28 Ocak 2014 Salı

0 Lynne Graham - Aşkın Varisi (Sister Brides #2)


Bir önceki yorumumda Lynne Graham'ın kitabını -"Sicilya Tarzı İntikam"-pek beğenmediğimi söylemiştim ya aynı kitapta bulunan ikinci hikaye "Aşkın Varisi" daha iyiydi ona nazaran.

Imm... yazarın bu hikayesi evet daha iyiydi. Duyguları daha hissedilebilirdi ama yine de yetersizdi. Kurgu müthişti daha uzun olsaydı bence daha etkileyici olabilirdi. Mesela Jaspar ve Freddy'nin aralarındaki ilişkiyi, diyalogları falan daha fazla okuma şansımız olsaydı bence kitap 5 üzerinden 5 lik bir kitap olurdu.

Kurgu müthişti, olaylar ve yerler harikaydı... Konuşmalar ve diyaloglar... kavgalar ve barışmalar... hepsi iyiydi ama bunda da diğerinde olduğu gibi her şe fazla hızlıydı... Ama ilkine nazaran daha hoşuma gitti. Belki de çok fazla beklentim olmadığındandır.

Yorumumu çok fazla uzatmayacağım bu hikaye en azından okunup, iyi vakit geçilebilinecek bir hikayeydi. Dediğim gibi şu kurgu şöyle 300 sayfalık ya da 200 sayfalık bir kitapta olaydı duygular hissedilir ve enfes bir şey ortaya çıkardı. Nedense bana çok fazla hızlı, geçiştirilmiş, biran önce mutlu sona bağlandırılmış gibi geldi.

Her neyse... güzel vakit geçirmek isterseniz okuyabilirsiniz.

Ahh bir de bu iki kitap bir serinin iki kitabı. "Sister Brides Serisi"nin kitapları.
Kitabın konusunu aşağıda paylaşıyorum:
Bir şeyhi şanstajla evliliğe zorlamak... 
Veliaht prens Jaspar al-Husayn, Frederica'nın kuzeninin ölümünden sonra, toparlamaya çalıştığı hayatına birden dalıp yeğenini ülkesine götürmek istediğinde Freddy, sevgiyle bakıp büyüttüğü çocuktan ayrılmayı öyle kolay kabul etmeyecekti. Cesur yanı Beny'nin kaçırılması karşında öyle hiçbir şey yapmadan durmamasını söylüyorsa da mantıklı tarafı onu geri almak için tek yol olduğunu biliyordu: Jasper ile evlenmek!

27 Ocak 2014 Pazartesi

0 Lynne Graham - Sicilya Tarzı İntikam (Sister Brides #1)


Harlequin kitaplarını seviyorum hele ki kısacık sıcacık hikayeleri ise okura inanılmaz zevk veriyor ama... işte amalar da oluyor bazen ne yazık ki...

Lynne Graham... yazarın methini o kadar duydum ki... kalemini seven okur kitlesi o kadar fazla ki insanda bir merak oluşturuyor ve okuma isteği doğuyor insanın içinde... Benimde doğdu ve okuyayım dedim ahh bir de bu kitap, kitap sayfalarından tanıdığım sonra yüz yüze tanıştığım ve samimiyeti ve güler yüzlülüğü ile sevgimi ve saygımı kazanan arkadaşımın hediyelerinden biri olunca da daha bir hevesle okudum ancak yazarın kalemine tapılacak bile kalem gibi bakamadım.

Tamam yazar fena sayılmaz. Okuru sıkmıyor ve kurgusu gayet akıcı bir şekilde akıyor bunları inkar edemem ama bana olaylar fazla hızlı geldi. Aslında çok iyi başlamıştı... ama hangi ara birbirlerinden aşık olacak kadar etkilendiler anlamadım gitti. Ya tamam ilk görüşte aşka birçok kitapta tanık oluyoruz ama bunların ki bana fazla hızlı geldi hadi onu da geçti diğer kitaplarda duygu yoğunluğundan her şeye "he" diyebilirken bunda duygu konusunda eksiklik hissettim...

Kurgu çok iyiydi ama kitabın bence eksikleri vardı... Mesela duygudan yoksundu, Misty'nin kimliği çok ani ortaya çıktı... Adam çok çabuk aşık oldu! Ki bu aşkı ben okurken hiç hissedemedim. Bazı şeyler havada kalmış sanki biran önce tatlı son olsun da bitsin modunda geldi bana...

Her neyse...

Takip eden bilir Harlequin'in "Classics" olarak yayınladığı kitaplarda iki hikaye oluyor ilki "Sicilya Tarzı İntikam"dı ve ikincisi de Lynne Graham'ın ve yazarın o hikayesini de okuyacağım bir şans daha vermek adına... Dilerim bundan daha iyidir...

Ahh bir şey daha vardı... Kitapta "erkek" diye bahsediliyordu Leone'den. Artık orijinalinde nasıl bir kelime kullanıldı bilmiyorum ama genelde kitaplarda "adam" kelimesini okumaya alışığız ve "erkek" onu yaptı bunu yaptı şeklinde okumak... bilemiyorum... olmamıştı ya... Ha yanlış anlaşılmasın çeviri çok iyiydi, devrik cümle, imla hatası falan yoktu ama o "erkek" tabirine takıldım işte... :(

Ama.... ama... şu iki cümle Leone ve Misty arasındaki şu iki cümle çok hoşuma gitti. Bir sevdiğim kısım bu sanırım :))

***
Duygusal olarak hala sarsılıyor olan Misty, gümüş grisi gözlerinde pırıltılarla fısıldadı: "Seni bulduğum gün, öldüm ve cennete gittim." 
Leone duygusal bir sesle, "Bense, cehenneme düşmeden önce, cenneti bulmuş olduğumu anlayamadım."
***

Cidden aşkı hissettiren bir kitapta bu cümleler çok etkileyici olabilirdi...

Genel anlamda kurguyu sevsem de olaylar bana çok hızlı geldi. Duygu adına pek bir şey hissedemedim... O yüzden de pek sevdiğimi söyleyemem... Sanırım ilk sevemediğim Harlequin oldu.

Tercih sizin... isterseniz okuyun ama ben şahsen tavsiye edemem... :(

Bu arada kitap bir seriye ait ve seri 3. ve 4. kitapları da var ama bizde çevrildi mi çevrilmedi mi bir bilgim yok ne yazık ki :(
"Sister Brides Serisi"nin kitapları.
Kitabın konusunu sizlerle aşağıda paylaşıyorum:
Sicilya tarzı intikam mı, aşk mı?  
Sicilyalı sanayi devi Leone Andracchi, kız kardeşinin intikamını almak amacıyla, güzeller güzeli Misty’i silah olarak kullanmaya karar vermişti. Nasıl bir erkek, intikam uğruna, bir kadını duygusuz, cansız bir obje gibi kullanıp bir kenara atabilirdi ki? Son derece zekice ama duygusuzca yapılmış olan bu plan başarılı olacak mıydı? Ama bu Sicilyalı muhteşem erkeğin öngöremediği bir şey vardı: Aşk! 

24 Ocak 2014 Cuma

2 Tracy Anne Warren - Geceyarısı Tutkusu (The Trap Trilogy #3)


Ve kalemine taptığım bir yazarın daha kitabını bitirdim. Bir yıldır beklediğim ve artık çıkması konusunda ümidimi kestiğim kitabın çıktığını görünce hemen aldım ve neredeyse hemen de okudum. Aslında hemen okuyamadım. Yoğun bir iş programım olduğundan dolayı biraz elimde oyalandı kitap ama yine de her satırından zevk aldım diyebilirim :))

Tracy Anne Warren,akıcı, sürükleyici zaman zaman eğlendirici aşkı hissettiren bir kaleme sahip bir yazar. Daha önce yazarın iki kitabını -aynı zamanda serinin ilk kitabı- okumuştum ve bu üçüncü kitabı...

"The Trap Serisi"nin üçüncü ve son kitabı Geceyarısı Tutkusu, daha önceki kitaplardan tanıdığımız utangaç, kültürlü, okumayı seven ama sosyal olmayan, konuşmayı pek beceremeyen Eliza ile sosyal, genç kızların hayranlığını kazandığı, yemek yemeyi seven Kit'i konu alıyor. Seriden biraz bahsetmek gerekirse, 3 kitaptan oluşuyor ve her kitap bir çifti, karakteri anlatıyor ama bu karakterler birbirleri ile bağlantılı karakterler.

Diğer kitapların da blogda yorumları olsa da onlardan da biraz bahsetmek istiyorum. Serinin ilk kitabı "Kollarımdaki Yabancı", Reaburn Dükü Adrian Winter ile Leydi Violet Brantfort'un evliliklerini, Violet'ın büyük sırrını ve bu sırrın aşklarına neler yaptığını konu alıyor. İkinci kitabı "Gül ve Diken", Violet'in ikizi Leydi Jeannette Brantford ile Darragh O'Brien'ın tanışmalarını aralarındaki çekici ve Darragh'ın oyununu ve sonrasında aşkın nasıl kazandığını anlatıyor. Son kitap "Geceyarısı Tutkusu" ise Violet'ın en yakın arkadaşı Eliza Hammond ile Reaburn Dükü Adrian'ın kardeşi Lord Christoper(Kit) Winter'ın aralarındaki çekimi, Kit'in akıl hocalığını ve ikisi arasındaki aşkı anlatıyor.

Kısaca üç kitabında özetini geçtikten sonra asıl kitabımıza dönerek yorumuma gelelim. :)
Kitap içeriğine girmeden önce genel bir yorum yapmak istiyorum. Kitabı beğendim hem de çok ama ımm bazı yerlerde beni tatmin etmeyen bir şey vardı. Sanırım tam olarak beklediğim bu değildi. Diğer kitapları daha güzeldi sanki. Ben Kit ve Eliza'yı bu şekilde tahmin etmemiştim. Gerçi tam olarak nasıl bir şey bekliyordum bilmiyorum ama...

Neyse... yine de kitap güzeldi. Beğendim gerçi yazarın dilini sevdiğimden olsa gerek okurken keyif aldım.


Fazlasıyla kitap içeriğine girebilirim :))

Öncelikle söylemek istiyorum ki Violet & Adrian çiftini ve Jeannette & Darragh çiftini mutlu ve çocuklu görmek çok güzeldi ama keşke oları daha fazla okuyabilseydik. Hani onların da ilişkilerini falan :)) özlemişim bu çiftleri :))
Gerçi Violet'ı baya okuduk eee Eliza'nın arkadaşı ve Eliza'da onların evinde kalıyor okumamız normal tabi :)

Neyse... :)) Eliza'nın utangaç tavırlarını ve sosyete rahatlıkla karışabileceği davranışlarını geliştirmesi, kıyafetleri ve saçlarını değiştirmesi konusunda Kit'in akıl hocalığı yapması iyi fikirdi. Kit ve akıl hocalık... okumak güzeldi ama daha fazla olmalıydı o satırlar.

Eliza'nın bir anda popülerliği yakalaması ve Kit'in her ne kadar kıskansa da itiraf edemez tavırları ise okumaya değerdi. Hele saçlarını kestirme muhabbetinde kuaförün tavırlarına çok eğlendim. :) Elbise seçimlerinde de Jeanette'nin moda aşkında da çok eğlendim. :)

İlk başlarda Kit'in yarattığı Eliza'dan hoşlandığını düşünmüştüm ama daha sonra fark ettim ki ikisi beraber çok zaman geçiriyorlar ve Kit, Eliza'da hoşuna giden tarafları keşfediyor, onun arkadaşlığında hoşlanıyor... Bunları keşfedişini okumak da çok güzeldi. Gerçi başlarda saç ve kıyafet değişimiyle çekici ve daha güzel hale gelen Eliza'dan etkilenmesi hiç hoşuma gitmedi ne yani her şey dış görünüş mü? dedirtti ama ilerleyen sayfalarda davranışlar, konuşmalar, bakışlar, karakteristik özellikleri keşfederken Eliza'ya aşık olması daha hoşuma gitti.

Kit'in eğitim aldığı yıllardan tanıdığı Vikont Brevard'ın Eliza'dan hoşlanması ve ona evlilik teklif etmesi... Kit'in duygularını harekete geçiren şey oldu bence! Hani elinizdekinin değerini kaybedince anlarsınız ya işte Kit'in durumu biraz öyle oldu. Ama... ama... Brevard'a haksızlık yapıldı. Cidden tam bir beyfendiydi ve Eliza'yı hak ediyordu... Bu şekilde olmamalıydı olaylar Brevard için... ama işte aşk kazanacak ya...

Şahsen ben Vikont Brevard'tan daha çok hoşlandım :))

Kit'in aşkını itiraf edişini de paylaşmak istiyorum sizlerle :))
Loş, şimşekli ışık altında gözlerinin içine baktı Eliza. "Lütfen, Kit. Lütfen bırak beni." 
Kit yavaşça başını salladı. "Bırakamam. İnan bana denedim ama olmuyor. İnkar edilemez şekidle sana olan arzumdan acı çekiyor olsam da duygularım çok ama çok daha derin." İfadesi ciddiydi, Eliza'nın dudaklarına bir öpücük kondurdu. "Seni seviyorum, Eliza."
Tamam itiraf ediyorum ben bu sahneyi biraz daha romantik hayal etmiştim :) 


Artık yorumumu bitiriyorum. Kitap hoşuma gitti, okumaktan zevk aldım. Hikayesi, kurgusu hayal ettiğim gibi olmadı bu konuda birazcık hayal kırıklığına uğrasam da yine de beğendim kitabı. Imm... puan vermek isteseydim sanırım 3,5 verirdim... 

The Trap Serisi kitapları:
Seriyi sizlere tavsiye ederim. Tarihi aşk romanı, lordları, leydileri, dükleri vikontları okumayı seviyorsanız bu seriyi de seveceksiniz. 

Dilerim Koridor Yayınları, yazarın diğer kitaplarını da yayınlar, şahsen yazarın kalemini çok seviyorum bu yüzden okumayı çok isterim. O yayınlamasa da inşallah başka bir yayınevi alır haklarını :))

Kitabın konusunu aşağıda paylaşıyorum:

Eliza Hammond huysuz, bakımsız ve içine kapanık biri olarak herkesin köşe bucak kaçtığı biriydi. Ne var ki teyzesinden kalan büyük miras sayesinde bir anda bekarların gözdesi oluverdi. Artık en çok korktuğu şey aynada çirkin görünmek değil, açgözlü servet avcılarının tuzağına düşmekti.  
En yakın arkadaşının tereddütler yaşadığını gören Violet, Elizayı yakın akrabası Lord Christopher diğer adıyla "Kit" Winterın ilişkiler konusunda uzman ellerine teslim eder. Kit, Elizayı herkesi etkileyebilecek güzel bir kadına dönüştürecektir. Ancak bir problem vardır: Eliza kendisine koca bulmaya çalışan bu adama sırılsıklam aşıktır. Elizanın Kitten gizli aşk dersleri almaya başlamasıyla ateşli ve tutkulu öpücükler havada uçuşmaya başlar. Kit Elizanın bitmek tükenmek bilmeyen arzularına karşı yenilgiyi kabul eder. Fakat eğer yüreğindeki aşkı dile getirmemekte ısrar ederse güzel leydisini sonsuza dek kaybedecektir.

21 Ocak 2014 Salı

2 Mark Billingham - Ölüme 5 Kala


Ve Orkinos'un en yeni kitabı "Ölüme 5 Kala"'da okundu ve bitti...  "Seni İzliyorum"un yorumunda da demiştim yayınevinin başka kitaplarını da okumayı istiyorum diye ve "Seni İzliyorum"u her ne kadar beğenemediysem de bu kitabı beğendim. Güzel bir polisiye, cinayetli, suç kitabıydı. Gizemliydi de...

Mark Billingham'ın ülkemizde yayınlanan ilk kitabıydı ve hem yeni bir yazar tanıdık hem de uzun zamandır polisiye okumamıştım benim için güzel bir değişiklik oldu.

Hep yaptığım gibi yazarın diline dair bir yorum yapacağım. Akıcı bir üslubu vardı yazarın okuru sıkmıyor ve tek bir konu üzerine yoğunlaşmıyor. Bir cinayet işlenip de sadece polisiye türünde kalmayıp karakterlerin hayatlarına da dokunuşlar vardı kitapta bu da yazarın kalemini ve kurgusunu bir üst kademeye ulaştırıyor dolayısıyla...

Az çok bu tür kitaplardaki yorumumu okuyanlar bilirler ben tek bir konu üzerine odaklı kitapları sevmiyorum. Mark Billingham bu kitapta tam benim istediğim kıvamda bir kurgu yaratmış. Cinayetler, polisiye, gizemin yanında karakterin özel hayatına da dokunmuş kalemi ve bu benim hoşuma gitti.

Bu arada Mark Billingham'ın Tom Thone adında bir serisi var. Ve bu kitabın karakteri de Thorne olunca seriye ait m diye araştırdım ve evet seriye ait görünüyor. Hani her kitabında farklı konular işlenen seriler vardır ya onun gibi bir seri bu da... sanırım... Dilerim yayınevi yazarın diğer kitaplarını da bizlerle buluşturur.

Ne yazık ki kitap içeriğine giren bir yorum yapamayacağım. Yani bu bir polisiye kitap içeriğine girersem kitabı anlatmak zorunda kalır ve bütün heyecanını öldürürüm bu yüzden o kısımlar için susuyorum :)

Kitabı genelde anlamda beğendim. Zaman zaman durağan geldiği yerler oldu ama konusu güzeldi, kurgusu güçlüydü yazarın. Polisiye, dedektifli kitapları severlere tavsiye ederim okuyun eminim ki yazarın kitaplarını takip etmek isteyeceksiniz.

Sanki polisiye bir dizi izliyormuş gibi hissedeceksiniz...

Ayrıca kitabın kapağını tanıtımını yaparken de dediğim gibi sevdim. Beyaz zemine siyah yazıyı Koridor Yayınları yapıyordu polisiye kitaplarında ve ben oldukça beğeniyordum bunu başka yayınevlerinde de görmek cidden çok hoş. Bu model kapakları yakıştırıyorum bu türe.

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda paylaşıyorum:
Aslında bir ritmi var şey gibi adını siz getirin ağaç kakan ya da ona benzer bir şey gibi. Tak tak tak 
Belki de tik tik tik tıpkı saat gibi Ölüme götüren usul usul yaklaşan bir ses. Terry Mercelın otuz yıllık öfkesine bedel olan seri cinayetler ve insanın kanını donduran soğukkanlılık Her şey büyük planın bir parçası gibi ilerliyor. 
Ölüme 5 Kala romanıyla İngilterenin sisli caddeleri suç dolu mahalleleri ve cinayet sahneleri ile çözülmesi gereken bir bilmecenin tam içindesiniz 
Polisiye gerilimde diğer bir nokta önemli karakterler tarafından hayat verilmiş ve mizahla birbirine bağlanmış olmasıdır. Bu tam da öyle bir kitaptır.-Sunday Mirror  
Ölüme Beş Kala romanı ölçülü bir şekilde melankolik bir ruh halini göstermektedir. Onun yazıları yıllar geçtikçe olgunlaştı. Yakın zamanda yaratılmış olan Thorne okuyucuyu sadece Londradaki hayatla değil yaşlanma ve emeklilik umuduyla da karşı karşıya bırakır. - James Kidd The Independent 

18 Ocak 2014 Cumartesi

0 Kitap Haberleri (Orkinos Yayınları, Parodi Yayınları, Elf Yayınları, Altın Bilek Yayınları)


Bu haftalık kitap tanıtım haberleri yapmak gerçekten benim için eğlenceli olmaya başladı :) 
Aslında haber yayınlandığı gibi sizlerle paylaşmak isterdim ama malum ben çalışıyorum yoğun bir iş programım var bu aralar Çiğdem'inde öğrenci olması dolayısıyla finalleri falan var ders çalışıyor o yüzden pek vakit bulamıyoruz ikimizde. Ama sanki bu şekilde daha iyi gibi oluyor ya da bana öyle geliyor :)

Her neyse yine bu hafta yayınevleri boş durmayıp bol bol çalışıp biz, okurlar yeni kitap haberleri verdiler. 
Bazıları telif haklarını aldıkları kitapları tanıttılar bazıları yeni çıkardıkları ve çıkaracakları kitaplar... 

İşte o haberler :)


"Seni İzliyorum" kitabı ile yayın hayatına başlayan Orkinos Yayınları, her okur kitlesine hitap edercesine önce erotik aşk romanı ile başladı şimdi polisiye romanıyla devam ediyor. 

Mark Billingham kaleminden "Ölüme 5 Kala" kitabını okurlarıyla buluşturuyor. Polisiye severlerin seveceği bir yazar ve kitap olacağını şimdiden söyleyebilirim. Şahsen yazarın adını bir iki yabancı bloglarda duymuştum. Dolayısıyla kitabın sevileceğini düşünüyorum. 

Kitabın tanıtımını paylaşmadan bir şey daha söylemek istiyorum. Kitapta Tom Thorne'un bir macerasını okuyoruz. Yazarın Tom Thorne adında bir serisi var ve belli mi olur belki yayınevi o seriyi yayınlar ;) 

Ahh bir de neden bilmiyorum ama polisiye kitaplarda beyaz zemine siyah yazıyı seviyorum :))

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda sizlerle paylaşıyorum:
Aslında bir ritmi var şey gibi adını siz getirin ağaç kakan ya da ona benzer bir şey gibi. Tak tak tak 
Belki de tik tik tik tıpkı saat gibi Ölüme götüren usul usul yaklaşan bir ses. Terry Mercelın otuz yıllık öfkesine bedel olan seri cinayetler ve insanın kanını donduran soğukkanlılık Her şey büyük planın bir parçası gibi ilerliyor. 
Ölüme 5 Kala romanıyla İngilterenin sisli caddeleri suç dolu mahalleleri ve cinayet sahneleri ile çözülmesi gereken bir bilmecenin tam içindesiniz 
Polisiye gerilimde diğer bir nokta önemli karakterler tarafından hayat verilmiş ve mizahla birbirine bağlanmış olmasıdır. Bu tam da öyle bir kitaptır.-Sunday Mirror  
Ölüme Beş Kala romanı ölçülü bir şekilde melankolik bir ruh halini göstermektedir. Onun yazıları yıllar geçtikçe olgunlaştı. Yakın zamanda yaratılmış olan Thorne okuyucuyu sadece Londradaki hayatla değil yaşlanma ve emeklilik umuduyla da karşı karşıya bırakır. - James Kidd The Independent 


 Parodi Yayınları'nın hızına yetişmek pek mümkün görünmüyor. Oldukça iyi ve bomba gibi kitaplarla okurların karşısına çıkıyorlar. Yayınevinin en yeni kitabı "Between" Serisinin ilk kitabı...

April Genevieve Tucholke kaleminden şimdilik 2 kitap olan "Between" Serisinin ilk kitabı "Derin Sularla Şeytan Arasında" kitabını yayınevi yayına hazırlıyor. Kitap okurlarına fantastik diyarların kapılarını adına kadar açıyor. Paranormal aşk ve geç yetişkin (young adult) kategorilerinde bulunuyor kitap. Bu türü severlerin keyifle okuyacağı bir kitap gibi görünüyor ki çaktırmayın bene merakla bekliyorum kitabı =)

Kitabın tanıtım yazısını sizlerle paylaşıyorum. Ah bir de kapak orjinal kapak tasarımı sizce de oldukça ilgi çekici ve egzotik görünmüyor mu? :))

Geçmişi sırlarla dolu esrarengiz Freddie… Ölü Freddie’nin hatıralarına düğümlü Violet White… Çarpık gülüşlü, mükemmel yalancı River West… 
Okyanus kıyısındaki sıradan kasaba Echo’da her şey olağandı. Ta ki bir gün esrarengiz yabancı River West, White ailesinin köhne malikânesi Citizen Kane’in misafir evini kiralayana kadar… Çarpık gülüşlü, zeki ve mükemmel bir yalancı olan River, birkaç gün içinde hem Violet’ın hem de tüm Echo kasabasının hayatını değiştirir.  
Doğaüstü yetenekleri olan River, herkes için tehlike saçarken, Violet için hem tekinsiz bir yabancı hem de karşı konulmaz bir varlıktır. Bu gizemli misafirle birlikte White ailesinin sırları da birer birer ortaya çıkmaya başlayınca, Violet kendisini sımsıkı bir düğümün ortasında bulur.

Vee bomba gibi haberler Elf Yayınları'ndan geldi. Yayınevi haklarını aldıkları ve yakında okurları ile buluşturacakları en yeni kitaplarını görücüye çıkardı... Ki aralarında isimi en çok duyulan serilerden biri de var :)

İlk olarak "Fixed on You" ile başlamak istiyorum çünkü bu kitabın adını çok duymuş, konusunu beğenmiş ve okumayı hep istemiştim şimdi Türkçe'si çıkacak onu bekleyeceğim boşuna İngilizce'sini okumayayım değil mi? :)

Laurelin Paige kaleminden "Fixed" serisinin ilk kitabı olan "Fixed on You" yakında Elf Yayınları'nın logosu ile çıkıyor. Yayınevi seriyi yayılaycaklarını duyurdular ama henüz bir tarih vermediler ama bu yıl içinde çıkacak sanırım "yılın bombası" diyerek tanıttılar :)) Seri şuanda 3 kitaptan ve bir ara kitaptan oluşuyor. Erotik aşk romanı, günümüz aşk romanı ve chick-lit kategorilerinde yer alıyor... Açıkçası ülkemizde pek bu tür kapaklara sıcak bakılmasa da orijinal kapakla yayınlanmasını istiyorum bu kitabın belki biraz sansürleyebilirler isterlerse ama orijinal olsun isterim :) Nedense orijinal kapaklara her zaman ayrı bir sempatim var :)

Neyse Elf'in ikinci kitabı Mike Carey'in "Felix Castor" serisinin ilk kitabı "The Devil You Know". Seride şuanda yayınlanmış 5 kitap var devamı gelir mi bir bilgim yok ne yazık ki ama "Felix Costar" serisi Paranormal, doğaüstü olayları, şeytanları, hayaletleri olan fantastik bir kitap. Imm nefis bir şeye benziyor değil mi? :))

Elf'in haklarını satın aldığı yeni iki kitabı da aynı yazara ait. Saskia Sarginson'un yayınlanmış iki kitabını yayınlayacak yayınevi. Kitapları "The Twins" ve "Without You". Her iki kitap hakkında pek bilgim yok ne yazık ki bu yüzden size pek bilgi veremeyeceğim üzgünüm. :(

Elf'in son olarak duyurduğu kitap Nora Melling'in "Schattenblüte Serisi"nin 3. kitabı... Diğer iki kitap henüz yayınlanmadı bu durumda serinin Elf'te olduğunu düşünebiliriz. Genç yetiştin ve fantastik kategorilerinde yer alıyor. Ayrıca kapak tasarımları da oldukça hoş :))


Ve son olarak Altın Bilek Yayınları'nın yeni yazarı Kristen Middleton... Yayınevi dün duyurdukları bir haberde yazarın kitaplarının haklarını aldıklarını ve "The Mage" ve "The Guardian" kitaplarını yayınlayacaklarını söylediler.

Açıkçası kitapların kapaklarından fantastikmiş gibi bir izlenim uyandırıyor ama emin değilim kitaplar hakkında hiçbir fikrim yok ama dilerim yayınevi orijinal kapakları kullanır her iki kitap içinde... Sizce de çok dikkat çekici değil mi? Bence kitaplıkta çok hoş duracaktır eğer sırtlarında da kapaktakine benzer resim varsa... :))


13 Ocak 2014 Pazartesi

0 Jessica Sorensen - Ella ve Micha'nın Sırrı (The Secret #1)


Ve bende sonunda Micha ile tanışanlardan biri oldum :) Cidden çok da memnun oldum tanıştığıma :))

Öncelikle Pena Yayınları'nın en bomba kitaplarından biriydi Ella ve Micha'nın Sırrı ve kapak biraz erotizm gibi görünse de kitap erotik değildi ve her ne kadar arkasında yetişkin okurlar için ibaresi bulunsa da o ibareye gerek yoktu bence.

Jessica Sorensen'in ilk okuduğum kitabıydı ve kadının dilini cidden sevdim. Akıcı, okuru kitaba bağlayıcı, sıkmadan okurun kapılıp gitmesini sağlayacak kadar hafif, okuru yormayacak kadar güzel bir dille yazılmış bir kitap.

Ella ve Micha'nın Sırrı bir seriye ait bir kitap ve ilk kitaptı. "The Secret" serisinin kitabıydı ve seri 4 kitap ve bir ara kitaptan oluşuyor. Günümüz aşk romanı kategorisinde yer almasının yanında genç yetişkin (young adult) kategorisinde de yer alıyor.

1 Kitap Haberleri 4. Kısım (Arkadya Yayınları & Pena Yayınları & Parodi Yayınları)


Kitap haberleri turunun 4. kısmı ile devam ediyoruz. O kadar çok kitap çıkmış ve biz o kadar geride kalmışız ki yaz yaz bitmeyecek sanırım :)

Neyse bazıları çıkmış ve dağıtımı yapılmış bazıları henüz çıkmamış ama çıkmak üzere olan kitaplar. Eğer henüz yayınlanmadıysa bunların yayın tarihlerini hakkında bilgi de vereceğim :)

Arkadya Yayınları, yeni kitabını 5 Ocak'ta yayınladılar. Şuanda bu kitabı birçok kitapçıda raflarda görebilirsiniz. 

"Cennetin Rengi" adında yayınladıkları kitap E.V.Mitchell kaleminden geliyor. Gerek kapak tasarımlarıyla gerek de püsküllü ayraçları ile okurların kalbinde taht kuran yayınevinin bu kitabı oldukça beğenilecek gibi duruyor. 

Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum:
Cennetin rengi nedir? Sonsuz Mavi… Saflığın temsili Beyaz… Huzurun diğer adı Yeşil… Peki sizin renginiz nedir? 
Sophie Duncan herkesin hayalini kurduğu bir hayatı yaşıyordur. Başarılı olduğu bir işi, mutlu bir yuvası ve bu yuvayı neşesiyle taçlandıran bir de iki yaşında kızı vardır. Ancak bir gün aldığı bir haberle tüm dünyası altüst olur. O zamana kadar yaşadığı hayatın bir yalandan ibaret olduğunu anlayan Sophie, artık kaderini karşılama vaktinin geldiğinin farkındadır. Yok saydığı annesiyle yüzleşerek geçmişindeki sırların kilidini açacaktır. Ve öyle bir an gelecektir ki gerçekten yaşamakla sevmenin ne demek olduğunu doğaüstü bir olayla keşfedecektir.  
Cennetin Rengi her zaman umut vardır dedirten muhteşem bir hikâye. Aşkın gücünü, kendini yeniden keşfetmeyi, kalp kırıklığını ve iyileşmeyi anlatan bu romanı okurken, sayfaların akıp gittiğini anlayamayacaksınız. 

Pena Yayınları, okurlarının dikkatini çekecek üç yeni kitapla yine kendini gösteriyor. Ki benimde oldukça ilgimi çeken kitaplar olduğunu itiraf etmeliyim.

Bu kitaplardan ilki Cora Carmack kaleminden geliyor. "Losing It" serisinin ilk kitabını "İlk Defa" adıyla ve ilgi çekici kitap tasarımıyla yayınlayan yayınevi kitabın şimdiden çok satılacağı garantisini veriyor bence. 

Seri 3 kitaptan oluşuyor ve günümüz aşk romanı kategorilerinde yer alıyor. 

Kitap 16 Ocak 2014'te yayınlanacak diye de not düştükten sonra tanıtım yazısını aşağıda paylaşıyorum:
İlkler Asla Unutulmaz... 
Üniversitenin tek bakiresi olarak mezun olmak istemeyen Bliss hızlıca birini bulup bu işi çözmeye karar verir. Mümkün olduğunca çabuk... Tek gecelik bir ilişki... Bliss o kişiyi bulur ancak gerçekten gülünç bir bahaneyle onu yatakta bırakarak kaçar. Ertesi gün sınıfa giren yeni tiyatro öğretmeni ona çok tanıdık geliyordur. Bliss tam sekiz saat önce onu yatakta bırakmıştır... Yalnız... Çıplak... 

Pena Yayınları'ndan çıkacak olan bir diğer kitap da Francesc Miralles kaleminden "Kalp Hapishanesi". 

Bir seriye ait olmayan "Kalp Hapishanesi"nin ne yazık ki türüne karşılık bir bilgi veremeyeceğim çünkü bu konuda bilgi edinemedim. :(  ama şunu söyleyebilirim okumak istediğim bir diğer Pena kitabı diyebilirim :)

Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum:
“Küçük şeylerden keyif al çünkü bir gün geri dönüp baktığında onların büyük şeyler olduğunu fark edebilirsin.” 
Bir sokak kedisi Samuel’in evine girdiği gün etrafında inşa ettiği insan geçirmez dünya sarsılmaya başlar. Bu kedi sayesinde 30 yıl sonra mucizevî bir şekilde ortaya çıkan çocukluk aşkı Gabriela’yı tesadüfen bulur. Bu tesadüften sonra Samuel’i şaşırtıcı olaylarla dolu bir macera beklemektedir. Günlük hayatımızda küçücük şeylerin bir fırtına başlatma veya uyuşuk bir kalbi uyandırma gücüne sahip olduğunu göreceğiniz bu romanı okuduktan sonra hayatınızdaki küçük şeylerin mucizesini keşfedeceksiniz

Ve Ocak ayında Pena'nın yayınlayacağı bir diğer kitapta Anne Eliot kaleminden "Travma Sonrası Aşk Çarpması". 

Adının ilginçliğinin yanında konusununda oldukça ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim. Seri olmayan bağımsız bir kitap olan "Travma Sonrası Aşk Çarpması" 16 Ocak 2014'te yayınlanacak ve günümüz aşk romanı kategorilerinde yer alıyor. 

Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum:
Bazen Unutmamak Gerekir! 
Jess Jordan’ın hayatı yaşadığı bir travmayla altüst olur. Hiç arkadaşı yoktur. Hayatının önemli bir kesitini hatırlayamaz. Geceleri gözlerini her kapadığında hep aynı kâbus onu çığlıklarla uyandırır. Bu yüzden gündüzleri uyumaya çalışır ancak bu şekilde normal hayatını devam ettiremez. Bu durum onu çok yorar. Ancak Jess artık eski hayatına dönmek istiyordur ve bunun için bir plan yapar: Okuldan arkadaşı Gray Porter onun ‘sahte’ sevgilisi olacaktır. Ama kusursuz olduğunu düşündüğü planı onun karşısına beklenmedik sürprizler çıkarır ve hayatının altüst olduğu o anı hatırlatır...

Parodi Yayınları bomba gibi bir kitap ile okurlarının karşısında ve bu kitap benimde oldukça ilgimi çeken bir kitap!

Nancy Grossman kaleminden "Uzak Ülke" yeni kapak tasarımı ile yayınlandı. Ayrıca kapak tasaırmının orijinal kapak olduğunu da söylemeliyim :) Her yaş ortalamasına hitap eden kitap okurlarını memnun edecek bir kitaba benziyor diyebilirim. 

Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum:
Gözlerinizi kapatın ve hiç cep telefonu kullanmamış kot pantolon giymemiş sinemaya gitmemiş 16 yaşında bir genç kız hayal edin. İşte karşınızda Eliza Miller. Ama artık Elizanın kendisinin de bir üyesi olduğu Amish topluluğundan uzaklaşıp hayatına yön verme zamanı gelmiştir. 
Rumspringa döneminde Chicagonun banliyölerinden birinde dadı olarak çalışma imkanı yakalayan Eliza modern dünya ile tanışmak üzere ailesinin yanından ayrılır. Evden ayrılan Eliza kendisini nelerin beklediğini görmek için sabırsızlanmaktadır. Gittiği yerde kaderi Josh isimli bir gençle kesişen Eliza bu genç sayesinde müzikle filmlerle ve yepyeni arkadaşlarla tanışarak kendisi için büyülü bir dünyanın kapısını aralar. Ama bir karar vermek zorundadır. Arkasında bıraktığı Amish topluluğunu ve ailesini ebediyen terk mi edecektir Yoksa modern hayatın getirilerini elinin tersiyle itmesine gerek kalmadan aşkının yanında kalmayı mı tercih edecektir Yalnızca 16 yaşında yüreği dolup taşan bir genç kız hayatının geri kalanında neyi isteyip istemediğine nasıl karar verecektir.

12 Ocak 2014 Pazar

0 Kitap Haberleri 3. Kısım (Aspendos Yayınları & Arunas Yayıncılık)


Kitap haberler turumuza devam ediyoruz :)

Dün iki tane yorum yazdıktan sonra yarısını da bugüne bıraktım ve sizleri bu konuda bilgilendirmeye devam etmek adına 3. Kısım ile karşınızdayım :) Cidden kendimi haber bülteni sunuyormuşum gibi hissediyorum ve çaktırmayın bu hoşuma gitti :)

Neyse bazıları çıkmış ve dağıtımı yapılmış bazıları henüz çıkmamış ama çıkmak üzere olan kitaplar. Eğer henüz yayınlanmadıysa bunların yayın tarihlerini hakkında bilgi de vereceğim :)


Bu seferki haber başlığımıza Aspendos Yayınları ile başlıyorum. Laura Landon kaleminden tarihi aşk romanı kategorisinde ve herhangi bir seriye ait olmayan bağımsız bir kitap olan "Sessiz İntikam" kitabını okuruyla buluşturuyor Aspendos Yayınları. 

Daha önce yazarın ülkemizde bir kitabı yayınlanmadı dolayısıyla hem yeni bir yazar hem yeni bir kitap. Konusu tarihi aşk romanı severlerin - benim gibi-  ilgisini çekecek türden bir konu. 

Kitap yayınlandı internet sitelerinden sipariş vererek temin edebilirsiniz. Muhtemelen dağıtımı da yapılmıştır yapılmadıysa da kısa zamanda raflarda görebilirsiniz kitabı. 

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda paylaşıyorum:
Leydi Jessica Stanton altı gün içinde yirmi beş yaşına girip kendisini, İngiltere'nin en zengin kadınlarından biri hâline getirecek kadar yüklü bir mirasın sahibi olacaktı. Bu gerçekleştiğinde de üvey kardeşi Colin, özgürlüğüyle birlikte tüm her şeyine el koymak için Jessica'ya saldıracaktı. Tek bir çözüm vardı: kendisine Colin'in karşısında durabilecek kadar güçlü bir eş bulmak. Fakat onu koruyabilecek birisini bulabilse bile, hangi adam sırrını öğrendikten sonra onunla evlenirdi ki? 
Northcote Kontu Simon Warland'ın iflasın eşiğine gelmiş olmasının yanı sıra, tüm Londra'da, müsrif babasının zamansız ölümünde bir parmağı olduğuna dair dedikodular da devam ediyordu. Artık onu her şeyini kaybetmekten koruyacak bir kadın bulmaya mecburdu. Fakat hangi kadın bir cinayet zanlısıyla evlenmek isterdi ki? 
Tamamen mecburiyetten bir araya gelen Jessica ve Simon evliliklerinin anlaşmalı bir evlilik olduğu konusunda uzlaşırlar. Fakat Simon'un kendisiyle evlenmesinin ardında yatan gerçeği öğrendiğinde, Jessica'nın kalbini hiçbir yasal evrak koruyamayacaktır, çünkü Jessica tüm çabalarına rağmen kocasına âşık olmuştur. Oysa aşk, belki de ikisinin de en çok ihtiyaç duyduğu şey olmasına rağmen, ikisinin de istediği en son şeydir.

Aspendos Yayınları'nın bir diğer yeni kitabı da Addison Moore kaleminden "Sevecek Biri". 

Bu kitabın daha önce haklarının Aspendos tarafından alındığını duyurmuştuk ve şimdi yayınevi hızlı davranarak kitabı okurları ile buluşturuyor. 

"Someone to Love" serisinin ilk kitabı olan "Sevecek Biri", günümüz aşk romanlarından biri. Bu tür konulardaki kitapların çok sevdiği göz önüne alınırsa bu kitabında çok sevileceği değişmez bir gerçek. Şahsen ben alacağım kitabı. 

Bu arada seri şuanda 2 kitaptan oluşuyor ve devamı gelir mi ne yazık ki bir bilgim yok. 

Ve özellikle değinmek istediğim bir şey var. Yayınevi kitap için ilk hazırladıkları kapak taslığını facebook sayfalarından okurlarına tanıttılar ve okurlarının beğenmemesi üzerine taslağı değiştirdiler ve bu kapakta karar kıldılar ve okurlarından bu sefer tam not aldılar. Bu duyarlı davranışlarından dolayı kendilerini tebrik ediyorum. İlk taslağı pek beğenmeyen biriydim bende ve buna bayıldım! :)

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda paylaşıyorum:
Aşka inanmayan iki kişi hayal edebileceklerinin ötesinde mükemmel bir ilişkiyle delicesine âşık olursa ne olur? Tren enkazı. 
Yirmi yaşındaki Kendall Jordan, ülkenin bir ucundan Garrison Üniversitesine nakil olduğunda, aradığı son şey, tek gecelik bir ilişkidir. Maalesef muhteşem Cruise Elton’ın istediği de tam budur. 
Kendall, aşkın uzun sürmeyen bir yanılsama olduğunu fark edeli çok olmuştur ve Cruise da onunla hemfikirdir. Ancak yine de içten içe Cruise’u yalnızca kendisi için isteyince Kendall, ‘avcıyı avlamak’ için rastgele bir plana kalkışır ve Garrison Üniversitesinin zamparası Cruise’dan, ona kendisinin dişi versiyonu olmasını öğretmesini ister. 
Gerçek duygular ortaya çıkmaya başlayınca, başladıkları oyun karmaşık bir hâl alır. Birbirlerinde sevecek birini keşfetmeye başlamalarıyla, Kendall'la Cruise, kendilerini aşk adına bildikleri her şeyi sorgularken bulurlar.


Aspendos'un bu ay yayınlayacakları bir diğer kitap da "Mabet"!

"Guards of the Shadowlands" serisinin ilk kitabı Mabet ile seriyi okurlarına tanıtan yayınevi kitabın kapağını da bir hayli ilgi çekici tasarlamışlar. Şuanda 3 kitaptan oluşan serinin ilk kitabı olan "Mabet" paranormal aşk romanı. Yani anlayacağını bu seri ile fantastik bir diyarın kapıları okurlara açılıyor.
Son zamanlarda bu türlere fazlasıyla düşkün olma yolunda ilerleyen ben kesinlikle okuyacağım bu kitabı da!

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda paylaşıyorum:
“Planım : Şehre gir. Nadia’yı al. Bir çıkış yolu bul. Bu kadar basit.” 
Bir hafta önce on yedi yaşındaki Lela Santos’un en iyi arkadaşı Nadia intihar eder. Oysa bugün, uğurlama merasiminin ters gitmesi sayesinde Lela cennette, uzaktaki büyük kapılarla çevrili şehre, cehenneme bakıyordur. Karanlık ve yolunu şaşırmış yaratıklarla dolu olan İntihar Kapıları’ndan kimse kendi isteğiyle geçmez. Ama Lela herhangi biri değildir, en yakın arkadaşının ruhunu kurtarmaya kararlıdır - kendi ahiret hayatını feda etmek zorunda kalsa bile. 
Lela, Nadia’yı bulmaya çalışırken bu karanlık şehrin uçsuz bucaksız sokaklarında devriye gezen muhafızlara yakalanır. İçlerinde insana en yakın olan liderleri Malachi, diğerlerinden tek bir nokta dışında farklıdır: ölümcül etkileyiciliği. Lela ile tanıştığında Malachi de kendi planını yapar: Nadia’yı geride bırakmak pahasına bile olsa Lela’yı şehirden çıkarmak. Çünkü Malachi, Lela’nın bilmediği bir şeyi bilmektedir: Bu karanlık şehir Lela’nın hayatını geçirmek zorunda kalacağı en kötü yer değildir. Malachi, onu bu kaderden uzak tutmak için her şeyi yapmaya hazırdır.


Ve Arunas Yayıncılık'ta bu sefer bomba gibi kitaplarla geldi. Özellikle aralarında beklenen bir kitap vardı ki okurlar bu kitabı görünce dördüncü kitabın ne zaman çıkacağını sormaya başladılar. :))

Larissa Ione kaleminden "Lords of Deliverance" serisinin 3. kitabı "Thanatos"u okurları buluşturuyor. Paranormal aşk romanı kategorisinde olan seri şeytanlı, melekli bir çok canlının bulunduğu bir fantastik diyara yolculuğa götürüyor seri. 

Kapak tasarımları ile oldukça ilgi çekici olan seriyi henüz okumamış olan ben açıkçası şuanda okuma listeme yazıyorum ve kesinlikle okuyacağım. Sırf kapakları için bile alabilirim bu kitapları :)

Neyse bizde "Mahşerin Dört Atlısı" olarak yayınlanan serinin çıkan kitapları sırasıyla belirtiyorum:
  • Ares
  • Limos
  • Thanatos
Kitabın tanıtım yazısını aşağıda paylaşıyorum:
Salgın, Kıyamet'i getirmek için çabalarken, Thanatos'un Kıyamet'i durdurmaktan daha önemli bir sorunu vardı artık: Baba olacaktı. Regan, Thanatos'tan hamile kalmayı başarmıştı. Salgın, kendi sonunu hazırlamıştı. Beş bin yıldır yanlış yorumladıkları kehanet, Kıyamet'i durdurmalarına yardım edecekti. Tek sorun doğru anda doğru kalbe hançeri saplamaktı. * * * Larissa Ione, Mahşerin Dört Atlısı serisindeki üçüncü kitabında da aşk, günah, cazibe, kan, ölüm ve Kıyamet ile sayfalarını doldururken, soluksuz okuyacağınız Thanatos’u sizlere sunuyor.

Arunas'ın diğer kitabı Michelle Richmond kaleminden "Küçük Sırlar".

Herhangi bir seriye ait olmayana kitap, gizem, suç, chick-lit biraz da dram türünde yer alıyor. 

Bu kitabı da raflarda bulabilirsiniz veya internet üzerinde temin edebilirsiniz.

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda paylaşıyorum:
İki kız kardeş… Gizli bir defter…  
Her şeyi değiştirecek olan gerçek… 
Ellie Enderlin tüm hayatı boyunca Lila’nın kardeşi olarak tanındı. Ta ki bir gün Stanford’ın en başarılı matematik öğrencisi Lila bir cinayete kurban gidip, aile düzenleri tamamen değişinceye kadar… Yirmi yıl sonra, Ellie yerleşik bir düzen kurmayıp şehir şehir dolaşan profesyonel bir kahve gurmesi olur. Lila’nın hiç yanından ayırmadığı defteri, şans eseri bir karşılaşma sonucu Ellie’nin eline geçer. Ellie, sonunda ablasının ölümü hakkındaki bütün gerçekleri araştırıp öğrenmek üzere memleketine geri döner. Bu araştırma onu Lila’nın gizli âşığına, ailesinin kederinden çıkar sağlamaya çalışan bir adamın gerekçelerine ve kaderine ve en sonunda ise kardeşlerin bile birbirinden sakladığı en derin sırlara götürecektir.  
Çok satan kitaplar arasında yer alan The Year of Fog’un yazarından kayıp, aşk ve umudun hayatımızı nasıl şekillendirdiği üzerine yazılmış sürükleyici bir aile dramı. Hüzünlü, kışkırtıcı ve küçümsenemeyecek bir roman. 


Arunas'ın bu ay çıkaracağı diğer kitapta Jeff Carlson kaleminden "Veba Savaşı". Daha önceden "Veba Yılı" ile "Plague" Serisinin yayınlamaya başlayan yayınevi şimdi serinin ikinci kitabını okurlarıyla buluşturuyor.

Seri zombili, gerilim korku harmanlanmış bir türde ve bu türü sevenlere heyecanla beklediği bir kitap olduğuna eminim. Ayrıca ilginç bir kapak tasarımı olduğunu da söylemeliyim :)

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda paylaşıyorum:
Dünya, deniz seviyesinden üç bin metre yüksekliğe kadar tüm canlıları öldüren nanoteknoloji virüsünün saldırısına uğramıştı. İnsanlıktan geriye kalanlar ise, dünya üzerindeki birkaç dağın tepesinde hayatta kalmaya çalışıyordu. 
Nanoteknoloji uzmanı Ruth Goldman, dünyada hayatta kalanları vebaya karşı koruyabilecek bir aşı geliştirmişti, ancak dağılmış ABD hükümeti bunu sadece kendine saklamak için her şeyi yaptı. Tedaviyi paylaşmaya karar veren Ruth ve kişisel fedakârlıklarla hayatta kalmayı başaran Cam Najarro, bu savaşın ortasında cesur davranmak zorundaydı. 
Birlikte, insan doğasının en iyi ve en kötü yanlarını keşfedecekleri bir yolculuğa çıktılar. Ancak en büyük tehlikenin saldırıya hazırlandığının farkında değillerdi.

0 Kitap Haberleri 2. Kısım (Ephesus Yayınları & Yabancı Yayınları)


Kitap haberlerinin 2. kısmındayız. :) 

Kaldığımız yerden devam ederek kitapları tanıtıyoruz :)
Bazıları çıkmış, dağıtımı yapılmış bazıları ise henüz çıkmamış ama çıkmak üzere olan kitaplar. Henüz çıkmamış kitapların çıkış tarihlerini yazacağım yazmadıklarım ise çıkmış kitaplar zaten :)



Bu yayında da ilk olarak Ephesus Yayınları'dan başlıyorum. Takipçilerimiz az çok tahmin etmiştir Ephesus, benim kitaplarını çoğunlukla okuduğum yayın evlerinden biri. Cidden hoşuma giden kitaplar çıkarıyorlar ve genellikle yazarlarını çok okunan yazarlar, serileri ise çok sevilen ve bestseller'den seriler. 

Şimdi Ephesus'un sevilerek takip edilen ve benim de takip ettiğim "Günahkarlar Turnede" serisinin yeni kitabını sizlere tanıtıyorum. 

Tutkulu Notalar, Sert Rock kitapları ile bir rock dünyasına adım attık, onların tutku dolu müziğini tutku dolu aşklarını okuyacak birbirinden farklı karakterdeki rock grubu üyelerini tanımaya başladık. İlk önce Brain sonra Sed derken şimdi de Jace'i tanıyıp okuyacağız. Sed ve Jace benim en merak ettiğim karakterlerdi Sed'i okudum ve şimdi Jace'i okuyacağım. 

Serini kitapları git gide artıyor. Şuanda 8 kitap olarak görünen (goodreads'te öyle görünüyor) Günahkarlar Turnede serisinin ülkemizde ilk 3 kitabı yayınlanmış bulunuyor. Her biri bir karakteri konu alıyor. Erotik aşk romanı olan seri kapakları ile de türünün hakkını veriyor. Tutkulu Notalar ve Sert Rock'da değil de bu kitabı okurken kapağı kamufle etsem iyi olur. En azından yolda okumamam gerektiğini düşünüyorum :D

Her neyse kitabı alacağım kısa zamanda ve okuyacağım dolayısıyla da yorumumu kısa bir süre sonra okuyabilirsiniz. 

Günahkarlar Turnede Serisinin ülkemizde yayınlanan kitapları:
Kitabın tanıtım yazısını aşağıda izinle paylaşıyorum: 

Sırlarla dolu bir geçmişi olan bir bas gitarist, Jace Seymour. Geçmişinin esiri olmuş yaralı bir müzisyen. Acılarını bastırabilmek için fiziksel acıya muhtaç bir erkek. 
Ve yeni edindiği sahibesi Aggie’nin, bir yandan bedenine acı verirken, diğer yandan kalbindeki yaraları saracağından habersiz. 
Merhamet için ayaklarına kapanan köleleri dışında erkeklerle işi olmayan Aggie, melek yüzlü Jace’in asil başkaldırısı ve yataktaki beklenmedik baskınlığı karşısında kalbini genç adama kaptırmanın eşiğinde. 
Günahkârlar grubundaki yeri sarsılmaya başlayan Jace ise, yaraların en iyi sevgiyle sarılacağını öğrenmek üzere. 
Bizler müzik dünyası ve tur otobüslerinin en bilinmeyen, en derin kuyularına dalarken, Olivia Cunning de insan doğasını bambaşka bir pencereden beğenilerimize sunuyor. 
“Şehvetli çocuklar, sert müzik ve ateşli sevişmeler…Daha iyisi olabilir miydi?”



Ephesus'un çıkardığı bir diğer yeni kitabı ise Julianne MacLean kaleminden "Aşk Gelince". 

Kitap, Amerikan Varisleri Sersinin 3. kitabı. Daha öce yayınevi serinin ilk iki kitabını yayınlamış ve keyifle okumuştuk. Tarihi aşk romanı severlerin özellikle tercih ettiği bir seri olan Amerikan Varisleri serisi 6 kitaptan oluşuyor ve her kitap farklı bir karakteri konu alıyor. 

Amerikan Varisleri Serisinin ülkemizde yayınlanan kitapları: 
Şahsen benim alınacaklar listeme girdi. Bu kitabı da kısa zamanda okuyacağım. Bilirsiniz kaçmayacak türden kitaplar bunlar :)

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda izinle paylaşıyorum: 

Şu aşk denen şey, gerçekten bunca zahmete değer mi? 
Adele Wilson için bu sorunun cevabı gayet açıktı: Elbette hayır! Kız kardeşlerinin, hayallerini süsleyen kocaları bulmak için sürüsüyle skandal ve gönül yarasına katlandıklarına şahit olmuştu. Londra civarındaki onca balo da cabası. Kendisine talip olan ilk İngiliz lordunu kabul etmesinin nedeni buydu işte. Ayrıca, onunla neden evlenmeyecekti ki? Müstakbel eşi nazik biriydi, dürüsttü ve kesinlikle gereğinden fazla duygusal değildi. Ondan daha delişmen, daha uzun boylu, daha gizemli olan kuzeninin, yani Alcester Baronu Damien Renshaw’un tam aksiydi. 
Damien, kuzeninin nişanlısını baştan çıkarmaya çalışacak türden bir adam olsaydı, Adele’in onu görmezden gelmesi çok daha kolay olurdu. Ancak Damien apaçık bir şekilde Adele’e karşı koymaya çalışıyor ve aniden gelişen bu usturuplu davranışları, son derece edepli bir mizacı olan genç kızı daha da kışkırtıyordu. Aslına bakılırsa Damien, Adele’in atak, neşeli ve ateşli bir yanını ortaya çıkarıyor gibiydi. 
Görünüşe göre kader, Adele’e tam da o aşk denen şeyin ne demek olduğunu öğretmek üzere ağlarını örmeye başlamıştı… 
Damien, “Hiç yanlış olduğunu bildiğin bir şey yaptın mı?” diye sordu.Adele bu soruyu dikkatlice düşündü. “Pek sayılmaz. Hatalarım olmuştur, elbette. Herkesin olur.” 
“Hiç yanlış bir şey yapmak istedin mi?” 
Adele’in aklına, hatıralarındaki kırmızı baton şekerin görüntüsü üşüştü. Dokuz ya da on yaşlarındayken, Wisconsin’deki dükkânlardan birinde bu şekerlerden görmüştü, fakat o zamanlar hiç parası yoktu. 
“Çocukken bir şey çalmak istemiştim,” dedi. “Bir baton şeker.” 
“Ama çalmadın.”  
Adele başını iki yana salladı. “Hayır, çalmadım.”

Ephesus'un bir diğer bomba gibi kitabı da FMArsal'dan geliyor. "Şahane Gelin" kitabı ile Zoraki Koca serisini yayınlamaya başlayan yayınevi şimdi serinin 2. kitabını yayına hazırlıyorlar. 

İlk kitapta Osman ve Gülay karakterini okumuştuk bu kitapta da Karahan ve onun asi sarışın güzeli Tuğçe'yi okuyacağız. Şahsen ben kapağı çok sevimli buldum ve kapaktaki kızın tam benim hayalimdeki Tuğçe olduğunu söylemeliyim. Yayınevi tam onikiden vurdular :)

Her neyse seri üç kitaptan oluşacak yanılmıyorsam. 3. kitabın adını bilmiyorum bu yüzden bir şey diyemeyeceğim.

Zoraki Koca Serisinin yayınlanan kitapları: 
"Yemin" kitabı 10 Ocak 2014'te çıkacak bekleyenlere duyrulur. :) Şahsen ben beklemedeyim. :)

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda izinle paylaşıyorum: 

Zor bir adamla hayatınız değişmişse! 
Ve artık kalbiniz onun için atıyorsa... 
Ne sevdiğinizin taşlaşmış yüreği... 
Ne karanlık sevgisiz gözleri... 
Ne gülmeyen keskin dudakları... 
Ne de evlenmekten korkan benliği...  
...ondan vazgeçmenizi sağlayabilir! 
Peki ya kırık bir kalple ettiğiniz kendi YEMİN’iniz? 
*** 
Tertemiz bir yüreğin granitten bir kalp ile mücadelesinde, belki de ilk kez bir yeminin tutulmaması için dua edeceğiniz, tarafınızı zor seçeceğiniz bir FMArsal romanı daha...


Yeni bir kitap haberi de Yabancı Yayınları'ndan geldi. W.Bruce Cameron kaleminden "Canım Köpeğim".

Can Dostum ve Can Dostumun Yolculuğu kitapları ile ülkemizden tanınan ve yediden yetmişe sıcacık hikayeleri ile okurların gönlünde taht kuran yazar W.Bruce Cameron kaleminden yine sıcacık bir hikaye daha okuyacağız. 

Kitap, 17 Ocak 2014'te yayınlanacak. 

Yazarın ülkemizde yayınlanan kitapları: 
Kitabın tanıtım yazısını aşağıda izinle paylaşıyorum: 

New York Times Bestseller listesinde tam 52 hafta kalan Can Dostum’un yazarından yeni bir sevgi romanı! 
2006’da Ulusal Köşe Yazarları Derneği’nden En İyi Mizah dalında ödül alan ve 2011’de YILIN KÖŞE YAZARI seçilen W. Bruce Cameron’dan yepyeni bir roman. Yazar bu romanında, diğer romanlarının aksine bir köpeğin varlığının amacını bulma serüvenini değil, daha önce hiç köpek sahibi olmamış birinin yaşam amacını bulma serüvenini anlatıyor. Hiç beklenmedik bir anda, hayatınız köpekler tarafından değiştirilse ne olurdu? 
“Köpekleriniz varsa, sizi severlerdi. ‘Yeni bir ilişki’ aramayı akıllarının ucundan bile geçirmezlerdi.”
Yine elinizden düşüremeyeceksiniz! 

11 Ocak 2014 Cumartesi

0 Kitap Haberleri 1. Kısım (Novella & Nemesis Kitap)


Evet, uzun bir sessizliğin ardından yeni kitap haberleri ile karşınızdayız :)

Yoğun bir programdan geçiyorduk ve sadece okumaya vakit bulabiliyorduk bu yüzden yeni çıkan kitapları tanıtma konusunda biraz geciktik ama yine de zararın neresinden dönsek kardır diyerek sizlerle yeni kitapları tanıtımını yapacağım.

Bazı çıkmış, dağıtımı yapılmış bazıları ise henüz çıkmamış çıkmak üzere olan kitaplar. :)


İlk olarak Nemesis Kitap'tan başlıyorum kitap tanıtımlarına. Bu ay kendileri çok çalışarak okurlarına harika kitaplar tanıttılar, tanıştırdılar. 

Daha önceden Koridor Yayınları'dan çıkan "Savaşçı" kitabı ile tanıdığımız Kat Martin'in "Necklace Üçlemesinin" ilk kitabı "Gelinin Kolyesi"ni Nemesis Kitap okurları ile buluşturdu. Kitap tarihi aşk romanı ve üç kitaptan oluşuyor.
  • The Bride's Necklace (Gelinin Kolyesi)
  • The Devil's Necklace
  • The Handmainden's Necklace
Kitabın kapağından zaten hangi türde bir kitap olduğu anlaşılıyor. Leydileri lordlrı seven okurları kendine çekecek bir kitap olacağı şüphesiz! Ki beni kendine çekmeyi başardı zaten kısa zamanda okumayı planlıyorum :)

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda sizinle paylaşıyorum:

Tory, kız kardeşi Claire’i, şehvet düşkünü üvey babalarının kötü planlarından kurtarabilecek tek kişidir.  
Çünkü annelerini kaybetmişlerdir. Kız kardeşiyle birlikte kaçmaya karar verirler. İhtiyaç duyacakları parayı sağlamak için, baron üvey babalarının aile yadigârı kolyesini çalar ve satarlar.  
Kolyeden gelen para onlara kısa bir süre için yeterli olur ancak sonrasında, soylu olmalarına rağmen asıl kimliklerini gizleyerek bir malikânede hizmetçi olarak çalışmaya başlarlar. Hizmetine girdikleri Kont Cord, bu iki genç kızın gerçek kimliklerini bilmemektedir. Kötü kalpli üvey baba, kolyesini çalan üvey kızlarını bulmak için harekete geçtiğindeyse, hem Kont Cord hem de kız kardeşler için gerçek bir yüzleşme yaşanacaktır.


Nemesis'in tanıtımını yaptığı bir diğer kitap da Mary E. Pearson kaleminde "Hayata Uyanmak".

Kitap "Jenna Fox Chronicles" serisinin ilk kitabı ve seri 3 kitaptan oluşuyor. Kitap, genç yetişkin, aşk, gizem, distopya türlerinde bulunuyor.

Kapak tasarımının oldukça ilginç bulduğumu itiraf etmeliyim ve kesinlikle okunacaklar listemde yer alıyor :)

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda sizinle paylaşıyorum:
"Sürekli artan temposuyla, son zamanların en sürükleyici hikâyesi." Publishers Weekly 
Benim bir kimliğim vardı. 
Adım vardı: Jenna Fox. 
Bana öyle olduğunu söylediler. Oysa ben, bir isimden daha fazlasıyım. Bana söyledikleri şeylerden daha fazlası… Önüme koydukları durum değerlendirmeleri ve rakamsal verilerden daha fazlası… İzlettikleri videolardan fazlası… 
Daha fazlası… Ama ne kadar fazlası olduğundan emin değilim. Çünkü hatırlamıyorum. Yüzümü ellerinin arasına almış ve “Küçük meleğim,” demişti babam, “sabırlı ol. Her şey sana geri gelecek. Zamanla hepsini geri kazanacaksın; zamanla…” Şimdi baktığımda, yürüyüşümün normale döndüğünü söyleyebilirim. Ama aynı şeyi hafızam için söyleyemiyorum. Annemi, babamı ya da Lily’yi hatırlamıyorum. Bir zamanlar Boston’da yaşadığımı da hatırlamıyorum. Kazayı hatırlamıyorum. Jenna Fox’u hatırlamıyorum.  
Babam zamanla her şeyi geri kazanacağımı söylüyor. “Zaman iyileştirir,” diyor.  
Bense ona söyleyemesem de, zamanın ne olduğunu hatırlamıyorum.


Daha önceden Beyaz Gardenya, Vahşi Lavanta kitapları ile tanıdığımız ve birçok okurun beğenerek takip ettiği yazar Belinda Alexandra'nin yeni kitabı "Güller İçinde Yalnız" okurları ile buluştu. Bildiğim kadarıyla bir seriye ait değil, bağımsız kitap.

Nemesis'in kapak tasarımlarını cidden çok başarılı buldum. Kitap ilk olarak kapağı ile sonra da konusu ile dikkatimi çekti. Sanırım dış görünüşe önem veren okur olma yolunda ilerliyorum... Neyse :)

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda sizinle paylaşıyorum:
Henüz bebekken bir manastıra terk edilen Rosa’nın kundağına bırakılan gümüş anahtar, kimliğine dair tek ipucudur... 
Rosa on beş yaşına geldiğinde çalışmak için gittiği villada, onu geçmişine bağlayacak başka ipuçları da yakalayacaktır. Ancak evin hanımı markizin, onun için ölümcül planları vardır. Yaşadığı acılar ve başlayan II. Dünya Savaşı ile Rosa, artık büyük bir planın parçasıdır. Hem kendisini hem de ülkesini kurtaracak özel bir kadındır o. Rosa'nın zeka, sezgi ve sevgi dolu olağanüstü kapasitesi bu zor yaşamda onun hayatta kalmasını sağlamak için yeterli olacak mıdır? 
Floransa’nın kendisi gibi çekici ve güzel başlayan bu tarihsel roman, Mussolini döneminin öncesi ve sonrasını anlatarak sizi fantastik dünyasına davet ediyor. Yazar bu davette siz okurlara tutku, aşk, özlem, cadılık ve büyünün zengin ve masalsı dokumasından çok daha fazlasını vaat ediyor. Bu görkemli hikâyede zamanda yolculuğa ve hayatta kalma savaşına şahit olurken, gerçekliği de iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Ve Nemesis'in okurları ile buluşturduğu ve okurların görünce sevinç çığlıkları attıkları -bundan eminim çünkü yazar çok fena seviliyor- yazar Jill Shalvis'in yeni kitabı "Yalancı Sevda" da okurları ile buluştu.

"Pacific Heat" serisinin 2. kitabı olan Yalancı Sevda, aşk romanı kategorilerinde yer aldığı gibi chick-lit olarak da kategorileniyor. Yani kitap size romantik komedi tadında bir dünyanın kapılarını açıyor.

Bu arada Pacific Heat serisinin kitapları:
  • Aşkın Büyüsü
  • Yalancı Sevda
Yazar henüz 2 kitapla yazmış seriyi devamı gelir mi ne yazık ki bir bilgim yok. :(

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda sizinle paylaşıyorum:

Heat beyzbol takımının oyuncusu Wade O'Riley’in kötü çocuk imajı, takımın ateşli basın sorumlusu Samantha McNead tarafından düzeltilmelidir. Bir sene önce aralarında geçenleri henüz unutmaya başlamışken, takımın iyiliği için yapmaları gereken çok önemli bir şey olduğunu öğrenirler: sevgili rolü oynamak!  
Wade alkolik bir babayla, Sam ise kariyerini tehlikeye atmaya çalışan sorumsuz bir kardeşle uğraşmaktadır. Sam aniden gelişen olaylar zinciri nedeniyle küçük bir çocuğa bakıcılık yapmaya çalışırken, Wade de yıllardır görmediği alkolik babasını bir anda evinin salonunda bulur! Tüm bunlar olurken basına ve neredeyse tüm insanlara karşı oynadıkları sevgili rolü, onların biraz rahat nefes almasına yardımcı olacaktır... Ancak bir sorun vardır; aralarındaki karşı konulamaz çekim, tutku ve ilk kez tattıkları aşk, ilişkilerini bir oyun olmaktan çıkarmaya başlamıştır!



Yayın hayatına Debbie Macomber'ın kitabı ile başlayan yeni yayınevlerimizden Novella, bir yayınevi olarak logosuyla ikinci kitabını çıkarmaya hazırlanıyor. 

Jennifer E. Smith kaleminden "Mutluluk Böyle Bir Şey" adlı kitabı yayına hazırlayan yayınevi kitabın dikkat çekici sevimli insanın alıp duvara asası gelen bir kapak tasarımıyla okurlarına tanıttı. 

Kitap, genç yetişkin okur kitlesine hitap ederken çağdaş kadın romanları ve chick-lit kategorilerinde yer alıyor aynı zamanda. 

Kitap henüz yayınlanmadı. 17 Ocak 2014'te yayınlanacak kitap 22,00 TL'den satışa sunulacak. Şahsen merak ettiklerimden biri olduğu için okumak istiyorum. 

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda sizlerle paylaşıyorum:
Var olduğuna inanırsan, aradığın şeyi bulabilirsin. G: Mutluluk nasıl bir şey? 
E: Limanın üzerinden doğan güneş gibi. Sıcak bir günde yenen bir dondurma, sokağın aşağısından gelen dalga sesleri, köpeğimin kanepede yanıma kıvrılıvermesi gibi. Ya da akşam yürüyüşleri, muhteşem filmler, gök gürültülü fırtınalar, güzel bir peynirli hamburger gibi. Cuma günleri, cumartesi günleri, hatta çarşambalar gibi. Parmaklarını suya değdirmek, pijama altları, parmak arası terlikler, yüzmek, bir şiir ya da e-postalarda gülen suratlar olmaması gibi... Peki ya senin için mutluluk nasıl bir şey?Bambaşka dünyalara ait, isimlerini dahi bilmeyen iki insan birbirlerine mutluluğun ne anlama geldiğini öğretebilir mi? Onların hikâyesini okurken, yaşadığımız her şeyin bir sebebi olduğunu ve bu sebeplerin ortaya çıkışında yalnızca kaderin değil bizim de payımız olduğunu göreceksiniz.


9 Ocak 2014 Perşembe

5 Pamela Clare - Aşka Adanmış Bir Gün (MacKinnon's Ranger #3)


Veeee sonunda Koridor Yayınları, MacKinnon's Rangers serisinin son kitabını çıkardı ve bende soluğu kitapçı da alıp kitabı almama rağmen yeni okuyabildim. İtiraf ediyorum her satırından ayrı bir keyif aldım elimden bırakmayı hiç istemedim ve bir o kadar da bitmesini istemedim. Nasıl da özlemişim P.Clare kalemini, İskoç Komandolarını ve MacKinnon'larımı...

Şöyle bir bakındım bloguma da daha önce yazarın Teslimiyet ve Günahkar kitaplarını okumama rağmen yorumlarını burada paylaşmamışım bu yüzden yazarın kalemine değinerek yorumuma başlamak istiyorum.

Pamela Clare ülkemizde MacKinnon's Rangers üçlemesinin kitapları ile tanıdığımız ve benim kalemine taptığım İskoç kahramanlarını yazan ve her kitabı okunan nadir yazarlardan biri. Akıcı, sürükleyici, savaş anlarını kanınızı donduracak kadar, aşkı iliklerinizi titretecek kadar hissettiren bazen okurken kaş çattıran bazen gülümseten bazen içinizi sızlattıran bazen kalbinizi hızla attıran soluksuz okutturan, sonunu merak ettiren ama bitmesini hiç istemeyeceğiniz bir kalemi, kurgu gücü var yazarın. Amma iltifat ettim yalnız... ama cidden yazar hakkında düşündüklerim bunlar.

Kısa bir bilgilendirme de yapayım seri hakkında. MacKinnon's Rangers serisi üç kitaptan oluşan üç erkek kardeşin hayatını, aşkını konu alan tarihi/ortaçağ aşk romanı. Iain, Morgan ve Connor MacKinnon, İskoç'lar. Yani anlayacağınız İskoç erkekleri... şu savaşçı, aşık olunası olanlardan :))

Size alıntılarla dolu bir yorum yapamayacağım çünkü bu kitabı o kadar uzun süredir bekliyordum ki okuyunca da kendimi öyle kaptırdım ki alıntlılara post-it yapıştırmayı unuttum ve şimdi de sayfalarda aramaya aşırı derecede üşeniyorum... Ama konu içeriğine giren bir yorum yapacağım... :) Aşağıdaki iki resim arasında konu içeriğine giriyorum :)


Connor MacKinnon ilk kitaptan beri en çok merak ettiğim karakterdi. Iain ve Morgan'dan çok daha farklı bir karakterdi benim için ve Wentworth'un komandolarına katıldıklarından onlardan daha gençti daha deliydi daha farklıydı... Şimdi onu beş yıllık bir komando olarak okumak, olgunlaşmış, savaşçı ve eline fazlasıyla kan bulaşmış biri olarak okumak çok farklıydı... 

Sarah ve Connor'ın karşılaşmaları ve birbirlerine karşı çekimleri çok iyiydi. Hele kitabın girişi... müthişti. 

Sarah'nin esir düşmesi, her şeye rağmen güçlü duruşu... asilliği... her şeyiyle sempatimi kazana güçlü bir kadın karakterdi... Connor'ın Sarah için yaptıkları... Onu Şavnilerin elinden kurtarması, zoraki evlilikleri, onu hayatı pahasına koruması... ama içlerinde arzuya yenik düşmeleri ve aşkın ateşinde yanmaya başlamaları insanın içini ısıtan kalbini dolduran satırlardı.

İnkar edecek değilim serinin 1. ve 2. kitabında Lord Wentworth'tan nefret etmiş ve çoğu zaman MacKinnon'lardan birine tak etmesini onu öldürmesini istemiştim ama ilk defa bu kitapta adama sempati duydum. O da sevdiği biri söz konusu olduğunda her şeyi gözden çıkarabiliyormuş. 

Hele kitabın sonunda pusuya düşüp de saldırıya uğradıklarında Connor, Sarah'nın o saldırıdan kurtulması için Wentworth ile göndermeye çalışmasına karşılık Wentworth'un verdiği karşılık... yaptığı fedakarlık bütün seri boyunca beslediğim kini alıp götürdü. Vallaha ondan böyle bir şey beklediğimi inkar edemem. 

Aşık Connor'ı aşık Iain ya da Morgan'dan daha çok sevdim. Ayrıca onları okumak da çok güzeldi. Hele Iain'i ve Morgan'ı baba olarak okumak onların ufacık küçücük yavrucaklarını okumak aşırı derecede keyifliydi.


Kitabın içeriğine dair çok söyleyeceğim şey olmasına rağmen kısa kesmek sanırım daha iyi çünkü okumak isteyenlere engel olmayalım. :)

Şahsen ben Pamela Clare'in diğer kitaplarını da okumak isterim. Dilerse Koridor yayınlayacağı serinin kitaplarını birer yıl arayla yayınlasın ama yeter ki yayınlasın modundayım. Mesela Blakewell/Kenleigh Family üçlemesini yayınlayabilirler yada I-Team serisini...

Her neyse... Ben şahsen bu seriyi çok severek ve keyif alarak okudum ve sizlerede tavsiye ediyorum. İskoç erkeklerinin olduğu, aşkın ve savaşın olduğu ama her şeye rağmen aşkın kazandığı bir seri... Keyifle okuyacğaınız, her satırında keyif alacağınız bitmesini hiç istemeyeceğiniz bir seri. Şiddetle tavsiye ederim okuyun!

MacKinnon's Ranger Üçlemesi'nin kitapları sırası ile
Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

Tutku bir kez alev aldı mı onu söndürmek ya da varlığını inkar etmek zordur.  
Connor MacKinnon, komutanı Lord William Wentworthten öyle nefret etmektedir ki Wentworthün yeğenini bir Şavninin esaretinden kurtarmakla görevlendirildiğinde kızın da tıpkı dayısı gibi aşağılık biri olduğunu düşünür. Ancak karşısında gördüğü kadın cesur ve güzel fakat çevresi tehlikelerle sarılıdır. Sarahyı kurtarmanın tek yolu ise onu kaçıran ve üzerinde kötü emelleri olan hain savaşçının ellerinden onu bir şekilde geri almaktır. 
Londrada yasaklarla büyüyen ve kendini bir anda bir trajedinin ortasında bulan Leydi Sarah sınırdaki zorlu koşullara karşı hazırlıksız yakalanmıştır ya da belki de hazırlıksız yakalandığı, Connor için hissettiği duygulardır. Ormanı geride bıraktıklarında asıl korunmaya ihtiyacı olan kişinin Connor olduğu anlaşılır. Dayısı Lord William, Connorın onu kurtarmak için yaptıklarını bilse hiç düşünmez onu öldürürdü. 
Ne var ki tutku bir kez alev aldı mı onu söndürmek ya da varlığını inkar etmek zordur. Aşkın izlerinin savaştaki en kötü yaradan daha derin olduğunu gören Connorın Sarahyı kendi yanına çekmek için krallığa karşı gelmesi gerekecektir.


4 Ocak 2014 Cumartesi

6 Julie Garwood - Sımsıcak


Çıktığında göz diktiğim ve ilk karşıma çıktığında da görmemişler gibi saldırıp aldığım ardından da gizli kapaklı eve soktuğum yeni kitabım Garwood kaleminden "Sımsıcak".

Garwood'un şimdiye kadar hiç günümüz romanlarından okumamıştım ve açıkçası nasıl olacağını bilememiştim. Ki okurken başlarda biraz sıkılır gibi oldum çünkü o kadar alakasız karakterleri okuyordum ki bana hep aynı monotonlukta gidecek gibi geldi ama... gel gör ki konuya Sam Kincaid girince... adam bir de İskoç olunca... eridim bittim... keşke kollarında eriyip biten Lyra değilde ben olaydım dedim :P

Tamam itiraf ediyorum İskoç erkeklerine karşı aşırı bir zaafım var :) sanırım bir tane bulmadan da rahat edemeyeceğim... Allah'ım duy sesimi :))

Kitaba geri dönmek gerekirse benim biricik yazarım kalemine tapındığım yazarım Garwood bana kendini günümüz aşk romanı türünde de kanıtladı. Zaten eski çağ kitaplarında mükemmel kalemi olduğunu gösteren yazarım bu türde de şaheserler yarattığını gösterdi. Ki zaten kitap nasıl bitti anlamadım bir baktım bitmiş...

Tamam yazara daha fazla iltifat etmeyeceğim gerçi iltifat etmiyorum samimi olarak düşüncelerimi belirtiyorum :)

Kitabın ilk 50-60 sayfasında biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim cidden bazı karakterlerin nasıl bir araya geleceğini falan düşününce sıkıcı göründü gözüme ama daha sonra kitap aldı başını gitti. Ne oldu, nasıl olaylar gelişti ne ara sonuçlandı anlamadım... bir yaprak gibi kitabın rüzgarına kapıldım ve bittiğini anlamadım ama bittiğinde de biraz daha okuyaydım keşke dedim.

Sam Kincaid... sanırım bu bizim Gelin kitabında okuduğumuz Alec Kincaid'in soyundan gelen bir adam :) hem kitabın içeriğinde de diyordu zaten İskoçya'da toprak sahibi olarak Lord Kincaid olacak diye... işte kalbimi tam 12'den vurdu adam ya....

Açıkçası kitaptan çok Sam'in rüzgarına kapıldım ben sanırım... itiraf ediyorum :)

Lyra'da çok sevimli bir karakterdi ama o kadar iyi yürekli ve sevecen ki alıp içime sokasım geldi. Gerçi hiç yoktan bir maceranın içine atıldı orası farklı bir konu ama neyse.. gerçi nasıl bilebilirdi ki projesinin yapacağı parktaki gizemli olayları...

Neyse kitap içeriğine giren bir yorum yapmayacağım ama Sam ve Lyra'nın olduğu satırları çok severek okudum. Sohbetleri, tavırları muhteşemdi. Hele ki Sam'in onun yerine görevi devralmak, Lyra'yı korumak için gelen iki yakışıklı podyumdan fırlamış korumaları kıskanıp geri göndermesi müthişti. :)

Şimdi kitaptan bir iki alıntıyı da sizinle paylaşıp yorumumu bitiriyorum:

***
"Bir sorum daha var, sonda susacağım," diye söz verdi Lyra. "Ciddi bir ilişkin var mı? Sen de bana John Forest hakkında sorular sordun," diye vakit kaybetmeden hatırlattı. 
"O sorunun belirli bir nedeni vardı," dedi Sam. 
"Benim sorumun da belirli bir nedeni var." 
"Öyle mi? Ne?" 
"Merak ediyorum." 
Sam birkaç saniye duraksadı. "Hayır" 
Lyra içini çekti. "Hayır, ne?" 
"Ciddi bir ilişkim yok." 
"Hiç aşık oldun mu?" 
"Evet." 
"Ne oldu?" 
"Onunla evlendim."
***
Sam, "Şimdi ne düşünüyorsun?" diye sorana kadar gözlerini onda diktiğini fark etmedi. 
"Seni." 
Sam kaşlarını çatarak ona baktı. "Öyle mi?" 
"Gittikten sonra seni bir daha görüp göremeyeceğimi merak ediyordum." 
"Tahmin yürütmem gerekseydi, sanmıyorum derdim." 
"Bu yeterli değil. Bilmeliyim." 
"Neden?" 
"İleride seninle tekrar karşılaşacağımı bilirsem, bu gece sakin bir gece olur. Biraz televizyon izledikten sonra odalarımıza çekiliriz." 
Sam'in merakı uyandı. "Peki beni bir daha görmeyeceksen?" 
"Bu durumda, bu gecenin sakin geçmeyeceğini sana garanti ederim."
***

İşte bir İskoç erkeği... sever ve onunla evlenir...
Biliyorum... biliyorum... bu aralar İskoç erkeklerine takmış bulunuyorum...

Susuyorum ama ondan önce size bu kitabı tavsiye ediyorum. Ayrıca "Sımsıcak" kitabı Julie Garwood'un "Buchanan-Renard" serisine ait bir kitaptı. Serinin daha önce yayınlanan kitaplarını da aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

Buchanan-Renard Serisinin ülkemizde yayınlanan kitapları:
  • Sende Yanarsın
  • Gölgede Dans
  • Ateş ve Buz
  • Sımsıcak
Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum:
Sinema öğrencisi Lyra, son okul projesi üzerinde çalışırken, çektiği bu belgeselin hayatını bir korku filmine dönüştüreceğinin farkında değildi…  
Peşine düşen kimliği belirsiz adamlar onun yolunu yakışıklı FBI ajanı Sam Kincaid ile kesiştirdi….  
Lyra ve Sam'in artık birbirlerine güvenip tehlikelere birlikte göğüs germekten başka seçenekleri yoktu...  
Ölümcül entrikaların çapı daralırken, sımsıcak bir aşkın doğması ise ikisi için de sürprizdi….