Sepya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sepya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2012 Salı

0 Vefa Enver - Aşk Kumarı


Bu kitabı okumaya başladığımda Vefa Enver'in kalemini özlediğimi fark ettim. Eğlenceli dilini, akıcı yazımını ve satırları okurken gülümserken bile gözleri dolduracak satırları özlemişim...

Öncelikle kitap o kadar akıcıydı ki başladığım anca yüz sayfa okumadan elimden bırakamadım. Şu kısmı okuyayım ay burayı da okuyayım moduna girerek kitabın yarısından fazlasını okudum ilk günde. Çok beğendim. Gerçi VE kitaplarını genelde hep beğeniyorum ama :))

Vefa Enver kitaplarında her şey olabiliyor ama olmayan tek şey kusursuz karakterler. Karakterlerinin hep bir kusuru, eksik veya onaylanmayacak bir tarafı oluyor bu da bence okuyucuyu karakterlere daha yakın hissetmesini sağlıyor.. Bu kitapta da öyleydi. Lara... Sıfır beden, kusursuz güzellikte biri değildi ama o kadar eğlenceli, samimi, sıcak, sağlam karakterli, arkadaş canlısı ki dış görünüşünü önemsemez hale gelerek Lara'yı karakteristik özelliklerinden mükemmel görmemize neden oluyor. Halbuki Selin gibi bir karakter -dış görünüş- olarak yaratabilirdi. Ama hayır... Lara bizden biri. Fazlalıklarıyla mutlu, kilo alma derdine girmeden tatlı yiyebilen, erkeklerle erkeksi sohbetlere giren ve gerilim, kanlı canlı filmleri romantik komedilere tercih eden biri... İnsan böyle biriyle arkadaş da sevgili de olmak ister yani... :))

Her neyse Lara'dan çok bahsettim. Genel anlamda kitaba dönmek gerekirse, kitaptaki diyaloglar çok güzel eğlenceliydi. Hatta öyle ki bazı yerlerde kahkaha attığım gibi bazı yerlerde de gözlerim doldu. Vefa Hanım'ın kitaplarını seviyorum çünkü aynı kitap içerisinde her türlü duyguyu okuyabiliyoruz.

Emre'nin gerçekten mükemmel biri olduğunu düşünmüştüm. Çünkü Lara ile çıkarken oldukça dört dörtlüktü davranışları ama Nanny'nin dediği gibi kesinlikle altından bir şey çıktı. Tolga'nın davranışları beni sinir etti. Çünkü gerçek anlamda ne istediğine karar vermedi ama neyse ki akıllandı. Selin'e okurken bile sinir oldum. Tam anlamıyla nefret edilmek için yaratılmış ya... Gıcık insandı...

Kitabın konusunu okuduğumda kumarda kaybetme karşısında Lara'dan isteyeceği şeyin o olacağını hiç düşünmemiştim. Yani ne bileyim aklıma daha farklı şeyler geldi ama sanırım benim ki biraz klasik Türk filmi tadında bir düşünceydi okurken yanılmak en sevdiğim şeydir bu kitapta da yanıldığım çok sahne oldu.

Kısacası kitap en sevdiğim VE kitaplarında 4. sırada. Her zamanki gibi ilk sırada Bahse Var mısın, sonra Bana Prense Deme geliyor ve Leyla Gibi de üçüncü sırada olunca Tolga&Lara da ancak 4. sıraya kaldılar. Kitabı okurken hiç sıkılmadım hatta hep elime alıp devam edebilmek için fırsat yaratmaya bile çalıştım. Çaktırmayın tuvalete giderken bile elimdeydi :))

Neyse tavsiye edeceğim bir kitap diğer VE kitapları gibi. Okuyun çok seveceksiniz. Eğleneceğinizi garanti ediyorum.

Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum:


İlk görüşte aşk değil...
Mükemmel uyum değil...
Alışılmış hiç değil...
Çünkü aşkta elinize ne geleceğini bilemezsiniz!
Çünkü aşk kumarın ta kendisi!
Kazanmak için oynarken kaybetmeyi göze alabilir misiniz?
Aşk Kumarı sadece kazanmaya alışılmış oyuncaların romanı değil...
Erkekleri parmağınızda oynatabilmek için illa çok güzel olmanıza gerek yok...
Onları iyi tanımanız yeterli. Tıpkı Lara gibi! 
Lara'nın 2 numaradaki Tolga'yla nasıl eğlendiğini okurken çok keyif alacaksınız...
Tolga gözlerini dikmiş ona bakıyordu.
"Eee? Kararın ne?"
Lara da bakışlarıyla ona meydan okurcasına karşılık verdi.
"Karıştır bakalım."
tolga imalı bir şekilde güldü. "Ben 500 koyarım."
"Yuh! O kadar kaybedecek lüksüm de param da yok.
"Ama," dedi Tolga sakin bir şekilde "Sende benim çok istediğim başka bir şey var."
lara boş boş baktı. Bir ahlaksız teklif gelmeyecekti ya arkasından?
"Neymiş?" diye sordu aynı sakinlikle.
Tolga yamuk bir gülüşle karşılık verdi... 


29 Ağustos 2012 Çarşamba

0 İlknur Uğur - Yansıma


Yavaş yavaş alışacağıma inanıyorum Türk karakterler ve fantastik olaylar ikilisine. Fantastik-Türk bir kitap daha... Hala biraz fantastik kitaplarda Türk isimleri okumak garip geliyor. Neyse... Kitabın kurgusu hoşuma gitti. Olaylarda da her daim bir adrenalin vardı bu da tam benlikti. Olaylı kitapları severim.

Kitabı okumaya başladığımda Yaren'in Artvin'e gitmesi ile orada birilerine aşık olacağını düşündüm ve kitapta tanıştığı erkeklerden biri olan Önder'in bu şanslı kişi olacağını düşündüm ama yanıldım. Bu güzeldi. Kitapları okurken yanılmayı, tahminlerimin yanlış çıkmasını severim.

Yaren ile Korel arasındaki ilişkinin biraz hızlı ilerlediğini düşündüm kitabı okurken ama ilerleyen sayfalarda bunun nedenini anladım. Ki asıl olaylarında o zamanlar başladığını fark ettim. Can'ın ise tam baş belası olması üzücüydü. Gerçi Can'ın başına gelenler de... Zavallı, hiçbir suçu yoktu tamamen Yaren'e olan hayranlığı yüzünden başı derde girdi.

Kütüphane'ye kitabı almaya girdikleri sayfaları tüylerimi ürpertti. Biran için kendimi gerilim filmlerinde hissettim. O sayfalar çok etkileyici yazılmıştı.

Yaren'in aklında deniz kenarında sevgilisi ile zaman geçiremeyecek olmasına dair geçen düşünceleri ve Korel'in bunları yerine getirme çabası çok hoştu. Korel gerçekten Yaren'i seviyormuş ve doğum gününde yaptıkları da öyle. Çok şeker çocuk bu Korel.

Asıl adrenal kitabın sonunda Sis ile karşılaştıkları zamandı. Savaş mı desem kavga mı desem bilemedim ama o kısımları heyecanla okudum. Çok güzel ve zevkle yazılmış satırlardı ve bende aynı heyecan ve zevkle okudum. Sonunda da Korel'in lanetlenmesi ise... Kitabın devamını heyecanla beklememe neden oldu.

Beni şaşırtan bir başka olay ise Sümeyye Hanım olayıydı. İtiraf ediyorum ki doktordan şüphelenmiştim bende ama kitapta bu konu üzerine kurulan kurgu öyleydi ki çok şaşırdım. Okurken hadi canım kızı mı suçluymuş demek kocası da suçsuzmuş dedim ama sonra bir öğrendim ki suçlu dediğim insan aralarında sütten çıkmış ak kaşık olanmış. Sümeyye hanımın kocası ve kızının yaptığı oyuna çok şaşırdım.

Kitabı genel anlamda çok beğendim. Güzel bir kurgu, tek bir konuya bağlı kalmadan yazılan bir kurguydu. Sadece Korel&Yaren ilişkisi onların merkezi olduğu bir konuda dönen olaylar değildi okuduklarımız. Bu yüzden de daha güzeldi kitap benim için. Ama ne yazık ki kötü bir tarafı vardı ki o da önemli bir detaydı. Kitapta imla hataları vardı. Bunun için yazarımıza değil yayın evine sitem edebilirim çünkü onların dikkat etmesi gereken bir şeydi. Umarım ikinci kitapta yayınevi daha özenli çalışır diyorum.

Kitabı okumayanlara tavsiye ederim.


Kitabın konusunu aşağıda belirtmiş bulunuyorum:

"Yaren Artul beklenmedik bir kaza sonucu ailesini kaybetmiş, uzun bir bunalımın ardından yeni bir hayat kurmak için büyük bir köşkte yaşayan Sümeyye Hanım'ın bakıcılığını üstlenmiştir. 
Ne var ki yeni hayatı göründüğü kadar sakin geçmeyecektir. Çünkü Yaren'in ölen babası Turgut Artul, gizli biyoloji savunması alanında çalışan bir bilim adamıdır ve bütün insanlığı etkileyecek bir buluşa imza atmıştır.  
Koruyucu adı verilen bu buluş insanın DNA değişkenliğini ortaya çıkaracak ve üstün bireysel korumayı sağlayacaktır.  
Yaren birdenbire kendini korkunç çıkar ilişkilerinin, büyük bir tehlikenin ve bir o kadar da büyük bir aşkın ortasında bulacak ve olaylar hızla gelişecektir."

28 Ağustos 2012 Salı

0 Vefa Enver - Bunu Sen İstedin! ( Çocuk da Yapamadım Kariyer de #2)





Öncelikle yorumumu okuyacakları uyarayım kitap içeriğine giriyorum.

Her güzel şeyin niye sonu olur anlamıyorum. Bitmesini hiç istemediğim kitaplardandı. Özellikle uzun zaman sonra okurken unuttuğum hisleri yaşatırken bitmesi hiç iyi olmadı.

Ahu'nun Can'la evlilik hayatı çok eğlenceliydi. Duygularındaki inişler çıkışlar, alınganlıklar, kuruntular ve sebepsiz yere yarattığı stres... Çok güzeldi. Çok gerçekçiydi. İlgi bekler tavırları, Can'ı kıskanmaları ve adamın burnundan getirmeleri, sabrını sınamaları ve bütün bunların yanında hormonlarındaki değişimler... Bazı yerlerde itiraf etmek gerekirse kahkaha attım bazı yerlerde sinir oldum. Can iyi sabırlı... Aşk bu olsa gerek  Ahu ve Can ilişkisinde ise balkonda otururken birbirlerine sarf ettikleri şu cümleler çok romantikti.

Ahu "Sana geri döndüm..." dedi. Kocası karının bedenini daha sıkı sararak karşılık verdi. "Ben de hep bekledim."

Aslı ise bambaşka bir dünya... O kadar güvensiz ki böyle bir insanın yaşayabilmesi bile tuhaf geldi. Hakan ile ilişkisinde bile bu güvensizlikleri bu seviyeye getirdi. Gerçi Hakan'da gerçekten seviyormuş. Sonunda "kalman için ne yapmam, ne söylemem gerekiyorsa yaparım. Lütfen..." demesi işte adamın gerçekten sevmesinin kanıtı. Hakan gibi erkekler var mı dünya da tereddütlüyüm eğer varsa bulmak gerek

Sibel... Sibel'e diyecek bir şey yok... Düğün günlerinden kitabın sonuna kadar olaylı bir evlilik. Resmen bir rahat yüzü göremedi kızcağız. Gerçi kaşındığı ve hak ettiği noktalar vardı ama neyse. Baran'ın Sibel'e vurup, karısı dahi olsa ona tecavüz edercesine sahip olması öfkemi tavan yaptı. İnanılmaz sinirlendim ve sinirimden kitabı masaya bırakıp sakinleşinceye kadar elime alamadım. Gerçi Vefa Hanım'ın da yardımıyla sakinleşip düşündüğümde evet Baran'ın da haklı olduğu taraflar vardı yine de... Ne bileyim sinir etti işte beni. Çiftlikte attan düşmesinden sonra Baran'ın hastaneye gelişi ve Sibel'e karşılaşması çok romantikti. Vay be Baran sevgisini gösterdi dedim. Aslında adam başından beri gösteriyordu ya neyse  Tamam olaylar düzeldi hadi her şey yoluna girdi dedim Baran vuruldu. O satırları okurken zaten dudaklarımı yemişim  şimdi çok acıyor... Ama onlar da mutlular artık. Üstelik Sibel'de hamile. Daha en olsun tam Baran'ın istediği şey.

Sibel Baran ikilisinde hoşuma giden konuşmalar vardı onları belirtmem gerek...

Sibel'in Harmes çantanın değerini anlatmak için Baran'a verdiği örnek çok güzeldi. Tam bir erkeğin anlayabileceği şekilde

"Düşün, harika bir arsa görüyorsun. Deniz kenarında muhteşem. Üstüne çok sayıda ultra lüks villa inşa etme şansın var. Ve bu arsanın peşinde pek çok inşaat şirkedi daha var. Ne hissedersin?"
"Oraya ben sahip olmak isterim."
"Aynen. İşte öyle bir his."
Baran dişlerini göstererek sırıttı. "Ah şimdi çok iyi anlıyorum. Neden daha önce söylemedin? Bu çantaya yatırım yapmanın, tıpkı bir arsaya yatırım yapmak kadar karlı olacağını."

Kahkaha attım bu satırlarda    Ve bir de Baran hastanede kendine geldiğinde Sibel'e söyledikleri gülümsetti beni. Çok tatlı adam bu Baran ya

"En büyük desteğin... her zaman ben olacağım." 

Vee bir de Nazlı&Kadir cephesi var. Onları es geçmek mümkün değil. Aslı diyordu yanılmıyorsam ikinci Baran&Sibel vakası aynen öyle vallaha. Sadece sanki Nazlı Sibel'den daha kurnaz çünkü biraz Kadir'i parmağında oynatıyor gibi. Gerçi evlendiklerinde nasıl olur bilemem ama  Herhalde Baran ve Kadir'in annesi ikinci bir Sibel modelinde gelini kaldıramaz ve devam kitabında yüksek tansiyondan gider...

Çok beğendim çok güzeldi kitap. Kah eğlendim güldüm kah sinirlendim kızdım saydırdım kah romantikliğin içinde tebessümle okudum.

Serinin kitapları sırasıyla aşağıda yazıyor:

Kitabın konusunu aşağıda belirtmiş bulunuyorum:

"Aşkın tüm coşkusunu hissedeceğiniz tutku dolu yeni bir romantik komediye hazır mısınız? Okurlarını özlediği karakterlere kavuşturacak olan Vefa Enver'in okumaya ara vermeden son sayfasına ulaşacağınız yeni romanı...Bunu Sen İstedin! 
Ne dilediğinize dikkat edin çünkü gerçekleşebilir. Onlarınki gibi tutku dolu bir aşk yaşarken bir kadın ve bir erkeğin tek dileği olabilirdi. Sonsuza kadar birbirlerine ait olmak. 
Sibel hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark ettiğinde Baran ile evlenip onun soyadını almıştı bile..."