Klasikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Klasikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2025 Cuma

0 William Shakespeare - Hırçın Kız



~~~*~~~
Kadıncağızı kadının kendi huyuyla kahrediyor.
~~~*~~~

 

Bu ay ani bir kararla ay bitmeden elimdeki Shakespeare kitabı okuyayım dedim. Aslında yoğun tempolu çalışmamdan dolayı kısacık bir şeyler okuyasım vardı biraz da onun etkisiyle başladım bu kitaba ve bitirdim de hemencecik...

Biliyorsunuz ki Shakespeare kitapları tiyatro metinlerinden oluşan kitaplardır. Hırçın Kız da o şekilde yazılmış bir kitaptı. Klasik bir Shakespeare komedyalarından biriydi. Aslında komedya demek doğru olur mu bilemiyorum... 

Kitabı sevip sevmediğime dair yorumumu detaylı bir şekilde yazacağım ama şu kitabı okurken hem o dönemlerde kadının nasıl da 'metalaştırıldığını' okumak rahatsız edici olduğunu dile getirmeliyim. Açıkçası şu kitapla da bu adam kadınlardan nefret mi ediyor diye de düşünmedim değil... 

25 Şubat 2025 Salı

0 William Shakespeare - Othello



~~~*~~~
En kara günahları işletecekleri zaman şeytanlar, 
Bunu önce sevap diye yutturmaya kalkarlar
~~~*~~~


 

Her ay bir klasik okumaya karar verdim, elimde varlar ve aldıklarımı da okumadan kitaplığımda durmalarını istemediğimden dolayı okuyarak bitireceğim. 

Bu ay Othello'yu seçtim. Sebebi de yakın zamanda tiyatrosunu izlediğim için neden önceliğimi ona vermeyeyim ki diye düşündüm. Bu arada tiyatrosuna dair yorumum blogda yer alıyor. Yorumunu merak edenler tıklayabilirsiniz. 

Othello biliyorsunuz ki bir aşk romanı olmanın yanı sıra bir tragedya ve okurken bunu çok rahatlıkla görebiliyorsunuz. Shakespeare'in en önemli özelliklerinden biri olan toplumsal sorunlara, insanlardaki sorunlara değinmeyi çok güzel başarıyor oluşu. Bunda da bu izleri görüyoruz. Saf, dürüst, temiz, sadık birinin ne kadar kolay kirletileceğini, kıskançlığın, hırsın insanları nasıl yok ettiğini anlattı bir oyun. 

24 Mayıs 2024 Cuma

1 Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece


~~~*~~~
O sıcak öğle sonrasının, o olağanüstü gecenin tek bir saniyesini bile unutmaktan korkmuyordum.
~~~*~~~ 

 
Aşırı yoğun bir iş temposunda olduğumdan dolayı, uzun kitaplara başlamaktansa klasik okuyayım diye düşündüm, aslında daha yorucu olur klasik diye düşünebilirsiniz ama bence öyle olmadı. Çünkü Zweig kitapları eni yormuyor bu yüzden de seviyorum. Bu kitabı da o yüzden tercih ettim ve keyifle okudum da. 

Zwieg'in birkaç kitabını okudum ve kalemini biliyordum da bu yüzden bu kitaba dair ne beklememe gerektiğini biliyordum. Kitabın hikayelerinin ardındaki mesajlar çok iyiydi bu yazarın okuduğum her kitabında denk geldim ve bu kitabında da bunu hissettim. 

Kitabın içeriğine dair yorum yapmayacağım, zaten arka kapak yazısı yeterince açılmıyor daha fazlası spoiler olur gibi geliyor. 

Kitabın başlangıç şekli yaşanmışlık kokuyordu açıkçası bunun yanı sıra da altındaki mesajlar... hani sublimal mesaj dedikleri şey var ya bu kitapta bunu çokça görüyoruz. 

22 Nisan 2021 Perşembe

0 Sabahattin Ali - Kuyucaklı Yusuf



~~~*~~~
İçindeki bütün yıkımlara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti.
~~~*~~~

 
Açıkçası şu zamana kadar yazarın iki kitabını okumuştum. Hepsini toplayıp okuma planım varken neden bu ay başlamayayım diye düşündüm. Ve işte Kuyucaklı Yusuf ile karşınızdayım. 

Daha öncesinde Kürk Mantolu Madonna ve Canım Aliye Ruhum Filiz kitaplarını okumuştum. Şimdi de Kuyucaklı Yusuf kitabını okuyunca yazarın her kitabında daha başka bir tarafını ve toplumsal sorunu ele aldığını gördüm. Üstelik bunu oldukça güzel bir şekilde yaparken okuru kendine bağlıyor, kitabı elinden bırakamamasına neden oluyor. 

Kitapta o dönemin kelimeleri vardı. Zaman zaman bunları okumak ve ne anlama geldiğini araştırmak biraz beni kitaptan kopardı. Ancak şunu söylemeliyim ki yadırgamadım. Çünkü romanın yazılmış olduğu dönem dikkate alındığında bu kelimeler günlük hayatlarında kullanılırken kitaplarda da kullanılması çok normal ama işte bizler bu kelimeleri kullanmayınca ne anlamını biliyor ne de kolaylıkla okuyabiliyoruz. Bir tek bu konuda sıkıntı yaşadım onun haricinde her bir cümlesinden zevk aldığım bir kitap oldu.

30 Ağustos 2020 Pazar

0 Antoine de Saint-Exupery - Küçük Prens



~~~*~~~
"Onu anlatmaya çalışmam unutmak istemeyişimdendir."
~~~*~~~


14 yaşındaki kuzenim Umut ile beraber okuduğum 2. kitap Küçük Prens'ti. İtiraf etmek gerekirse ilk kez okudum. 

Aslında her ne kadar çocuk kitabı diye lanse edilse de yetişkinlerinde okuyup ders çıkarabileceği bir kitap. Daha doğrusu her yaşta farklı bir bakış açısı kazanılacağı, farklı şeyler hissettireceği bir kitap. Ki kuzenimin anladıklarıyla benim anladıklarım farklı bunu kitap hakkında konuşurken fark ettim. 
Ama ikimizin de ortak payda da anlaştığımız şey dünyada birçok şey gerçekleşiyor ve bizler bazen bunların parçası olurken bazen de hiç farkına varmıyoruz. 

Kitap her ne kadar uçağı çöle düşen bir adam Küçük Prens'e rastlaması ve onunla kurduğu arkadaşlığı konu alırken Küçük Prens'in yolculuklarını ve yaşadıklarını anlatıyor gibi görünse de aslında her yaşta bambaşka bir şeyler anlayacağınız bir kitap.

26 Ekim 2019 Cumartesi

0 William Shakespeare - Titus Andronicus


~~~*~~~
Günü gelince hepsini öldürteceğim,
Soyunun sopunun kökünü kazıyacağım,
Sevgili oğlumun hayatı için yalvardığım
O acımasız babayı ve hain oğullarını toprağa gömeceğim.
Bir kraliçenin sokak ortasında diz çöküp boşuna yalvarışı
Ne demekmiş onlara göstereceğim.
~~~*~~~

William Shakespeare'in okuduğum ilk eseri diyebilirim. Her daim adını duyduğumuz, bir klasik, bir baş yapıt yazarı olduğunu bildiğimiz Shakespeare'in şimdiye kadar hiçbir kitabını okumamış olduğumu utanarak itiraf ediyorum. Ve ilk okuduğum kitabı da Titus Andronicus oldu. 

Tiyatro tarzı metinleri hiç okumamıştım ve beğenip beğenmeyeceğimi bilemiyordum. Hep roman okuduğum için bu tür kitaplarda kurgunun içine giremeyeceğimi ve beni sıkacağını düşünmüştüm. Ama... yanılmışım!

19 Ekim 2019 Cumartesi

0 Jack London - Vahşetin Çağrısı


~~~*~~~
Adil oyun diye bir şey yoktu. Bir kere yere düştün mü sonun geldi demekti. Eğer öyleyse, o da hiçbir zaman yere düşmeyecekti.
~~~*~~~

Teee küçücük bir çocukken, henüz ortaokul çağındayken okuduğum bir kitaptı. Türkçe öğretmenimiz okutmuştu ve hala hatırlarım o zamanlar okuduğum satırları. Şimdi bir de yetişkinken okuyayım dedim. Biliyorsunuz bazı kitaplar her yaşta okunur ve farklı yaşlarda öğrendiklerin de bakış açında farklı olur. Bu yüzden bu kitabı amaan çocuk kitabıdır deyip geçmeyin okuyun.

Jack London, küçüklüğümden beri favori klasik yazarlarımdan biridir. Hiçbir zaman okumaktan sıkılmamışımdır kendisini. Vahşetin Çağrısı'nı okurken de sıkılmadım. 

20 Eylül 2019 Cuma

6 Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna



~~~*~~~
“Hayat beni kaybetmekle hiçbir şey ziyan etmeyecekti. Hiç kimsenin benden bir şey beklediği ve benim hiç kimseden bir şey beklediğim yoktu.”
~~~*~~~



Sabahattin Ali'nin okuduğum ikinci kitabı ve insanların bu kitaba neden ölüp bittiğini çok iyi anladım okuduğumda. 

Şimdiye kadar okuduğunuz aşk romanlarını bir kenara bırakın ve Kürk Mantolu Madonna'yı bir kenara bırakın. Bir terazi düşünün bütün romansları bir kefeye koyun, diğer kefeye tek başına bu kitabı koyun yine de bu kitap ağır basar. Öylesine mükemmeldi. 

Maria Puder ve Raif Efendi'nin muazzam, hayran olunası aşkı... saf, temiz, güçlü... okunmadan anlatılamaz bence bu aşk, bu yüzden okuduğunuz zaman anlayacaksınız. 

17 Ağustos 2019 Cumartesi

0 J. R. R. Tolkien - Beren ile Luthien


~~~*~~~
"Ah Beren, Beren!" diye duyuldu kızın 
çığlığı, "iş işten geçtikten sonra mı yoksa
buldum seni? Heyhat! Burada
uzanmış yatan, yerde, soylu ırkın en
soylusunu, beyhude yere kucaklıyor kederin!
Heyhat! Bir zamanlar kavuşmalarımız o kadar tatlı 
geçerken şimdi kavuşmamız için de mi olacaktı göz yaşları!"
~~~*~~~

Kitap çıktığından beri ilgimi çekmişti, gerek kapak tasarımı gerekse arka kapak yazısı ile... eee artık beni de tanıyorsunuz içerisinde aşk olan her şeyi severim özellikle de destanlara konu olmuşsa tam benliktir diye düşünerek çıktığı gibi aldım bu kitabı da. 

Ancak pek de beklediğim gibi çıkmadı ne yazık ki.

13 Nisan 2019 Cumartesi

1 Horace Walpole - Otranto Şatosu



~~~*~~~
Babaların günahlarının bedeli üçüncü, hatta dördüncü kuşak çocuklar üzerinden ödenir.
~~~*~~~

Bundan sonra aldığım bir kararla her ay bir klasik okumaya gayret edeceğim. Böylece tamamlamak istediğim klasikleri okumayı tamamlamış olurum diye düşünüyorum.  Ama tabi bazı aylar bu bir sayısı artabilir en az bir diyelim :) 

İstagram'da sayfamız var biliyorsunuz ki, orada bazen toplanıp bir türü, bir yazar ya da bir kitabı okuyalım diyoruz. Bu ay ki klasiğimin Otranto Şatosu olmasının sebebi de korkuyoruz ama okuyoruz diye oluşturduğumuz bir grupla korku türünü okuyoruz her ay ve nisan ayı içinde klasik korku türünü seçtik ama tabi ki Otranto Şatosu benim için korkuydu diyemem. 

6 Nisan 2019 Cumartesi

0 Ronald Duncan - Abelard ve Heloise


~~~*~~~
Tek bir yaşam biçimi tanırım ben; yaşam çok yönlü olabilir ama tektir. Tüm yönleriyle yaşanamıyorsa da yaşam değildir. 
~~~*~~~

Yorumuma yazarın ön sözden bir cümlesiyle başlamak istiyorum. 

Öncelikle söylemeliyim ki böyle karkaterlerin olduğunu ve aşklarının da efsaneleştiğini bilmiyordum. Ancak Sylvain Reynard'ın Gabriel'in Cehennemi serisi bana en az Romeo ile Juliet kadar efsaneleşen başka aşkların, hikayelerin olduğunu gösterdi. Tıpkı Dante ve Beatrice gibi...

O kitapta Abelard ve Heloise isimlerini görüp ve araştırmalarımdan sonra ikisinin mektuplarından oluşan ve Helikopter yayınları tarafından yayınlanan bu kitabı bulduğumda hemen aldım. Öncelikle çeviri çok güzeldi, o dönemin yazım stillerine yabancı olmayanlar bilir ki şiirsel şekilde yazarlar mektuplarını ve hikayelerini. Burada da mektuplar öyle yazılmıştı. Beyaz kapak tasarımı ve sayfaların kenarlarındaki kırmızı detayları cidden çok sevdim. 

27 Ocak 2019 Pazar

5 Stephen Zweig - Bir Çöküşün Öyküsü


~~~*~~~
Onun aynası, onu arzulayan erkeklerin ışıldayan gözleri olmuştu. Güzel olduğunu kazandığı zaferlerden, geçirdiği ateşli gecelerden bilirdi, arabayla Versailles'a giderken insanların şaşkınlığından anlardı. Yalan söyleseler de onlara inanmıştı, çünkü onların gücüne güvenmesi kendi kudreti demekti. Ama şimdi böyle aşağılandığına göre kimdi artık o?
~~~*~~~

Bugün bir klasik okuyayım dedim. Ara ara insan bu tür şeylere özlem duyuyor ve çok sevdiğim yazarlardan biri olan Stephen Zweig kitaplarından birini elime aldım.

Stephen Zweig'in daha öncesinde iki kitabını okumuş biri olarak söylemeliyim ki bu adamın hikayeleri su gibi akıp gidiyor gerçekten. Tabi buna çevirmenin mükemmel çevirileri de eşlik ediyor. 

6 Ocak 2019 Pazar

2 Sabahattin Ali - Canım Aliye, Ruhum Filiz


~~~*~~~
İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir.
~~~*~~~



Okuduğum ilk Sabahattin Ali kitabıyla karşınızdayım. Bugün başladım ve bugün bitirdim. Normalde ben bu tür kitaplar okumam ama Mordüşler Kitaplığı blogu ve bookstagram adresinden tanıdığım sevgili kardeşim Gizem'in çok sevdiği bir yazar Sabahattin Ali ve kendisi bana yılbaşı mektubu yazarken bu kitabı hediye olarak gönderdi. Dolayısıyla ilk denediğim kitap 2019 yılının kitaplığıma giren ilk kitaplarından biri olan Canım Aliye, Ruhum Filiz kitabı oldu.

8 Temmuz 2018 Pazar

2 Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu


~~~*~~~
Sen kimsin ki benim için? Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
~~~*~~~

Modern klasik severlerin ya da sadece okumayı sevenlerin neden Zweig kitaplarını ayrı bir sevdiklerini okuduğum 2. kitabıyla anladım. Çünkü Stefan Zweig, kaleme aldığı öyküleriyle etkileyici olmanın yanı sırada öyle noktalara değiniyor ki insan psikolojisine ve insanların iç dünyalarındaki yaşamlara dokunuyor.

Bu kitapta da bir yazar olan adama seyahatinden döndüğünden kimden geldiği belli olmayan bir mektup geliyor. Mektupta herhangi bir isme hitap kullanılmayı sadece "Sana, beni asla tanımamış olan sana," diyerek hitap ederken aslında kadının içindeki gerçek kişiliği tanımayıp hayatındaki herhangi bir kadının yerine koyduğunu hissettiriyor.

0 Stefan Zweig - Bir Kadının Yaşamından 24 Saat

~~~*~~~
Anlatmak istediklerimin tamamı, atmış yedi yılın içindeki yirmi dört saat zarfında yaşandı ve bugüne dek neredeyse delirene kadar, ne olmuş sanki insan bir anlık çılgınlığa kapılmışsa, diye düşündüm. 
~~~*~~~

Okuduğum ilk Zweig kitabı olarak tarihe geçebilir.

Zaman zaman modern klasiklere el atma isteği duyuyor ve sonrasında bundan vazgeçiyordum çünkü klasik denilince akla sıkıcı, oflayıp puflayıp okuyacağımız, akmayan gitmeyen türde kitaplar geliyordu ama Stephen Zweig öyle bir kurgulamış ki kitabı, sonunun nereye varacağını ve ne duygularla biteceğini merak eder hale getiriyordu. 

6 Haziran 2018 Çarşamba

2 Michelle Magorian - İyi Geceler Bay Tom


~~~*~~~
Willie kimsenin onu sevmediğini kabullenmişti. Annesi bile onu yalnızca sessiz ve hareketsizken sevdiğini söylerdi. Annesinin onu sevmesi için kendini görünmez hale getirmesi gerekiyordu.
~~~*~~~

İkinci Dünya Savaşı'nı konu alan tarihsel kurgulardan biri daha... ama tabi daha klasik ve çocuk kitabı türündeydi. 

Kitap, küçük bir çocuk olan Willie'nin hikayesini anlatıyor. Savaş sırasında evlerinden, ailelerinden ayrılan birçok çocuktan biri Willie... yaşlı Thomas Oakley'in yanına sığınmacı olarak verilen Willie'nin hikayesi... annesinden sevgi görmeyip, şiddet gören, oyun oynamasının, konuşmasının bedelini dayakla ödeyen, korkak, ürkek, konuşmaya korkan, her an kendisine kızılacağına inanan ve her adımında bir günah işlediği beynine kazınmış henüz sekiz yaşında bir çocuk Willie... Bay Tom'ın yani Thomas Oakley'in yanında sevilmenin, çocuk olmanın ve yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenirken Bay Tom'a da kaybettiklerinden sonra hayatta kalmak için bir amaç sağlıyor.

24 Nisan 2017 Pazartesi

1 Franz Kafka - Dönüşüm

Franz Lafka uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. Ancak bilirsiniz ki öğrencilik yıllarında klasikleri okunmak için o kadar baskı gördük ki bizler için birer öcü olup çıktılar. 

Şimdi instagramda katılmış olduğu Franz Kafka okuma etkinliğini bahane edip Dönüşüm'ü okudum. Aslında sıkılıp bırakacağımı sanıyordum ama kısacık bir hikaye olmasının ve içerisindeki mesajdan sonra bitirdim. 

Dönüşüm; pazarlamacı olan Gregor Samsa'nın bir sabah uyanıp da böceğe dönüşümünden sonrasını konu alıyor.  Gregor'un hisleri, duyguları, ailesinin davranışlarına kadar...

30 Ağustos 2012 Perşembe

1 Jane Austen - Aşk ve Gurur



Filminden daha çok sevdiğimi söylemeliyim. Filmini izlemiş ama kitabını okumamıştım. Yer yer sıkıldığım sayfaları oldu ama klasiklerde hep oluyor :) İçerikli kitaplar ne de olsa.

Bay Collins'e gerçekten sinir oldum. Davranışları çok yapmacık geliyordu. Bay Darcy'e de Jane'in mutluluğuna engel olduğu için çok kızdım. Darcy ve Elizabeth arasındaki her şey okunmaya değerdi. Çok güzeldi. Okuduğumuz tarihi aşk kitaplarındakinden daha güzeldi aşk. Gerçi tam anlamıyla o dönemi yansıttığı değişmez bir gerçek. Saf bir aşk okunuyordu. Tutkulu bir aşk değil samimi ve temiz bir aşktı. Bu yüzden sevdim. Ama önce filmini okuyup sonra kitabı okumak çık olmadı... Kitap sıktı belki tersi olsaydı kitap daha güzel gelebilirdi.

Yazarın dili diğer klasiklere nazaran daha hafif ve akıcı. Sıkıcı detaylar çok fazla yok. Bu yüzden zevkle okunabilinir.

Bu tarz eserlerde çeviri çok önemlidir, cümleler okuyucuyu boğmamalıdır ve bu kitapta da çeviri hatasızdı ve okuyucuyu sıkacak cümleler yoktu. Ancak bir iki yerde kelimelerin yazılışlarında hatalar vardı ama göze batmıyordu.

Kitabın konusunu ise aşağıda belirtmiş bulunuyorum.
"UNUTULMAZ BİR AŞK HİKÂYESİ 
Kibir ve gururu dize getirebilecek tek gerçektir, AŞK... 
Klasik dönem romanları arasında önemli bir yere sahip olanAşk ve Gurur, 18. yüzyıl İngilteresinde geçen unutulmaz bir aşk hikâyesini konu alıyor. Orta halli bir ailenin zeki ve neşeli kızı ile kibirli ve mağrur olmasının yanı sıra son derece dürüst ve varlıklı genç bir adamın neredeyse nefretle başlayan ilişkilerinin büyük bir aşka dönüşünü anlatan bu kitapta, biri gururlu diğeri önyargılı iki insanın zaman ilerledikçe yanıldıklarına ve birbirlerine yaptıkları onca haksızlığın yalnızca aşkla telafi edilebileceğine şahit olacaksınız. 
Jane Austenın büyüleyici bir dille kaleme aldığı, yazarın karakter tahlillerindeki ustalığı ve insan psikolojisini yansıtmadaki yeteneği sayesinde çağının ötesine geçmiş ve klasikler arasında önemli bir yer edinmeyi başarmış Aşk ve Gurur, günümüzde de aynı etkisini koruyarak ses getirmeye devam ediyor."

29 Ağustos 2012 Çarşamba

2 Charlotte Bronte - Yıllar Sonra gele Mutluluk Jane Eyre


 Çevirisi kusursuzdu! Kitap ise etkileyici... Unutamayacağım kitaplar arasında yer aldı. Normalde klasikleri okumayı pek sevmem ama kitabın kapağının cazipliği ile okudum... İyi ki de okumuşum dedim...

Jane'in yaşadıkları çok zordu. Gerçek Bayan Reed'in yanında gerekse okulunda... Ağır şeylerdi. Okulda Helen'le arkadaşlığı çok güzeldi. Özellikle Helen'in ölümü beklediği gece yanına gidip yattığında ve sabah Helen'in ölümünde gözlerim doldu.

Bay Rochester'ın malikanesine geldiğindeyse bir umut var dedim Jane için ki gerçekten de umut vardı. Her ne kadar Bay Rochester çok sert ve katı görünsede. İnkar edemem başlarda hoşlanmadım ondan ama Jane'e olan sevgisinden emindim. Şüphe etmedim hiç! Tıpkı Jane'in ona olan sevgisinden etmediğim gibi.

Bay Rochester'ın evli çıkması ve Jane'in bu haberi aldığı pozisyon ve verdiği tepkiler beklediğim gibi değildi. Jane'in malikaneden ayrıldığında yaşadıkları da çok ağırdı ama son anda kurtuldu ölümden... St. John sayesinde... Sonlarda daha çok gülerek okudum kitabı. En azından yaşananların ağırlığı geride kalmıştı. Ama son sayfalarda Bay Rochester'ın yanına gittiğinde Jane ve aralarında geçen konuşmalarda istemsiz bir tebessüm belirdi. Mutluluğu okumak çok ayrı bir hazdı...

Bu kitaptaki her duygu o kadar saf işlenmişti ki diğer kitaplardan olan üstünlüğünü gösteriyordu. Günümüzde yazan aşk kitaplarından farklıydı. Oradaki gibi aşk şehvete dayalı değildi. Masum, saf ve temizdi. Sözcükler yüreklerinden kopup geliyordu.

Bu kitabı anlatmaya kelimeler yetmez.. Okumanızı tavsiye ederim ama okurken büyük bir sabır göstermelisiniz çünkü ağır ilerleyen bir kitap.

Kitabın konusunu ise aşağıda belirtmiş bulunuyorum:

"Yayınlandığı ilk günden itibaren edebiyat dünyasına bir bomba gibi düşen Jane Eyre, çok geçmeden bütün okurların ve eleştirmenlerin gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Kimsesi/ bir çocuk olarak baskı altında geçen yılların ardından, kendi ayaklarının üzerinde durmayı başaran özgür ruhlu genç kadın, patronunun sakin ve gizemli doğası karşısında, yüreğine daha fazla söz geçiremeyerek yenik düşer. Ama her aşkın bir bedeli vardır ve herkes kendi payına düşeni ödemek zorundadır. Charloltc Bronte'nin tartışmasız herkes tarafından başyapıt olarak nitelenen bu ölümsüz eseri tutkulu romantizmi ve büyüleyici diliyle halen bütün zamanların en büyük aşk hikâyelerinden biri olma özelliğini koruyor."