Vefa Enver etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vefa Enver etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2019 Cuma

0 Vefa Enver - Bana Prenses Deme // ALINTILAR


İnstagram'da Bana Prenses Deme kitabını üç arkadaş beraber okuyalım demiştik ve bu kitabı 3. kez okudum. Şunu fark ettim ki ben bu kitabı cidden hatim etmişim çünkü neredeyse her satırını ezberlemişim. 

Vefa Enver'in en sevdiğim kitaplarından biri Bana Prenses Deme, bu yüzden bu kitabı okumak benim için ayrı bir güzel. Tabi ki size tekrar yorum girmeyeceğim çünkü kitabı zaten yorumu blogumda mevcut. 

4 Ağustos 2014 Pazartesi

1 Vefa Enver - Bana Prenses Deme!


Çok güzeldi, çok beğendim, bazı yerlerde eğlendim bazı yerlerde sinirlendim... Hatta içimden bir şeylerin koptuğu anlar bile oldu kitabı okurken. 

Yazarın kalemine üslubuna değinmeden direk yoruma geçeceğim çünkü Vefa Hanım'ın kalemini çok sevdiğimi bildiğinizi düşünüyorum Ne yazsa okurum dediğim nadir yazarlardan biri kendisi :)) Size de tavsiye bence bir okuyun! Hatta Bana Prenses Deme başlamak için mükemmel bir kitap ;)

Ah...bir de kitap içeriği olan bir yorum olacak haberiniz ola. Sonradan uyarmadı demeyin! 

9 Haziran 2014 Pazartesi

0 Vefa Enver - Sana Aşık Değilim


Veeee bir Vefa Enver kitabını daha kitaplığıma eklemenin zevkini yaşıyorum :) bu seferki pembe değil kırmızı seriydi. Romantik komedi değil, aşkın ve intikamın doruklarda olduğu bir kitaptı! Görüntünün yanıltıcı olduğunu görünenin altındakine bakılması gerektiğini en güzel anlatan kitaplardan...

Vefa Enver kalemini hep romantik komedilerde okuyup sevmiştim ve şimdi bu kitapta bambaşka bir dünya ve daha aşk ve intikam, yalan dolan olan bir kitap... ve şunu anlıyorum kadın elini attığı her şeyi başarıyor! Vefa Ever, cidden başarılı bir kalemi olan, her duyguyu okura hissettiren ve her kitabı okunan nadir yazarlardan biri...

"Sana Aşık Değilim" kitabı öncelerden Vefa Enver'in forumunda Güzel ve Çirkin adıyla yayınlanmış ve o zamanlar okumuştum şimdi elime kitap halinde alıp okumak ve her sayfayı keyifle çevirmek paha biçilemezdi. 2.kez okumuş olmama rağmen keyifle okudum, ne olacağını bilmeme rağmen heyecanla çevirdim sayfaları :))

1 Haziran 2014 Pazar

5 Vefa Enver - Neyse ki Çocuk Yaptım (Çocuk da Yapamadım Kariyer de #3)


Imm... Pembelerin kraliçesi, romantik komedi yazarı Vefa Enver'in Ephesus Yayınları'ndan çıkan "Çocuk da Yapamadım Kariyer de" serisinin son kitabını okumuş bulunuyorum.

Immmm... enfes, keyifle okunan, eğlenceli anlatımlı, aşk dolu, romantik komedi filmi tadında bir kitap... Bitmesini hiç istemediğim, bir bu kadar daha hiç sıkılmadan okuyacağım her an her yerden çıkabilmesi mümkün karakterlerin olduğu, aşık olduğum, sempati duyduğum, güldüğüm eğlendiğim bir kitap! Keşke bitmeseydi yav. :))

4 Mart 2013 Pazartesi

0 Yazar Adayları Vefa Enver'in Yazım Atölyesi'ni Duydunuz mu?



Romantik komedinin sevilen yazarlarından biri olan Vefa Enver, yedi hafta sürecek ve yazar adaylarına bu türü tanıtıp nasıl yazılacağı konusunda yol gösterecek bir atölye çalışması düzenliyor. 
Sadece bununla kalmayıp roman yazmak isteyen adaylara da yazma sürecindeki adımları anlatacak...

6 Nisanda başlayıp 12:00-15:00 arasında her cumartesi düzenlenecek olan seminer Vefa Enver'in yönetiminde yapılacak. 
Nerede yapılacağını ve daha kapsamlı bilgiyi resme tıklayıp öğrenebilirsiniz.

Ayrıca katılacak arkadaşlarımız sevgili yazarımızla tanışacaksınız bu yüzden giderken imzalanmamış kitaplarınız varsa yanınıza alın belki imzalatabilirsiniz :))

Yazarımızın kitaplarının yorumlarını ve konularını blogumuzda bulabilirsiniz.

19 Kasım 2012 Pazartesi

0 Vefa Enver - Aşka Dönüş



Pembe bir kitap ve Vefa Enver kaleminin sonu... Sevgili pembe kraliçemizin kalemine dair bir şey söylemeyeceğim zaten diğer bütün kitaplarını okuduktan sonra ve her seferinde aynı sözleri söyledikten sonra gerek yazarımıza gerekse kalemine taptığımı anlamışsınızdır. Bu yüzden direk kitaba dair yorumuma girmek istiyorum...

Kelimenin tam anlamıyla kedi-köpek gibi didişmenin ne demek olduğunu anlatacak en iyi örnek Hakan ve Perim... Cidden atışmalarını, tartışmalarını, birbirlerine üstünlük taslama ve zafer kazanma çabalarını okumak inanılmaz derecede keyifliydi. Hatta çaktırmayın kahkaha atarak güldüğüm yerler bile oldu o derece yani...

Esra'ya laf söylemiyorum zaten Esra'yı anlatmaya yetecek kelime olacağını sanmıyorum ayrıca daha ilk başlarda Yavuz'la onları yakıştırmıştım ki tahminim doğru çıktı... Esra & Yavuz çiftine ne desem bilemedim ama Yavuz'a söyleyecek bir çift lafım var. Yavuz eğer boşanma kararı alırsa avukat masraflarını ben karşılarım  :)) yani düşünün Esra nasıl biri. :) Ama itiraf edeyim Esra'nın Berna hakkında söylediklerinde çok güldüm :)

Hakan ve Perim'in evde boşanmadan önce geçirdikleri son gece okurken tüylerimi diken diken etti. Gerçekten Hakan'ın bu kadar ileri gidebileceğini tahmin etmiyordum. Şahsen ben olsam Perim'in yerinde affetmezdim diyorum ama tabi aşk bu gözü kör... Gerçi Hakan'ın hakkında bir Esra geliyor ya neyse ;)

Son kafedeki buluşma çok güzeldi. İnsanın yüzünde çok tatlı bir tebessüm oluşturuyordu.

Neyse yine düştü çenem. Uzun lafın kısası kitabı çok beğendim. Gerçekten bir yerde bize -bekarlara- sonsuza kadar mutlu olamama riskini de gösterdi bu yüzden ne yapıyoruz evlenmiyoruz :P işin şakası tabi bu... Madalyonun diğer tarafını okumak gibiydi bu kitabı okumak. Gerçekten güzel eğlenceli ve kahkahalarla gülme garantisi olan bir kitap ama sonlara doğru da hüzünlenme garantisi de var...

Şiddetle tavsiye ediyorum okuyun. Gerçi VE kitabı ikinci kez düşünmeden okunur arkadaşlar diyorum :))


"Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar"
Bildiğimiz tüm masallar bu cümleyle biter. Peki sonra neler olur hiç merak ettiniz mi?
Evlendiklerinde, sonsuza dek sürecek bir aşk masalının kahramanlarıydı onlar. Perim ve Hakan Perim genç, güzel ve başarılı bir avukat, Hakan ise onun hep beklediği beyaz atlı prensti. Tartışmalar, kırgınlıklar, aileler ve eski sevgililer, onları o çok uzun süreceğine inanılan rüyadan uyandırmak için sırada bekliyorlardı.
Tüm yaşananlara rağmen aşk hala affeden ve en kötü zamanlarda kendini hatırlatan bir his olmayı sürdürebilecek miydi?
Kadınlar hep kadın.
Erkekler hep erkek.
Peki ya aşk?
Aşk, her koşulda hep aşk mıdır?
Vefa Enver sizi ilişkilerin karmaşık dünyasına davet ederken, aşk hakkındaki düşüncelerinizi de sorguluyor...
 Ve soruyor...
Aşk geride bıraktıktan sonra tekrar dönülebilecek bir yer midir?


23 Ekim 2012 Salı

0 Vefa Enver - Aşk Kumarı


Bu kitabı okumaya başladığımda Vefa Enver'in kalemini özlediğimi fark ettim. Eğlenceli dilini, akıcı yazımını ve satırları okurken gülümserken bile gözleri dolduracak satırları özlemişim...

Öncelikle kitap o kadar akıcıydı ki başladığım anca yüz sayfa okumadan elimden bırakamadım. Şu kısmı okuyayım ay burayı da okuyayım moduna girerek kitabın yarısından fazlasını okudum ilk günde. Çok beğendim. Gerçi VE kitaplarını genelde hep beğeniyorum ama :))

Vefa Enver kitaplarında her şey olabiliyor ama olmayan tek şey kusursuz karakterler. Karakterlerinin hep bir kusuru, eksik veya onaylanmayacak bir tarafı oluyor bu da bence okuyucuyu karakterlere daha yakın hissetmesini sağlıyor.. Bu kitapta da öyleydi. Lara... Sıfır beden, kusursuz güzellikte biri değildi ama o kadar eğlenceli, samimi, sıcak, sağlam karakterli, arkadaş canlısı ki dış görünüşünü önemsemez hale gelerek Lara'yı karakteristik özelliklerinden mükemmel görmemize neden oluyor. Halbuki Selin gibi bir karakter -dış görünüş- olarak yaratabilirdi. Ama hayır... Lara bizden biri. Fazlalıklarıyla mutlu, kilo alma derdine girmeden tatlı yiyebilen, erkeklerle erkeksi sohbetlere giren ve gerilim, kanlı canlı filmleri romantik komedilere tercih eden biri... İnsan böyle biriyle arkadaş da sevgili de olmak ister yani... :))

Her neyse Lara'dan çok bahsettim. Genel anlamda kitaba dönmek gerekirse, kitaptaki diyaloglar çok güzel eğlenceliydi. Hatta öyle ki bazı yerlerde kahkaha attığım gibi bazı yerlerde de gözlerim doldu. Vefa Hanım'ın kitaplarını seviyorum çünkü aynı kitap içerisinde her türlü duyguyu okuyabiliyoruz.

Emre'nin gerçekten mükemmel biri olduğunu düşünmüştüm. Çünkü Lara ile çıkarken oldukça dört dörtlüktü davranışları ama Nanny'nin dediği gibi kesinlikle altından bir şey çıktı. Tolga'nın davranışları beni sinir etti. Çünkü gerçek anlamda ne istediğine karar vermedi ama neyse ki akıllandı. Selin'e okurken bile sinir oldum. Tam anlamıyla nefret edilmek için yaratılmış ya... Gıcık insandı...

Kitabın konusunu okuduğumda kumarda kaybetme karşısında Lara'dan isteyeceği şeyin o olacağını hiç düşünmemiştim. Yani ne bileyim aklıma daha farklı şeyler geldi ama sanırım benim ki biraz klasik Türk filmi tadında bir düşünceydi okurken yanılmak en sevdiğim şeydir bu kitapta da yanıldığım çok sahne oldu.

Kısacası kitap en sevdiğim VE kitaplarında 4. sırada. Her zamanki gibi ilk sırada Bahse Var mısın, sonra Bana Prense Deme geliyor ve Leyla Gibi de üçüncü sırada olunca Tolga&Lara da ancak 4. sıraya kaldılar. Kitabı okurken hiç sıkılmadım hatta hep elime alıp devam edebilmek için fırsat yaratmaya bile çalıştım. Çaktırmayın tuvalete giderken bile elimdeydi :))

Neyse tavsiye edeceğim bir kitap diğer VE kitapları gibi. Okuyun çok seveceksiniz. Eğleneceğinizi garanti ediyorum.

Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum:


İlk görüşte aşk değil...
Mükemmel uyum değil...
Alışılmış hiç değil...
Çünkü aşkta elinize ne geleceğini bilemezsiniz!
Çünkü aşk kumarın ta kendisi!
Kazanmak için oynarken kaybetmeyi göze alabilir misiniz?
Aşk Kumarı sadece kazanmaya alışılmış oyuncaların romanı değil...
Erkekleri parmağınızda oynatabilmek için illa çok güzel olmanıza gerek yok...
Onları iyi tanımanız yeterli. Tıpkı Lara gibi! 
Lara'nın 2 numaradaki Tolga'yla nasıl eğlendiğini okurken çok keyif alacaksınız...
Tolga gözlerini dikmiş ona bakıyordu.
"Eee? Kararın ne?"
Lara da bakışlarıyla ona meydan okurcasına karşılık verdi.
"Karıştır bakalım."
tolga imalı bir şekilde güldü. "Ben 500 koyarım."
"Yuh! O kadar kaybedecek lüksüm de param da yok.
"Ama," dedi Tolga sakin bir şekilde "Sende benim çok istediğim başka bir şey var."
lara boş boş baktı. Bir ahlaksız teklif gelmeyecekti ya arkasından?
"Neymiş?" diye sordu aynı sakinlikle.
Tolga yamuk bir gülüşle karşılık verdi... 


19 Eylül 2012 Çarşamba

0 Vefa Enver - Bunu Sen İstedin [Alıntı]



Adamım Baran ya... Bayılıyorum bu karaktere... Ama bu kitapta da Baran ayrı bir olaydı. Gerçi üç çiftte farklı güzeldi ama favori çiftim Baran&Sibel ve gelecekteki favori çiftim de sanırım Kadir&Nazlı olacak.

"Baran nasıl davranıyor sana çok merak ediyorum. En çok da o istiyordu hamile kalmanı."
Sibel omuz silkti. "Abartmaya başladı bile. Spor arabasına binemiyoruz mesela. Bindiğimizde de o arabadan beklenmeyecek bir ağırlıkta turluyoruz İstanbul sokaklarını. Herkes arabayı süren acemi mi diye bize bakıyor. Geçen televizyonda bir şey gördüm. Vay ne harikaymış dedim ertesi gün kapı çalındı Nevzat sabah sabah elinde küçük bir kutuyla geldi. Abi bunu size getirmemi söyledi dedi. Televizyonda gördüğüm şeyi aldırmış."
Ahu atıldı. "Aş erdiğin bir şey diye almıştır."
Sibel kahkaha attı. "Aş erdiğim şey dizi arasındaki reklamda çıkan yakut ve pırlantalarla bezeli kolye ise, bu bebek kesin kız." 

18 Eylül 2012 Salı

2 Vefa Enver - Leyla Gibi [Alıntı]



Okurken çok eğlendiğim tabu sahnelerinden birini alıntı yapmak istedim :) yalnız dikkat çekeyim Engin ve Leyla sevgili değiller ve kedi köpek gibi atışıyorlar :) 

İlk tur bizim. Anlatmaya başlıyor. Zamana karşı yarışıyoruz.
"Ben sana ne derim?"
"Kelime kötü bir anlam mı içeriyor?"
"Hayır, ama en belirgin özelliğin ne?"
"Sevimli?"
"Ne demezsin. Neyin üzerinde durursun?"
"Eee başka kelime..."
"Of tamam. Bebeklere neden patik alınır?"
"Giysileri ile takım satıldığı için."
Engin bir eli belinde diğeriyle ensesini sıvazlıyor. "Yuh! Sana bir şey anlatmak deveye hendek atlatmak gibi."
"Sen de doğru dürüst anlat. Ne öyle konudan konuya..."
"Tamam her şeyi unut. Sen ve ben yan yana durduk mu ilk fark edilen nedir?"
"Senin bana hiç yakışmadığın mı?"
Engin köpürüyor. Dönüp Berna ve Hakan'a şikayet ediyor. "Resmen sabote ediyor. Ya bilmemek için uğraşıyor ya da tam salak."
"Doğru konuş, adam gibi anlatsan anlarız herhalde. Kelime hazinen çok zayıf. Daha fazla okumalısın bence."
"Olur, senden kitap ismi alayım da yarın ilk iş gidip alırım."
"Kalk ayağa."
"Ne?"
"Kalk dedim..."
"Ne kalkacam?"
"Bir kere de söz dinle be... Birşey anlatıyoruz."
"Ha tamam o zaman."
"Bana bak."diyor Engin. İstemeye istemeye başımı kaldırıp bakıyorum.
"Şimdi söyle bakalım, uyumsuz olan ne? Çağla senden nasıl farklı?"
"Daha uzun?"
"Evet. Sen onun gibi olmak için ne giyersin?"
"Onun gibi olmaya çalıştığım falan yok."
"Leyla saçmalama, cevap ver."
"Leyla deme bana."
"Leyla'sın işte. Leyla gibisin bir kelimeyi bulamadın. Sadece boş kafalı değil aynı zamanda şaşkının tekisin."
"Bana sadece arkadaşlarım Leyla gibisin der ve sen benim arkadaşım değilsin."
Berna sayıyor " 3-2-1"
"Topuklu ayakkabı." diyorum.

6 Eylül 2012 Perşembe

0 Vefa Enver - Beni Buna Zorlama [Alıntı]




Vefa Enver'in ilk okuduğum kitabı "Beni Buna Zorlama!"dan sevdiğim iki konuşmadan alıntı yaparak güne başlayalım istedim :) Zorlu ile Zeynep arasındaki konuşma. 


"Bu gece burada ne işin olduğunu ya da buraya gelmek için nasıl bir oyun çevirdiğini bilmiyorum, ama o koca burnunu bizim ilişkimden uzak tut!"
"Hayret doğrusu... Oysa şimdiye kadar hep yüzümle orantılı bir burnum olduğunu düşünmüşümdür. Büyüklüğü ile göze batacak yanım burnum değil hatırlarsan..."
Zeynep kulaklarına kadar kızarırken sırıtarak eklemeyi ihmal etmedi. "Ayaklarımı kastetmiştim, utanmana gerek yok. Sen de çok fesatsın!" 
(...) 
"Seninle ilgili her şey beni, benimle ilgili her şey de seni ilgilendiriyor diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Birbirimiz için yaratıldığımızı ne zaman kabul edeceksin?"
"Asla! Sen ve ben... o kadar farklıyız ki!"
"Ah evet evet biliyorum şu klişeler değil mi? Güneş ve gece, siyah ve beyaz, ay ve güneş gibi bir sürü benzetme yapacaksın."
"Hayır, öküz ve trene benzetecektim aslında!"


5 Eylül 2012 Çarşamba

0 Vefa Enver - Leyla Gibi


Yeni bir Vefa Enver kitabı daha bitti. Okumaya başladığımda daha ilk sayfalarda kahkaha atmaya başladım. Leyla'nın her gördüğü yakışıklıya aşık olmasının ardından yediği vurgun büyük oldu gerçi ama neyse o kısma da geleceğim. 

Engin'le tanışmaları, her yerde karşılaşmaları çok güzeldi. Aslında bir yerde aha bu kızların bahsettiği Engin&Ömer ikilisinden hangisi acaba diye düşünmedim değil. Ama tabi o zaman Ömer'in Ömer Şanlı olma olasılığı aklıma gelmemişti. İşte yolda karşılaşılan bir zengin iş adamıydı. Sonra tabi değişti işler. 

Her neyse, Engin'in evinde geçirdikleri sahneyi sırıtarak okudum. Hele Engin&Çağla yatak odasında Leyla oturma odasındayken... hatırlarken bile gülüyorum.  Ama en güzeli de tabu oynarken ki bir birlerine karşı sataşmaları. Gerçi başlarda Engin'in Leyla'ya karşı bu sataşan tavırlarını çok sevdim ama bazen aşırıya kaçıyor diye de düşünmedim değil. Sanırım kadınlık gururum Leyla'nın tarafını tuttu.

Leyla'nın Ömer Şanlı'nın şirketinde çalışmaya başladıklarında da Banu'ya ben de sinir oldum. Bana bile itici geldi... Gerçi Ömer Bey'in Ömer olma safhası da oldukça hızlı gelişti ya neyse. Henüz buluşmalarında Ömer derken ben Ömer Bey diye okuyordum :) 

Ömer kesinlikle tam rüya gibi bir adam. Yani teknik olarak her kadının isteyeceği bir adam. Seninle oturup romantik komedi bile izleyebiliyor. Bu çok güzel... Leyla'nın onunla olduğu zamanlar gerçekten tam prenseslere layık hayat yaşadığı değişmez bir gerçek ki Ömer'de gerçekten Leyla'yı sevmiş. Ama işte gönül bazen umulmadık kişilere kayıyor. 

Engin'de tam Ömer'in tersi. Yani gerçekten Leyla haklı, odun değil kütük mübarek. Ama tartışmalarındaki evden çekip gitmeleri de tipik Türk erkeğini yansıtan tavırlar. Aslında Ömer değil de Engin tam Türk erkeği stilinde Ömer daha modern. Hele alttan alttan Engin'in Leyla üzerindeki otoriter tavırları çok şekerdi. Leyla'ya onun gibi bir erkek gerekiyordu. 

Ancak Engin'in de çok zayıf olduğunu keşfettik. Bu yüzden kendisine çok kızdım. Yani Ömer gibi bile olamadı. Ne istediğini bilip de savaşamadı. Hemen teselliyi başka kişilerde aradı. Ömer ise savaştı, Leyla'nın yaralarını sabırla iyileştirdi ve onu mutlu etmeye çabaladı. Ve gerçekten sevdi! Ki arabanın için de Leyla'ya evlenemeyeceklerini söyledi. 

"Hep kendime seni mutlu edip edemeyeceğimi sorduğumda cevabım EVET oluyordu, ama kendime doğru soruyu sormuyordum. Asıl soru senin beni mutlu edip edemeyeceğin. Eğer ben mutsuz bir erkek olursam seni de mutlu edemem."

İşte Ömer'in Engin'den üstün tarafları. Ömer kendi sevgisine güvendi Engin güvenemedi. Ve sonunda cıvıl cıvıl, yaşamaktan zevk alan kadını hayat küstürüp depresyona soktular. Ahh bu erkekler! Engin'in dediği gibi "Sadece erkeğim." yani sadece busunuz!

Her ne kadar Ömer'den ayrılıp Engin'le olmak attan inip eşeğe binmek olsa da işte Leyla bunu yaptı. Gerçi sonunda kendi mutluluğuna ulaştı ama çok da yıprandı. 

Ve bir şey itiraf edeyim, Ömer'le tekrar bir araya gelip de çiftliğe gittiklerinde ata binmeleri sırasında hep, Leyla'nın attan düşeceğini aslında Engin'den hamile olduğunu ve bebeği düşürdüğünü öğreneceğini, Engin'le tekrar barışacaklarını düşündüm. Ama yanıldım. Gerçi yazarımız kendini tekrar eden bir yazar değil bunu Baran&Sibel ikilisinde yapmıştı. Yine de okurken aklıma geldi. 

Ben çok beğendim. Favori 3. kitabım Leyla Gibi oldu. Resmen bulutların üzerinde gibi hissettirirken bir den yere çakıldığımızı da hissettirdi kitap. 

Okumayanlara tavsiye ederim. 

"Pembe kraliçemiz Vefa Enverin bir romanının daha ikinci baskısıyla karşınızdayız!
Neden mi?
Çünkü ilk baskısını okuyanların bile bu kitabı yeniden okumak isteyeceğini biliyoruz İnsanların karakterlerini araba modelleriyle özdeşleştirerek çözüyor bir kere! İlginç değil mi? Zaten kendisinin de gönülden bağlı olduğu bir minisi var. Ve çok yakın iki arkadaşı Berna'yla Sedef. Onlar öyle yakın arkadaşlar ki Leyla hayatının önemli kararlarıyla ilgili ikilemlere düştüğünde hep onun yanındalar. Engin'le Ömer de var tabii bu romanda, okuyanlar bilirler. İşte Leyla tam bu iki adamın ortasında! Okuyunca Leyla gibi sizin de aklınız karışabilir. Siz olsanız, gözlerinizde aşkı arayan bir adamla mantıklı bir aşkı mı yoksa size baktığı anda içinizi eriten bir adamla tutkulu bir aşkı mı seçerdiniz?"

28 Ağustos 2012 Salı

3 Vefa Enver - Bahse Var mısın?




İtiraf etmek gerekirse okuduğum en sevdiğim VE kitabı. Gerçekten imkansız bir aşktı ve daha da önemlisi hani derler ya "severle ama birlikte yapamazlar" Cihangir ile Melisa'nın aşkı da aynı öyle olacak zannettim hep...
Birbirlerini çok yıprattılar, çok kırdılar ve sonunda mutluluğa erdiler. Mutlu sonları severim normalde ama hiçbir kitaptaki mutlu son bu kitaptaki kadar beni tatmin ve mutlu edemedi...
Bir an için yaşananları ben yaşıyormuşum gibi hissettim ve Melisa'nın Cihangir'i kırmasında ben kırıldım, söylenen laflar sanki bana söylendi terk edilen sanki bendim ve hepsinden önemlisi sanki Lori'nin sözleri sanki Melisa yerine beni yaraladı... Neden bu kadar kapıldım bu kitaba bilmiyorum. Ama yaşananlar gerçekçi geldi bana...
Melisa'nın neden bebek konusunda bu tutumu sergilediğini hiç anlamamıştım ama nedenleri okuyunca... hak vermemek kesinlikle imkansız. Ki katılıyorum da. Her bebek anne ve babasının yanında büyümeli.

Cihangir'in de Melisa'nın da tanıştıklarından beri geçen süre zarfında yapılan hatalar, söylenen sözler ve yaşanan mutluluklar o kadar gerçekti etkilenmemek de elde değildi. Çünkü genelde bütün sevgililerin bir yerde yaptığı hatalardı bunlar.

Bütün bunların yanında Cihangir ve Melisa arasındaki sohbetlerde çok eğlendiğimi söyleyebilirim özellikle daha ilk tanıştıkları zamanlarda ve Demet... Ahhh Demet... herkesin Demet gibi bir arkadaşa ihtiyacı var bence. Gerçekten çaba harcadı ikisinin arasını düzeltmek için. Gerçi başardı da ;)

Belki okuyan herkeste Lori'ye karşı bir kızgınlık oluşmuştur bilemem ama ben ona da hak veriyorum sonucunda bir yerde seven bir kadının davranabileceği gibi davranıyordu. Her insan sevdiği kişiyi yanında ister o da istedi. Şanssız olduğu taraf ise yanlış insana aşıktı.

Kitabı genel anlamda beğendim. Dediğim gibi favori kitabım kendisi.


Kitabın konusunu aşağıda belirtmiş bulunuyorum:

"Pembe romantiğimiz vefa enver’den yepyeni bir roman daha!
Hem de daha önce hiçbir yerde okunmamış yepyeni sonuyla… Eğer siz bahse girseydiniz ne kadar ileri giderdiniz? 
Cihangir bahis oynamaya bayılıyor… hayır bu işi değil, daha çok hobisi. Melisa ise şarkı söylemeye bayılıyor… hayır onun işi de şarkıcılık değil ama olsun istiyor. Bunun için çalışırken garsonluk yapıyor fakat ailesinin bundan haberi yok! 
Çünkü onlar bu iş için fazlasıyla zengin...
Cihangir'in hırsları var, melisa'nın da korkuları!
Demet ve Cengiz de var romanda. ne zaman işler karışsa onlar devreye giriyor. onlar da kim mi? 
Hepsini keşfedecek ve bunu yaparken de çok eğleneceksin!
Bahse var mısın?
"

0 Vefa Enver - Bunu Sen İstedin! ( Çocuk da Yapamadım Kariyer de #2)





Öncelikle yorumumu okuyacakları uyarayım kitap içeriğine giriyorum.

Her güzel şeyin niye sonu olur anlamıyorum. Bitmesini hiç istemediğim kitaplardandı. Özellikle uzun zaman sonra okurken unuttuğum hisleri yaşatırken bitmesi hiç iyi olmadı.

Ahu'nun Can'la evlilik hayatı çok eğlenceliydi. Duygularındaki inişler çıkışlar, alınganlıklar, kuruntular ve sebepsiz yere yarattığı stres... Çok güzeldi. Çok gerçekçiydi. İlgi bekler tavırları, Can'ı kıskanmaları ve adamın burnundan getirmeleri, sabrını sınamaları ve bütün bunların yanında hormonlarındaki değişimler... Bazı yerlerde itiraf etmek gerekirse kahkaha attım bazı yerlerde sinir oldum. Can iyi sabırlı... Aşk bu olsa gerek  Ahu ve Can ilişkisinde ise balkonda otururken birbirlerine sarf ettikleri şu cümleler çok romantikti.

Ahu "Sana geri döndüm..." dedi. Kocası karının bedenini daha sıkı sararak karşılık verdi. "Ben de hep bekledim."

Aslı ise bambaşka bir dünya... O kadar güvensiz ki böyle bir insanın yaşayabilmesi bile tuhaf geldi. Hakan ile ilişkisinde bile bu güvensizlikleri bu seviyeye getirdi. Gerçi Hakan'da gerçekten seviyormuş. Sonunda "kalman için ne yapmam, ne söylemem gerekiyorsa yaparım. Lütfen..." demesi işte adamın gerçekten sevmesinin kanıtı. Hakan gibi erkekler var mı dünya da tereddütlüyüm eğer varsa bulmak gerek

Sibel... Sibel'e diyecek bir şey yok... Düğün günlerinden kitabın sonuna kadar olaylı bir evlilik. Resmen bir rahat yüzü göremedi kızcağız. Gerçi kaşındığı ve hak ettiği noktalar vardı ama neyse. Baran'ın Sibel'e vurup, karısı dahi olsa ona tecavüz edercesine sahip olması öfkemi tavan yaptı. İnanılmaz sinirlendim ve sinirimden kitabı masaya bırakıp sakinleşinceye kadar elime alamadım. Gerçi Vefa Hanım'ın da yardımıyla sakinleşip düşündüğümde evet Baran'ın da haklı olduğu taraflar vardı yine de... Ne bileyim sinir etti işte beni. Çiftlikte attan düşmesinden sonra Baran'ın hastaneye gelişi ve Sibel'e karşılaşması çok romantikti. Vay be Baran sevgisini gösterdi dedim. Aslında adam başından beri gösteriyordu ya neyse  Tamam olaylar düzeldi hadi her şey yoluna girdi dedim Baran vuruldu. O satırları okurken zaten dudaklarımı yemişim  şimdi çok acıyor... Ama onlar da mutlular artık. Üstelik Sibel'de hamile. Daha en olsun tam Baran'ın istediği şey.

Sibel Baran ikilisinde hoşuma giden konuşmalar vardı onları belirtmem gerek...

Sibel'in Harmes çantanın değerini anlatmak için Baran'a verdiği örnek çok güzeldi. Tam bir erkeğin anlayabileceği şekilde

"Düşün, harika bir arsa görüyorsun. Deniz kenarında muhteşem. Üstüne çok sayıda ultra lüks villa inşa etme şansın var. Ve bu arsanın peşinde pek çok inşaat şirkedi daha var. Ne hissedersin?"
"Oraya ben sahip olmak isterim."
"Aynen. İşte öyle bir his."
Baran dişlerini göstererek sırıttı. "Ah şimdi çok iyi anlıyorum. Neden daha önce söylemedin? Bu çantaya yatırım yapmanın, tıpkı bir arsaya yatırım yapmak kadar karlı olacağını."

Kahkaha attım bu satırlarda    Ve bir de Baran hastanede kendine geldiğinde Sibel'e söyledikleri gülümsetti beni. Çok tatlı adam bu Baran ya

"En büyük desteğin... her zaman ben olacağım." 

Vee bir de Nazlı&Kadir cephesi var. Onları es geçmek mümkün değil. Aslı diyordu yanılmıyorsam ikinci Baran&Sibel vakası aynen öyle vallaha. Sadece sanki Nazlı Sibel'den daha kurnaz çünkü biraz Kadir'i parmağında oynatıyor gibi. Gerçi evlendiklerinde nasıl olur bilemem ama  Herhalde Baran ve Kadir'in annesi ikinci bir Sibel modelinde gelini kaldıramaz ve devam kitabında yüksek tansiyondan gider...

Çok beğendim çok güzeldi kitap. Kah eğlendim güldüm kah sinirlendim kızdım saydırdım kah romantikliğin içinde tebessümle okudum.

Serinin kitapları sırasıyla aşağıda yazıyor:

Kitabın konusunu aşağıda belirtmiş bulunuyorum:

"Aşkın tüm coşkusunu hissedeceğiniz tutku dolu yeni bir romantik komediye hazır mısınız? Okurlarını özlediği karakterlere kavuşturacak olan Vefa Enver'in okumaya ara vermeden son sayfasına ulaşacağınız yeni romanı...Bunu Sen İstedin! 
Ne dilediğinize dikkat edin çünkü gerçekleşebilir. Onlarınki gibi tutku dolu bir aşk yaşarken bir kadın ve bir erkeğin tek dileği olabilirdi. Sonsuza kadar birbirlerine ait olmak. 
Sibel hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark ettiğinde Baran ile evlenip onun soyadını almıştı bile..."

0 Vefa Enver - Not: Seni Sevmiyorum



Öncelikle hayalindeki Brad Pitt'i bulmak için Amerika'ya okumak için gitmek isteyen kızlara şiddetle okumalarını tavsiye ederim. En azından sonunuzun ne olacağını görürsünüz. Gerçi Serkan gibi biri ile bir son olacaksa hiç de fena bir son sayılmaz ya neyse :P

Ela'nın ev arkadaşı Gözde, her zaman ki yapacağını yaptı ve Serkan&Ela ilişkisine burnunu soktu. Gerçi son seferinde daha başarılı oldu ama neyse. Gözde'ye kızmak pek mümkün değil çünkü onları tanıştıran da mutlu sona ulaştıran da kendisi oldu.

Kitabın arka kapağında okuduğumda Ela'nın hep Efe ile beraber olmasını bekledim ve Serkan'la olması çok şaşırttı. Serkan'ın iyi biri olduğunu tanıştıkları zaman aşk acısı çekerken omzunda ağlaması regl döneminde dondurma getirmesi falan filandan belliydi. Daha başta kanım kaynamıştı Serkan'a...

Her neyse, kitapta özellikle hoşuma giden yerler vardı bunları belirtmek istiyorum. Dikkat edin kitap içeriğine giriyorum. ;)

İçki ve vida yazan cümleyi çok sevdim  gerçekten tam yerinde bir tanımlama olmuştu Ela'nın durumu için.

"Bugün yaşanan tüm güzelliklerin diyetini bir yıl sonra gözyaşlarımla ödeyeceğimi bilerek atıveriyorum bir kez daha kendimi ateşe. Gönüllü yanıyorum onun dokunuşlarıyla." acı çekeceğini bile bile aşka atılmakla ilgili daha güzel tanımlanamazdı herhalde... Çok güzeldi bu cümleler çok hoşuma gitti.

"Gözlerindeki bir şey bana cenneti vaat ediyor. Belki de cehennemi..." bu iki cümle aslında Serkan&Ela arasında gelişen bütün olayların özeti gibi...

"Aşk böyle bir şey olmalı diye düşünüyorum. Birbirini tamamlamak, her ne olursa olsun devam etmenin bir yolunu bulmak..." işte bu da çok güzel bir aşk tanımı... Her ne kadar kesinlikle doğru diyeceğim bir aşkı yaşamamış olsam da okuduğum ve gördüğüm kadarıyla evet bunun gibi bir şey diyebiliyorum..


Kitabın konusu ise aşağıda belirtilmiştir.

"Vefa Enver'in tüm romanlarında olduğu gibi bu kitapta da eğlenceli bir çifti okumaya hazır olun. Tabii kitap bittikten sona da başlarına neler geldiğini merak edeceğiniz arkadaşlarını da... 
Denize düşen yılana sarılır derler ya, Ela için de durum aynen buydu!Düştüğü sıkıntıdan kurtulmanın en iyi yolu zengin ev arkadaşı Gözde'nin eşcinsel kuzeni ile anlaşmalı evlilik yapmaktı, kulağa çok kolay geliyor değil mi?Ama bu planın tıkır tıkır işlemesine iki engel vardı, ilki damadın kuzeni Efe, ikincisi damadın ta kendisi...Damadın eşcinsel olmadığını keşfetmek, Efe'ye âşık olduğunu keşfetmesinden daha sancılı olduysa da, maalesef her iki konuda da eli kolu bağlıydı, o da mecburen çözümü kaçmakta buldu! Düğün gecesi, nikâhtan tam önce!Neredeyse başarıyordu da... tabii eğer Efe'nin arabası ona çarpmış olmasaydı! Sonra ne mi oldu? Öğrenmek için okumalısınız!Olaylar anlattığımızdan daha karışık değil, ama kesinlikle daha komik.Okurken eğleneceksiniz, orası kesin!Ama siz siz olun sevgilinize ondan ayrıldığınızı bir post-it ile söylemeyin!"

0 Vefa Enver - Beni Buna Zorlama



Koray'ın ilk başlarda Zeynep'i almaya gelmesini ve onunla ilgili satırları okurken öz babası olduğundan şüphelendim. Ama babası değilmiş onu anladım. Gerçi tutumu hep bu yönde olmuştu ama yanıldım. Bu kısımda şaşırdım aslında ve Zeynep ile Buse'nin arasındaki kardeşlikte çok güzeldi. İmrenilecek derecede. Normalde Buse kabul etmeyebilirdi ve istemeyebilirdi ama hemen anlaşıp kaynaştılar. İşte çocukluk art niyet olmuyor hiç. :)

Beni özellikle şaşırtan satırlar Zorlu=Alihan eşitliği oldu. Beklemiyordum ve "hadi canım" diye tepki verdim. Başlarda her ne kadar sevmemiş olsam da garip bir şekilde kanım kaynadı Zorlu'ya ve sevdim onu, Zeynep'in de açıklama yapmasına izin vermeden yargılamasına da kızdım ve sinirlendim (çaktırmayın muhtemelen bende Zeynep gibi tepki verirdim).
Buse & Kaan ikilisine değinmeden olmaz... Gerçekten Buse ayakta alkışlanacak kadın bende hayatımda onun kadar ne istediğini bilen birine görmedim. Sonunda onu elde etti ve hak ettiği mutluluğu aldı.
Zeynep & Zorlu ikilisinin ilişkisinde de Doruk ve Beren için üzüldüm. Sonucunda onlar da bir yer terk edildiler...  Aslında onları da ben evlendireyim. Ahh bir de "öküz tren" sohbetinin olduğu sayfaları okurken koptum... Zorlu'nun benzetmelerine karşılık sayfayı bir çevirdim Zeynep öküz tren benzetmesini yaptı ve kahkahalarla güldüm. Harikaydı!


Kitabın konusu aşağıda belirtilmiştir.


"Vefa Enver... romantik komedinin kraliçesi, önce kitap'ım da tabii, bu kitap da daha önce hiçbir yerde okumadığınız romanı.
kitapta neler mi oluyor?
Buse kaan'ı, Zeynep işini, zorlu ise erkeklere aşk oyununu öğretmeyi seviyor... "aşkın seni yönetmesine izin verme, sen aşkı yönet!" diyen Zorlu'yu ise asistanı Melek yönetiyor.
Zeynep işine düşkün, Buse'nin olağanüstü güzelliği yanında kendi güzelliğinin pek de farkında olmayan bir kadın, zorlu aşkının peşinde koşmayı bilmeyenlere akıl veren bir adam.
Evet, evet... ikisi de zengin, ikisi de tanınmış ailelerden geliyor. ah tabii Buse var bir de... Zeynep'in kardeşi, yani aslında kuzeni.
karışık gibi görünüyor değil mi?
Okuyunca çözecek, çözerken de eğleneceksiniz. Ve biliyoruz ki yeni Vefa Enver romanını da çok seveceksiniz.
"




1 Vefa Enver - Çocuk da Yapamadım Kariyer de (Çocuk da Yapamadım Kariyer de #1)


Yorumuma başlamadan önce söylemeliyim ki kitap içeriğinden biraz fazlaca söz etmiş olabilirim. Ama yorum başka nasıl yapılır ki değil mi ;)

Yorumuma kitapta gözüme çarpan detaylara değinerek başlayacağım. Öncelikle, emniyet şeritlerinin kullanılması ile ilgili olan satırları çok büyük bir keyifle okudum. Özellikle İstanbul trafiğinin bu durum vazgeçilmezi iken kitapta bunları görmek kitabı daha çok gerçekleştirdi gözümde. Aslı'nın, Ahu'nun ve Sibel'in mevsim eşleştirmeleri başka hoş detaylardan biriydi. Üç farklı karakter aynı zamanda üç yakın arkadaş. Tam anlamıyla günlük hayatta denk gelinecek bir şey. Herkesin arkadaş grubunda görebileceğimiz durumlar. Ayrıca kitapların bölüm aralarındaki emziklerde bir o kadar şekerdi.

Ahu'nun hamileliğini öğrendiğinde Can'ın verdiği tepki, Ahu'nun yaptığı seçim ve birbirlerinden uzaklaşmaları çok acıydı. Bana göre hata Ahu'daydı çünkü Can'ın fikrini sorma gereği duymadı. Ama neyse ki Can'ın değerini anladı. Hazır Ahu ile başlamışken devam edeyim. Ahu'nun babasının cenaze kısımlarını okurken nedense çok içerledim. Yani, babam benim için bir tane. Dünya'da tek vazgeçemeyeceğim erkek ve o an sanki benim canım gitmiş gibi hissettim. Bu konudan daha fazla bahsetmeyeyim tüylerim diken diken oluyor. Can'ın aslında Ahu'yu aldatmasında biran için misilleme sezdim. Canımı acıttın bende seninkini acıtıyorum tarzında. Ama bedelini yine kendi ödedi. Kredi kartının limitini doldurmaları ve Can'ın bunu öğrenmesi harikaydı. Çok güldüm. Ayrıca hazır Can demişken Serkan'ı çok sevdim ve kesinlikle o bizden biri. Çaktırmayalım ama ;)

Sibel, bambaşka bir alem. Hele onun kırosu Baran... Teknik olarak Baran tam Sibel'e göre. Gerçekten tencere kapak meselesi. Birinin Baran'ın ağır ağabeyliğini, mafya babası tavırlarını hafifletmesi gerek ve birinin de Sibel'in hoppalığını, umursamazlığını durdurması. Birbirlerini çok güzel dengeleyen harika bir çift. Ayrıca Baran'ın Sibel'e sonunda yaptığı jest... Yemek, hediyeler, sürprizler ve teklif... Çok romantik. Tabi yarım almış olmasını unutalım şimdilik ;)

Aslı ise... Metin'den ayrılmasına çok sevindim. Gerçi atlatması biraz sürdü ama... Hakan Bey'in Hakan olma safhalarına bayıldım hele o sabah Hakan'a bir şey hatırlamıyor numarası harikaydı. Tabi Hakan'ın da kahve sözüm vardı işe kahve demedi de. Ondan önce de Hakan'ın "Kadınların takip ettiği, erkeklerin çok da ilgisini çekmeyen kitaplar" tanımı direk olarak "aşk romanları" diye cevaplaması çok hoştu. Teknik olarak da doğru ya neyse! Daha önce okuduğum hiçbir tanıma benzemiyordu ve bunu kullanacağım, biri bana sorarsa aynen bu cevabı vereceğim. Parti gecesi Hakan'la aralarında olanlardan sonra geldikleri nokta tam olarak heyecan vericiydi. Sanki ben Aslı'ymışım gibi heyecanlandım ama son sayfada Aslı'nın son kez dönüp eve baktığında ister istemez içimde bir burukluk oldu. Yani düşünsenize çok şey yaşadığınız yerden ayrılıyorsunuz. İyi ya da kötü anılar geride kalıyor...

Kitabı çok beğendim. Çok güzeldi. Üç farklı karakterin kendi hayatlarında yaşadıkları... Çok değişik geldi ve çok ilginç. Tabi altında da Ve imzası olunca da ayrı bir tat oldu.

Serinin kitapları sırasıyla aşağıda yazıyor:

Kitabın konusu şöyle;

"Kariyer de, çocuk da yapma hayaliyle yola çıkmış olan üç kız arkadaş, otuzlu yaşlarına geldiklerinde ikisini de beceremediklerini fark ederek dehşete düşerler. Bu gidişata bir dur demenin vakti gelmiştir ama nereden başlayacakları hakkında en ufak bir fikirleri de yoktur.

Gününü gün eden, gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiren, seksi ve erkeklerin karşı koyamadığı Sibel, hayatını doludizgin yaşarken geride bıraktığı kırık kalpleri hiç umursamaz. Ama avcı av olunca işler değişir. Aslı ise Sibel'in tam tersine, ilişkilerinde bencillikten uzak ve son derece özverilidir. Ürkek güzelliği ve sevilmeye duyduğu ihtiyaç onun sonunda hep üzülen taraf olmasına neden olmaktadır. Ahu iş hayatında emin adımlarla ilerlerken, kim bilir kaç kişinin üstüne basarak başarı merdivenini tırmanmıştır. Hatta buna aynı evi paylaştığı sevgilisi Can da dahildir.

Kızların başlarda birbirinin aynısı gibi geçen, sıradan ama bir o kadar da komik olaylarla dolu günlük hayatları, kısa sürede arapsaçına dönse de, beklenmedik acı ve sıkıntıların içinden olgunlaşmış ve bir o kadar da güçlenmiş olarak çıkacaklardır."