9 Nisan 2014 Çarşamba

3 Melih Ümit Menteş'in Yeni Kitabı Çıktı!

Veee yeni bir Türk yazar ve yeni bir kitap... Başarı Türk yazarları görmek cidden gurur verici...

‘Sema Ayini, Semboller ve Anlamlar’, ‘Mevlana’nın 18 Sırrı’, ‘Hayat Rehberimiz Mesnevi’ ve ‘Yaşam Sanatı İso-Chi’ adlı kitapların da yazarı Melih Ümit Menteş yeni kitabını çıkardı 

Eeee şimdi de bize tanıtım yapmak düşüyor değil mi :) 

İşte kitabımızın tanıtım yazısı ve size kitaptan kısa bir bölümü de paylaşacağım :)

KADER DEFTERİ YAZILIYOR 
Zaman Kâtibi, Gizemli Binici’yle geldi 
Yazar Melih Ümit Menteş’in 14 aydır üzerinde çalıştığı 'Zaman Kâtibi' serisinin ilk kitabı ‘Gizemli Binici’ raflardaki yerini aldı. Dört kitaplık bir seriden oluşan ‘Zaman Kâtibi’, Cinius yayınevinden çıktı. Kitap daha önce tasavvuf, sağlık ve sosyal psikoloji alanında eserler veren Menteş’in ilk romanı…  
Moğol katliamı 
Zaman Kâtibi, çölün bir ucundaki Abbasi ve Karmatiler’den Kapalıçarşı’nın dehlizlerine yerleşmiş kadim iblislere uzanan nefes nefese, fantastik bir macerayı anlatıyor. Kars yakınlarındaki Türk şaman köyüne kadar ulaşan Moğol katliamdan kurtulan bebek Tanay, esrarengiz bir atlı tarafından 1201’den 1510 yılına kaçırılıyor. Tanay aslında iyiler ile kötülerin savaşında kazananı kader defterine yazacak bir kahraman olduğundan habersiz büyüyor… Zaman kapısını ilk kez araladığında da sürek avı başlıyor.  
Yarı kurgu yarı tarihi 
Kitabın en önemli özelliklerinden biri de fantastik öğelerle bezenmiş yarı kurgu yarı tarihi bir zemine sahip oluşu… Yazar zamanda yolculuk yapan kahramanların maceralarını anlatırken, okuyucuya tarihsel akışa uygun, gerçek bilgiler de veriyor… Zaman Kâtibi’nde tarihin gizli kalmış gerçek kahramanlarıyla da tanışıyor okuyucu, büyük bir aşkla da… Menteş, “Bu bir özgürlük savaşçısının hikâyesi… Esasında her insanın verdiği bir savaş bu… Hepimiz özgür olmaya ve sevgiyi bulmaya çalışırız bu hayatta, bir yandan da yaşadıklarımızı kendi kader defterlerimize kazırız. Bunlar değiştirilemez bir biçimde kendi tercih kozalarımızı örer. Tıpkı Zaman Kâtibi gibi” diyor. 

KİTAPTAN BİR BÖLÜM:

Tanay ve Ayda mağara duvarlarının içinden yükselen tok ve babacan bir sesle donup kaldılar: “Bunlar zaman kâtiplerinin heykelleridir!” Hiç beklemedikleri anda kubbede ve tüm duvarlarda yankılanan gür erkek sesi karşısında savunma konumuna geçme gereği hissetmediler, çünkü o dört kelimeyi Uzak Doğu aksanıyla söyleyen adamın sesinde tehdit değil, hoş geldiniz vurgusu vardı. Kendini çabuk toparlayan Tanay, çevresine bakındı, “Kimsin ve neredesin?” diye seslendi. 

“Galo. Böyle derler bana. Büyük Dağ Ruhu’yum.”

Heykellerin seyrelerek yerini boş bir duvara bıraktığı noktada turuncu, yuvarlak bir ışık belirdi ve giderek büyüdü. Çizgi kaşları, çekik gözleri, minik burnu ve çizgi halindeki ağzıyla Ayda’nın hayalinde, ırmak üzerinde gördüğü üç sevimli yaratığa benziyordu. Tanay elini etraftaki heykellere doğru salladı. “Kim bu insanlar? Neden burada heykelleri?”

“Zaman kâtibi hepsi. Önceki zaman kâtiplerinin heykelleridir onlar. Bir sonraki de sen olacaksın. Tabii kabul edersen.”

Ayda bu haberle irkildi ve başı döner gibi oldu. Kendini bildi bileli zaman kâtibi efsanesiyle ilgili anlatılanların hepsi bir anda zihnine üşüştü: Kahramanlıklar, kötülerle savaş ve en önemlisi de genç yaşta ölüm... Yüzü asıldı ve sesindeki burukluğu gizlemeye çalışarak, “Neden o?” diye sorabildi. Galo’nun ince dudakları kıpırdadı ve tüm mağara tok sesle titredi:

 “Çünkü o seçildi. Dünya büyük sıkıntılar içinde ve lanete uğramış olan hızla yayılıyor. İnancınız ve beceriniz sınanacak.” 


3 yorum :

  1. Hiç tanımadığım bir yazar. Notumu aldım. Teşekkürler paylaşım için. Bu arada izleyiciniz oldum.

    YanıtlaSil
  2. Güzel bir kitaba benziyor. Ben de yazarı bilmiyordum.

    YanıtlaSil

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın