Yabacı Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yabacı Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2019 Cumartesi

2 Sebastian Fitzek - Göz Koleksiyoncusu (Der Augensammler #1)


~~~*~~~
Sevgili Göz Koleksiyoncunuz kazanmak istemiyor. Ben sevgiye inanıyorum - babaların çocuklarına duyduğu sevgiye. Yalnızca kaybettiğim zaman mutlu oluyorum.
...
Ben bir sınayıcıyım, koleksiyoncu değil. Babaların çocuklarına duydukları sevgiyi sınıyorum. 
~~~*~~~


Uzun zamandır okumak istediğim ve merak ettiğim yazarlardan biriydi Sebastian Fitzek. Göz Koleksiyoncusu da ilk çıktığında aldığım ama hep ertelediğim bir kitaptı bari dedim bu ay okuyayım merakımı tatmin edeyim seversem yazarın diğer kitaplarını da yavaştan yavaştan toplayayım ve sevdim! 

Sebastian Fitzek'in ülkemizde yayınlanmış 7 tane kitabı var. Hepsi yanılmıyorsam psikolojik gerilim türünde ve seri cinayetler söz konusu kitaplarında. Diğer kitaplarına dair pek bir şey diyemem ama bu kitap için diyebilirim ki hoşuma giden çok fazla şey vardı. Detaylı yoruma gireceğim için önden bilgi vermeyeyim. 

28 Nisan 2013 Pazar

3 Deborah Simmons - Kralın Buyruğu


Kendi adıma yazarın okuduğum ilk kitabıydı diyerek başlayayım söze... Açıkçası sevip sevmediğimi tam olarak anlayamadım.

Yazarın kalemi kesinlikle iyi ancak beni bazı noktalarda sıktı. Sanırım kimi yerlerde duyguları anlatma olayını biraz fazla abartmıştı. Bir de çiftimiz uzun süre hiç ilerleme  kaydedemedikten sonra birden birkaç sayfada aralarındaki ilişkinin değişmesini biraz garipsedim.

Kitap benim için kötü değildi ama çok güzel de değildi. Beş üzerinden bir puan verecek olursam vereceğim puan üç olurdu diyebilirim.

Bilemiyorum yalnızca bana mı öyle geldi ama Mallory'nin neredeyse hiç konuşmamış olması kitap boyunca benim en çok takıldığım noktalardan birisiydi. Daha çok diyolog, bazı noktalarda daha çok, bazılarında ise daha az detay istedim. O denge tam yakalanamamış gibiydi.

Kitap 5 kitaplık bir serinin ikinci kitabı. İlk kitabı okumadım ancak yine de ikinci kitapta ilk kitabı sevenler için tatmin edici düzeyde yer aldıklarını söyleyebilirim.

Deli divane önereceğim bir kitap değil. Ama bu tarzı seven ve okumak için kitap arayanların hoşuna gidebilecek, vakit geçirebileceği bir kitap diyeceğim ben.

Serinin diğer kitaplarından bazılarını, diğer yazar arkadaşım İnci yorumlamıştı. O yorumlara da şuralardan ulaşabilirsiniz

The DeBurgh Serisinin Kitapları:
Kitabın konusunu sizlerle paylaşıyorum:


Kitabımızın konusunu ise aşağıda belirtiyorum.
"Mallory Fitzhughın en son isteyeceği şeydi bu! Geoffrey De Burghun nazik ve yumuşak konuşmasına, tatlı yalanlarına kanmamak ve kendini koruyabilmek için tek desteği, birbirinden keskin hançerleri ve bıçaklarıydı. Mallory, Kral öyle buyurmuş olsa da hiç kimsenin gelini olmamakta kararlıydı. 
Doğuştan asil ama ruhen vahşiydi… 
Mallory Fitzhugh, ilk kocasını gerdek gecesinde öldürmüş olsa da Geoffrey De Burghun onunla ev-lenmekten başka bir seçeneği yoktu çünkü bu, Kralın buyruğuydu. Yine de öylesine vahşi ve hırslı bir kadının, ona gerçek bir eş olması mümkün müydü?
Zaman geçtikçe Geoffrey, Mallorynin o öfkeli ve vahşi duruşunun ardında gizlenen merhametli, seve-cen ve duyarlı bir kalbin varlığından şüphelenmeye başlayacaktı."

3 Aralık 2012 Pazartesi

2 Julie Garwood - Baharı Beklerken


Garwood... Sanırım bu kadının hiçbir kitabını okurken sıkılmam... Açıkçası Güllere Sor'u beğenmiştim ve Güller ve Gelinler'de yazarın performansını düşürdüğünü düşünmüştüm. Ancak bu kitapta Garwood performans yine yerindeydi. Öncelikle kitap evet aşk romanıydı ama içine polisiye de karışmıştı. Sevdim, kitapta bir kovalamaca vardı. İkinci kitaptaki banka soygunların devamını burada da görüyorduk ve polis şefi Daniel Ryan'ın ve Cole Clayborne'nın bu soyguncuların peşinde olması ve arada gelişen olaylar kitabı aşk romanı çizgisinden kaydırıp polisiye romanı hale getirmişti. Bu yüzden diğer kitaplardaki gibi aşk romanı beklemeyin. Özellikle Güller Sor'daki gibi...

Yorumuma gelirsek... Güller ve Gelinler'de Daniel Ryan'ın kim olduğunu deli gibi merak ettikten sonra onunla tanışmak ve detaylıca tanıma güzeldi. Üstelik tek bir erkek -Cole - üzerine değil iki erkek üzerine olması kitabı benim açımdan daha güzel kıldı. Kitapta Cole ve Daniel hep beraberdi ve başları bence bir çeteden çok kadınlarla dertteydi.

Kadınlar demişken... Şu banka soygununa şahit olan kadının kim olduğunu bulurken Jessica, Grace ve Rebecca beni tam anlamıyla deli ettiler. Ya hiçbiri tanık değil ya hepsi tanık... Erkeklerin buna verdikleri tepkiler çok eğlenceliydi. Kısacası onların çıldırdıklarını görmek eğlenceliydi. Küçük Caleb ise hepsinden eğlenceliydi. Onun kim olduğu kitaba kalsın.

Cole'in ve Daniel'in kadınlara aşık olmaları onlara karşı tutumları çok tatlıydı. Hele Daniel'in Cooper'a söylediği sözde çok güldüm. Cooper, 'benim tatlı leydim' desine 'o benim' demesi... Harikaydı. Hele Cole'un Daniel'e 'zorunlu evlilik diye bir şey duydun mu' demesi ayrı bir şeydi. Cole da Daniel da kadınlar konusunda eğlenceliydi. Aynı zamanda sahiplenici...

Ama son bölüm Noel'de Rosehill'de hepsinin toplanması insanda gülümseme ihtiyacı hissettiriyordu. Yazarımız resmen son bölümle mutlu, huzurlu bir aile tablosu yaratarak okuyucuya tebessümle kitabı bitirtiyor...

Cole ve Daniel'in aşklarını okumak insanda romantik duygular uyandırırken banka soygunu ile ilgili olan kısımlarda insanı heyecana sürüklüyordu resmen...

Sonuç olarak kitabı Garwood severlere öneririm. Ben beğendim, hatta Güller ve Gelinler'deki yetersizlikten sonra bu kitap çok iyi gitti. Tavsiye ederim okuyun. Kitap biliyorsunuz ki Clayborne Kardeşlerin son kitabı. Ondan öncesinde Güllere Sor - Güller ve Gelinler kitapları yer alıyor, bu küçük bir hatırlatma olsun.

Kitabın konusunu sizlerle aşağıda paylaşıyorum:

Çok satan kitapların yazarı Julie Garwooddan serinin merakla beklenen son kitabı BAHARI BEKLERKEN eğlenceli ve romantik bir aşk hikâyesiyle okurlarla buluşuyor
Cole Clayborne kandırılarak rozet sahibi olur ve Daniel Ryan tarafından polis şefliği görevine getirilir. Elinde olsa bu sorumluluğu reddedecektir ama Blackwater Çetesi yine iş başında olduğundan geri planda kalamaz. Ryan iki senedir - bir banka soygununda karısını ve kızını kaybettiğinden beri - çeteyi takip etmektedir ve meseleyi çözmesi için onun yardımına ihtiyaç duymaktadır.
Rockford Falls Bankası soyulduğunda tanıklardan sadece biri sağ kurtulmuştur. Fakat sorgulanmaktan korkan görgü tanığı ifade vermeye yanaşmamaktadır. Bu kişinin kimliğine dair Coleun ve Danielın elinde bulunan tek ipucu o öğleden sonra bankada işlem yapan üç kadının isminin bulunduğu listedir. Hayatta kalmayı başarmış olan tanık aristokrat Rebecca James midir yoksa sevimli Grace Winthrop mu? Peki ya baştan çıkarıcı Jessica Summers?
Cole ve Ryan banka soygunu meselesini çözerken ve katillerin peşine düşerken üç kadını da bir şekilde güvende tutmak zorundadırlar. Ancak en büyük tehlike bu güzellerden birine kalplerini kaptırmalarıdır.
"Gerçekten harika Esprili, duygu yüklü ve kesinlikle merak uyandırıcı". - Romantic Times
"Tarihi aşk romanı alanında güvenilir bir isim haline gelmiş olan Garwood
yarattığı karakterlerle okuru yine büyülüyor." - People

25 Eylül 2012 Salı

4 Thomas Perry - Şeytani İntikam


Şeytani intikam benim uzun zaman sonra okuduğum ilk Suç romanı. Garwood, McNaught gibi yazarlar nedeniyle okumaya başladığım aşk romanları neredeyse iki yılımı almış durumda :) Hala onları okumaktan keyif alıyorum almasına ama artık farklı bir şeyler okuma isteğimde hat safhaya ulaşmış durumda idi. Yine de alışkanlık gereği diğer türdeki romanlara odaklanmakta biraz sıkıntı çekiyordum ve o romanların geneli yarım kalıyordu.

Ama Şeytani İntikam yarım kalmayan hatta iki günde biten nadide romanlardan. Bunun başlıca nedini yazarı tek bir karaktere odaklanmamış olması... Farklı bölümlerde farklı karakterleri okuyorsunuz ve onun devamını okumak için sabırsızlanarak diğer bölüme geçtiğiniz halde bu kez kendinizi o bölümde anlatılan hikayenin içinde buluveriyorsunuz. Bu şekilde merakınız sürekli taze kalıyor ve okuma isteğinizi muhafaza ediyorsunuz.

Kitapta neredeyse hiç duygusallığa yer yok. Uzun süredir okuduğum kitapları baz alırsak bazı noktalarda duygusallık aradım ama hiç yok :D Tam ve katışıksız bir suç romanı... Ama hiç sıkmayan ve gerçekten iyi bir üslup ile yazılmış olan bir suç romanı...

Bu noktada çevirinin kusursuzluğundan da bahsetmek gerekir sanırım. Öyle ki çeviriye dair gerçekten hiç bir kusur gösteremem. Gözüme batan tek bir cümle bile yoktu.

Bu romanı ben böylesine sevmişken, suç romanlarını zaten sevenler bu romandan kesinlikle hoşlanacaklar diyor ve tavsiye ediyorum. Bir de almak isteyenlere not: Kitap iki farklı kapakla satışta. Benim okuduğum versiyonunu bulamadığım için kendim çektim. O yüzden kalite biraz düşük, bunun için üzgünüm. Diğer kapak şöyle;


Kitabın konusu da şu şekilde;
Joe Carver'ın istediği tek şey, Los Angeles'ta yeni bir hayata başlayabilmek için güvende olmaktı. Ama güçlü bir adam onun peşinden haydutlarını gönderirken bunu gerçekleştirmesi zordu. Sorunların çözülmesi için elinden geleni yapmıştı. Gözden uzak kalmış ve tehdidin geçmesini beklemişti ama Manco Kapak'la basit bir ateşkes yapmak mümkün değildi. Adam, Carver'ın kendisine zarar verip vermemesini umursamıyordu. Ve şimdi, yanlış bir kararda ısrar etmenin ne kadar pahalıya patlayabileceğini öğrenecekti... 
"Olağanüstü karakterlerle dolu 'Şeytani İntikam'a, sizi soluk soluğa bırakacak temposu boyunca tutsak kalacaksınız..." 
-Globe and Mail- 
"Saf ve katıksız eğlence..." 
-Library Journal- 
"Perry'nin hassas zamanlaması ve ustalığı, paralel ilerleyen hikâyeleri neredeyse mükemmel bir sonla bitiriyor. Başka bir dünyada bir süre vakit geçirmek isteyenler için ideal... 
-Publishers Weekly- 
"Perry, 'Şeytani İntikam'da en hınzır formunda... Kitabı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz. Bitmesini istemeyeceksiniz. Çok ama çok iyi zaman geçireceksiniz." 
-Josh Bazell-Beat the Reaper adlı romanın yazarı

27 Ağustos 2012 Pazartesi

0 Tahareh Mafi - Bana Dokunma


Bu kitabı kısa denebilecek bir süre önce okudum ve hala aklımda. Aslında "Mükemmel" ile "Olay akışı basit" yorumlarının arasında gidip geliyorum. Biraz farklı bir yorum olduğunu biliyorum ama bazı açılardan mükemmel bulduğum kitabın bazı noktaları basit gibi geldi diyebilirim.

Başlarda anlatımı biraz yorucu geldi bana ama daha sonra o anlatım tanıdığımız şekle dönüşüyor ve sizi içine çekiyor. Kitap boyunca merakınız taze kalıyor ve kesinlikle tek solukta okuyorsunuz. Şahsen ben çok sevdim. Özellikle Juliette'in yanlızlığı ve o yanlızlığa uzanan el, bana kitabı sevdiren nokta. Kitap gıcık bir bölüm sonu gibi, tam yerinde bitiyor.

Kitabın aşk boyutu da çok masum geliyor bana... Hiç kimsesi olmadığını düşünen bir kızın çocukluğundan beri aşık olduğu adama tutunması. Adamınsa onu inatla bırakmaması... Ayrıca normal aşk romanlarındaki gibi yoğun bir tutku değil işlenen. Sadece birbirinin yanında güvende hisseden iki insanın hikayesi bir nevi.

Kitabın bittiği yeri düşünerek bir seri olacağını umuyor ve diğer kitabı merakla bekliyorum :) Buyrun tanıtım;

Juliette tam 264 gündür kimseye dokunmadı.
En son birine dokunması bir kazaydı. Ama Yeniden Kuruluş onu cinayetten içeri tıktı. Juliette'in dokunuşunun neden bu kadar ölümcül olduğunu kimse bilmiyor. Kimseye bir zarar vermediği sürece bu durum kimsenin de umurunda değil çünkü dünya zaten perişan durumda. Her gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor, gıda sıkıntısı had safhada, gökyüzünde tek bir kuş kalmadı ve bulutlar garip bir renkte.
Yeniden Kuruluş, yeni düzenin tek çare olduğunu iddia ettiği için Juliette'i bir hücreye kapattı. Hayatta kalan bir avuç insan ise savaş naraları atıyor. İşte bu yüzden Yeniden Kuruluş fikir değiştirmek üzere. Juliette onlar için mükemmel bir silah olabilir. Juliette, yeni düzenin tek silahı olabilir.
Juliette karar aşamasında. Ya bir silah olacak. Ya da bir asi.
Tahereh Mafi, Bana Dokunma'da yürek burkan bir romantizmle distopya türünü bir araya getiriyor. Juliette'in iç dünyasını yenilikçi bir üslupla metnine yansıtan yazar, okurları Juliette'in zihninin içine davet ediyor.