Asude etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Asude etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2018 Pazar

0 Asude - Ateşle Oynama


~~~*~~~
"Mucizeler kimin için sanıyorsun? Senin gibi saf ve masum kızlar için."
"Mucize beklemekten sıkıldım. Keşke Külkedisi gibi şanslı olsaydık. Bizi kurtaracak yakışıklı prensimizi bulabilseydik."
"Hayır, tatlım... Biz o masaldaki ezik Külkedisi gibi değiliz, olmayacağız da. Biz artık Külkedisi'nin kız kardeşleri gibiyiz."
"Ama onlar kötüydü ve masalın sonunda kaybediyorlardı."
"Gerçek dünyada sadece kötüler kazanır ve biz de kazanacağız."
~~~*~~~

Asude'nin son çıkan kitabı Ateşle Oynama kitabı da bitti. Şu anda Asude'nin okumadığım kitabı kalmadı ve yeni kitabını hevesle bekleme dönemine girmiş bulunuyorum. 

Asude'nin akıcı, sıkmayan, eğlenceli, aşk dolu kurgularını hep sevmiştim ve bu yüzden okuduğum hatta konusuna bile bakmadan aldığım nadir Türk yazarlardan biri kendisi, ancak bu kitabında ne yazık ki diğer kitaplarına kıyaslanırsa bir tık geri olduğunu hissettim. Nedenini daha sonra detaylıca açıklayacağım ancak şunu söyleyebilirim ki Asude'nin diğer kitaplarına nazaran 1 tık kötü de değildi ama olmayan şeyler vardı sanki.

18 Temmuz 2018 Çarşamba

0 Asude - Babam İflas Edince /// ALINTILAR



Babam İflas Edince kitabına dair bir alıntılar başlığı açmak istedim. Çünkü o kadar yere post it yapıştırmışım ki uzun alıntılardan yorum bozulmasın diye bu başlığı açmaya karar verdim. Bence iyi de yaptım çünkü her bir alıntı çok hoşuma gitmişti ve sizler de azıcık okuyup eğlenin istedim :) 

Öncelikle Babam İflas Edince kitabının yorumu için : Tıklayınız!

İşte şimdi alıntılar zamanı :) 

0 Asude - Babam İflas Edince


~~~*~~~
Adamın gülüşü şahaneydi. Keyifli hali, durum seyredilesi bir vitrin harikasından farksızdı. Murat Arsever bir vitrinde dikilip bu gülüşünü sergilese ömrüm boyunca onu izlerdim.
~~~*~~~

Asude'nin çıktığında aldığım ve nedense devamlı okumayı ertelediğim kitabı Babam İflas Edince...

Açıkçası tarzı baya değişik geldi, diğer kitaplarından daha bir romantik komedi tarzındaydı ve Papucumun Ajanı serisini anımsattı. En son onu okurken bu kadar eğlenmiştim Asude kitaplarından. Çok güzel gittiğini itiraf etmeliyim ve çabucak da bitti. Herhalde bir bu kadar olsa yine okurdum.

29 Nisan 2018 Pazar

0 Asude - Daima Aşk Kazanır


~~~*~~~
Beni reddeden ailemin acısını bile unutturan kızım, aynı zamanda benim ilacımdı. Kalbimin bütün yaralarını iyileştiren merhemimdi. Onun solukları benim nefesimdi. Onun adımları benim yürüyüşlerimdi. Onun gülümsemesi benim cennetimdi. 
~~~*~~~

Ve bir Asude kitabı daha bitti. Bu kızın kitaplarına bayılıyorum, aşkı o kadar güzel anlatıyor ki, hem eğleniyor hem öfkeleniyor hem de iliklerimize kadar aşkı hissediyoruz. Bence bekletmeden yazar kitaplarına el atın diyerek yorumuma giriyorum. 

Asude, bu kitabıyla bir kez daha okuru sıkmadan, akıcı ve olayları hiç bitmeyen bir kurgu yaratmış. Okurken sıkılmadığım gibi sayfaların su gibi akmasını ve sevmenin ne demek olduğunu bilmeyen bir adamın kalbine dokunmanın nasıl olduğunu gösterdi. Bir kez daha bana neden evde kalacağımı hatırlattı :D

24 Ekim 2015 Cumartesi

6 Asude - Beni Sev Diye


~~~*~~~
William Bradley Barlow, hayatına giren en yanlış kadına "Benim ol!" demişti.
Ve o kadın sadece bir saniye durup "Seninim," diye karşılık vermişti.
Bu, delilikti...
~~~*~~~

Asude'nin yeni kitabı ayrıca son çıkan kitabı Beni Sev Diye okundu... eeeee bir tarihi aşk romanı olacak da ben okumayacak mıyım? Nerede görünmüş :)

Asude'nin artık kaleminin nasıl olduğunu bir çoğunuz biliyorsunuzdur. Türkiye'deki sayılı güzel romans yazarlarından biri benim için. Belki çok iddialı oldu ama altını çiziyorum benim için öyle =)

Bu kitabında da yine güzel bir kurguyu işlemiş işlemesine ama kardeşlik ilişkisine değinmesiyle gönlümü fethetti. Dave ve Bradley arasındaki o ilişki o kadar güzeldi ki...

5 Nisan 2015 Pazar

2 Asu De - Papucumun Ajanı - 2 => ALINTI


Sizlere çıktığında beri deli gibi meşhur olan ve her yerde gördüğümüz #büsbütünüyle hastagının sebep olduğu alıntıyı paylaşmak istiyorum :)) İşte o konuşma ve sonrasında biz Uranüslü severlerin yeni popüler kelimesi #büsbütünüyle :))


~~~~~~~*~~~~~~~

Doğrudan "En çok hangi rengi seviyorsun?" diye sordum. 

Tişörtü başından geçirirken siyah diyeceğinden adım gibi emindim. Ancak beni şaşırtarak "Mavi," dedi.

"Neden mavi?"

Dönüp bana baktı. "Deniz mavidir de ondan!" derken gözleri loş ışık aldında koyu bir alev topna dönmüştü. Beni bu mesafeden yakmaya yetmişti. 

Atıldım ve kendimi ona savurdum. Yarı yolda beni yakalayıp, Neolitik çağdan kalma bir taştan farksız sert gövdesine bastırdı. Kollarında ezilmek bile şahaneydi.

Sırnaştım sevdiğim adama. Tüm vücudumu cüretkarca ona yaslayıp,parmaklarımın üzerinde yükseldim. "Benim en sevdiğim renk ise zümrüt yeşili... Gözlerinin rengi."

"Ve pembe," diyen Tuna, tutkulu sesiyle sözümü kesti. "Dudakların," dedi bakışlarını dudaklarıma kaydırarak. "Ve beyaz var; ürperen tenin. Sonra kahve... saçlarının yeni rengi. Ama en çok da kırmızı var. Seni öptüğümde yanakların..."

Ah! Bu sözlerin üzerine sadece kalp değil, akıl sağlığım da yerinde olduğu için şükrettim. Tuna'ya, Kurumsal Şair'ime, biricik Uranüslü Romeo'ma içimi ezen o aşkla baktım. "Seni sevdiğim için kendimi seviyorum."

Genişçe gülümsedi. "Beni sevdiğin için teşekkür ederim."

"Seni bütün varlığımla seviyorum... Bütün... Büsbütün... Bütbütünüyle..."

"Büsbütünüyle mi?" derken bembeyaz dişlerini gösteren bir gülümseyiş hediye etti. 

"Büsbütünüyle," dedim sözlüğe yeni bir kelime ekleyerek. 


~~~~~~~*~~~~~~~




2 Nisan 2015 Perşembe

2 Asu De - Papucumun Ajanı - 2 ( Papucumun Ajanı #2)


~~~*~~~
Dünya karşımda yıkılsa bile, yanımda bu adam varsa o yıkımı çekirdek
çitleyerek izleyebilirdim. Sağlam, kuşatıcı, korumacı ve tutkuluydu. 
Gerçek anlamıyla önemli olduğumu hissettiren tek insandı.
~~~*~~~

Veeee Uranüslü ve Neptünlü'lerin dünyasına hoş geldiniz :D Sizler Uranüslü olabilirsiniz ama ben tamamen Neptüncü'yüm!! :))

Şimdi bu kız ne saçmalıyor diyenlere için... kısaca açıklayayım :)

Romantik Komedi türünün Türkiye şubelerinden biri olan Asu De'nin keyif alarak okuduğumuz ve eğlenerek gülerek sayfalarını çevirdiğimiz kitap Papucumun Ajanı'nın 2. kitabı çıktı ve okundu ve yorumlanıyor.

4 Temmuz 2014 Cuma

0 Asude - Dikkat! Aşık Çıkabilir


Allah'ımmmm sana geliyorummmmmmm :))

Hani diyorlar ya bu "Türk Erkeklerinin nesi eksik onlardan" diye, bu kitabı okuduktan sonra bir kez daha anladım ki "neleri tammış ki" bir Martin ya da bir Seth gibi olamıyorlarsa atsınların kendilerini FSM'den aşağıya! Nokta bitti! :))

Arkadaş, o Seth neydi öyle yav! Adam tek kelimeyle "KİNG" yav! Martin'de kimmiş Setih'in yanında :P Ben Seth'çiyim arkadaş baştan söylüyorum! Asude bende Seth istiyorum. Artık sokaklarda bir adet Seth arayacağım o kadar yani... gerisini siz düşünün! :)) <3 <3

Sanırım ilk defa böyle damdan düşer gibi yoruma daldım ama duygularımı şuan içimde tutamıyorum ve bu satırlara akıtma ihtiyacı ile yanıp tutuşuyorum :)

24 Mart 2014 Pazartesi

1 Asude - Papucumun Ajanı ( Papucumun Ajanı #1)

Immm.... hmmm.... ummm.... nasıl bir kitaptı bu ya :D çok eğlendim okurken. Hele Deniz'in yaratıcılıkları çok iyiydi. Hazır cevaplığı, yaratıcı cevapları, düşünceleri, insanlarla sohbetleri muhteşemdi. Hiç sinmeyip devamlı karşılık veren tavrıda öyle diyerek konuya Deniz'den girdim :) Yoruma da biraz balıklama dalmış oldum :)

Asude bu kitapta "Gül ve Avcı"nın yanı sıra daha esprili daha romantik bir kurgu yaratmış. Aslında biraz daha duygu yüklü olabilirdi, duygular biraz esprilerin ve komedinin altında sıkışmış gibiydi ancak öfke hiddet kendini çok belirgin şekilde belli ediyordu ne yalan söyleyeyim (tamam kendini belli eden Tuna'ydı) ama yazarımızın kendisi bu şekilde yazmayı uygun görmüş :) böyle dememe bakmayın oldukça eğlendim keyif aldım kitabı okurken :)

Uranüslü bir Tuna Üstüner!!! Cidden bu konuda Deniz'e hak veriyorum adam dünyalı olamayacak kadar mükemmel :) yani düşünsenize yakışıklı, zengin, uzun boylu, yeşil gözlü biraz fazla sinirli, sahiplenen, kadınını kıskanan, koruyan bir uzaylı! ahhh bende bir Tuna Üstüner istiyorum ama ne yazık ki bulamıyorum :/

Deniz ise... Deniz işte. senin, benim, onun gibi sıradan bir kız tek fark fazla çenebaz, hazır cevap ve felaket derecede yaratıcı! Cidden söyledii çoğu şeyi kırk yıl düşünsem aklıma gelmez diyeceğim şeyler. Hele taktığı lakaplar muhteşem :)

Kitabı sır Deniz'in Tuna'nın şirketine bıraktığı CV'i okumak için bile almalısınız! Tam anlamıyla yeni mezun, tecrübesiz bütün işsiz, iş arayan arkadaşların duygularına tercüman oluyordu! Çaktırmayın çoğu zaman o CV'de yazanları bende düşündüm :)

Deniz'in ev arkadaşı Yasemin'i çok sevdim tam bir arkadaş ve Deniz'i fazlasıyla tanıyan bir kızdı ve Deniz'in onu Mert'le yakıştırması ise... hmmm.... kitabın devamında onları daha fazla okumayı isterim şahsen. 

Tuna'nın sinir krizi geçirdiği kısımlar benim en eğlendiğim kısımlardı neden bilmiyorum ama o satırlar gözümde Tuna'yı fena seksi yaptı :) Bir de Tuna'nın nikaha geldiği hali ve Abant'taki hali ve ve işte her zamanki hali :) adam seksiydi gözümde hem de fazlasıyla <3

Ahh bir de şey vardı... kitabı çok beğenmiş olmam rağmen bir iki detay var eleştireceğim. Birincisi bazı yerlerde imla hataları vardı ama üzerinde durmaya değmez nazar boncuğu gözüyle bakıyorum ben ona ;) diğer eleştireceğim yer ise keşke bir üçüncü ağız bir Deniz tarafından yazılmasaydı tek bir bakış açısıyla daha iyi olabilirdi ama yine de şikayetçi olamıyorum çünkü bu sayede Tuna'nın tarafını da okuyoruz :) kendi eleştirdiğim şeylere kendim cevap verdim ;)

Kıssadan hisse.

Kitabı beğendim ve kitabın sonundaki "DEVAM EDECEK" yazısı gözlerimi pörtletti. Bu daha fazla Tuna daha fazla Deniz demek ve daha fazla eğlence :D kim hayır diyebilir ki :))

Şimdi sıra geldi alıntılara :)


Ağlamak üzereydim. Dünya küçüktü evet ama bizim dünyalarımız arasındaki mesafe büyük, çok büyüktü. Ne NASA ne Houston ne de herhangi bir uzay mekiği birinden diğerine gidecek teknolojiye sahipti. O teknoloji sadece kalplerimizdeydi. Daha doğrusu benim kalbimdeydi. Eğer Tuna Üstüner de isterse onun kalbine tek gidişli, dönüşü olmayan bir bilet alırdım. Ama hayır. O, kalbini ulaşıma kapatmıştı.


"Neden Çin Lokantası?" 
"Çekikleri yakışıklı buluyorum," diye sazanlama bir dalış yaptım. Bilmeyen de Çin Lokantasına gidip çekik yediğimi sanırdı! 
(Ahh Deniz ahhh.... Çekik hastası bir kuzenim ve facebookda ana sayfamı dolduran arkadaşlarım var sen de onlara eklendin yani :))



"Allah'ım Tuna Üstüner'i kapımda köle, ayaklarımda minder, sırtımda yastık yap! Allah'ım onu mutfağa giren, mantı yapan, süpürge açan, saçıma fön gözüme sürme çeken bir erkek yap!" 
(Allah'ım onun gibi bir erkek de bu illekitap admini İnci'ye nasip et. Amin! hehehe =) aslında bunlara gerek yok Tuna olduğu gibi gelsin kabulüm ;) )


Hafifçe oflayarak "Sıcağı boş verin siz! Burada oturup havadan ya da meteorolojiden mi konuşacağı?" diye karşı çıktım. 
Tuna derinden bir bakışla, "Neden olmasın. Küresel ısınma hakkında ne düşünüyorsun?" diye sordu. Muzip sesinden benimle dalga geçtiğini anladım. 
"Siz ve sizin gibiler yüzünden delinen ozon tabakasının küresel ısınmaya neden olduğunuzu ve bu yüzden bana borçlu olduğunuzu düşünüyorum!" diye yanıt verdim. 
Tebessüm etti. Belli belirsiz... "Ben mi? Ne yapmışım ben? Sana ne borçluyum?" 
"O devasa aracınızın egzozu, sonra fabrikalarınız, ürettiğiniz atıklar, neden olduğunuz zehirli gazlar... Bana temiz bir hava borçlusunuz. Oksijenimizi tüketiyorsunuz," dedim. Bu doğruydu, ona bakarken oksijensiz kalıyordum. Soluğum kesiliyordu!


Yasemin elindeki kitabı, ayraç koymadan kapatıp bana baktı. "Sonradan nasıl hatırlayacaksın kaldığın sayfayı?" diye sordum. 
"Aramak hoşuma gidiyor," bilgece yanıt verdi. "Bulmak da mutlu ediyor sonra." 
"Ben kaldığım yeri bulamıyorum Yasemin. Ertesi gün kaldığım yere dönmek istediğimde hiçbir şey yerinde olmuyor. Benim kitabımı berbat bir yazar yazmış." 
Arkadaşım gülümseyerek beni kendine çekti. "Sanırım yazarın ismi Tuna Üstüner," dedi bir an sonra.


"Ben ucuz bir kadınla asla evlenmem Deniz Üstüner... Sen ne ucuzsun ne de basit... Aksine pahalı, aksine değerlisin..."  
**** 
"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, biliyorsun değil mi?" diye devam ettiğinde sanki içimi okumuştu. 
"Nasıl?" diye sordum. 
Doğrudan yanıt verdi. "Seninle denemek istiyorum, Deniz..." 
"Neyi? Nasıl?" 
"Sevgili olmayı... Gerçek bir ilişkiyi? Bunu istemez misin?


"Başarıya ulaştım ve karşılığını gördüm. Maddi olarak her şeye sahip olduğumda o hedefin aslında gerçek hedefim olmadığını anladım." 
"İnsanın hedefi sadece mutluluk olmalı!" 
"Doğru... Ancak bana bir tür aydınlatma yaşatan sen oldun."


"Senin gibi cadaloz biri Galatasaraylı olur Deniz." 
Alayla yanıt verdim. "Ve senin gibi elit biri de Fenerbahçeli olur!" 
"Aynen öyle," diyerek çekici bir gülüş attı.  
(ahhh Tuna bende FBliyim... beraber daha uyumlu oluruz, formalarımızı giyer oturur maç izleriz, stada gider stres atarız :) beraber maç yaparız aynı takımda oluruz :)) 


"Bayan Nisan! Yılda sadece bir ay. Oysa ben öyle miyim? Deniz'in bir mevsimi yok. Deniz on iki ayın her günü güzeldir." 
"Ve Ankara'da Deniz yok diyenlerde yanılıyor, değil mi? Bir tane Deniz var, tam şu an karşımda." 
Tuna'nın cümlesiyle kahkaha atıp, "Sen espride mi yapıyorsun?" diye sordum. 
"Espri değil," dediğinde gözlerime ciddiyetle baktı. "Sen bir tanesin Deniz ve sadece bana aitsin!"


Annem dolabı yoklayıp ne var ne yok bakarken eline çürük, buruşuk bir patlıcan alıp salladı. "Bu ne kızım?" 
"Sevgilisi karnıyarık olduğu için depresyona girmiş bir adet patlıcan." 
(hehe aynı annem yazın tatil dönüşü eve geldiğinde dolaptaki patlıcanların son durumu gibi... :) bir ara bu cevabı bende vermeliyim :))


Onun hayatına her gün biraz daha sızıyor olmak biraz daha ona ait hissettiriyordu. Her gün milim milim hayatına girsem de bir gün kendimi tamamen orada bulacağımı biliyordum. O yeşil gözlerden çıkan her bakış bana umut veriyordu. Umuttan güzel ne vardı ki dünyada?


"Güvenmediğin biriyle sevgili olmamalısın. Hele onunla asla evli kalmamalısın. Hisselerini alana kadar bekleyeceğim. Sonra istediğin an mahkemeye başvurursun. Hiçbir zorluk çıkarmadan senden ayrılacağım.Hayatından da çıkacağım!" 
"Gidebileceğini mi sanıyorsun? Beni hayatından kolayca çıkarabileceğini mi sanıyorsun?" 
"Beni hayatından çıkaran sensin." 
"Bunu yapamam... Lanet olsun ki yapamam Deniz." 
Tuna kızın yüzünü avuçladı. Daha kısı daha içten bir sesle "Çekip gitmene hazır değilim. Asla hazır olamayacağım..." diye fısıldadı.


"Uyanmalısın" dedim ürkekçe. 
"Uyanmak istemiyorum. Şu an çok güzel bir rüya görüyorum." 
Gülümseyerek," Beni görüyorsun herhalde," dedim. 
"Kabus gördüğümü söylemedim."


Tamam kitabı size anlattım, bitti bir şey kalmadı okumanıza gerek yok falan dermişim :) bunlardan daha fazlası var kitapta. Ben size aşk kısımlarını alıntıladım ama işin içinde mafya kısımları, silahlı çatışmalar, tehditler de vardı... Sanırım devam kitabında da o olaylar çözümlenir diye düşünüyorum :)

Tam anlamıyla romantik komediydi. Hani şu Jennifer Aniston'ın oynadıklarından olan :) 

Ben beğendim ve tavsiye ederim okuyun :) kesinlikle eğleneceksiniz ve seveceksiniz. 

Ayrıca Ephesus'u tebrik ediyorum tam anlamıyla konuyu yansıtan bir kapak olmuş :) çok uyumlu konuyla diyerek yorumumu bitirip sizlere iyi geceler diliyorum :) Ahh bir de Allah size Tuna Üstüner gibi bir koca nasip etsin diyorum ama önce ben tabi ki :) evde kaldım yoksam :))

Papucumun Ajanı Serisi

Kitabın tanıtım yazısı:
Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı, fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim. 
Tuna Üstüner ise ‘Enler’ listesinin zirvesinde bir yakışıklı, holdinglerin genç veliahdı, titiz ve disiplinli tam bir Kurumsal Kasıntı. 
Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral, ben bir esintiysem o bir tufan.
Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı. 
Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı. Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.Hem de onunla evlenecek kadar! 


16 Kasım 2013 Cumartesi

2 Asude - Gül ve Avcı


Yeni bir Türk yazarı daha tanıtım ve kalemini sevdim diyerek yorumuma başlıyorum.

Öncelikle sizlere yazarımızı tanıtmak istiyorum :) Asude, facebookda paylaştığı hikayelerle tanınan ve kısa sürede çok sevilip hayran kitlesi oluşturan, henüz acemi ama kaleminde usta olan sevimli güler yüzlü sıcacık ve samimi davranan hanım hanımcık bir kızacağız :) Kendisi ile tanıştığım ve sohbet ettiğimden dolayı bu kadar kişisel bir şekilde tanıtabildim yazarımızı :) 
Kalemine değinmek gerekirse, akıcı ve merak uyandırıcı bir kalemi var yazarın, biraz yabancı karakterler ve 1800'lü Londra'yı yazması tereddüte düşürse de bunu ustalıkla başardığını okuyunca görebiliyoruz. Güzel bir aşk romanıydı.

Özellikle kitapta hoşuma giden bir yer vardı o da Shakespeare'in sonelerinin ve sözlerinin yer aldığı satırlardı. O satırlar işte bu kız şimdi gerçekten üst kademeye ulaştı dedirtti bana. 

Evet ön yargıyla başlamıştım kitaba ve itiraf ediyorum ki beklentilerimi karşılamayacağını da düşünüyordum ama merakıma yenik düşerek okudum ve ne kadar yanıldığımı anladım. Dilerim Asude, bu yorumumu okuduğunda bu sözlerim için beni affeder. 

Kitapta en çok hoşuma giden karakter Albert'tı. Şimdiye kadar okuduğum kitaplarda özellikle tarihi aşk romanlarında çocuklu bir dük, kont vs bir şey okumamıştım "Gül ve Avcı" bu konuda benzer türdeki kitaplardan ayrıldı diyebilirim. 

Jullian ve Rosa arasındaki çekim, aşkın alevlenmesi, hiddet, öfke çok güzel aktarılmıştı. Duyguların aktarımını da yeterince iyi yapıldığını düşündüm :) 

Kitaptaki yer betimlemeleri, benzetmeler süperdi hele bazı benzetmeler de güldüğümü hatırlıyorum. 

Biraz fazlaca alıntı paylaşacağım için kitabın içeriğine giren bir yorum yapmayacağım ama şunu da söylemeliyim ki normalde Türk yazarları okumayı sevmediğimi ve beklentilerimi karşılamadıklarını hep söylerim ancak sevdiğim kalemine taptığım birkaç Türk yazardan sonra Asude'de onlardan biri oldu. Dilerim başarılarının devamı gelir kendisiyle gurur duydum :) Asude'yle tanıştığım için bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum :)

Sizlere de tavsiye ederim. Kapak tasarımı müthiş, kitabın konusunu müthiş, kitap müthiş daha ne olsun ama değil mi? :)



Sizlerle en eğlendiğim, en duygusal olan, en beğendiğim yerleri sizlerle paylaşacağım:

***
“Seni arabadan indirmemi beklemelisin. Tanrı aşkına Rosa, eteklerini kucağında toplayıp arabadan atlayarak bir leydi olamazsın! Ancak bir soylunun ayak işlerine bakan hizmetçisi olursun!” diyen yaşlı adamın kıza kötücül bir bakış attı. 
Evelyn sesli bir şekilde oflayarak “Peki, bir daha olmaz,” dedi.  
Desmond Simmons da bastonu yardımıyla arabadan indiğinde “Leydiler ulu orta oflamazlar!” diye bir kez daha kızı ikaz edince Evelyn artık dayanamayarak “O zaman leydi sen olsaydın,” diye tısladı.
***
“Sana bir mürebbiye tutacağım Albert. Artık her an başında bir bakıcın olacak.” 
Zavallı çocuk tırnakları kapıya kadar uzamış, kırmızı saçlı, siyah dişli bir kadını gözünde canlandırırken yorganı korkuyla üstüne çekti. Artık oyun saatleri bitmişti! Artık her an lanet olası matematik, o garip Fransızca, fizik ve atlarla ilgilenecekti. Cocos ise kim bilir nasıl bir hale düşecekti! 
Albert en son uykuya dalmadan önce canavar mürebbiyenin insan eti yediğini düşünmeye başlamıştı.
***
"Gidiyorum!" dedi kadın. 
Elinin tersiyle kabaca yanağını silti ve çektiği acıdan ötürü boğuklaşmış sesiyle konuşmaya devam etti. "Yarını beklemeden, hemen şimdi gidiyorum! Benden kurtuluyorsun Lord Wharton! Hayatından sonsuza kadar çıkıyorum. Soran olursa öldüğümü söylersin çünkü beni bu defa gerçekten öldürdün. Şimdi dilediğince mutlu olabilirsin!"

***
Jullian kadına baktı. Ne kadar da karşı konulmaz görünüyordu. Tam bir deliydi ve onun az önce yaptığı şeye hala inanamıyordu. Rosa'nın gözlerindeki o kararlı ifadeyle, dudaklarından dökülen o yakıcı sözlerle onu kaybettiğini düşünmüştü. Bu öldürücü derecede korkunç his, içini tam anlamıyla deşip geçmişti. Onun her şeyi silip kaçtığını fark ettiği an genç adam durmamış ve karısının ardına düşmüştü. Kendisinden sevgisi hariç hiçbir şey talep etmeyen, hatta onu bile dile getirmemiş olan bu kadının yokluğu o an ölümcül bir humma gibi her yanını sarmıştı. O cesur sözleri ise aklını başına getirmiş ve onu kaybetme korkusunu başka bir şeye benzemediğini ayırt ederek Rosa'sının peşine düşmüştü.

***
"Sende bana ait misini, Lord Wharton? Her şeyini bana vermeye hazır mısın? Ah, paranı ya da unvanını istemiyorum. Sadece o taş kalbini, hileyle dolu kafanı, kibirli dudaklarını, küstah bakışlarını, bir piç kurusundan farksız olan bu enfes bedenini... Sadece bunları istiyorum."

***
Harewood Dükü öfkeli çehresini Bayan Harris'e çevirdi. Evelyn'e bakmayarak sinirden kalınlaşmış sesiyle konuşmaya başladı. 
"Şu kadın..." dedi öncelikle. Kadın demekten bile imtiha eder gibiydi. Daha kaba bir kelimeyi sarf etmekten son anda dönmüş gibi dişlerinin arasından tıslamaya devam etti. "Şu kadının oğluma dokunmasına, ona yaklaşmasına bile izin vermeyeceksin! Onu derhal evimden kovacaksın!"
***
"Ailemize yeni biri katılacak..." 
"Bir misafir mi? Akrabalarından biri mi? Amcandan başka akraban olduğunu bilmiyordum," diyen Julian bu havadisle pek de sarsılmışa benzemiyordu. 
Genç kadın başını salladı ve "Hayır, öyle değil. Daha küçük bir şey... Şu kadarcık..." 
Karısının iki avucunu uzatıp küçük bir şeyi tutar gibi yaptığını gören Lord Wharton "Bir kedi mi? Bir kedi mi istiyorsun?" diye sordu. 
"Ah, Tanrım, hayır sevgilim... Senden ve benden bir parça..."
***

Bu kadar alıntı yeter. Bana bıraksanız size kitabın yarısını alıntılardım sanırım :) Sevdiğim kısımların bir kısmını sizlerle paylaştım ve şimdi de kitabın konusunu paylaşıyorum. Ahh bir de en alttaki resim bu sene Tüyap'tan Asude'nin imza gününden bir kare :) Sevgili yazarınız İnci'nin kitabını imzaladı :)

Bir başkaldırıştır aşk... Önce isyancısını yıkar.
Bir Erkek… 
Varlığı hem tehlikeli ve korkunç, hem de sonsuza değin güçlü ve korunaklı… Onun karşı konulmaz etkisine kapılan bir kadın sıcak bir gülüşüyle ısınabilir, mavi gözleriyle sonsuz bir denize açılabilir, siyah saçlarıyla zifiri bir geceye korkusuzca dalabilirdi. 
Ona yaklaşmak ise ateşe çırılçıplak yürümek demekti. 
Bir Kadın… 
Hem bir Tanrıça kadar sarsılmaz, hem de titremeye hazır bir yaprak gibi ürkek ve utangaç… Bir erkeği masumiyetiyle prangasız tutsak edebilir, incindiğinde ise bütün dünyaya kafa tutabilirdi. Kalbi ve masumiyeti acımasızca ihlal edildiğinde artık onun için ateşe yürümek zamanı gelmişti.  
Kadın ateşten korkmuyordu, çünkü çoktan yanmıştı. 
Evelyn Rosa Drummond, en değerli varlığı olan kalbini bu tehlikeli adama sunduğunda onun aşkına erişebileceğine inanmıştı. Oysa tüm varlığını emanet ettiği Harewood Dükü Julian Benedict Wharton tarafından bir fahişe olarak görülmek gibi korkunç bir yanılgının kurbanı olmuştu. 
Ve talih, karşısına dayanılmaz bir intikam fırsatı çıkardı. Herkesin çekindiği bu tehditkâr ve gizemli adama yapılan cinayet suçlamasını ispatlayacaktı. Oysa Julian’ın en yakınına kadar sızmayı başardığında, kalbinin müthiş bir sınanmaya tabi tutulacağından habersizdi. 
Gönlünü bir kez daha bu cazibeli adama kaptırmayacağına söz vermek ise gölgesine sığındığı bir yalandan öteye gidemeyecekti!