29 Mayıs 2014 Perşembe

0 Shannon Drake - Kader Ağları ( Graham Clan #1 )



Allah'ım nasılda özlemişim İskoç'ları nasıl da özlemişim savaşları nasıl da özlemişim inatçı dik başlı kadınları ve nasıl da özlemişim onların heyecan verici tutkulu aşklarını....

Uzun bir aradan sonra çok iyi geldi be Olimpos :D

Öncelikler kötü şeyleri sonra iyi şeyleri söyleyeceğim dememi bekliyorsanız yanılıyorsunuz çünkü kitabı çok beğendim :) Öncelikle vikingli olarak okuduğum ilk tarihi aşk romanıydı ve vikingleri sevmememe rağmen hafiften bir sempati duydum :) aslında viking kanı taşıyan Mellyora'ya sempati duydum ;)

Neyse... Waryk tam hayallerimin erkek'i diyeceğim ama bu sefer diğer İskoçlarıma ayıp olacak :P Sevdim adamım seni hele vazgeçmeden Mellyora'nın peşinde olması, her şeye rağmen onu istemesi ve onun için savaşlara katılması çoook mest etti beni :D gerçi bütün İskoçlar böyle ama İskoç işte ya...

Bende bir İskoç istiyorummmmmm!! Bir şeyi 40 defa söylersen gerçek olur derler ben 40 gün 40 kere söyleyeceğim sanırım bu gidişte :D İskoç aşkımı depreştirdi bu kitap :)

Kitabı sevdim beğendim bayıldım, karakterlere olay örgüsüne olay anlatımını da sevdim ama...

Bu İnci'nin her zaman amaları var. :))

27 Mayıs 2014 Salı

8 Eylül'de Ayaz - 3. Bölüm


Ayaz öfkeliydi. Bu öfkenin tek nedeni de Demir değildi üstelik. Onun hayatına girmesine izin verdiği için kendisine de kızıyordu. Adamın yaşama amacı başkalarının işine burnunu sokmaktan ibaretti. Yürümeye devam ederken kafasının içinde, bir daha onun kendisine karışmasına izin vermeyeceğini tekrar edip duruyordu. Demir’in hayatına bu kadar gireceğini bilseydi ona yardım dahi etmezdi.

Yaklaşık bir sene önce, bir geceliğine iyilik yapacağı tutmuştu. Demir’i birkaç adamla tartışırken görmüştü. Aslında Demir’in o an o sokaktan geçmekten başka yaptığı bir şey yoktu. Birkaç sarhoş ona bulaşmış o da canına minnet kavgaya tutuşmuştu. Ayaz da sebebini hatırlamadığı bir nedenle kavgaya girmeye karar vermişti. Demir’in yanında… Genç adamın kavgada fena olmadığını hatırladı. Kabul etmesi gerekiyordu ki onunla dövüşmek kolay olmazdı. Ama o kavganın Demir için de kolay olmayacağı kesindi. Aklından geçenlerden onun da haberi olması için telefonunu eline alarak mesaj ekranını açtı.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

0 Jamie McGuire - Cennet (Providence Üçlemesi #3)


Veee Jamie McGuire'nin bir serisini daha bitirdik. En azından ben bitirdim yoksa siz hala okumadınız mı? Çok büyük kayıp.

Muhteşem ötesinde soluksuz okunacak aşkı hissettirecek zaman zaman gerilecek zaman zaman içinizi ısıtacak on numara beş yıldız bir fantastik aşk romanı!

Başka söze gerek yok diyerek yorumumu bitiriyorum :D

hehe tabi ki bitirmeyeceğim :) Öncelikle dehşet alıntılar paylaşacağım sonra biraz kitap içeriğine giren bir yorum yapacağım sonra içimi dökeceğim sonra bitireceğim :D

İkinci kitap çok iyiydi dedim ama son kitap dehşet çıktı! Heyecanlı, nefes kesici ve aşk doluydu... :))

25 Mayıs 2014 Pazar

0 Nalini Singh - Kara Zırh (Royal House of Shadows #4)


Ve seri bitti çok mutluyum! :D Sonunda Kan Büyücüsü öldü - gerçi zaten ölecekti iyiler hep kazanır ;) - kardeşler buluştu hepsi aşık hepsi evli mutlu ve hepsi muhteşem :D

Ama...

İşte o amalar yok mu? Benim için hep var :(

Kitabı çok beğendim, başlangıcı, Micah'ın konumu laneti, gücü, Lilliana'ya davranışları çok güzeldi. Kitap müthiş başladı ama beklediğim gibi müthiş bitmedi.

23 Mayıs 2014 Cuma

9 Eylül'de Ayaz - 2. Bölüm


Yemin ediyorum bir tane de ben geçireceğim şimdi suratına. Yeter artık,  kendine gel! Boş ver şu herifleri. Ortada uzatılacak bir şey mi kaldı sanki?”

 Ayaz öfkeli gözlerini,  Demir’e çevirdi. Sanki onun söylediği şeye inanamamış gibiydi. “Ölüyordum ben! İnsan evladına öyle vurulur mu lan?”

Demir, tok sesinin tüm ciddiyetini bozan bir alaycılıkla gülmeye başlamıştı. “Hak etmediğini mi söylüyorsun?”

“Belki ettim, belki etmedim. Sopalı beş herifin tek başına bir adama arkadan saldırması suçtur.”

“Evli kadınları ayartmak da suçtur.”

Ayaz kafasında güzel anılar canlanmış gibi sırıttı. “Ama o kadın da bu herife hakikaten fazlaydı.”

“Çok mu güzeldi?”

Ayaz bir ıslık çaldı. Aklına o elli yaşındaki herifin yirmilik çıtır karısı gelmişti. Kendisi için çok kısa bir macera olmuştu ama sonucu neredeyse canı olacaktı. Yine de genç kadını aklından geçirmeden edemedi. Çok güzel, kızıl saçlı bir afetti. Afetti de… Selma’yı düşünmekte zorlandığını hissedince kaşlarını çattı. Neden aklına parlak yeşil gözler geliyordu ki? Selma yeşil gözlü müydü?

20 Mayıs 2014 Salı

0 Funda Mentaloğlu - S*ktirgitli Aşklar


Hmm... nasıl bir yorum yapsam bilemedim... ama beklediğim gibi değildi ne yazık ki!

Yazarın diline dair bir şey diyemeyeceğim çok da anlamadım dilini zaten... öyle duyguları hissedeceğimiz bir kurgu yoktu... okuduğum kitapta bir şeyler hissedebilmeyi isterim ben ama ne yazık ki bunda bir duygu hissedemedim.

Şimdi Türk yazar, dolayısıyla eleştirmek istemiyorum ama çok fazla argo çok fazla günlük tarzdı! Benim okumayı isteyeceğim ya da tercih edeceğim bir tür değil!

4 M. Leighton - Kötü Çocuklar Soluk Soluğa (The Bad Boys #1)


Yine seksi karakterler yine baştan çıkarıcı kötü çocuklar yine iç çektirten aşklar... :)) yeme de yanında yat ama değil mi? :))

M. Leighton, ülkemizde ilk defa kitabı yayınlanan, akıcı ve sürükleyici bir kalemi olan, soluksuz kitabını okutan bir yazar :) Arkadaşlar cidden soluk soluğa okuyorsunuz kitabı =) şahsen bizzat kendim öyle okudum :)

"Kötü Çocuklar Soluk Soluğa" The Bad Boys serisinin ilk kitabı, seri 3 kitaptan oluşuyor ve erotik aşk romanı kategorisinde yer alıyor dedikten sonra yorumuma geri dönelim :D


19 Mayıs 2014 Pazartesi

15 Eylül'de Ayaz - 1. Bölüm


“Hayatım istersen direk pencere kenarına yerleş olur mu? Ne anlıyorsan şu boş sokağı izlemekten!”

Eylül, gözlerini devirerek annesine baktı. “Ben seviyorum anne sokağı izlemeyi. Bir sakıncası mı var?”

“Ben biliyorum senin karın ağrını ama neyse…”

“Anne! Allah aşkına!”

Eylül, annesinin ne demek istediğini aslında gayet iyi biliyordu. Karşı komşusu Ayaz’ı kanlar içinde yerde buluşunun, daha doğrusu görüşünün üzerinden tam üç hafta geçmişti. Bu eve bir ay önce taşınmış ve gelen bütün komşular tarafından karşı komşularından uzak durmaları konusunda uyarılmışlardı. O kadar berbat bir adam olarak anlatılıyordu ki Ayaz, Eylül onu merak etmeye başlamış ve dedikoduların ana malzemesi olan genç adamı görmek için camda pineklemeye başlamıştı.

0 Bugün 19 Mayıs...


Bugün 19 Mayıs... Her ne kadar neşelenemesek de.

Bir daha böyle acıların yaşanmaması ve bayramlarımızın daha aydınlık olması dileğiyle... Bayramımız kutlu olsun.

18 Mayıs 2014 Pazar

1 Çekiliş Sonuçları: Aylin Ünal - İstanbul'un Gizli Büyücüleri


Merhabalar,

İthaki Yayınları'nın desteği ile yapmış olduğumuz çekilişimizin sonuna geldik. Kazanan 2 şanslı arkadaşımızı cekilisyap.com sitesinden yaptığımız çekiliş ile belirledik.

Kazanan arkadaşlarımı:


Kazanan arkadaşlarımızı tebrik ediyor ve keyifli okumalar diliyoruz. Kendilerine illekitap@hotmail.com adresinden mail göndererek iletişim bilgilerini isteyeceğiz. 2 gün içerisinde mailimize dönüş olmazsa hakları yedek talihlilerimize geçecektir.


İTHAKİ YAYINLARI'na destekleri için teşekkür ederiz.  



17 Mayıs 2014 Cumartesi

0 Aylin Ünal - İstanbul'un Gizli Büyücüleri


Bir Türk yazar ve beni oldukça şaşırtan, içine çeken ilginç bir kurguya sahip bir kitap.

"İstanbul'un Gizli Büyücüleri"

Eğer İstanbul'da oturuyor, İstiklal - Beyoğlu semalarında gezmişliğiniz tozmuşluğunuz varsa kesinlikle okuyun. Hem etkilenecek hem aşırı derecede ilginizi çekecek hem de bu yerlere bundan sonra gittiğinizde daha farklı gözle bakacaksınız.

Aylin Ünal...daha önce adını duymadığım bir yazar. Aslında yeni Türk yazar tanımaya pek hevesli değildim ama okuduğum her yeni yazarla Türk yazarlarımıza güvenim arttı ve dolayısıyla ön yargı olmadan okuyunca kitabı daha ayrı bir zevk aldım. Ayy konudan uzaklaşmaya başladım en iyisi yazarın diline değinip kitaba dair yorumuma devam edeyim :D

Yazarın dili sade, akıcı, konu gereği merak uyandırıcı ve bu türdeki bir konunun altından başarıyla kalkacak kadar da iyi! Okurken sıkılmadım ve okumaktan keyif aldım. Hatta zaman zaman kitabı okurken kafamı kaldırıp etrafıma bakma gereği duyacak kadar da etkisi altına aldı kitap beni.

Sizlere ne kitaba dair bir alıntı ne de detaylı bir konu açıklaması yapacağım. Bu kitap anlatılamaz, alıntılanamaz sadece okuyup kurgunun içine dahil olunabilinir.

Neden mi?

Çünkü gizli büyücüleri tanıtıyor, yaptıklarını anlatıyor ve sonunda da en büyük vurgunu yapıyor ve asıl baş karakter büyücüyü tanıtıyor!

Imm... beklediğimden daha farklı bir kitap çıktığını itiraf edeyim. Normal sıradan bir fantastik kurgu bekliyordum ve çok daha fazlasını bulmak beni hem şaşırttı hem de fazlasıyla hoşuma gitti!

Kitabı tavsiye eder miyim? Şaka mı? Tabi ki ediyorum... okuyun mutlaka! Cidden çevrenizdeki herkese çok farklı gözle bakabilirsiniz bu kitap sayesinde!

Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum :))

“ ‘İçinde yaşadığımız dünya yaşlı bir ağaçsa, İstanbul da o ağacın tam kalbinde durur. Bu nedenle İstanbul’da her ne olursa olsun, bundan tüm dünya etkilenir.’ Eski gizemciler, İstanbul’la ilgili böyle söyler. Kentte yaşayanlar bilir ki, şehir güzel yüzünü herkese göstermekten pek de hoşlanmaz. Koyu, karanlık, derin ormanların bağrında saklanmış bilge bir baykuştur İstanbul, ancak onu gören olmaz.’’ 
Giovanni Scognamillo ile beraber imza attığı Vampir Manifestoları ile Scognamillo hakkında hazırladığı Aşk ve Korku adlı kitaplardan tanıdığımız, Karanlığın Çocukları adlı radyo programını ilgiyle takip ettiğimiz yazar Aylin Ünal, bu kez merkezine İstanbul’u ve Galata’yı alan bir fantastik kurguyla çıkıyor karşımıza. İstanbullu büyücülerle yapılmış görüşmelerin hikâyeleriyle karşılaştığımız kitapta, belgesel ve kurgu, araştırma ve hayal gücü iç içe geçiyor.  
İstanbul’un Gizli Büyücüleri’nde, gerçekliğin satır aralarında kalan büyülü olayların ve şehrin sokak aralarında saklanan gizemli insanların öykülerini okuyacaksınız.


14 Mayıs 2014 Çarşamba

3 Soma...


Soma'da yaşananlar kalbimizi acıtıyor... Hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin, ailelerine sabır versin. Yaralılara acil şifalar dileriz. Hala mahsur olanlar sağ salim sevdiklerine kavuşurlar umarız. Allah onları ailelerine bağışlasın... Dualarımız onlarla.

13 Mayıs 2014 Salı

1 Eylül'de Ayaz - Giriş



Herkesin beklediği bir şeyler vardır. Ayaz, yalnızca bu günü beklemişti… Birilerini tehdit ederken adını kullanmaktan son derece hoşlandığı Azrail ile tanışacağı günü. İşte o gün, bu gündü. Evinin bahçesinde, karlar içinde yatarken hafif bir şekilde gülümsedi. Şimdi çok üşüyordu ama cehennemde fazlasıyla ısınacağından emindi.

Boğazındaki yanma son derece rahatsız ediciydi. Azrail onu fazla bekletmese iyi olacaktı çünkü hissettiği şeyden giderek daha fazla nefret

1 Eylül'de Ayaz - İndex


Merhaba arkadaşlar, ben Çiğdem :)

Belki Facebook sayfamızda paylaştığımızda görmüşsünüzdür. Blogumuzda İnci ve benim yazdığımız hikayeleri paylaşmaya karar verdik :) Bu benim uzun soluklu hikayem olan "Eylül'de Ayaz"ın index konusu olacak ve okumak isteyenler hikayenin tüm bölümlerine buradan ulaşabilecekler. Biraz sonra Giriş bölümünü paylaşacağım. Güzel olmasını ve yorumlarınızı esirgemeyeceğinizi umuyorum^^ :)

Haydi, bismillah o zaman :)

*Bir de küçük not: Daha önceki hikaye paylaşımlarımda çalıntı olayını sık sık yaşadım. Bu kez önlemimi önceden alıyorum. Hikaye tamamen bana aittir ve çalmanız durumunda hiç laf anlatmaya çalışmadan direk olarak hukuki yollara başvuracağım, bilgilendireyim.

15 İlle Kitap Çekilişi 10: Aylin Ünal - İstanbul'un Gizli Büyücüleri


Merhaba arkadaşlar, yine ve yeniden ama bu kez 10 numara bir çekilişle karşınızdayız. (Özür dilerim, yapmasam olmazdı :D )

Bu kez bir Türk yazarımızın ilgi çekici, fantastik hikayesini sizlerle paylaşıyoruz :) Aylin Ünal'ın kaleminden çıkan bu roman bize İstiklal - Beyoğlu sokaklarında normal görünen şeylerin ardında aslında bazı gizemlerin olduğunu anlatıyor. İçerisinde büyücü röportajlarına yer veren, hafif ve merak uyandırıcı bir dille yazılan bu romanı okurken keyif alacağınızı düşünüyoruz :)

Kitabın yorumu çekiliş sürecinde blogumuzda yer alacaktır.

Katılım şartlarımız hep aynı, aşağıda sıralıyoruz. Ama bize kontroller sırasında biraz kolaylık sağlamak için 
aşağıdaki metni kopyalayıp karşısını doldurarak yorum bırakın. *lı olanlar doldurulması zorunlu olanlardır.
Bir de lütfen, profil linkinizi değil, paylaşım linkinizi veriniz.
Blogunuza üye olduğum isim*: 
Facebook sayfalarını beğendiğim isim*: 
Mail adresim*: 
Sayfaları twitterda takip ettiğim isim: 
Twitter paylaşımım: 
Facebook paylaşımım: 
Blog paylaşımım:
Çekilişimize katılmak için yapmanız gerekenler:

1. Tabii ki blogumuza üye olmalısınız.

2. Blogumuzun ve İthaki Yayınlarının Facebook sayfasını beğenmelisiniz.

Bu ilk iki şartımız zorunludur. Aşağıda sıralayacaklarımızın her biri ise size parantez içinde belirttiğimiz kadar artı çekiliş hakkı kazandıracaktır.

3. Blogumuzu ve İthaki Yayınları’nı twitterdan takip edebilirsiniz. (+1)

4. Çekilişimizi Facebook'ta duyurabilirsiniz. Yalnız duyurunuzu "herkese açık" yapmayı unutmayın! Duyurunuzda bulunması gereken metin: "İlle Kitap 2 okuruna İstanbul'un Gizli Büyücüleri romanını hediye ediyor. Çekilişe katılmak için tıklayın: (LİNK)" (+1)

5. Çekilişimizi Twitter'da duyurabilirsiniz. Duyurunuzda bulunması gereken metin: "@illekitap 2 okuruna İstanbul'un Gizli Büyücüleri romanını hediye ediyor. Çekilişe katılmak için tıklayın: (LİNK)" (+1)

6.  Çekilişimizi blogunuzda duyurabilirsiniz. Duyurunuzda bulunması gereken metin: "İlle Kitap 2 okuruna İstanbul'un Gizli Büyücüleri romanını hediye ediyor. Çekilişe katılmak için tıklayın: (LİNK)" (+2)

Son katılım tarihi 18 Mayıs, saat 20:00'dır. Sonuçlar da aynı gün en geç 22:00'da açıklanacaktır.

Sonuçlar açıklandıktan sonra kazanan arkadaşların bize (illekitap@hotmail.com adresinden attığımız maile) 2 gün içinde dönüş yapması gerekmektedir, eğer dönüş olmazsa çekiliş tekrarlanacaktır. 

Herkese bol şans :)

DESTEĞİ İÇİN İTHAKİ YAYINLARINA TEŞEKKÜR EDERİZ! 
:)

0 Sarah Jio - Son Kamelya


Ve bir Sarah Jio kitabı daha bitti :)) bu kadının kalemini çoook seviyorum. Okurken sıkmıyor ve bir çırpıda bitiyor kitapları :)) 

Hep aynı tarz... geçmişte yaşanan olaylar, günümüze yansıyan izleri ve birbirini çok seven bir çiftin kendisini bu olay örgüsünde bulması :)) kitaplarındaki en çok hoşuma giden kısımda bu günümüz çiftleri arasındaki ilişkiler :)) bayılıyorum :D

Geçmiş kurgusunda beni oldukça şaşırtdan detaylar vardı ama günümüz çifti... çok sevdim bayıldım hatta ama en çok hoşuma giden kısım ise kitabın son iki-üç bölümüydü... O üç küçük çocuğu tekrardan görmek :))

Sarah Jio'nın her kitabını okuyan okurların bir tane favori kitabı vardı benim ki Böğürtlen Kışı'ydı ve şimdi 2. sırada Son Kamelya geliyor. 

Şimdi size kitabı anlatsam bilemiyorum. Aklıma gelen yerleri söyleyesim var ama fazlasıyla kitap içeriği olacak o yüzden susmayı tercih ediyorum :)) Ama söylemeliyim ki Flora ve Desmond ile Rex ve Addison çiflerini çok sevdim :) hemde çooook :) ama Bayan Dilloway'e de çok üzüldüm. Onca zaman aşkını kalbinde tutmak zorundasın... kendini açamazsın, çekip gidemezsin... gözünün önünde aşık olduğun adamın başka bir kadına aşkını izlemek zorundasın, onun mutsuz olduğu zamanları, üzüldüğü zamanları izlemek zorundasın... Çok zor... 

Her neyse... çok fazla konuşamayacağım dediğim gibi yoksa kitap içeriğine gireceğim :) 

Ama...

Ama...

İki yerde çok sevdiğim iki söz var onları sizlerle paylaşacağım :))

"Fark ettim ki insan çoğu şeyle mücadele edebilir, ama seveceği kişiye asla karar veremez. Kalbin seçtiği kişiyi, istese de değiştiremez. Korkarım, bu hayatımda yaşadığım en büyük felaket olacak."
***
"Bunu çok düşündüm ve insanların da gökyüzündeki yıldızlara benzediğine kanaat getirdim. Bazıları milyonlarca yıl, belli belirsiz parlar.Onlar hep orada olmasına rağmen bunu fark etmezsin bile. Tuvaldeki bir nokta misali birleşirler. Ama diğerleri öyle bir parlar ki gökyüzünü aydınlatırlar. Onları fark etmeden, hayranlık duymadan edemezsin. Bunların ömrü uzun sürmez. Süremez.Enerjilerini çabuk tüketirler. Annem de onlarda biriydi."
Bir evlat annesini ancak bu kadar güzel ifade edebilir. Aslında anne hasreti çeken bir evlat anca bu kadar iyi ifade edebilir...

Çok uzatmadan yorumumu bitiriyorum. Püsküllü ayracı konuya son derece uygun kapak tasarımıyla Arkadya Yayınları yine dört dörtlük bir iş çıkarmış. Dilerim Sarah Jio kitaplarını bizlerle buluşturmaya devam ederler, heyecanla bekleyeceğiz sıradaki kitabı ve...

Sizlere bu kitabı tavsiye edeceğim. Okuyun, okutun sonra tekrar okuyun arkadaş =)
Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına, sonra aşkla yeşerir. Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz? 
1940'lı yılların Amerikası'nda bir fırıncının kızı olan Flora Lewis, un kokulu hayatının bir gün çok farklı yöne sürükleneceğini bilmiyordur. Genç kız bir yandan yaşlı anne babasına yardım ederken, öte yandan botanik bahçesinde bitkilerin ve çiçeklerin gizemli dünyasıyla uğraşmaktadır. Ta ki kendini uluslararası çiçek hırsızlığı zincirinin tam ortasında bulana kadar Yapacağı iş çok basittir; İngiltere kırsalındaki Livingston Köşkü'ne gidip Middlebury Pembesi olarak bilinen ender bir kamelya türünü bulup haber vermek. Köşke dört öksüz çocuğa dadı olarak sızan Flora, içinde imkânsız bir aşkın tohumlarını büyütürken, ne tür bir belaya bulaştığını acı bir şekilde öğrenecektir.  
Tam elli sene sonra bahçe tasarımıyla uğraşan Addison Sinclair, eşiyle birlikte Livingston Köşkü'ne gelir. Geçmişindeki hayaletten kurtulmaya çalışan Addison, aslında burada çok daha sancılı bir gizemin içine düşer. Bunu çözmeye çalıştıkça dillere destan kamelya bahçesinin kanla sulandığı gerçeğine de adım adım yaklaşacaktır 
Mart Menekşeleri ve hâlâ çoksatanlar listesinde yer alan Böğürtlen Kışı yazarı Sarah Jio'dan muhteşem bir kitap daha. Son Kamelya, kalbimizdeki geçmişin zehrini umut kırıntısına tutunan küçük bir tohumla yok edebileceğimizi gösteren bir başyapıt.  
"Günümüze kadar taşınan geçmişin gizemi ile olayları yatıştıran affetmenin gücü tek kelimeyle muazzam." -Booklist-

10 Mayıs 2014 Cumartesi

3 Çekiliş Sonuçları: Sarah Jio - Son Kamelya

Merhabalar,

Arkadya Yayınlarının desteği ile gerçekleştirdiğimiz çekilişimizin sonuna geldik. Çekilişi her zamanki gibi cekilisyap.com sitesi yardımı ile gerçekleştirdik. Ve işte tam 5 kişilik kazananlar listesi :)


Kazanan arkadaşlarımızı tebrik ederiz ve keyifli okumalar dileriz :) Kendilerine illekitap@hotmail.com adresinden gönderdiğimiz maile iki gün içinde dönmeleri gerektiğini hatırlatalım. Aksi takdirde hediyeleri yedek talihlilerimize aktarılacaktır.

Arkadya Yayınlarına destekleri için bir kez daha teşekkür ederiz. :)


Çok kısa bir süre içinde bir çekilişimiz daha olacağını da buradan duyuralım. Takipte kalın :)

5 Mayıs 2014 Pazartesi

60 İlle Kitap Çekilişi 9: SON KAMELYA ÇEKİLİŞİ (Arkadya Yayınları)



Yeni bir çekilişle daha sizinleyiz =) 

Bu sefer bizlerde sizler kadar heyecanlıyız çünkü kalemini çok sevdiğimiz bir yazar olan Sarah Jio'nun kitabını hediye ediyoruz. 

Kitabı bizler de henüz yeni okumaya başlıyoruz dolayısıyla yorumumuz çekiliş devam ederken yayınlanacak, sizlerde yorumu okuyabilirsiniz o zaman. 

Yarışmayı Arkadya Yayınları'nın sponsorluğunda yapıyoruz ve blogumuzda bir ilki gerçekleştirip 5 kişiye hediye ediyoruz kitabı. İlk defa bu kadar çok okura hediye edeceğiz dolayısıyla bizler de sizler gibi heyecanlandık :) 

Katılım şartlarımız hep aynı, aşağıda sıralıyoruz. Ama bize kontroller sırasında biraz kolaylık sağlamak için aşağıdaki metni kopyalayıp karşısını doldurarak yorum bırakın. *lı olanlar doldurulması zorunlu olanlardır.
Bir de lütfen, profil linkinizi değil, paylaşım linkinizi veriniz.


Blogunuza üye olduğum isim*: 
Facebook sayfalarını beğendiğim isim*: 
Mail adresim*: 
Sayfaları twitterda takip ettiğim isim: 
Twitter paylaşımım: 
Facebook paylaşımım: 
Blog paylaşımım:

Çekilişimize katılmak için yapmanız gerekenler:

1. Tabii ki blogumuza üye olmalısınız.

2. Blogumuzun ve Arkadya Yayınlarının Facebook sayfasını beğenmelisiniz.

Bu ilk iki şartımız zorunludur. Aşağıda sıralayacaklarımızın her biri ise size parantez içinde belirttiğimiz kadar artı çekiliş hakkı kazandıracaktır.

3. Blogumuzu ve Arkadya Yayınları’nı twitterdan takip edebilirsiniz. (+1)

4. Çekilişimizi Facebook'ta duyurabilirsiniz. Yalnız duyurunuzu "herkese açık" yapmayı unutmayın! Duyurunuzda bulunması gereken metin: "İlle Kitap 5 okuruna Son Kamelya romanını hediye ediyor. Çekilişe katılmak için tıklayın: (LİNK)" (+1)

5. Çekilişimizi Twitter'da duyurabilirsiniz. Duyurunuzda bulunması gereken metin: "@illekitap 5 okuruna Son Kamelya romanını hediye ediyor. Çekilişe katılmak için tıklayın: (LİNK)" (+1)

6.  Çekilişimizi blogunuzda duyurabilirsiniz. Duyurunuzda bulunması gereken metin: "İlle Kitap 5 okuruna Son Kamelya romanını hediye ediyor. Çekilişe katılmak için tıklayın: (LİNK)" (+2)

Son katılım tarihi 10 Mayıs, saat 20:00'dır. Sonuçlar da aynı gün en geç 22:00'da açıklanacaktır.

Sonuçlar açıklandıktan sonra kazanan arkadaşların bize (illekitap@hotmail.com adresinden attığımız maile) 2 gün içinde dönüş yapması gerekmektedir, eğer dönüş olmazsa çekiliş tekrarlanacaktır. 

Herkese bol şans :)




DESTEĞİ İÇİN ARKADYA YAYINLARINA TEŞEKKÜR EDERİZ! 
:)


1 Mayıs 2014 Perşembe

2 Gülşah Elikbank - Aşkın Gölgesi


Türk yazarlarla gurur duyuyorum! Hep beni şaşırtan performanslar gösteriyorlar. 

Bundan önce okuduğum kitap bir Garwood kitabıydı ve ben kadının kalemine bayılan biri olarak genelde ondan sonra okuduğum kitaplarda pek zevk alamam ama "Aşkın Gölgesi" onun etkisinden çıkardı ve kendi etki alanını yarattı! 

Gülşah Elikbank, daha önce hiç okumadığım bir yazardı, dolayısıyla bu da ilk okuduğum kitabıydı ve beğendim. Kalemi hafif, akıcı ve sade... Okuru sıkmayan, kendine çeken ve etkileyen bir kalemi vardı bu kitabında. Genelleme yapamayacağım diğer kitaplarını okumadım ama bu kitabında öyleydi. Yazarın kelimeler üzerindeki hakimiyetini sevdim.

Kitabın konusunu beğendim daha ilk çıktığında ilgimi çekmişti ve açıkçası geçmişe dönüşlerle bir film tadında bir kitap olacağını düşünmüştüm ki beni yanılmadı. 

Kitabın konusuna kısaca değinmeyeceğim çünkü arka kapak yazısının yeterince açık olduğunu düşünüyorum. Yani arka kapakta ne okuyorsanız onun detayını okuyorsunuz kitapta. :)

Zaman zaman detayların fazla acıtasyon yaptığını düşünmedim değil, hatta yaşanan olayların yeterince duygusal olduğunu düşündüğümden bu kadar acıtasyona gerek yoktu da dedim ama kitabın bütünlüğünde, kitabı bitirdiğimde her şey yerli yerindeydi. Okurken fazla gelen kısımlar aslında fazla olmadığını fark ettim. Anlayacağınız okurken fazla gelen şeyler aslında kitabı bitirdiğinizde yerli yerine oturmuş oluyordu. 

Yazarı bir konuda tebrik etmek istiyorum, kitap için kitap okumak ve bunu kitabın bütünlüğünden kopmadan yapmayı başarmış olması cidden takdir edilecek bir şeydi.

Kitabı beğendim, konuya bayıldım. 

Ahh bir de... benim için "Aşk ikinci bir şansı hak etmez!" ama bu kitap yanıldığımı gösterdi. Evet... aşk ikinci şansı hak edebilecek bir duygu eğer gerçekten aşk ise...

Yorumumu burada bitiriyorum açıkçası şuanda Gökhan Özen'den Ne Fark Eder şarkısı eşliğinde bu yorumu yazdım ve inanın, kitabı hatırlamak gözlerimi doldurdu. Meğersem kitabı okurken ne kadar zorlanmışım o acıyla... Yolda okumayın bu kitabı, ben otobüsde okudum bazı yerlerde selektör yapar gibi göz kırpıştırdım gözyaşlarım akmasın diye :(


"Bu bir aşk hikayesi. Kırık dökük... kimi an soluk soluğa,
kimi an inanılmayacak zorlukta. Sonu... sonu başından bel-
liydi. işte ama sonunu bilerek, acısını hissederek kapılmaz
mısınız siz hiç aşkın büyüsüne? "

"Kendime hakim olamıyorum artık. Bu aşk denen şey, 
sanki hastalık gibi. En kötüsü de bu hastalık insanın ho-
şuna gidiyor."


"Ben seni sen olduğun ve ben sende yeniden hayat buldu-
ğum için seviyorum."

"Çok canım acıyor anne. Kalbim acıyor. İnsanın yüreği
acır mı oysa? Çocukken defterlerime çizdiğim kalpler-
den geçirdiğim oklar gerçek sanki. Kan yerine, gözyaşı
akıyor yüreğimden"

"Bazıları için yalnızlık en hakiki dosttur. Yalnızlığın sesine
kulak vermeyi bilenler için, kendini yeniden keşfetmektir
yalnızlık.Yüreğinin arzularına yalnızlığının yol göstericiliğiyle
bazıları. Ama bazıları için yalnızlık en büyük düşmandır."


"Beni hiç affetmeyeceksin," diye söylendi Ahmet. Bunu sormuyordu biliyordu. 

"Belki bir gün," diyebildi Zeynep kırılgan bir çocuk gibi. Affedebilmeyi gerçekten arzuluyordu. Çünkü onu affetmek, kendi ruhunu özgür bırakmaktı.

Ahmet gözleri yerdeki kaldırımın gri taşları arasında gezerken "Ama o gün, bugün değil, öyle değil mi? Belki de o gün hiç gelmeyecek."


Geçmişin tozlu sayfalarına kazınan bir hatıradan başka, ellerinde hiçbir şey kalmamıştı bu aşktan. Son sözlerini söylemişlerdi, ama adımları tutuktu hala. Adımlar kelimeler kadar keskin, sert değildi. Geçmişin çelmesi hala bileklerindeydi. İleri doğru atılacak bir adım, son demekti. İkisi de ilk adımı atan olmak istemiyordu. 


"Lütfen en azından sebeplerimi anlatmama izin ver. Sonra istersen yine görmeyelim birbirimizi," dedi ahmet.Bu sözlerle onu biraz olsun yumuşatabileceğine umuyordu. 

"Hayır," diyerek gözlerini kocaman açtı Zeynep. Sandalyesinde doğrulup ellerini masaya dayadı. Önce gözleriyle, sonra sözleriyle susturdu Ahmet'i. "Şimdi anlatıp geçmişin yükünü sırtından atmana ve vicdanını rahatlatmana izin vermeyeceğim. Bu da benim sana biçtiğim bedel olsun."


"Hayat, silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır. İçinde
 hem hatalar hem yalanlar vardır. Önemli olan senin o 
resme ne kattığındır."

"Sende bıraktığım iz ne, söylesene! İyileşmeyecek bir yü-
rek yarası mı yokluğum seninki gibi? Yoksa kısa bir an
hatırlanıp unutuluverecek kırık bir aşk hikayesi, bir genç-
lik macerası mı varlığım?"  

"İçinde taşkın bir deniz vardı sanki. Önüne koyduğu
dalgakıranları aşıp denizin tuzlu dalgaları kıyıya, yüreği-
ne vuruyordu. Nefreti aşkıyla kol kolaydı adeta. Kendi-
ni kaptırdığı anın içinde, bir adımında aşk galip gelirken
diğer adımında öfkeleri ayağına takılıp onu kendine ge-
tiriyordu."

"Ayakta kalmak için uzatılan bir kalbe, dört elle sarılabilir-
diniz. Kimin eli ya da kimin kalbi olduğunun o anda bir   
önemi olmazdı. Çünkü o eli tutmazsanız, varacağınız yer 
bir uçurumun kenarı olurdu."

"Sen en kötü şartların içinde, yokluğun ortasında cen-
neti görebiliyorsun Zeynep. Oysa benim gözlerim, o 
cennetin içinde sadece cehennemi arıyor."


"Hani, herkesin hayatta bıraktığı iz de, hayattan aldığı tat da farklıdır derler ya, yine de bir yerlerde, benimle aynı yöne bakan bir yürek var mıdır diye sormadan edemiyorum. Bize aldırmadan akıp giden zamanla aynı hızda koşmamızı sağlayacak bir yürek çarpıntısı kalmış mıdır hala? Güldüğümde içi ısınacak, ağladığımda hüznü sessizce paylaşacak hani."

***

"İnsanın aklı hep en sonda gelir başına. Hep geç kalınır pişmanlıklara. Geç kalınan pişmanlıklar, girdi mi insanın kanına geceler daha kararır oysa. Yükselen karanlığın sessizliği altında kaldı mı insan, hüzünler daha sararır resimlerin üstünde. Biriken acılar, tortu olup kalır ömrünün ayak izlerinde. Biz şimdi iki eski aşık, daha önce kaldığımız yerden yeniden başlamayı deneyeceğiz. Önümüzde sadece bir gün avr. Belki de bir ömür! Yaşam denen şey zaten üç gün değil mi? Biz dünleri eskittik! Geleceği hayallerle tükettik. Elimizde kalan tek şey bugün, bir gün! 



Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum arkadaşlar ve yorumumu bitiriyorum :)) Çok uzun oldu umarım okurken sıkılmazsınız. 
Geçmişin peşini bırakmadığı bir kadın ve zamana direnen bir aşk… 
Edebiyat profesörü ve yazar olan Esma, kocası öldükten sonra kızı Ece ile birlikte Berlin’de yaşamaya başlar. Sürekli annesiyle sorunlar yaşayan on yedi yaşındaki kızı Ece, bir gün bodrumda bir kitap bulur ve o kitapla birlikte annesini hiç tanımadığını fark eder. Bu kitabı bulmasının ardından Ece ve annesi Esma’nın hayatı hiç beklemedikleri şekilde değişecektir. 
Gülşah Elikbank’ın kaleme aldığı ve dokuz ülkede yayımlanan romanı Aşkın Gölgesi, aile, arkadaşlık ve aşk üzerine yazılmış, insanın içini ısıtan sıcacık ve etkileyici bir roman.