26 Mayıs 2026 Salı

0 Lorraine Heath - Şeytanla Anlaşma (Scoundrels of St. James #2)


Kitabın Adı   : Şeytanla Anlaşma
Orijinal Adı   : Between the Devil and Desire
Yazar              : Lorraine Heath
Çevirmen      : Buse Barış Katı
Seri Bilgisi    : Scoundrels of St. James #2
Yayınevi        : Arkadya 
Sayfa Sayısı  : 424
Türü               : Historical Romans, Tarihi Aşk Romanı, Romans

Konusu         : Sosyetenin saygın kadınları, sokaklarda adı bir efsane gibi gezen serseri Jack Dodger hakkında dedikodu yapmadan duramıyordu; bir zamanların marifetli sokak hırsızı, artık Londra’nın en seçkin kumarhanesinin sahibiydi. Bu yakışıklı serserinin keyfini sürmediği tek bir zevk, mekânını ziyaret eden seçkin beyefendilere sunmadığı tek bir şehvet oyunu kalmamıştı. Yakın zamanda dul kalan Lovingdon Düşesi Olivia ise çapkın bir serseriyle ilişkilendirilemeyecek, iyi yetiştirilmiş, terbiyeli bir hanımefendiydi ve rahmetli eşinin mirasında neden Jack Dodger gibi bir adamın yer aldığını anlayamıyordu. Olivia, küçük oğlu Henry’ye ve malvarlığına vasi olarak atanmış bu adamla aynı evi paylaşmak zorunda ve onun kurallarına göre oynamak zorundaydı. Ancak Olivia’nın buz gibi mesafesi, Jack’in tehlikeli cazibesi karşısında yavaş yavaş çözülmeye başlıyordu. Jack’in dokunuşu günahkâr bir sıcaklıkla içini yakıyor, dudakları iradesini paramparça ediyordu. Olivia, kalbinin karanlığa sürüklenmesine direnmeye çalıştıkça kader onu daha da derine çekiyordu. Bazı arzular insanı kurtarmıyor; tam aksine, en derin uçuruma sürüklüyordu.

uanım : 5 üzerinden 3



YORUM


Scoundrels of St. James Serisinin ikinci kitabı ve ilk kitaptan tanıdığımız bir adam olan Jack Dodger’ın hikayesiydi. Seri karakteri serisi olmasının yanı sıra bağımsız okunabilinir. Ancak tavsiyem kurgusal bütünlük açısından ve diğer kitap karakterlerine de değinildiğinden dolayı sıralı okunmasını tavsiye ederim. 

İlk kitabı severek okuyunca bu kitaba dair de beklentim yüksekti ve beklentimi karşılayan bir kitap olduğunu itiraf etmeliyim. Kitabın kurgusu ve olayların akışı zaman zaman şaşırtıcı detaylarla süslenmiş olmasının yanı sıra arkadaşlık, aile ilişkileri, aristokrasinin katı kuralları ve tutku ile aşk çok güzel harmanlanmış bir hikayesi vardı. 

Jack’in geçmişi, yaşadıkları, ailesiyle ilgili anıları, annesine dair içinde barındırdığı duygular ve geçmişindeki travmalar kitapta güzel kurgulanmıştı. Öyle ki bazen sinirlendirdi, bazen üzdü ama Jack’in kendi mutlu sonunda da hak ettiği mutlu sona ulaştı da dedirtti. 

Jack’in yanı sıra Olivia ise evli olduğu Dük ile olan ilişkisi, babasının isteği ile kendinden oldukça yaşlı bir adamla evlenmiş olması, evliliğindeki sevgisizlik, sadece görev bilinciyle sürdürülen bir evliliğe mahkum olurken elindeki tek hayata tutma amacı haline gelmiş olan küçük oğlu Henry ile devam etmesi de güzel anlatılmıştı. 

Tabi bütün bunların yanında da Olivia’nın kocasının ölümü ve onun vasiyetiyle Jack ile Olivia’nın yollarını kesişimi de bütün olaylara sebep oldu diyebilirim. Dükün oğlunu ve karısını korumak, mülklerinin yönetimini oğluna geçene kadar yönetimini Jack’e devretmesi bence en büyük sürprizdi. Gerçi Jack ile Dükün yollarının ve ilişkilerinin geçmişi de biraz karmaşık ve bir yandan da çok net olduğu düşünülünce başka türlüsü de mümkün olmazdı.  Resmi olmadan bazı şeyleri oldukça netleştirmiş dük vasiyetinde. 

Jack’in anlam veremediği bu mirasın sebebini araştırırken Olivia’nın tavırları, oğlunu korumak için göze aldıkları ve içinde bastırılmış duyguların aslında Jack ile gün yüzüne çıkması da güzel anlatılmıştı. Hatta öyle ki küçük çocuk Henry’nin korkuları, tereddütleri, kekelemesi ve bütün bunların altındaki sebepleri çok net bir şekilde Jack görürken Olivia’nın görememesi ve buna rağmen harekete geçip çocuğu koruması çok güzeldi. 

Olivia ile Jack’in atışmaları, aralarındaki ateşkes ile ilişkilerinin ilerlemesi ve zamanla bu ilişkinin tutkulu bir aşka evrilmesi de çok güzel anlatılmıştı. 

Olivia’nın yaşadığı onda zor durum, yas süreci ve devamında yaşanılanlar sonucunda hasta olması, yataklara düşmesi sonucunda Jack ile Henry’nin ilişkisi çok güzeldi. Hatta öyle ki Jack’in Henry’nin annesinin ölmeyeceği konusunda teselli etmeleri de çok tatlıydı. 

Olivia’nın kaçırılması, Jack’in verdiği tepki ve Henry’nin tavırları çok güzeldi, kitaba en büyük hareketi onlar katmış gibiydi. 

Olivia ve Jack’in aşklarının artık gün yüzüne çıktığı ve dahasında da bu aşkı yaşamaya karar verdikleri zamanda da ortaya çıkan sırlar ikiliyi biraz zorlasa da aşk tabi ki kazandı. Bu konuda asla aksi düşünülemezdi ama büyük bir sürpriz de oldu diyebilirim. Aslında bir şeylerden şüphelenmiştim, iki konuda şüphem vardı biri gerçek oldu diyebilirim. Ancak bu durumun Jack ve Olivia’nın ilişkisini etkilememesi, etkilememesi için bazı haklardan Jack’in vazgeçmesi çok daha güzel oldu. 

Bunların yanı sıra Jack’in kurduğu arkadaşlıklar çok güzeldi. Özellikle küçüklüğünde kendisinin maruz kaldığı istismara ve bunun sonucunda yaşadığı psikolojik travmalara karşılık aynı şeyi arkadaşı Luke’un yaşamaması için çaba harcaması... yürek burkan gerçeklerden biri gibi kitapta geçiyordu. 

Genel olarak kitabı çok sevdim. Bence bazı konularda çok ağır ilerlediğini hissettiğim kısımlar oldu ancak genelinde kitabı sevdiğimi söylemeliyim. 

Umarım üçüncü kitap için çok beklemeyiz. 


 

ALINTILAR



“Saygımı sadece bunu kazananlara gösteririm. Onların da sayısı pek azdır.”

 

💞💞💞

 

Geri çekilmenin zaferle sonuçlanabileceğini öğrenmişti. Bazen en etkili strateji, cephanelikleri doldurmaktan ya da mantıklı düşünebilecek kadar soluklanabilmekten geçerdi.

 


💞💞💞

 

Jack bir kadını bu kadar çok sevmenin, hatta bir kadını sevebilmenin bile hayalini kuramazdı. Sevmek insanı zayıflatırdı ve o konuma bir daha geri dönmek gibi bir niyeti yoktu.

 

💞💞💞

 

Er ya da geç herkes şeytanla yüzleşirdi ve ona borçlarını öderdi.

 

💞💞💞

 

“Tanışma talihsizliğine eriştiğim en sinir bozucu adamsınız.”

“O halde çok fazla adamla tanışmamışsınız demekti, Olivia

“Bana böyle samimiyetle hitap etmenize izin vermedim.”

“Vermediniz mi? Bana size unvanınızla hitap etmememi söylediniz, o halde geriye yalnızca isminiz kalıyor.”

“Bay Dodger…”

“Bir babam olsaydı, o Bay Dodger olurdu. Babam olmadığına göre, Bay Dodger diye birisi yok. Bana Jack diyebilirsiniz.”

 

💞💞💞

 

“Bu mülk Lovingdon Dükü’ne ait. Mirasında bana bıraktı. Nedenini öğrenmek istiyorum.”

Swindler bakışlarını Düşes’e çevirdi, uzunca bir süre kadını inceledikten sonra yeniden Jack’e baktı. “Bilmiyor mu?”

“Benden daha çok şaşırdı. Sanırım avukat, Bay Beckwith, sebebini biliyor. Ancak bana söyleme inisiyatifin olmadığını aktardı. Bu gece yarsı onun evine gidip onu kaçırmanı, karanlık ve tehlikeli bir yere götürerek ayak parmaklarından havaya asmanı, bana gerekçesini söyleme inisiyatifi kendisinde buluncaya dek onu bir güzel dövmeni istiyorum.”

Dehşetten nefesi kesilen Düşes ayağa kalkınca dalgalanan saçlarının parlaklığı gözler önüne serildi. “Ciddi olamazsınız. Bu barbarca. Buna izin veremem…”

“Ekselansları.” Swindler’ın kadının görkemli tiradını yarıda kesmesi Jack’in hevesini kırmıştı. “Ciddi değil.”

Ufak bir çığlık atan Olivia hanımefendi olduğunu az önce hatırlamış gibi susuverdi. “Alçaksınız.”

“Hadi ama Olivia, hiç mi mizah anlayışın yok?” diye soruverdi Jack.

“Si hayatıma girdiğinizde kaybediverdim.”

 

💞💞💞

 

“Sizi yaraladığım için özür dilerim. Sandım ki…”

“Çocuğun tehlikede olduğunu sandınız. Eğer bir hata yapılacaksa Düşes, bu sabahki gibi olmasını tercih ederim.”

“Henry’yi önemsiyorsunuz.”

“Hiç de değil. Ancak benim korumam altında. Zarar görmesi benim başımı belaya sokar.”

Olivia masaya eğildi. Lavanta kokusu Jack’in burnuna erişirken dudakları ise aklını kaçırmasına enden olacak kadar yakındı. “Size inandığımdan emin değilim Bay Dodger.”

Olivia tepsiyi kaldırırken neredeyse Jack’in burnuna çarpacaktı. Olivia’ya yaklaşmaya başladığını fark etmemek Jack’in kabahatiydi.

“İnanın Düşes,” diye karşılık veren Jack, kaçırdığı kontrolünü tekrar elde etmek için çabalıyordu.

“İnanacağımı düşünmüyorum.”

 

💞💞💞

 

Bir şey oluyordu hem de çok tehlikeli bir şey. Jack gardını indirmeye başlamıştı. Bunu yapmanın bedelini kaldıramazdı. Bir felaket olurdu. Kalbinin etrafına duvarlar çekerek geçirmişti bir ömür. Tatlı bir dul kadının bunları alaşağı etmesine izin veremezdi.

 

💞💞💞

 

“En iyi konyağımdır. Hadi, ama. Ne zararı var? Biraz kendinizi şımarttınız diye cehenneme gitmezsiniz.”

“Bunları kulağınıza Tanrı mı fısıldıyor?”

Jack baş döndürücü bir sırıtma takındı. “Daha çok şeytan diyelim.”

“Bu beni hiç şaşırtmadı. Yakın arkadaş olmanızı bekliyordum.”

“Hem de çok yakın. Şimdi için. Isınmanıza yardım eder.”

“Üşümedim.”

“Titriyorsunuz.”

“Her zaman bu kadar gözlemci olmak zorunda mısınız?”

 

💞💞💞

 

“Renkler bana seni hatırlatıyor,” diye mırıldandı. “Öfkeli, tutkulu. Her döndürüşümde bambaşka bir özelliği görünüyor.”

“Bu kadar ilgi çekici olduğumu düşünmüyorum.”

Jack geriye yaslandı. “O zaman kendi cazibenden bihabersin. Nasıl hissediyorsun? Bahçede yürüyebilecek kadar gücün var mı?”

“Sizinle mi?”

Jack onu incelerken bir an, Olivia’ya eşlik etme teklifi kabul görmeyeceğinden korktu. Yine de cevaplamasını istediği bazı soruları vardı ve bahçe bunun için uygun bir yer olabilirdi. Getirdiği oyuncakların Olivia’nın gardını indirmesine yardımcı olmasını ümit ediyordu. “Evet, düğün davranacağıma söz veriyorum.”

“En düğün haliniz bile hayli kötü olabilirdi.”

 

💞💞💞

 

“Bir kadınla beraberken kontrolümü kaybetmek gibi bir alışkanlığım yoktur.” Olivia boynunda gezinen, tenini okşayan sıcak nefesin yayıldığı o muhteşem dudaklara eğdi gözlerini…

“Seni istiyorum Livy. Seni başka bir kadını hiç istemediğim kadar çok istiyorum ve bunu itiraf etmek benim için de olay değil. Davranışımın alışkın olmadığın türden olduğunun farkındayım.”

Jack’in ifadesi yüzyılın en yersiz ifadesi olabilirdi.

“Ama bunun için af dilemeyeceğim,” diye devam etti. “Fakat bir daha asla yaşanmayacağına söz verebilirim.”

 

💞💞💞

 

Kendini daha önce hiç başka bir şeyin, başka birinin bir parçasıymış gibi hissetmemişti. Bu yakınlık onu korkutuyordu çünkü mesafesini korumayı tercih etmiş bir adam olmuştu hep. Oysa Olivia, onun etrafını saran duvarları bir hamlede yıkmıştı.

 

💞💞💞

 

Her zaman kazanacağı bir sonraki kuruşu düşünen Jack, şimdi bambaşka bir şeyin özlemiyle yanıyordu. Bir kadın. Onu bir kere gülümserken görebilmek için sahip olduğu tüm parayı son kuruşuna kadar verebilirdi.

 

💞💞💞

 

“Senin sayende yeniden bir şeyler hisseder oldum. Sen ve Henry. Hayatıma neşe getirdiniz. Kahkahalar ve gülümsemeler getirdiniz. Ama bunda bile bir acı var. Birini önemsemek seni zayıf yapar. Elimden gelen her şekilde savaştım ama fark ettim ki sana bir şey olsaydı, ölseydin yeniden kırılırdım ve bu sefer asla tamiri olmazdı. Yaşaması daha güvenli bir yol bu ama aynı zamana yaşamaya değmeyen bir hayat.

“Seni seviyorum Livy. Bana göstereceğin hiçbir şefkate layık olmadığımı biliyorum…”

“Layık olmadığını mı? Senden daha layık bir adam tanımadım ben.”

 

💞💞💞

 

“Çok sık tatlı cümleler kurmazsın, Jack. Lakin kurduğun zaman yüreğime nasıl değdiğini asla bilemezsin.”

 

💞💞💞

 

“Seni seviyorum, Jack Dodger. Seni tüm kalbimle ve ruhumla seviyorum. Eğer seninle evliliğin faydaları olmadan yaşamam gerekirse de yaşarım. Bunu da pişmanlıktan uzak, hatta yanında olayım diye beni seçtiğin için büyük bir gururla yaparım. Cehenneme gidince de seninle memnuniyetle dans ederim.”



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın