2 Haziran 2020 Salı

0 Julie Garwood - Ödül


~~~*~~~
Nicholaa kendisini Royce'un tam kalbine yerleştiriyordu ve Royce'un onu durdurabilecek hiçbir silahı yoktur. 
~~~*~~~


Julie Garwood'un okumadığım 3 güncel romansı haricinde okumadığım kitabı olmadığını göz önüne alırsak üst üste, tekrar tekrar okumaktan sıkılmayacağım bir yazar olduğunu da dile getirmeliyim. Ne historcal romansları ne de güncel romansları olsun kadın yazıyor ve bizler de zevkle okuyoruz. 

Ödül kitabı da çook uzun zaman sonra okumak... tekrar okumak inanılmaz güzel oldu ki zaten 1 günde bitirdim kitabı. Dün öğlen başladım ve bitirmeden bırakamadım öyle ki bitirmem gereken işleri bugüne ertelemiş olabilirim :) bu durumdan utanmıyorum tabi iş verenlerin duymasın :D

Ödül kitabı, instagram sayfasımızdaki #illekitaplahistoricalokuyoruz etkinliğinde okumayı planladığımız bir kitap oldu. Ben okudum diğer arkadaşlar henüz okuyorlar sanırım :D En son 2012'de okumuşum kitabı ara ara sayfalarını karıştırsam da baştan sona bir daha okumamışım ve şuan da okumak çok güzel gitti. Özlemişim kadının kalemini, kurgularını, hikayelerini ve muhteşem İskoçlarını ve onlara kafa tutan kadınlarını ;) 


~~~*~~~
Bir insanın yuvası o insanın huzurunun, can güvenliğinin ve bazen de aşkının mabedi olmalıydı.
~~~*~~~


Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Nicholaa, kendi kalesini korumak amacıyla 3 Norman baronunu ve adamlarını yenerek geri gönderdiğinde efsaneleştiğinden haberi yoktur. Sarayda hakkında konuşulduğu ve ödül haline geldiğinden de... Kral'ın en iyi adamı ve adamları Nicholaa'nın kalesini işgal edecek ve genç kadını saraya getirilmek üzere görevlendirildiğinde ne genç kadının güzelliğinden ne de zekasından haberdar olmayan adamlar zaferle döneceklerinden emindi... Gerçi zaferle döndüler de ama kaybettikleri şeylerde oldu. Royce, ne olursa olsun rakibini küçümsemeden kaleyi ele geçirdiğinde Nicholaa'nın ona oynadığı oyunlarla ve onun savaşma tarzıyla zekasını kabullense de işe katmadığı şey, kaleyi işgal etmesi ve genç kadını saraya götürmesinin sonucunda Nicholaa'nın da onun kalbini işgal etmesiydi. Royce, genç kadını yendiğinde ve saraya götürdüğünde gelişen oylar sonucunda büyük ödül olan Nicholaa, bir anda genç ve bekar baronları ödül haline getirecek bir olayı gerçekleştirdiğinde evleneceği adamı seçer... onu bozguna uğratan Royce'u… ve asıl olaylar da o zaman patlak verir... boyun eğmeyi reddeden Nicholaa ve boyun eğdirmeye çalışan, uzlaşmayan Royce… tabi onun önünde de büyük engeller vardır. Nicholaa'nın erkek kardeşleri ve Royce'un düşmanları... 

Bütün sorunlarla baş edebiliyorlarken asıl sorun birbirleri haline geldiğinde duygularını kabullenip de birbirlerinin mutluluğu için çabalamaya başlamaları da kitabın en eğlenceli kısmıydı. 


~~~*~~~
Bunun nasıl ve niye olduğunu anlamıyordu. Bir tek şey kesindi: Royce karısını önemsiyordu.
~~~*~~~


Öncelikle Nicholaa'nın kalenin işgali konusunda söylediği yalanlar ve sonrasında planları cidden çok iyiydi. Royce gibi bir askeri oyuna getirebilmesi çok zekiceydi. Ki gerçekler ortaya çıktığında Royce bile bunu kabullendi ama genç kadının düşünemediği şey savaşçının daha stratejik planları olmasıydı :D Royce'un Nicholaa'yı ısrarla kendi isteğiyle sığınma talep ettiği manastırdan çıkacak demesi ve sonunda çıkması da cidden genç adamın da en az Nicholaaa kadar zeki olduğunun kanıtıydı. Gerçi en iyi savaşçı olmasının sebebi de savaş yeteneğine zekasını karıştırmasıdır bence... 

Saraya yolculuk boyunca Nicholaa'nın asla pes etmeden kaçma teşebbüsleri, saraydaki olaylar çok güzeldi. Ama en güzeli herkes Nicholaa'nın güzelliğiyle mest olmuş ve onunla evlenebilmek için birbirlerine meydan okurken gelişen olaylar sonucunda ödül haline baronların gelmesi daha eğlenceliydi. Düşünsenize bir oda dolusu İskoç Savaşçı... mezbaa gibi önünüzde diziliyor ve sizin onu seçmenizi istiyorlar... biz İskoç severlerin rüyası :D

Royce ve Nicholaa ile arasındaki atışmalar, tartışmalar muhteşemdi. Hatta çoğu zaman eğlenceliydi. Özellikle Royce'un Nicholaa'ya verdiği öğütler çok iyiydi ve Nicholaa'nın onu dinlemeden kendi işlerini düşünerek zaman geçirmesi çok eğlenceliydi. 

Aralarındaki tutku ve aşk çok güzeldi. Kalpleri birbirlerini isterken bunu anlamamaları ve çevresindeki herkes bunu görürken kendilerinin bunu fark etmemeleri çok tatlıydı. 


~~~*~~~
Royce Niholaa'yı sadece önemsemiyordu. Bu kadına aşık oluyordu.
~~~*~~~


Royce'un Nicholaa'nın kardeşine karşı tavırları takdirlikti. Justin'in tek kolunun olması sonucunda ona yardım çabaları, onu eğitmesi çok iyiydi. Tam bir eğitmen ve savaşçı barondu. Nicholaa'nın da bunu fark etmesi çok iyiydi.

Royce'un satranç taşları ile ilgili detayları çok sevimliydi özellikle Nicholaa'nın isteklerini yerine getirme çabası onu mutlu etme çabasının yanında Nicholaa'nın da kocasını mutlu etmek için ona boğun eğme modu… çok eğlenceliydi. 

Ama en güzeli de Royce'un Nicholaa'nın sapan marifetini öğrenmesi, hamile olduğunu öğrenmesi... çok güzeldi. 

Ayyy öyle sahneler var ki detaylı anlatmak istediğim ama spoiler olacağı için susuyorum kendimi frenliyorum ama öylesine güzeldi ki kitap anlatamam... Bence mutlaka okumalısınız cidden çok iyiydi. Uzun zamandır okumamıştım Garwood kitabı nasıl özlemişim anlatamam. 

Benim için favori yazarlardan biri ve keşke daha çok kitabı çıksa doyasıya okusa diyorum. Siz de mutlaka okumalısınız... belki kitaplarını zor bulabilirsiniz yeni basımları olmadığı için ama denk gelirseniz mutlaka okuyun derim ben. 



~~~*~~~
"Bana oğlumu ver," talebin artık inançtan yoksun bir sesle yineledi. 

"O senin oğlun mu?"

Nicholaa bu soruyu yanıtlamadan önce Ulric bir kelime aguladı. "Anne." Bebek ona baktığı için Nicholaa bur fırsatı kaçırmadı.

"Elbette oğlum," dedi. "Onun bana 'anne' dediğini henüz işittim."

Royce'un çileden çıktığı aşikardı. "Hanımefendi, geçen beş dakika içerisinde bu bebek bana, atıma ve kendi yumruklarına 'anne' dedi."
~~~*~~~



Kitabın adı     : Ödül
Orijinal adı     : The Prize
Yazarı              : Julie Garwood
Çevirmen        : Timur Avarken
Yayınevi           : Epsilon
Sayfa sayısı      : 456

Kitabın tanıtım yazısı: 

New York Times çok satanlar yazarından harikulade bir eser daha…

Fatih William’ın Sakson tutsağı Nicholaa, Norman soylularından biriyle evlenmek zorunda bırakılır. Genç kadın eş olarak kendine merhametli savaşçı Baron Royce’u seçer. Becerikli, isyankâr ve tam anlamıyla tecrübesiz Nicholaa hislerine söz geçirmeye çalışsa da Royce’dan etkilenmeye başlar. Savaşın acımasızlığını, tutkunun yakıcılığını deneyimlemiş olan Royce ise bu çekici kadın karşısındaki hislerinin derinliğinden ötürü dehşete kapılır. Ve Saksonlar’ın Norman istilacılar tarafından böylesine ilgi gördüğü bir ihanet ikliminde, Royce ve Nicholaa yeni bir aşka yelken açarlar...

“Kalbinizi fethedecek kahramanlarıyla ÖDÜL gizem, entrika ve aşk dolu bir roman…” - Affaire de Coeur

“Sürükleyici anlatımıyla romantik, eğlenceli ve bir o kadar da macera dolu bir hikâye.”  - Randezvous

“Tek kelimeyle kusursuz.” - Romantic Times







Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın