Eylül'den
~
Sandığım
gibi değildi. Güzel bir kahvaltı ve kararlı davranmaya çalışmak hiç bir şeye
çözüm olmuyordu. Neredeyse soğumak üzere olan çayıma baktım. Doğru dürüst iki
yudum dahi almamıştım. Böyle hissetmekten gerçekten nefret ediyordum. Sanki
kötü bir şey yapmış, sanki utanmam gerekiyormuş gibi.
Aslında
yapmış olduğum herhangi kötü bir şey yoktu. Yaşadığım tüm olumsuzluklar,
adamakıllı hayatıma dahil bile olmayan Ayaz'dan kaynaklanıyordu. Zorlukla bir
lokma ekmeği ağzıma attım. Benim hakkımda bu kadar umursamaz olması canımı
yakmıştı. Oysa biraz sevecen olmayı başarabilse onun için çok iyi bir arkadaş
olabilirdim. Belki arkadaştan da fazlası.
Tek
başına oturduğum kahvaltı masasına bakarken aptallığıma güldüm. Evet, beni
duygusal açıdan herhangi bir şekilde umursamayan bir hakkında hayaller
kuruyordum. Olmayacak duaya amin demenin bir mantığı yoktu. Yol yakınken
kendimi toparlasam ve bu saçmalığa bir son versem iyi olacaktı.
Şükürler
olsun ki bu gün okula gidecektim. Defne’nin hala dönmediğini hatırladığımda
suratımı buruşturdum. En yakın arkadaşım okulda olmadığında orası olduğundan da
sıkıcı bir yer oluyordu. Telefonumu elime alıp ona bir mesaj attım.
“Daha okula gitmeden sıkıldım. Yarın dönüyorsun değil mi?”
