28 Kasım 2016 Pazartesi

0 Meral Kır - Aşkın Kokusunu Aldım ( Sancaktarlar #4)


~~~*~~~
Sevmek, tüm yol boyunca yüreğinde umut taşımak, imkansızlıklara inat yürümekti. Geçtiğin yolda gördüğün her ağaca küçük umutlar bağlamak, geri dönerken o umutları teker teker toplamaksa aşktı.
~~~*~~~

Çıktığında hemen aldığım ve okumadığım bir kitaptı Aşkın Kokusunu Aldım. Ki bilirsiniz ben Meral Kır kalemini nasılda severim. Kadın yazsın ben okuyayım modundayımdır ve yazdıklarının konusuna içeriğine bakmadan gözüm kapalı alırım da. O kadar müthiş bir kalem.
Hele bir de aşkı polisiyeyle harmanlamasına bayılıyorum, klasik aşk hikayesinden çok bir ekşın var kitaplarında eee bu da daha bir merak uyandırıyor.

Çıktığından beri hep imzalatmadan okumayacağım demiştim ki şimdi fark ediyorum ben aslında Sancaktarlar gitmesin, bitmesin diye bu kitabı okumayı erteliyormuşum. Her kitap bitikten sonra o duygu yoğunluğu ile yüzümde tebessümle kapattığımda arka kapağını kendimi boşluğa düşmüş ya da en sevdiği çikolatanın tadına varamadan bitmiş gibi hissediyorum. İşte şimdi itiraf ediyorum bu yüzden erteledim kitabı okumayı ama okudum da ne oldu. Bitti. Off...

24 Kasım 2016 Perşembe

1 Margaret Peterson Haddix - Sürgün Çocuklar (Children of Exile #1)


~~~*~~~
"İnsan yaşamının amacı, başkalarına hizmet ve yardım etme isteği göstermek, merhamet duymaktır."
~~~*~~~

Yorumuma Fredkent'in kuruluş ilkelerinden biriyle başlamak istedim :)

Go Kitap yine ilginç bir kitap bulmuş ve bunu okurlarıyla paylaşmış =)

Margaret Peterson Maddix'in gençlik dizisi kitaplarından birkaç tanesine denk gelmiş ve bana fazla çocuksu geldiği için hiç okumamıştım. Go Kitap'ın da genç yetişkin romanları çıkardığı göz önüne alınırsa bu kitabın güzel olacağını düşünerek başladım.

20 Kasım 2016 Pazar

1 Tüyap'tan Kalanlar // 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı



35. si düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı'nı yine gezdim tozdum, dedikodunun dibine vurup tanıdıklarımla görüştüm, yüz yüze tanışamadığım takipçilerimle ve sohbetin dibine vurduğumuz ama tanışma fırsatımızın olmadığı bloggerlarla tanıştım. Tanıdıklarımı yeniden görüp iki güldük eğlendik. Sevdiğim yazarlarla sohbet edip, eğlenip imza günlerine özel yapılan hediyelerden aldım.

Bence yine dolu dolu vakit geçirdik ve yine bolca kitap aldım :) itiraf ediyorum yine küçük çaplı bir servet yatırmış olabilirim :)

Fuar ortamı bambaşka bir ortam. Bence her kitap sever böyle kitap fuarlarına bir adım atıp o atmosferi görmeli, kendinden geçmiş kitap kurtlarının arasına katılmalı.

16 Kasım 2016 Çarşamba

0 Dilek Taygun - Gelinim


~~~*~~~
Funda tıpkı bir devedikeni gibi dikenlerini batırıp duruyordu. Ve adam bu dikenlerle, bir ömür müebbet yemişti. 
~~~*~~~

Neredeyse bir senedir elimde olan bir kitabı sonunda okudum. Dikkatimi çekti de Türk yazarlarda senesi dolmadan okumuyorum sanırım kitabı :) neyse okudum mutluyum ve Doğan'ı sevdim. :) Doğan'cılar saldırmayın sadece iyi bir karakter sevilesi bir adamdı, tutulmadım rahat olun ;)

Dilek Taygun'un daha önceden Kır Papatyası adında bir kitabını okumuş ve beğenmiştim. Çok fazla bir beklenti olmadan okuduğunda okura iyi vakit geçirten ve gülümseten sıcacık bir hikayesi vardı. Bu kitaba başlamadan önce yazarın kalemini bildiğim için daha bilinçli bir şekilde başladım kitaba ama ne yazık ki ilk kitabından bir tık daha aşağıda gibi geldi bana. 

14 Kasım 2016 Pazartesi

2 Kitap Tanıtımı

Kitabın adı    : The Originals - Diriliş
Orijinal adı   : The Resurrection
Yazarı           : Julie Plec
Çevirmen      : Ebru Sürmeli
Seri bilgisi     : The Originals #3
Yayınevi        : Go Kitap
Sayfa sayısı    : 287

Kitabın tanıtım yazısı: 

AİLE GÜÇTÜR
Köken Vampir ailesi bin sene evvel birbirlerine bir söz verdi. Her zaman ve sonsuza dek bir arada kalacaklardı. Ama verilen sözleri tutmak ölümsüzken bile kolay değildi.

Klaus, Elijah ve Rebekah Mikaelson kazandıkları her şeyi 1788’e kadar tekrar kaybetmişlerdir. New Orleans’ın yönetimi vampirler ile kurtadamlar arasında bölüşülmüştür. Bu durumdan hiç de memnun olmayan Klaus, kurtadamları sonsuza dek saf dışı bırakmak için bir vampir ordusu kurmaya karar verir. Bu arada tüm dikkatini yeni tanıştığı gizemli bir kadına vermiş olan Elijah kardeşinin bir süreliğine dizginleri eline almasına ses çıkarmaz. Klaus’un kan dökme merakından bıkıp usanan Rebekah ise çocukluklarının geçtiği evi ve ölümsüzlüklerinin anahtarını bulmak için bir yolculuğa çıkar. Ama üçünün de bilmediği bir şey vardır: Köken Vampirler bir kez daha büyük bir kumpasla karşı karşıyadır ve bu kez karşılarındaki cadılar ya da kurtadamlar değil New Orleans’ın ilk sahipleridir. Yani insanlar. Yeni bir çatışmanın eşiğinde üç kardeş yine bir araya gelip değer verdikleri tek şey olan aileleri için savaşmak zorundadır. 

13 Kasım 2016 Pazar

0 Jennifer L. Armentrout - Bodyguard (Gamble Kardeşler #3)


~~~*~~~
Kahretsin, onu beğeniyordu.
Ama göğsünün içinde kalbini nasıl çarptığına bakınca 'beğenmek' hislerini 
açıklamak için zayıf bir sözcük gibi kalıyordu.
~~~*~~~

Ahh.... Bir Jennifer L. Armentrout serisi daha bitirmiş olmanın hazzı ile yazıyorum bu yorum :) Tamam kabul, henüz okuduğum kitapları var ama en azından bir üçlemeyi daha bitirdim.

Gamble Kardeşler serisinin son kitabı ve bence... en güzeli bitti. Neden en güzeli biliyor musunuz? Çünkü Chandler bambaşka bir adamdı. Ne istediğini bile ve bir şey istedi mi onu alan bir adam! Bendenizin böyle adamlar zaafı var :)

Yazarın kalemini seviyorum,kurgu yeteneğini seviyorum ve nasıl oluyor bilmiyorum ama yazarın oluşturduğu karakterleri de çook seviyorum. Her zaman bizi kendine hayran bıraktıracak karakterler yazmayı başarıyor bu kadın.

11 Kasım 2016 Cuma

0 Jennifer L. Armentrout - Oyuncu ( Gamble Kardeşler #2 )


~~~*~~~
Arada sırada bakışları birbirlerine kilitleniyor ve konuşulmamış özlemin yakıcılığı canlı duruyordu.
~~~*~~~

Gamble Brothers Serisi'ne devam ediyoruz. İlk kitap Sağdıç'ı okumuştum ve ikinci kitabı üçüncü kitap çıkmadan okumak istemiyordum ki seriyi bir çırpıda tadına vararak okuyayım malum kitaplar çok ince en azından biraz daha tadını çıkarabilirim dedim :)

Ve serinin son kitabına başlayacağım. Oyuncu bitti :)

Jennifer L. Armentrout kalemini sevdiğimi anlamışsınızdır. Bunu kadının her kitabının yorumunda ifade ediyorum çünkü gerçekten seviyor ve çıkardığı her kitabı mutlaka alıyorum. Mesela şuanda sadece 2 kitabı yok elimde ki onları da kısa sürede alacağım :) Her neyse, yazarın bu seriyi üç kardeşi konu alırken her kardeşin hikayesi olan kitaplarda incecik bir çırpıda biten film gibi kitaplar. Hani bir film 2 saat oluyor ya ortalama olarak bu serinin kitapları da ortalama olarak 200 küsür sayfa ve çok sevdiğiniz bir filmi izlerken nasıl bittiğini anlamazsınız ya aynı bu kitabı okurken de nasıl bittiğini anlamıyorsunuz.

10 Kasım 2016 Perşembe

0 Kitap Tanıtımları

Kitabın adı           : Gizemli Erkek Avcısı
Yazarı                   : Aylem Güngördü
Yayınevi                : Nemesis Kitap
Sayfa sayısı           : 280

Kitabın tanıtım yazısı: 

EROS, KENDİ KAZDIĞI KUYUYA DÜŞERSE…


Özgür ruhlu, sert, alaycı ve iş arkadaşlarının deyimiyle “tam bir cadı” olan Seçil Kaya, erkeklerin önünde diz çökmesine alışıktır. Çünkü o seçilmez, sadece seçer. Üstelik uzun ilişki denen şey asla ona göre değildir.

Yine de her zor kadını dize getirecek bir şövalye çıkar.

Seçil’in karşısına da o şövalye çıkmak üzeredir: Baran.

Baran’la karşılaştıktan sonra, hissettiği şeylerin adını koymakta zorlanan Seçil, yardım almaya karar verir. Çalıştığı dergideki köşe yazısında okuduğu Gizemli Erkek Avcısı, Seçil’in aklındaki soru işaretlerinin cevabını verebilecek gibi görünmektedir. Ancak Seçil bu cevaplara hazır mıdır?






Kitabın adı           : Pablo Escobar Benim Bamam
Yazarı                   : Juan Pablo Escobar
Orijinal adı          : Pablo Escobar : My Father
Çevirmen             : Gamze Tokgöz
Yayınevi                : Nemesis Kitap
Sayfa sayısı           : 400

Kitabın tanıtım yazısı: 

Bir gece La Iguana'dan çıkarken yanındaki arkadaşlarının asla unutamayacakları bir şey söyledi babam. Ciddi ve kararlı bir tonda çıkmıştı sesi. “Otuz yaşıma geldiğimde bir milyon pezo kazanmamış olursam, kendimi öldüreceğim!” 
Yirmi altı yaşına geldiğinde, kendisini öldürmesine gerek kalmamıştı.
 
Benim doğduğum günden, onun öldüğü güne kadar babam benim arkadaşım, rehberim, öğretmenim ve güvenilir akıl hocamdı. Hâlâ hayattayken, ona gerçek hikâyesini yazması için zaman zaman yalvardım, ancak o bunu reddetti: “Grégory,” derdi, “tarihi yazabilmek için önce onu bitirmen gerek.” 

Bu kitap kimseyi suçlamıyor. Bu kitap mutlak bir gerçek de değildir. Bu, babamın hayatına yakınlaşabilmek için bir araştırma, bir girişimdir. Bu, kişişel, özel bir incelemedir. Tüm erdemlerinin yanısıra tüm hatalarıyla bir adamın yeniden keşfidir. Bu kitaptaki anekdotların çoğu, yaşamının son yılında, ateşin başında hep beraber toplandığımız uzun ve soğuk geceler boyu bana anlattıklarıdır. Diğerleriyse, düşmanlarının hepimizi öldürmeye çok yaklaştıklarının anlaşıldığı zaman bana yazılı olarak bıraktıklarıdır. 

Babamla ilgili “gerçekler” kısmen bilinmektedir –ya da hiç bilinmemektedir. Ve bu yüzden onun hikâyesini anlatmak büyük bir risk içermektedir; onun hakkında söylenen kötü şeylerin çoğu doğru gibi göründüğü için bunlar muazzam bir sorumluluk duygusuyla anlatılmalıdır. Bu anlatılanlar, benim babamla ilgili olmasının yanı sıra, insanlık tarihindeki en kötü şöhretli mafya organizasyonunun başında olan bir insanın iç dünyasının kişisel ve derin bir araştırmasıdır. 

Babama acımasız dürüstlüğünden dolayı minnettarım; onu net bir şekilde görmek, yaptıklarını asla savunmadan onu olduğu gibi bir adam olarak kabul etmek benim kaderimdi. 

Ben, babasının yaptıklarıyla değil, sadece kendi yaptıklarıyla hatırlanmayı dileyen bir insanım. Umarım insanlar, bu hikâyeleri okurken benimle ilgili gerçekleri unutmaz ya da beni babamla karıştırmazlar. Ne de olsa, bu benim de hikâyem.


9 Kasım 2016 Çarşamba

0 Buse Gümüş - Düşlerimin Prensi - 2. Cilt


~~~*~~~
Ruhum o her neredeyse, onun yanına uçmak için çırpınıyordu. Ve ben ondan uzak olduğum her saniye ölüyordum. Ruhum can çekişiyor, kalbim çığlık çığlığa haykırıyordu.
~~~*~~~

İlk kitabı bitirdikten ve o kitabın çok fena olan sonundan sonra ikinci kitaba başlamak farz olmuştu zaten. En azından Mert'in durumu hakkında bilgi sahibi oldum bir sıkıntı yok panik yapmaya da gerek yok millet ;)

Buse Gümüş'üm kalemi bu kitapta da aynı şekilde devam ediyor. Sakin, sadece ve yormayan şekilde.

Mert'in gereksiz kıskançlıkları Rüya ile birbirlerine attıkları tripleri aslında biraz da çocukça bulduğumu itiraf etmeliydim. Atraksiyon yoktu kitapta, ilk kitaptan sonra hatta ilk kitabın sonundan sonra bu kitaba dair beklentim daha farklıydı. Bir ekşın ya da bir olay falan ne bileyim heyecan yaratacak şeyler bekledim ama onu ne yazık ki bulamadım. Bana biraz olmasa da olurdu bu kitap diye düşündürttü.

7 Kasım 2016 Pazartesi

0 Kitap Tanıtımı

Kitabın adı           : Sosyopat
Yazarı                   : Anna Snoekstra
Orijinal adı          : Only Daughter
Çevirmen             : Çağla Önsal
Yayınevi                : Arkadya
Sayfa sayısı           : 288

Kitabın tanıtım yazısı: 

Söyleyeceklerim çok güçlü bir etki yaratacaktı. Boğazımdaki düğüm çözülmüş, parmak uçlarım karıncalanmaya başlamıştı. Artık çaresiz hissetmiyordum, kurtulacağımı biliyordum. Önce kadına, sonra adama baktım, bir süre bu anın tadını çıkardım. Yüzlerindeki ifadenin değişeceği zamanın zevkine varabilmek için onları dikkatle izledim.

“Adım Rebecca Winter. On bir yıl önce kaçırıldım.”

On bir yıl önce öldüğü düşünülen Rebecca Winter’ın kimliğini çalan genç kadının tek amacı peşindeki polisleri atlatmaktır. Ancak bir anda kendisini gerçek Rebecca Winter’ın hayatını yaşarken bulur. Oysa hesaba hiç katmadığı bir şey vardır… 
Yoksa sıradaki kurban kendisi mi olacaktır?

“Anna Snoekstra’nın bu heyecan verici romanı, genç bir kadının on bir yıldır kayıp olan bir kızın yok oluşunun ardındaki tüyler ürpertici gerçeği keşfetmesini anlatıyor. Acaba gerçeği keşfeden bu genç kadın, bir sonraki kurban mı olacak? 
Gerçekten farklı ve insanı geren bir şekilde anlatılmış… Suç romanlarında yeni bir yetenek doğuyor.”
Mary Kubica

6 Kasım 2016 Pazar

0 Buse Gümüş - Düşlerimin Prensi - 1. Cilt


~~~*~~~
Hayatımın dönüm noktası o andı ve her şeyi, 
sadece üç saniye içerisinde baştan sona değişmişti.
~~~*~~~

Neredeyse bir asırdır bende olan kitap Düşlerimin Prensi’ne başladım ve bitirdim. Bir asır derken şaka yapmıyorum, geçen sene Tüyap’tan almıştım bu sene Tüyap başlıyor bir hafta sonra… bir asır olmuş :)

Buse Gümüş, ilk kitabını yayınlayan Türk yazarlarımızdan biri. Normalde bilmediğim etmediğim yazarların kitaplarını okumam ama Türk yazar olunca da şans vermek geliyor içimden ve Buse’ye bir şans verdim. Sade, yormayan bir kalemi var. İlk kitabı dolayısıyla çok fazla bir beklentiye girmedim ki zaman zaman acemiliğini kitabında belli etti bence.

3 Kasım 2016 Perşembe

0 Tuba Atıcı Coşar ile Röportajımız



Selam Tuba, sevdiğim yazarlardan biri olmanın yanında arkadaşımda olduğun için seni biraz… azıcık daha fazla zorlayacak sorular soracağım ve hepsine cevap bekliyorum. Kesinlikle istemediğin soruyu cevaplamama hakkın yok ;) her yazara bu hakkı veririm ama sana kesinlikle vermeyi planlamıyorum ;) 

Hazırsan başlayalım :)

O zaman bende arkadaşıma göre cevaplar vermeye hazırım. :)


İlleKitapBlogu: Ve ilk soru geliyor öyleyse. Bize kendinizden bahseder misin? Tuba Atıcı Coşarkimdir, nasıl biridir? Ne yer ne içer? Ne yapmaktan hoşlanır? Neler okur, ne tür yazmayı sever (bunu ben iki romandan keşfettim ama bilmeyenler için olsun cevap;)) Gezmeyi mi yazmayı mı yoksa okumayı mı daha çok sever?


Tuba (Okur Yazar Annecik): Her ne kadar insanlar küçük gösterdiğimi söylese de ki bu çoook fazla hoşuma gidiyor inkar edemeyeceğim ama yaklaşık 17 gün sonra 29 oluyorum. 5 yıllık evliyim ve 4 yaşında bir oğlum var. Kendisi benden çok tanınır. Tipik bir Akrep burcuyum. Kinci ya da sinsi değilim ama insanları incelediğimi kabul ediyorum. Çok fazla hatta gereksiz fazla duygusalım. Kolay kolay insanları hayatımdan çıkarmam ama sabrım taştı mı da gözüm kimseyi görmez. Bilindiği gibi okumayı çok seviyorum ama tür ayırt etmem okurken. Yazmayı da sevsem de okumak bir tık üstte benim için. Aşk oldu mu ben her şeyi yazarım. Bu ara daha yetişkinlere yönelik bir şeyler peşindeyim. Sürpriz diyelim. Gezmek, yazmak ve okumak arasında sıralama yaparsam eğer. Okumak, yazmak ve gezmek derim. Oğlumla olduğu sürece gezmeyi de seviyorum.

1 Kasım 2016 Salı

0 Selvi Atıcı - Kalbim Sende Kalmış (Kayıp Şehir #4)


~~~*~~~
Evet, Ali çok ileri gitmişti. Onu kendini unutacak kadar severek, yanında değilken bile onu yaşayarak çok ileri gitmişti. Ali kendini bildi bileli ona aşıktı. Nasıl ileri gitmesindi ki? Hayata dair başka hiçbir planı yoktu. Sadece Arya! Gördüğü, bildiği, duyduğu, hissettiği... İstediği her şey O'ydu. Sadece O!
~~~*~~~

Kayıp Şehir Serisi sona erdi! Bitmeseydi iyiydi... Ne bileyim seriyi uzatmak için çocuklarının da hikayelerini yazılabilirdi. Deryal, Adem ve Ömer'i sevdiğim için onların çocuklarını da ayrı bir sevdim dolayısıyla okumakta ayrı bir zevk oldu benim için :)

Selvi Atıcı'nın kalemini sevdiğimi biliyorsunuz, çıkan her kitabını okuduğum düşünülürse ve Sen kitabının da yeni basımını yakında tekrardan okuyacağımı da düşünsek... kadın sen yaz ben okuyayım diyesim geliyor :)