Eylül'de Ayaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eylül'de Ayaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2014 Cuma

0 Eylül'de Ayaz Okurlarına


Merhabalar,

Bildiğiniz üzere bir süredir Eylül'de Ayaz bu blogda yayınlanmıyor. Daha önce bunu Facebook üzerinden duyurmuştum ama blogdan duyurmadığımı daha yeni fark ettim.

Eylül'de Ayaz'ı artık kendi kişisel blogumdan yayınlıyorum. Buradaki index yönlendirmelerini de zaten oraya yaptım. An itibari ile 11. bölümü yayınladım. Göz atmak isteyenleriniz ciigdemakkaya bloguna'ye göz atabilirler.

5 Temmuz 2014 Cumartesi

9 Eylül'de Ayaz - 9. Bölüm


Ayaz’ın arkadaşı olduğunu söylemesine şaşırmıştım. Yine de kabalık etmemek için elini sıktım ve kısa bir süre içinde elimi geri çektim.

“Memnun oldum. Ancak beni nereden tanıdığınızı anlamadım.”

Daha önce Ayaz’ı ziyaret eden kimseyi görmemiştim. Beni tanıması ise son derece garipti. Ne yani, Ayaz arkadaşlarına beni mi anlatıyordu? Hiç zannetmiyordum.

“Dün gece Ayaz’a uğradım. Küçük kavganıza denk geldim ne yazık ki,” dedi. Mahcup bir şekilde gülümsemişti. Ve bu son derece, onun cüssesindeki bir adama böyle hitap etmek biraz garip olsa da, sevimliydi. Ne diyeceğimi bilemeyerek orada durmaya devam ettim. Adamın gitmeye niyeti olduğundan emin değildim.

“Seninle tanışmayı çok istemiştim. Ayaz pek gönüllü değildi ama göründüğü gibi kaderin önünde durulmuyor.”

Akın’a belli belirsiz gülümsedim. Senli hitabete de bu kadar hızlı girdiğine göre bu muhabbetten hoşlanmayacaktım. Ama Ayaz’ın gönüllü olmaması kısmı ilgimi çekmişti. Soru sormak istiyordum ama adamın yanlış anlamasından çekinerek çenemi tuttum. Beni tanımak istemesi kısmı ise pek hoşuma gitmemişti. Çok da kaba olmamak adına hafifçe gülümsedim ancak yanıt vermedim.

3 Temmuz 2014 Perşembe

6 Eylül'de Ayaz - 8. Bölüm


Bir süre olduğum yerde dikilerek artık görünmeyen Impala’nın arkasından bakmaya devam ettim. Zihnimin tamamen boşaldığını hissediyordum. Herhangi bir şey düşünememeye başlamıştım. Ne annemi ne Ayaz’ı… Sadece olduğum yerde dikiliyor ve bir boşluğa bakıyordum.

Aynı hissizlikle arkamı dönüp yürüdüm ve nihayet kendimi Defne’nin apartmanına atabildim. Asansöre binip Defne’nin dokuzuncu kattaki evine ulaştığımda kendimi çok bitkin hissediyordum. Zile basıp, kollarımı kendime sararak kapıya yaslandım. Belki de kısa süreceğinden emin olduğum bu hissizlik anından yaralanıp, hemen burada uykuya dalmalıydım.

Kapının arkasından koşturan ayak seslerini duyduğumda bu fikri bir süre erteleme kara verdim. Defne bu kadar koşturduğuna göre beni fazlasıyla merak etmiş olmalıydı. Kapı hızla ardına kadar açıldı.

“Anne?”

21 Haziran 2014 Cumartesi

12 Eylül'de Ayaz - 7. Bölüm


Koşmaya devam ederken korktuğumu fark ettim. Deli gibi korkmuştum. O yüzden kaçıyordum. Annem hayatımıza yabancı bir adamın gireceğini söylüyordu. Onun hayatına çoktan girmiş olan yabancı bir adamın ve bir… bebeğin.

İnanmak çok zordu. Düşünmeye ise dayanamıyordum. O anneydi. Böyle büyük hatalar yapamazdı. Çocuk olan bendim. Hata yapması gereken ben olmalıydım, o değil. O bana bunların bir hata olduğunu söylemeliydi. Bunun büyük bir sorumsuzluk olduğunu…

Bir bebek! Buna nasıl alışabilirdi ki bir insan? Annesinin tanımadığı birisinden hamile olduğunu öğrenen bir çocuk nasıl tepki verirdi? Bilmiyordum. Sadece annemden olabildiğince uzağa kaçmak istiyordum. Şu an ona anne demek bile o kadar zor geliyordu ki.

12 Haziran 2014 Perşembe

8 Eylül'de Ayaz - 6. Bölüm

A~

Eylül’ün suratıma çarptığı kapıya bir saniye için öylece baktım. İçimdeki gülme isteğinin sebebini anlayamıyordum. Birazı sinir bozukluğuydu ama çoğunlukla Eylül’ün halleri gülmek istememe sebep oluyordu. Bir an korkmuş ve ağlamak üzere olan bir çocuk gibiyken bir an birisini öldürebilecek kadar öfkeli oluyordu. Başımı döndürüyordu.

Merdivenlerden aşağı inerken annesinin söylediklerini hatırladım. Eylül’den uzak durmamı istiyordu. Haklıydı ama bunu söylemesi gereken kişi ben değildim. Kızının gözü aptallık derecesinde karaydı ve ben ona bu yüzden deli gibi kızgındım.

Ve deli gibi minnettar.

Bu gece Eylül gelmese ne olurdu?  Sorumun cevabı basitti. Muhtemelen ölürdüm. Çünkü hiçbir şey yapmayacaktım. Mehmet’in o kurşunu kullanmasına izin verecek ve Azrail’in sürekli geciktiği randevularımızdan birisine daha gidecektim. İstediğim şeyin bu olduğundan emin olamasam da…

8 Haziran 2014 Pazar

11 Eylül'de Ayaz - 5. Bölüm


E~

Ne diyeceğimi bilemeden kapının önünde durmuş, gözünü dahi kırpmadan bana bakan Ayaz’a temkinle bakıyordum. Belki biraz da korkuyordum. Ayaz’ın gözlerindeki öfke son derece ürkütücü görünüyordu. Elimde olmadan yutkunarak bir adım geri çekildim.

Biraz önce yaşadığım şeylerin gerçekliğini idrak etmekten kaçınmaya çalışıyordum çünkü korku kelimesi dahi yaşadığım dehşeti anlatmak için yeterli değildi. Aslında ilk anda yalnızca Ayaz’ın sarhoş ve asla onunla baş edemeyecek gibi görünen bir adamla tartıştığını görmüştüm. Ortada bir tehlike varmış gibi görünmüyordu. Annemin duymaması için elimden geleni yaparak botlarımı ve montumu giyip bahçeye çıktığımda yaptığım şey merakıma yenik düşmek olmuştu. Aslında sadece onları duyabilmek için biraz yakınlaşmak istemiştim çünkü o kahrolası Ayaz’la ilgili her detayı kendime yakıştıramadığım bir yoğunlukta merak ediyordum.

Sesleri duyduğumuzda insanların bize söylediği şeyi dinleyen annem, beni sert bir şekilde odamda kalmam için uyarmış ve kendisi de yanımda kalmaya çalışmıştı. Ama onu kendi odasına dönmeye ikna etmiştim. Annem insanların kendisine söylediği şeyi yapıyordu: Ayaz’la ilgili çıkan olayları görmezden geliyordu. Bunun ne kadar acımasız olduğuyla da ilgilenmiyor gibiydi.

Yeni komşularımız anneme bunu söylemişlerdi: Ayaz’ın yaşadığı olaylara göz atmanın dahi insanın başını derde sokabileceğini… Herkese karşı bu kadar umursamaz olup olmadıklarını merak etmiştim. Ve işte, yine buradaydım. Üç gündür istikrarla görmezden geldiğim ama aklımdan çıkmayı reddeden adamın karşısındaydım.

4 Haziran 2014 Çarşamba

6 Eylül'de Ayaz - 4. Bölüm


Eylül'den ~

Sandığım gibi değildi. Güzel bir kahvaltı ve kararlı davranmaya çalışmak hiç bir şeye çözüm olmuyordu. Neredeyse soğumak üzere olan çayıma baktım. Doğru dürüst iki yudum dahi almamıştım. Böyle hissetmekten gerçekten nefret ediyordum. Sanki kötü bir şey yapmış, sanki utanmam gerekiyormuş gibi.

Aslında yapmış olduğum herhangi kötü bir şey yoktu. Yaşadığım tüm olumsuzluklar, adamakıllı hayatıma dahil bile olmayan Ayaz'dan kaynaklanıyordu. Zorlukla bir lokma ekmeği ağzıma attım. Benim hakkımda bu kadar umursamaz olması canımı yakmıştı. Oysa biraz sevecen olmayı başarabilse onun için çok iyi bir arkadaş olabilirdim. Belki arkadaştan da fazlası.

Tek başına oturduğum kahvaltı masasına bakarken aptallığıma güldüm. Evet, beni duygusal açıdan herhangi bir şekilde umursamayan bir hakkında hayaller kuruyordum. Olmayacak duaya amin demenin bir mantığı yoktu. Yol yakınken kendimi toparlasam ve bu saçmalığa bir son versem iyi olacaktı.

Şükürler olsun ki bu gün okula gidecektim. Defne’nin hala dönmediğini hatırladığımda suratımı buruşturdum. En yakın arkadaşım okulda olmadığında orası olduğundan da sıkıcı bir yer oluyordu. Telefonumu elime alıp ona bir mesaj attım.

“Daha okula gitmeden sıkıldım. Yarın dönüyorsun değil mi?”

27 Mayıs 2014 Salı

8 Eylül'de Ayaz - 3. Bölüm


Ayaz öfkeliydi. Bu öfkenin tek nedeni de Demir değildi üstelik. Onun hayatına girmesine izin verdiği için kendisine de kızıyordu. Adamın yaşama amacı başkalarının işine burnunu sokmaktan ibaretti. Yürümeye devam ederken kafasının içinde, bir daha onun kendisine karışmasına izin vermeyeceğini tekrar edip duruyordu. Demir’in hayatına bu kadar gireceğini bilseydi ona yardım dahi etmezdi.

Yaklaşık bir sene önce, bir geceliğine iyilik yapacağı tutmuştu. Demir’i birkaç adamla tartışırken görmüştü. Aslında Demir’in o an o sokaktan geçmekten başka yaptığı bir şey yoktu. Birkaç sarhoş ona bulaşmış o da canına minnet kavgaya tutuşmuştu. Ayaz da sebebini hatırlamadığı bir nedenle kavgaya girmeye karar vermişti. Demir’in yanında… Genç adamın kavgada fena olmadığını hatırladı. Kabul etmesi gerekiyordu ki onunla dövüşmek kolay olmazdı. Ama o kavganın Demir için de kolay olmayacağı kesindi. Aklından geçenlerden onun da haberi olması için telefonunu eline alarak mesaj ekranını açtı.

23 Mayıs 2014 Cuma

9 Eylül'de Ayaz - 2. Bölüm


“Yemin ediyorum bir tane de ben geçireceğim şimdi suratına. Yeter artık,  kendine gel! Boş ver şu herifleri. Ortada uzatılacak bir şey mi kaldı sanki?”

 Ayaz öfkeli gözlerini,  Demir’e çevirdi. Sanki onun söylediği şeye inanamamış gibiydi. “Ölüyordum ben! İnsan evladına öyle vurulur mu lan?”

Demir, tok sesinin tüm ciddiyetini bozan bir alaycılıkla gülmeye başlamıştı. “Hak etmediğini mi söylüyorsun?”

“Belki ettim, belki etmedim. Sopalı beş herifin tek başına bir adama arkadan saldırması suçtur.”

“Evli kadınları ayartmak da suçtur.”

Ayaz kafasında güzel anılar canlanmış gibi sırıttı. “Ama o kadın da bu herife hakikaten fazlaydı.”

“Çok mu güzeldi?”

Ayaz bir ıslık çaldı. Aklına o elli yaşındaki herifin yirmilik çıtır karısı gelmişti. Kendisi için çok kısa bir macera olmuştu ama sonucu neredeyse canı olacaktı. Yine de genç kadını aklından geçirmeden edemedi. Çok güzel, kızıl saçlı bir afetti. Afetti de… Selma’yı düşünmekte zorlandığını hissedince kaşlarını çattı. Neden aklına parlak yeşil gözler geliyordu ki? Selma yeşil gözlü müydü?

19 Mayıs 2014 Pazartesi

15 Eylül'de Ayaz - 1. Bölüm


“Hayatım istersen direk pencere kenarına yerleş olur mu? Ne anlıyorsan şu boş sokağı izlemekten!”

Eylül, gözlerini devirerek annesine baktı. “Ben seviyorum anne sokağı izlemeyi. Bir sakıncası mı var?”

“Ben biliyorum senin karın ağrını ama neyse…”

“Anne! Allah aşkına!”

Eylül, annesinin ne demek istediğini aslında gayet iyi biliyordu. Karşı komşusu Ayaz’ı kanlar içinde yerde buluşunun, daha doğrusu görüşünün üzerinden tam üç hafta geçmişti. Bu eve bir ay önce taşınmış ve gelen bütün komşular tarafından karşı komşularından uzak durmaları konusunda uyarılmışlardı. O kadar berbat bir adam olarak anlatılıyordu ki Ayaz, Eylül onu merak etmeye başlamış ve dedikoduların ana malzemesi olan genç adamı görmek için camda pineklemeye başlamıştı.

13 Mayıs 2014 Salı

1 Eylül'de Ayaz - Giriş



Herkesin beklediği bir şeyler vardır. Ayaz, yalnızca bu günü beklemişti… Birilerini tehdit ederken adını kullanmaktan son derece hoşlandığı Azrail ile tanışacağı günü. İşte o gün, bu gündü. Evinin bahçesinde, karlar içinde yatarken hafif bir şekilde gülümsedi. Şimdi çok üşüyordu ama cehennemde fazlasıyla ısınacağından emindi.

Boğazındaki yanma son derece rahatsız ediciydi. Azrail onu fazla bekletmese iyi olacaktı çünkü hissettiği şeyden giderek daha fazla nefret

1 Eylül'de Ayaz - İndex


Merhaba arkadaşlar, ben Çiğdem :)

Belki Facebook sayfamızda paylaştığımızda görmüşsünüzdür. Blogumuzda İnci ve benim yazdığımız hikayeleri paylaşmaya karar verdik :) Bu benim uzun soluklu hikayem olan "Eylül'de Ayaz"ın index konusu olacak ve okumak isteyenler hikayenin tüm bölümlerine buradan ulaşabilecekler. Biraz sonra Giriş bölümünü paylaşacağım. Güzel olmasını ve yorumlarınızı esirgemeyeceğinizi umuyorum^^ :)

Haydi, bismillah o zaman :)

*Bir de küçük not: Daha önceki hikaye paylaşımlarımda çalıntı olayını sık sık yaşadım. Bu kez önlemimi önceden alıyorum. Hikaye tamamen bana aittir ve çalmanız durumunda hiç laf anlatmaya çalışmadan direk olarak hukuki yollara başvuracağım, bilgilendireyim.