29 Kasım 2025 Cumartesi

0 ALINTILAR // L. J. Shen - Umutsuz Varis (All Saint Lisesi #4)


 


Kitabın yorumu için tıklayınız!









Grim elini berber zamanı gelmiş saçlarına daldırıp lüks bir şampuan reklamında oynuyormuşçasına gezdirdi. "Demek istediğim, onu korumak sana düşmez. Kız ne zaman civarına yaklaşsa kendini kaybediyorsun."
"Ee?" diye tersledim.
"Artık kaybedecek çok şeyin var."
Tamamen giyinmiştim. Çantamı aldım ve ona bir kez bile bakmadan çıktım.
Aşk Tanrısı'nın beceriksizliği. Sadece birimizi vurmuştu.
O ok kalbimi delip geçmiş, sırtıma saplanmıştı.


***

"Büyüyünce bu kadar ayrı düşeceğimizi tahmin etmezdim."
Büyüdükçe ayrı düşmemiştik. Ben Bailey'ye yetmemiştim.
O değişmişti, ben aynı kalmıştım. O kanatlarını açarken, ben beni bırakıp gitmemesi için kanatlarını kırpmaya çalışmıştım. Bu geri tepmişti. Hem de çok fena.


***

"Sen herkes değilsin ki." Başımı iki yana salladım. "Bu dünyada yaklaşık sekiz milyar insan var, Bailey Followhill ve sen tartışmasız en sevdiğimsin."
"Ben senin en sevdiğin olabilirim." Bailey elini masada kaydırıp parmaklarını parmaklarımın arasına geçirdi. "Ama sen benim tek sevdiğimsin. Ve bu beni çok korkutuyor, Levy. Hem de çok."



***

"Keder bir canavara benzer. Aç bir canavar. İçindeki her şeyi yer bitirir. Ama bir gün uyanırsın ve bir bakarsın doymuştur. Artık tatmin olmuştur."
"Peki doyunca ne oluyor?"
"Canavar kalıyor ama eskisi gibi korkutmuyor."
"Hiç hoş değilmiş." Burnumu kırıştırdım. 
Sallanan sandalyede arkasına yaslanıp düşündü. "Bence tam da hayat gibi. Canımız yanacak elbet. Hayat bir yolculuk ve aşmaya değer hiçbir yok dümdüz değildir. Hayat bir hediye değil, emanettir, Levy. Elindeyken kıymetini bil."



***

"Beni asla reddetmeyeceğine söz vermiştin. Hep yanımda olacaktın." Bunu hatırlatmak aptalca geldi. "Ormanda, hatırlıyor musun?"
Alt dudağı titredi. Ağlamak üzereydi. "Olacağım da. Ama senin yanımda olmanı istediğimi söylemedim. Beni böyle görmeni istemiyorum. Paramparça. Kayıp. Umutsuz. Seni seviyorum, Lev Cole. Ama keşke sevmesem. Varlığın dahi ruhumun kaldıramayacağı kadar ağır."
Sözleri etimi, kaslarımı, hücrelerimi, kemiklerimi kesip içime işledi. Bailey merdivenin ortasında durmuş, trabzana tutunuyordu. Halkıyla konuşan bir kraliçe gibiydi. "Eğer gerçekten senin Güvercin'insem, kanat açıp uçmama izin verirsin. Bırak gideyim, Lev. Bana benzeyen, sana tapan bir kız var ve ben hayatımda böyle bir dramı kaldıramam. Sen benim güneşimsin. Çok güzelsin ama sana sadece uzaktan bakabilirim."



***

"Dediklerini düşündüm." Yağmur ve müzikten birbirimizi zar zor duyduğumuz için müzik setini tekmeleyerek susturdu. "Belki de haklısın. Belki ben güneşimdir. Ama sen de gökyüzüsün ve ben sensiz yapamam. Juilliard'a gittiğinden beri gökyüzü nasıl görünüyor biliyor musun?" diye sordu. Kalbim beğenilmemiş bir kara kalem çizim gibi buruş buruş ezildi.
Karanlıkta gözlerimin içine baktı. "Hep karanlık."


***

"Sen bana hiç aşık olmadın, Lev," diye kekeledim. "Sadece dip dibe büyüdüğümüz için kafan karışmıştı."
Gözlerimin içine baktı. "Ben senin her bir hücrene aşığım. İtiraf et artık, Bailey. Her şeyi mahvettin. Saçma sapan güvensizliklerin yüzünden bizi yok ettin. Mutlu olabilirdik. Şimdi şu halimize bak."
"Sen mutlu görünüyorsun."



***

Babam omuz silkti. "Bailey karşı sokağa taşındığından beri an meselesiydi zaten. Cole laneti işte."
"Bizi istemeyen kadınlara aşık olmak mı?"
"Aşkımız tükenene kadar gönlümüzü başkasıyla doldurmaya çalışmak."
"Bailey'yi tüketebileceğimi sanmıyorum."
"O zaman derisini giyersin. Bunu yapacak kadar takıntılı gibisin." 



***

"Bitkin görünmüyorsun." Kalın ve boğuk çıktı sesi. Bala batırılmış gibi.
Yutkunurken boğazım gerildi. "Öyle mi?"
Başını iki yana salladı. 
"Nasıl görünüyorum o zaman?"
"Kaybetmekten ödümün koptuğu hayatımın aşkı gibi."



***

Herkesi memnun etmeye çalışırken hiç kimseyi memnun edememiştim. Bu yüzden belki de en iyisi kendim için doğru olanı yapmaktı. 
Belki de gerçekten kendiniz olmak, etrafınızdaki herkesi bir sürü acıdan kurtarırdı. 



***

"Artık birlikte olabilir miyiz bilmiyorum, Levy. Sen savaş pilotu olacak adamsın. Bense hasarlı mal."
Hızla bana döndü, çatık kaşlarının arasında çakan şimşekler buna kesinlikle katılmadığını gösteriyordu. Çenemi tutup gözlerinin içine bakmamı sağlayacak şekilde çevirdi. 
"Hasarlı mal da değerlidir. Onu özel yapan çentikleridir. Onu o yapandır. Hayatta kalmıştır. Deneyimleriyle şekillenmiştir. Yaralarınla gurur duy, Güvercin. Çünkü senin zorluk gördüğün yerde ben fırsat görüyorum. Senin kusur gördüğün yerde ben gelişim görüyorum. Senin başarısızlık gördüğün yerde ben çaba görüyorum. Senin umutsuzluk gördüğün yerde ben umut görüyorum." Nefes aldı. "Sen yeterince değil, gerçek olamayacak kadar iyisin."
O anda, eski püskü bir brandanın üzerinde, ormanın ortasında, sevdiğim çocuğun kollarında, tüm bunların sonunda, her ne olursa olsun, hayatta kalacağımı anladım.
Belki de bu yeterli olacaktı.



***

"Doğru olanı yaptın, Lev. Ona hayatını geri kazanma şansı verdin. İkiniz için hala geç değil."
"Nereden biliyorsun?"
"Çünkü birbirinize nasıl baktığınızı gördüm," dedi, sesi sakin ve kararlıydı.
"Ve?"
"Ve birlikte yaktığınız ateş etrafınızdaki bütün gölgeleri yok etmeye yeter."




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın