış bir karakter tabi ki aklını zekice kullanması normal ama yine de bu kısmı özellikle çok sevdim.

Kitabı genel anlamda çok beğendim. Çeviri kusursuzdu ki Harlequin bu konuda gerçekten titiz çalışıyor. Harlequin'in eski kitaplarını sahaflarda bulmak mümkün ve eğer olur da bulursanız bu kitabı tavsiye ederim.

Kitabın konusunu ise aşağıda yazıyorum.

Cyprian Sloane, çok kötü bir şöhrete sahiptir. Geçmişin ünlü çapkını, kumarbazı, kaçakçısı ve casusu şimdi hayatının en zorlu mücadelesiyle karşı karşıyadır – İtibar kazanma savaşı! Morgana Hart ile karşılaşana kadar, yüksek sosyeteyi onu kabullenmesi için zorlamaya kararlıdır ve karşısında hiçbir şey duramayacaktır. 
Genç kadının şefkatli tabiatı onu gece kadınlarıyla sıkı bir dostluğa götürür ve ikisini de mahvedebilecek bir skandala sürükler. 
Gerçek bir centilmen olabilmek için Cyprian, Morgana’yı feda etmek zorundadır. Yoksa bu meşhur zamparanın her ikisini de kurtarabilmesi için başka bir yol var mıdır?

3 Nicholas Sparks - Bir Başka Aşkın Hikayesi

D&R'ın okuma kampanyasından aldığım 10 kitaptan biriydi Bir Başka Aşkın Hikayesi...
Yazarı daha önce okumayı bırakın duymamıştım bile. Ama yazarın kitaplarından bazılarının isimlerini söylediğim zaman 'Hadi canım!' diyeceğinizden eminim:
  • Denizden Gelen Mektup (Message in a Bottle) 
  • Uzaktaki Anılar (A Walk To Remember) 
  • Not Defteri (The Notebook) 
  • Sevgi Fırtınası (Nights in Rodanthe) 
  • Sevgili John (Dear John) 
  • Son Şarkı (The Last Song) 
  • Şanslı Biri (The Lucky One)
Tanıdık gelen isimler var mı? Hala yok diyorsanız bu kitapların her birinin filme uyarlandığını söyleyebilirim. En ünlüleri de Defter ve Uzaktaki Anılar olsa gerek. Bunu öğrendiğimde Bir Başka Aşkın Hikayesi'ni şevkle okumaya başladım. Ve iki günde bitirdim.

Çok güzel bir kurguydu. Bir vur-kaç olayında ölen karısının katilini bulmayı kendine amaç edinmiş 33 yaşında bir şerif yardımcısı ve oğlunun hikayesi olarak başlıyor kitap. Missy Ryan'ın ölümünün üzerinden uzun zaman geçmiş, dosyası kapanmış olsa da Miles Ryan karısının ölümünü bir türlü kaza olarak kabullenemez. Ama elinden gelen başka bir şey de yoktur. Daha sonra kasabaya gelen ve ikinci sınıfa giden oğlunun öğretmeni olan Sarah ile karşılaşır ve tabii ki kitaba ismini veren o Başka Aşk da filizlenir.

En çok hoşuma giden eşini kaybeden bir adamın yeniden sevebilmeye nasıl başladığını, kendisiyle yaşadığı çelişkileri çok güzel yansıtan bir kitap oluşuydu. Lise aşkıyla evlenmiş ve bu yaşına gelene kadar aynı kadınla birlikte hayatını geçirmiş bir adamın yeni bir kadına çıkma teklifi etmek için yaşadığı o utangaçlık, yeniyetme hareketler çok şirindi. Özellikle çıkma teklif edecekken 'Vantilatörden memnun musun?' diye sorması ve sonrasında saçmalaması okumaya değerdi. Tabii ona daha fazla çile çektirmeyen Sarah'ı da ayrıca sevdim.

Tabii her şey böyle kalmadı, kitabın başından beri ara ara Missy Ryan'ın ölümünün anlatıldığı bölümler ve katilin kim olduğunun ortaya çıkması olayları oldukça karıştırdı.

Kimsenin suçlu olmadığı ve gerçekten günlük hayatta komşunuzun anlatabileceği türden bir hikayeydi. Belki de yazarın bu kadar sevilmesinin nedeni de budur diye düşünüyorum.

Sonuç olarak, Nicholas Sparks okumaya gerçekten değer bir yazar diye düşünüyorum. Sadece bir kitabını okumuş olsam da filmini izlediğim kitaplar gerçekten romantizm konusunda başarılı olduğunu gösteriyor. Tabii Dram'a kaçıyor ama tavsiye ederim.

Kitabın arka kapak açıklamasını da ekleyeyim:
Mutluluğa yeni kavuşmuş bir çift ve belki de ayrılmalarına sebep olabilecek şok edici bir sır üzerine son derece dramatik bir aşk hikâyesi.

Miles Ryan'ın hayatı, karısının bir vur-kaç kazasına kurban gittiği gün bir anlamda sona ermişti. Fakat o yine de oğluyla ilgilenmek ve New Bern, Kuzey Carolina'da, yardımcı şerif olarak çalıştığı işine devam etmek için her sabah uyanmayı sürdürdü. Hareketleri hissizdi ve çaresiz bir rüyadaymış gibiydi. Ve bir gün oğlunun ilkokul öğretmeni olan ve başarısız bir evliliğin sonrasında hayatını yeni baştan inşa etmeye çalışan Sarah Andrews ile tanıştı. Miles ve Sarah, hayatlarının onları sonsuza kadar terk ettiğini düşündükleri bir dönemde, karşılıklı güveni birbirlerinde bularak âşık oldular. Yeni buldukları bu aşk, zamanla geçmişin acı izlerini silmeye başladı. Ancak öyle bir şey yaşandı ki, çok yakın bir zaman içinde aralarındaki bağın aşktan başka bir şey olduğunu keşfettiler. Bu, onları hayatları boyunca inandıkları her şeyi sorgulamak zorunda bırakacak, yıkıcı bir sırdı.

"Nicholas Sparks, bu romanıyla hayatın acı dönemeçleri ve kıyaslanamaz tatlılıklarını kolay anlaşılır bir keskinlikle dile getiriyor. İddialı mesajıysa, insan olmanın getirdiği kusurlar, hepimizin yaptığı hatalar ve kendimizi aşkın kucağına bıraktığımız takdirde yaşayacağımız mutluluklarla ilgili güçlü bir ders veriyor." - New York Times

11 Aralık 2012 Salı

0 Nemesis Kitaptan 3 Yeni Yazar Geliyor


Nemesis Kitap, yeni yılın yeni kitaplarından bir kısmını tanıttı. Beth Kendrick'in kitabı The Lucky Dog Matchmaking Service yayına hazırlanırken, Sally MacKenzie - The Naked Duke ve Jaci Burton -  The Perfect Play kitaplarını ise yayınevi Ocak ayında okuyucuyla buluşturmayı planlıyor. 

Sally MacKenzie'nin yedi kitaplık serisi Naked Nobility'nin ilk kitabı The Naked Duke olacak. Seri tarihi aşk romanı serisi. 

Jaci Burton'ın yayınlanacak kitabı The Perfect Play ise Play by Play serisinin ilk kitabı. Romantik komedi ve spor harmanlanmış olan seri altı kitaptan oluşuyor.

10 Aralık 2012 Pazartesi

1 E.L.James - Özgürlüğün Elli Tonu


Veeee serinin son kitabı. Gerçekten diğer iki kitap bu kitabın yanında halt etmiş. Aşık, romantik erkek Christian ve korumacı, hükmedici Christian'ı görüyoruz bu kitapta da ama tabi genelde romantik erkek olarak daha fazla görüyoruz. Diğer iki kitaba kıyasla bu kitabı daha çok sevdim. Heyecan doruklardaydı.

Başlangıcı Christian ve Ana'nın balayından oldu ve gönül isterdi ki bütün heyecanıyla detaylı bir düğün okumayı ama yazarımız yazmamış. Yine de çok güzeldi. Balayındaki zaman geçirmeleri çok sevimliydi tam evli çift tadındaydılar. Aspen'deki eve giderken uçak yolculuğu çok güzeldi. Çok şekerlerdi hepsi... Hepsi kısmından kastımın ne olduğunu okuduğunuzda görürsünüz.

Elliot ve Kate arasındaki gelişmeler çok hoştu ve özellikle kitabın sonunda onları üç kişilik bir aile olarak görmek çok daha eğlenceliydi. Tabi Mia ve Ethan'da var... Onlarda güzel bir çift oldular.

Kitap baya heyecan yüklüydü. Ciddi anlamda silahlar da konuştu. Jake Hyde yine yaptı yapacağını... Ahh tabi Bayan Robinson (Elena) da yaptı yapacağını. Tam Elena yüzünden kavganın ardından Hyde olayı patlak verince Christian'a acıyasım geldi.

Christian'ın Ana'ya içini döktüğü yerler çok güzeldi. Her şeyi ile anlattığı noktalar... Elena ile olanları.. Bir de olaya biraz da olsa Christian'ı anlamamızı sağlıyor.

Kitap içeriğine girer bir yorum yapmak istemiyorum o yüzden yorum yazmak zor oldu. O kadar anlatmak, özellikle hoşuma giden yerler var ki söylemek istediğim söyleyemiyorum...

Neyse... bu paragrafta kitap içeriğine giriyorum... Kendimi tutamayacağım. :) Christian'ın Ana'nın hamileliğine tepki vermesi ve son bölümde onun nasıl bir baba olduğunu okumak çok şekerdi. Özellikle de ikinci bir bebek beklerken... Küçük oğullarının tavırları bana tıpkı Junior Christian dedirtti. Babasına çekmiş velet... Yeni evlerinde mutlu bir aile okumak çok güzeldi.

Dediğim gibi bu kitabı diğer iki kitaba göre çok sevdim. Tam benim ağzıma göreydi. Heyecanlı sahneler ve aşk dolu sahneler vardı... Ve... ve... ve... Christian'ın ağzından olan bölümler de tam bonus bölümü oldu. Onları okumak da çok güzeldi her ne kadar okumuş olsam da tekrardan okumak güzeldi.

Küçük bir hatırlatma olsun. Bu Elli Ton üçlemesinin üçüncü kitabı. İlk kitabı Grinin Elli Tonu ve ikinci kitabı da Karanlığın Elli Tonu.

Kitabın konusunu aşağıda paylaşıyorum:

Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı…
Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.
Anastasia Steele’in ne istediğini bilen, göz alıcı iş adamı Christian Grey’le tanışması, her ikisinin de hayatlarını geri dönülmez biçimde değiştiren şehvetli bir ilişkinin kıvılcımını çakmıştır. Christian’ın sıra dışı zevkleri karşısında şoka uğrayan, ondan hem hoşlanan hem de korkan Ana, daha derin bir bağlılık istiyordur. Onu yanında tutmaya kararlı olan Christian, bunu kabul eder. 
Şimdi her şeye sahiptirler; aşk, tutku, yakınlık, servet ve sonsuz olasılıklarla dolu bir dünya. Ana, Grey’i sevmenin kolay olmayacağını ve beraberliklerinin her ikisinin de tahmin edemeyeceği zorluklar getireceğinin her zaman farkında olmuştur. 
Anastasia’nın kendi benliğinden ve bağımsızlığından ödün vermeden Grey’in yaşam stiline uyum sağlamayı öğrenmesi, Grey’inse kontrol dürtüsünü aşması ve kendisini altüst eden fırtınaları arkasında bırakması gerekmiştir. 
Ama geçmişle hesapları henüz kapanmamıştır. Tam her şeye sahip gibi göründükleri bir anda, talihsizlik ve kader bir araya gelip Ana’nın en korkunç kâbuslarını gerçeğe dönüştürür… 

8 Aralık 2012 Cumartesi

0 Mel Starr, Julianne MacLean ve Sherryl Woods Kitapları Yayına Hazırlanıyor



Ephesus Yayınları yayınlana hazırlanan üç kitabını duyurdu. 

Hugh de Singleton'ın yeni macerası 'A Trail of Link' ile devam ediyor. Huzursuz Kemikler ve Cesedin Şifreleri kitapları ile tanıdığımız Mel Starr'ın yeni kitabı yayına hazırlanıyor. 

Julianne  MacLean'ın Beni Aşka İnandır kitabı ile tanıştığımız yazarın yeni kitabı 'An Affair Most Wicked' geliyor. Amerikan Varisleri Serisinin ilk kitabını yayınlayan Ephesus serinin ikinci kitabını da okuyucu ile buluşturuyor. Toplamda 6 kitaplık olan serinin kitap aralarını çok açmayacağını düşünüyorum yayınevinin.  

Aşka Şans Ver kitabı ile bir çok okuyucunun gözde yazarlarından biri haline gelen Sherryl Woods'un yeni kitabı 'Flowers on Main' kitabı Ocak 2013'te okuyucuyla buluşuyor. Yazarın Chesapeake Shores Serisi ile başlayan Ephesus Yayınları şimdi serinin ikinci kitabını yayına hazırlıyor.

Ephesus Yayınları bu sıralar çok yoğun çalıştıklarını gösteriyorlar. Yeni kitapların haberlerini de okuyucularından eksik etmiyorlar. Ne diyelim bizler de heyecanla bekliyoruz. 

0 Heidi Betts - Bir Yumak Aşk


Sihirli Çıkrık serisinin 3. kitabını da bitirdim. İlk kitaptan son kitaba kadar eğlenerek, zevk alarak okudum. Takip edeceğim yazarlardan biri haline geldi Heidi Betts.

Yazarın dili çok akıcı, sürükleyici, sade, aşk dolu ve eğlenceli... Zaten romantik komedi tadında üçlemeydi.

İkinci kitapta Grace, Zack'i odasında başka bir kadınla yakalaşmıştı ve bu kitapta buradan devam ediyor. Sonrasında neler olduğunu... Tabi Zack her seven erkek gibi yıkılıyor... Grace'de biraz inatçı keçi dediğimiz karakterlerden.

Aralarındaki sohbetleri okumak çok eğlenceliydi özellikle köpeğin adı üzerine olan kısımlar. New York yolculuğu sırasında Zack'in babası hakkında söyledikleri gerçekten çok acıydı hani aldatıldığına inanan biri bile bu sözlerden sonra tereddüt eder ki Grace en başından beri her ne kadar aldatıldığını düşünse de içinde tereddütleri varken bir şey dememesi beni deli etti. Ama sonunda Grace'in sahada yaptığı çok tatlıydı insanın yüzünde tebessüm oluşturacak şekildeydi.

Jenna'nın en çok istediği şeye Gage'den bir bebeğe kavuşması, Ronnie'nin Dylan ile evlenecek olması ve son olarak da Grace ve Zack ilişkisinin de tatlı sona bağlanması çok romantikti. Ama... en çok hoşuma giden kısım son bölümde Charlotte'un motorlu adamla gitmesinde sırıttım. Yazarın Charlotte için böyle bir son yazmasını çok sevdim.

Genel anlamda kitabı çok beğendim ama bence - kişisel düşüncem - diğer kitaplarının (Kördüğüm ve Seviyor Sevmiyor) yanında eğlenceli anlatım bakımından biraz sönük kaldı gibi. İlk kitap daha eğlenceli ve tutkuluydu bu kitap ise çok daha romantik ve daha az eğlenceliydi. Her üç kitabı da tavsiye ederim okuyun. Ben seveceğinizi düşünüyorum özellikle Chick Lit tarzını seviyorsanız.

Serinin diğer kitaplarını da hatırlatayım. İlk kitap Kördüğüm ikinci kitabı ise Seviyor Sevmiyor

Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum:

Kadın, aldatıldığını düşünüp ilişkiye son veriyor. 
Dikkatli olun beyler! Grace gibi kadınlar aldatılmayı asla, ama asla affetmez. Hele de karşısındaki erkek, nişanlısı ve şehrin yakışıklı, gözde sporcusu Zackary Hoolihansa. O, her şey bitti diye diretirken, haftalık örgü sınıfındaki arkadaşları ilişkisinin devam etmesi için ellerinden geleni yaparlar. Ama ihanet yüzünden çektiği kalp acısı bir türlü iyileşmez. Zackin masum olduğuna dair açıklamasını hiç tatmin edici bulmaz. Sonunda, Zack sakatlığıyla baş başa kalınca, Grace kendini onun bakıcılığını yaparken bulur. 
Adamsa eşekten düşmüş karpuza dönüyor.
Diğer taraftan nişanlısının terk edişiyle psikolojisi altüst olan Zack, onu öyle özlüyordur ki, ne maçlara konsantre olabiliyor, ne de onunla nişanlanmadan önceki hızlı aşk hayatına dönebiliyordur. Otel odasındaki yatağına giren yabancı kadını bir türlü açıklayamamıştır. Kırık bir kalp ve sakatlanmış diziyle her şeyin bittiğine inanmak üzeredir. Eğer durum bir an önce düzelmezse sevdiği kadını, spor kariyerine devam etmesi için kritik olan eleme maçlarını ve her şeyi elinden kaçıracaktır.

7 Aralık 2012 Cuma

1 James Thompson ve Jennifer McMahon Çok Yakında Okuyucuyla Buluşuyor


Ephesus Yayınları sevilen iki yazarının yeni kitaplarını okuyucu ile buluşturmaya hazırlanıyor. 

James Thompson'ın Kar Melekleri ve Şeytanın Gözyaşları kitaplarından tanıdığımız Dedektif Kari Vaara'nın hikayesi Helsinki White ile devam ediyor. 

Söylemeyeceğine Söz Ver kitabı ile tanıdığımız Jennifer McMahon'un yeni kitabı Kayıp Kızlar Adası'da çok yakında okuyucu ile buluşuyor. 

Her iki yazarında takipçilerini sevindirecek haberler yayınlayan Ephesus henüz net bir tarih belirtmedi. Ancak beklemeye değer kitaplar olduğu da değişmez bir gerçek. 

6 Aralık 2012 Perşembe

0 Blood Red Road, Mart 2013'te Yayınlanacak



Moira Young'un kaleminden 'Dust Lands' serisinin telif haklarını Ephesus Yayınları tarafından alındı. Serinin ilk kitabı olan Blood Red Road'ı yayınevi facebook sayfasında duyurduğuna göre Mart 2013'te yayınlayacak. 

Ayrıca serinin ilk filmi sinemaya uyarlanacak ve "Gladyatör" ve "Cennettin Krallığı" filmlerinin yönetmeni Ridley Scott olacak. 


5 Aralık 2012 Çarşamba

4 Rita Hunter - Aşkın Ateşi


Bir üçlemenin (Ateş Dizisi) ilk kitabı aynı zamanda yazarın okuduğum ilk kitabı. Yer yer sıkılmış olsam da Adrian'a öfkelensem de fena bir kitap değildi. Nedendir bilinmez okurken bazen sıkıldığımı hissettim. Sanki sayfalar çevrilmiyormuş gibi geldi ama İsabel'in Londra'ya gitmesinden sonraki kısımlar bir çırpıda okundu.  Genel anlamda kitabı beğendim ve doğal olarak da serinin Ruhun Ateşi ve Kalbin Ateşi kitaplarını da okumak istiyorum. Yanılmıyorsam seri üç kont arkadaşı konu alıyor. İlki Aşkın Ateşi Kont Adrian'ı konu aldı diğerlerinin de Brendan ve Stephen'ı konu alacağını düşünüyorum ki eğer öyleyse özellikle Brendan'ın kitabını merak ediyorum... Pek suratsızdı çünkü :)

Her neyse kitabın yorumuna gelecek olursam kitabın karakterleri bence yeterince güçlü ve konuda özgündü. Onca okuduğum aşk romanları ile benzerlikleri yoktu. Isabel'in asiliğini yere göğe sığmaz enerjisini ve duygularını dışa vurumunu çok sevdim. Adrian'a da yeminle sinir oldum. Ya nasıl bir insan karşısındakini kırdığını bile bile kırar... Özellikle evlenmeden önce Elenour'un odasındaki konuşmalarda yanımda olaydı o Adrian parçalamıştım. Ama kitabın çok severek okuduğum kısımları Isabel'in çiğ patates yediği mutfak sahnesinden sonrakiler. Özellikle evlendiklerinden sonra birbirlerine aşklarını ilan etmeleri çok romantikti. Bu konuda romantizmi ve aşkı hissettirmişti yazar. Ancak özellikle son bölümü çok çok çok beğendim. Adrian ve Isabel'i mutlu aile tablosu ile görmek çok güzeldi.

Detaylı bir yorum yapmaya girersem kitap içeriğine girerim bu yüzden kısa keseceğim. Kitap genel anlamda güzeldi, nedenini bilmediğim sebeplerden dolayı her ne kadar bazı yerlerde sıkılsam da genel anlamda sevdim kitabı. Dediğim gibi serinin diğer iki kitabını da alıp okuyacağım. Tarihi aşk romanı severlere de tavsiye ederim.

Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum:

Masum bir plan kimsenin canını yakmazdı değil mi?
Isabella Gwen Sullivan kadar fedakâr bir kızın dostu için yapmayacağı hiçbir şey yoktu. Ancak sağduyu konusundaki genel sorunu bazen ipin ucunu kaçırmasına neden olabiliyordu. En yakın arkadaşı Fredy deli gibi sevdiği Vivian tarafından hiçbir sebep yokken terk edilmiş, üstüne üstlük onun Henfield Kontu Adrian Eaglestone ile nişanlandığı haberini almıştı. Bu durumda o kıza ve nişanlısına iyi bir ders vermek kaçınılmazdı.Böylece Isabel ve Fredy bir hafta sürecek olan Henfield yaz balosuna katılmanın bir yolunu buldular. Planları basitti... Balo boyunca yeni evli bir çift gibi davranacaklar, bu sayede kıskandırma silahının eşsiz gücünü Vivian üzerinde deneyeceklerdi. 
Her şey kusursuz olabilirdi…
Tabii işler düşündükleri gibi gitseydi...
Adrian tekrar âşık olabileceğini hissediyordu... Geleneksel Henfield yaz balosunda güzeller güzeli Vivian ile nişanlarını kutlayacaklar ve cemiyetin takdirini kazandıkları kusursuz beraberliklerini ilan edeceklerdi. Ne var ki işler düşündüğü gibi gitmedi. Baloya katılan yeni evli tuhaf çift hayatlarına fırtına gibi girdiğinde yapabildiği tek şey önce rüzgâra kapılmak, sonra da o rüzgârı kendi lehine çevirmek oldu. Ödenmesi gereken bedeller biraz ağır ama son derece adildi. Neticede bu olayda kimse pek masum değildi. Özellikle de küçük yalanıyla ortalığı karıştıran Isabel’in masumiyetle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktu...

5 "Gabriel Arafta" Okuyucu ile Buluşuyor


Adı bir Gabrie'in Coşkusu, bir Gabriel Arafta olarak açıklanmıştı. Bunlardan galip gelen Gabriel Arafta oldu. Gabriel'in cehennemi kitabının devamı olan Gabriel Arafta, nihayet 20 Aralık 2012'de raflardaki yerini alıyor. Kitabı merakla bekleyen okurlardan birisi olarak bu habere gerçekten sevindim. Daha da güzeli kitaba erken ulaşmak isteyenler 7 Aralık 2012'den itibaren kitabı internet sitelerinden edinebilecekler. Lafı çok uzatmadan, yayın evinin duyurusunu aynen yayınlıyorum.

"Çok sevildi. Adeta kapışıldı. Aylarca yok sattı. Şimdi hikaye kaldığı yerden devam ediyor. Kimden bahsettiğimizi çok iyi biliyorsunuz. Ve karşınızda serinin beklenen ikinci kitabı. Gabriel Arafta! 20 Aralık 2012'de kitap satılan her yerde!  Ama daha fazla beklemek istemeyenler internet satış sitelerinden 7 Aralık 2012'den itibaren alabilecekler. Keyifli okumalar..."

Kitabın konusu;

Uluslararası Bestseller yazarı olan Sylvain Reynard, birbirlerine en karanlık arzularıyla bağlı iki âşık olan Gabriel ve Julia’nın hikâyesini aktarmaya devam ediyor. 
Fakat arzuları bu sefer onların sonu olabilir… 
Profesör Gabriel Emerson, eski öğrencisi Julia Mithchell ile aşırı tutkulu ancak bir o kadar da gizli bir ilişki yaşamaktadır. İtalya’daki romantik tatillerinde Gabriel ona, vücudunun en şehvetli zevklerini ve cinsel birleşmenin coşkusunu öğretir. Ama döndüklerinde, mutluluklarını öğrencilerin fesatlıkları, akademik çevrenin baskıları ve kıskanç bir eski sevgili tehdit eder. Gabriel üniversite yönetimiyle karşı karşıya gelince kendini Dante’nin kaderine mi mahkûm edecek yoksa Julia’yı, Beatrice’ini sonsuza kadar yanında tutmak için mi savaşacak? 
Son zamanların en sürükleyici aşk hikâyesi olan Gabriel’in Cehennemi’nin ikinci kitabında Sylvain Reynard, okuyucularına akıllarında, vücutlarında ve ruhlarında kalıcı izler bırakacak bir dünyanın kapılarını aralıyor.

4 Aralık 2012 Salı

0 Teresa Medeiros - Bazıları Hırçın Sever


Bazıları Hırçın Sever'i dün bitirdim. Takipçilerimizin bildiği üzere bu kitap Bazıları Ateşli Sever Kitabının devamı ama kesinlikle ilkinden çok daha güzel.

Pamela ve Connor'ın ilişklerini çok sevdim ben. İlk kitapta zaman zaman boşluğa kapıldığım anlar olmuştu ama bu kitapta herhangi bir boşluk hissetmedim. Kendimi tamamen kaptırarak okudum. Son kısımda Connor hakkında ortaya çıkan şeyi tahmin etmemiştim açıkçası. Bu beni epey şaşırttı. Yazar güzel bir ters köşe yapmış.

Bir eleştirim, Catriona ve Connor'ın buluşmasının sönük olmasıydı. İlk kitapta Catriona'nın Connor'ın üzerine düşüşünden sonra bu kitaptaki kardeş ilişkisi biraz sönük kalmıştı. Yine de hakkını yemeyeyim tabii adam seviyor kardeşini. Ama onun kardeşini öldürmeyi düşündüğünü öğrenmek beni epey epey şaşırttı. Bunu açıkça söylediğim için bana kızmayın içeriğe girmek değil tam olarak. Okuyunca anlarsınız demek istediğimi :)

Dediğim gibi kitabı gerçekten beğendim. İlk kitaptakinden daha yoğun ve daha hissedilir bir aşk var. Yazarın kalemini zaten beğenmiştim. Eğer başka kitapları varsa, henüz araştıramadım, zevkle okuyacağım. Herkese tavsiyedir diyor, sizi konuyla baş başa bırakıyorum.
Bazıları imkansız olanı sever. 
Pamela Darby'nin hayatında birine ihtiyacı vardır; tercihen beyninden çok adaleleri gelişmiş bir Kuzey İskoçya erkeğine. Kız kardeşini zorla evlendirilmekten kurtarmaya kararlı olan bu becerikli, güzel kadın, Dük'ün kayıp vârisini oynayacak, kuvvetli ve heybetli bir erkeğe ihtiyaç duymaktadır. Pamela büyük ödülü kaptıktan sonra, bulduğu adamı başından atmayı planlamaktadır. Bir anda yolunu kesen, mavi gözlü ve baştan çıkarıcı haydut tam da aradığı adamdır. 
Bazıları dedidolu sever. 
Connor Kincaid, soylu ailesinin onurunu kurtarma hayalinden vazgeçmiştir. Sürpriz bir şekilde yoluna çıkan genç İngiliz kadını ona, ikisinin de sonunu darağacında bitirebilecek, riskli bir oyuna ortak olmasını teklif eder. Bir maceraya ya da güzel bir kadının cazibesine asla karşı koyamayan Connor, ikisinin de kaderini belirleyecek olan bu anlaşmayı kabul eder. Kazanacak çok şeyi olan bu genç kadın ile kalbinden başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan yakışıklı adam Londra'ya doğru yola koyulur ve sürpriz bir aşka yelken açarlar. 
Bazıları hırçın sever.

3 Aralık 2012 Pazartesi

0 Fatma Erdek, Ephesus Yayınları İle Anlaştı



Ephesus Yayınları, Türk yazarları kadrosuna yeni bir yazarımızı daha ekliyor.

Melekler Zamanı ile tanıdığımız ve kalemi ile herkesin sevgisini kazanan yazarımız Fatma Erdek, Ephesus Yayınları ile anlaştı.  Yazarımızın yeni kitabını Ephesus logosu ile okuyacağız...


2 Julie Garwood - Baharı Beklerken


Garwood... Sanırım bu kadının hiçbir kitabını okurken sıkılmam... Açıkçası Güllere Sor'u beğenmiştim ve Güller ve Gelinler'de yazarın performansını düşürdüğünü düşünmüştüm. Ancak bu kitapta Garwood performans yine yerindeydi. Öncelikle kitap evet aşk romanıydı ama içine polisiye de karışmıştı. Sevdim, kitapta bir kovalamaca vardı. İkinci kitaptaki banka soygunların devamını burada da görüyorduk ve polis şefi Daniel Ryan'ın ve Cole Clayborne'nın bu soyguncuların peşinde olması ve arada gelişen olaylar kitabı aşk romanı çizgisinden kaydırıp polisiye romanı hale getirmişti. Bu yüzden diğer kitaplardaki gibi aşk romanı beklemeyin. Özellikle Güller Sor'daki gibi...

Yorumuma gelirsek... Güller ve Gelinler'de Daniel Ryan'ın kim olduğunu deli gibi merak ettikten sonra onunla tanışmak ve detaylıca tanıma güzeldi. Üstelik tek bir erkek -Cole - üzerine değil iki erkek üzerine olması kitabı benim açımdan daha güzel kıldı. Kitapta Cole ve Daniel hep beraberdi ve başları bence bir çeteden çok kadınlarla dertteydi.

Kadınlar demişken... Şu banka soygununa şahit olan kadının kim olduğunu bulurken Jessica, Grace ve Rebecca beni tam anlamıyla deli ettiler. Ya hiçbiri tanık değil ya hepsi tanık... Erkeklerin buna verdikleri tepkiler çok eğlenceliydi. Kısacası onların çıldırdıklarını görmek eğlenceliydi. Küçük Caleb ise hepsinden eğlenceliydi. Onun kim olduğu kitaba kalsın.

Cole'in ve Daniel'in kadınlara aşık olmaları onlara karşı tutumları çok tatlıydı. Hele Daniel'in Cooper'a söylediği sözde çok güldüm. Cooper, 'benim tatlı leydim' desine 'o benim' demesi... Harikaydı. Hele Cole'un Daniel'e 'zorunlu evlilik diye bir şey duydun mu' demesi ayrı bir şeydi. Cole da Daniel da kadınlar konusunda eğlenceliydi. Aynı zamanda sahiplenici...

Ama son bölüm Noel'de Rosehill'de hepsinin toplanması insanda gülümseme ihtiyacı hissettiriyordu. Yazarımız resmen son bölümle mutlu, huzurlu bir aile tablosu yaratarak okuyucuya tebessümle kitabı bitirtiyor...

Cole ve Daniel'in aşklarını okumak insanda romantik duygular uyandırırken banka soygunu ile ilgili olan kısımlarda insanı heyecana sürüklüyordu resmen...

Sonuç olarak kitabı Garwood severlere öneririm. Ben beğendim, hatta Güller ve Gelinler'deki yetersizlikten sonra bu kitap çok iyi gitti. Tavsiye ederim okuyun. Kitap biliyorsunuz ki Clayborne Kardeşlerin son kitabı. Ondan öncesinde Güllere Sor - Güller ve Gelinler kitapları yer alıyor, bu küçük bir hatırlatma olsun.

Kitabın konusunu sizlerle aşağıda paylaşıyorum:

Çok satan kitapların yazarı Julie Garwooddan serinin merakla beklenen son kitabı BAHARI BEKLERKEN eğlenceli ve romantik bir aşk hikâyesiyle okurlarla buluşuyor
Cole Clayborne kandırılarak rozet sahibi olur ve Daniel Ryan tarafından polis şefliği görevine getirilir. Elinde olsa bu sorumluluğu reddedecektir ama Blackwater Çetesi yine iş başında olduğundan geri planda kalamaz. Ryan iki senedir - bir banka soygununda karısını ve kızını kaybettiğinden beri - çeteyi takip etmektedir ve meseleyi çözmesi için onun yardımına ihtiyaç duymaktadır.
Rockford Falls Bankası soyulduğunda tanıklardan sadece biri sağ kurtulmuştur. Fakat sorgulanmaktan korkan görgü tanığı ifade vermeye yanaşmamaktadır. Bu kişinin kimliğine dair Coleun ve Danielın elinde bulunan tek ipucu o öğleden sonra bankada işlem yapan üç kadının isminin bulunduğu listedir. Hayatta kalmayı başarmış olan tanık aristokrat Rebecca James midir yoksa sevimli Grace Winthrop mu? Peki ya baştan çıkarıcı Jessica Summers?
Cole ve Ryan banka soygunu meselesini çözerken ve katillerin peşine düşerken üç kadını da bir şekilde güvende tutmak zorundadırlar. Ancak en büyük tehlike bu güzellerden birine kalplerini kaptırmalarıdır.
"Gerçekten harika Esprili, duygu yüklü ve kesinlikle merak uyandırıcı". - Romantic Times
"Tarihi aşk romanı alanında güvenilir bir isim haline gelmiş olan Garwood
yarattığı karakterlerle okuru yine büyülüyor." - People

2 Aralık 2012 Pazar

1 Teresa Medeiros - Bazıları Ateşli Sever


Merhabalar, uzun süredir sizler için bir kitap yorumlama fırsatım olmadı. Ama İnci, sağolsun ki blogumuz da hiç boş kalmadı.

Yorum yazmadığım bu süre içerisinde hiç kitap okumadım mı? Okudum. Ama bunlar İnci'nin zaten yorumlamış olduğu kitaplar olduğu için ancak bu gün yeni bir yorumu paylaşabiliyorum :)

Bazı Ateşli Sever... Kitap gerçekten güzel ve yazarın kalemi de gerçekten iyi diyerek başlayayım yorumuma. Kendi adıma yeni, okunabilecek bir yazar bulduğum için mutluyum. Kitabın dili çok güzeldi. Araya serpiştirilen esprilerden özellikle keyif aldım. Tabii bunu okuyup çok komik bir kitap beklemeyin. Ama yazar ufak esprilerle kitabına renk katmayı gerçekten başarmış.

Aslında hikayenin içinde zaman zaman "ben sanki böyle bir sahne okumuştum" hissiyatına kapıldım. Doğrusunu söylemek gerekirse gerçekten bazı iki üç satırlık kısımları başka ve çok daha deneyimli yazarların kitaplarında da okumuştum. Belki de onları  okuyup çok beğendiği için kullanmıştır diye düşündüm ancak bu benzerliği yine de çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim.

Yine de bu kitabın geneli için bir eleştiri değil, küçük bir iki kısım için geçerli bir durum. Onun haricinde kitabın kesinlikle özgün. Kitabın içinde çok tutkulu, yoğun bir aşk olduğunu söylersem doğru olmaz. Evet, sevimli ve merakınızı uyandıracak, hoşunuza gidecek bir aşk var ama belki de kitap, en sevmediğim şekilde, kavuştukları anda bittiği için öyle yoğun bir his bulamadım kitapta.

Bir diğer eleştirim, daha doğrusu sitemim de Connor karakteri ile ilgili. Kitap boyunca kendisinin ortaya çıkmasını bekledim ama yazarımız sağolsun o işi ikinci kitaba bıraktı :) Yine de ilk kitabı bitirişinin cidden zekice ve merak uyandırıcı olduğunu söylemeliyim. İkinci kitap olan Bazıları Hırçın Sever adlı romanını, henüz ilk roman biter bitmez merak etmeye başladım ve umuyorum ki yakın zamanda okuyacağım.

Connor, kitaptaki ana karakter olan Catriona'nın ağabeyi ve tüm hikaye Catriona'nın onu bulmak istemesiyle başlıyor. Anladığım kadarıyla da yazar ikinci kitapta, birincisinin kaldığı yerden devam etmek yerine bu kez Conner karakterinin hayatını işliyor. Sanırım kardeşler ancak üçüncü romanda buluşabilecekler :P Yine de ikinci romandan da umutluyum :D Eh, amma uzun yazdım. Hepsini okuduysanız sağolun var olun diyor, sizi kitabın konusuyla baş başa bırakıyorum.

BAZILARI TEHLİKELİ SEVER... 
Ailesinin onurunu korumaya karar veren İskoç güzel Catriona Kincaid, yurduna dönebilmek için görgü kurallarını ve kendi güvenliğini hiçe sayarak, hem uslanmaz bir hovarda hem de kötü şöhretli bir soylu olan Simon Wescott’un yardımına başvurur. Üstüne üstlük Simon hapistedir.
Catriona, Simon’ın kendisine yardım etmesi karşılığında ona hem para hem de özgürlük vadeder ancak arsız çapkının çok daha ihtiraslı bir ödül istemeye cüret edebileceği aklına dahi gelmemiştir. 
BAZILARI CAZİBELİ SEVER... 
Simon ise yıllar önce karşılaştığı oğlansı kız çocuğunun, dikbaşlı ve son derece çekici bir kadın haline geldiğini görünce hayrete düşer. Kimsenin kahramanı olmayacağına dair ettiği yemine rağmen Catriona’nın şövalyesi olmaya karşı koyamaz. Kuzey İskoçya binbir çeşit tehlike ve macera ile onları beklemektedir fakat gerçek tehlikenin, son derece güçlü bir tutkunun pençesine düşen kalplerini tehdit etmekte olduğunu anlayabilecekler midir?

“Son derece seksi, keyifli, pırıl pırıl ve büyüleyici.”
                                               -Amanda Quick