Scoundrels of St. James Serisinin ikinci kitabı ve ilk kitaptan tanıdığımız bir adam olan Jack Dodger’ın hikayesiydi. Seri karakteri serisi olmasının yanı sıra bağımsız okunabilinir. Ancak tavsiyem kurgusal bütünlük açısından ve diğer kitap karakterlerine de değinildiğinden dolayı sıralı okunmasını tavsiye ederim.
İlk kitabı severek okuyunca bu kitaba dair de beklentim yüksekti ve beklentimi karşılayan bir kitap olduğunu itiraf etmeliyim. Kitabın kurgusu ve olayların akışı zaman zaman şaşırtıcı detaylarla süslenmiş olmasının yanı sıra arkadaşlık, aile ilişkileri, aristokrasinin katı kuralları ve tutku ile aşk çok güzel harmanlanmış bir hikayesi vardı.
Jack’in geçmişi, yaşadıkları, ailesiyle ilgili anıları, annesine dair içinde barındırdığı duygular ve geçmişindeki travmalar kitapta güzel kurgulanmıştı. Öyle ki bazen sinirlendirdi, bazen üzdü ama Jack’in kendi mutlu sonunda da hak ettiği mutlu sona ulaştı da dedirtti.
Jack’in yanı sıra Olivia ise evli olduğu Dük ile olan ilişkisi, babasının isteği ile kendinden oldukça yaşlı bir adamla evlenmiş olması, evliliğindeki sevgisizlik, sadece görev bilinciyle sürdürülen bir evliliğe mahkum olurken elindeki tek hayata tutma amacı haline gelmiş olan küçük oğlu Henry ile devam etmesi de güzel anlatılmıştı.
Tabi bütün bunların yanında da Olivia’nın kocasının ölümü ve onun vasiyetiyle Jack ile Olivia’nın yollarını kesişimi de bütün olaylara sebep oldu diyebilirim. Dükün oğlunu ve karısını korumak, mülklerinin yönetimini oğluna geçene kadar yönetimini Jack’e devretmesi bence en büyük sürprizdi. Gerçi Jack ile Dükün yollarının ve ilişkilerinin geçmişi de biraz karmaşık ve bir yandan da çok net olduğu düşünülünce başka türlüsü de mümkün olmazdı. Resmi olmadan bazı şeyleri oldukça netleştirmiş dük vasiyetinde.
Jack’in anlam veremediği bu mirasın sebebini araştırırken Olivia’nın tavırları, oğlunu korumak için göze aldıkları ve içinde bastırılmış duyguların aslında Jack ile gün yüzüne çıkması da güzel anlatılmıştı. Hatta öyle ki küçük çocuk Henry’nin korkuları, tereddütleri, kekelemesi ve bütün bunların altındaki sebepleri çok net bir şekilde Jack görürken Olivia’nın görememesi ve buna rağmen harekete geçip çocuğu koruması çok güzeldi.
Olivia ile Jack’in atışmaları, aralarındaki ateşkes ile ilişkilerinin ilerlemesi ve zamanla bu ilişkinin tutkulu bir aşka evrilmesi de çok güzel anlatılmıştı.
Olivia’nın yaşadığı onda zor durum, yas süreci ve devamında yaşanılanlar sonucunda hasta olması, yataklara düşmesi sonucunda Jack ile Henry’nin ilişkisi çok güzeldi. Hatta öyle ki Jack’in Henry’nin annesinin ölmeyeceği konusunda teselli etmeleri de çok tatlıydı.
Olivia’nın kaçırılması, Jack’in verdiği tepki ve Henry’nin tavırları çok güzeldi, kitaba en büyük hareketi onlar katmış gibiydi.
Olivia ve Jack’in aşklarının artık gün yüzüne çıktığı ve dahasında da bu aşkı yaşamaya karar verdikleri zamanda da ortaya çıkan sırlar ikiliyi biraz zorlasa da aşk tabi ki kazandı. Bu konuda asla aksi düşünülemezdi ama büyük bir sürpriz de oldu diyebilirim. Aslında bir şeylerden şüphelenmiştim, iki konuda şüphem vardı biri gerçek oldu diyebilirim. Ancak bu durumun Jack ve Olivia’nın ilişkisini etkilememesi, etkilememesi için bazı haklardan Jack’in vazgeçmesi çok daha güzel oldu.
Bunların yanı sıra Jack’in kurduğu arkadaşlıklar çok güzeldi. Özellikle küçüklüğünde kendisinin maruz kaldığı istismara ve bunun sonucunda yaşadığı psikolojik travmalara karşılık aynı şeyi arkadaşı Luke’un yaşamaması için çaba harcaması... yürek burkan gerçeklerden biri gibi kitapta geçiyordu.
Genel olarak kitabı çok sevdim. Bence bazı konularda çok ağır ilerlediğini hissettiğim kısımlar oldu ancak genelinde kitabı sevdiğimi söylemeliyim.
Umarım üçüncü kitap için çok beklemeyiz.
“Saygımı sadece bunu kazananlara gösteririm.
Onların da sayısı pek azdır.”
💞💞💞
Geri çekilmenin zaferle sonuçlanabileceğini
öğrenmişti. Bazen en etkili strateji, cephanelikleri doldurmaktan ya da
mantıklı düşünebilecek kadar soluklanabilmekten geçerdi.
💞💞💞
Jack bir kadını bu kadar çok sevmenin, hatta bir
kadını sevebilmenin bile hayalini kuramazdı. Sevmek insanı zayıflatırdı ve o
konuma bir daha geri dönmek gibi bir niyeti yoktu.
💞💞💞
Er ya da geç herkes şeytanla yüzleşirdi ve ona
borçlarını öderdi.
💞💞💞
“Tanışma talihsizliğine eriştiğim en sinir bozucu
adamsınız.”
“O halde çok fazla adamla tanışmamışsınız demekti,
Olivia”
“Bana böyle samimiyetle hitap etmenize izin
vermedim.”
“Vermediniz mi? Bana size unvanınızla hitap
etmememi söylediniz, o halde geriye yalnızca isminiz kalıyor.”
“Bay Dodger…”
“Bir babam olsaydı, o Bay Dodger olurdu. Babam
olmadığına göre, Bay Dodger diye birisi yok. Bana Jack diyebilirsiniz.”
💞💞💞
“Bu mülk Lovingdon Dükü’ne ait. Mirasında bana
bıraktı. Nedenini öğrenmek istiyorum.”
Swindler bakışlarını Düşes’e çevirdi, uzunca bir
süre kadını inceledikten sonra yeniden Jack’e baktı. “Bilmiyor mu?”
“Benden daha çok şaşırdı. Sanırım avukat, Bay
Beckwith, sebebini biliyor. Ancak bana söyleme inisiyatifin olmadığını aktardı.
Bu gece yarsı onun evine gidip onu kaçırmanı, karanlık ve tehlikeli bir yere
götürerek ayak parmaklarından havaya asmanı, bana gerekçesini söyleme
inisiyatifi kendisinde buluncaya dek onu bir güzel dövmeni istiyorum.”
Dehşetten nefesi kesilen Düşes ayağa kalkınca
dalgalanan saçlarının parlaklığı gözler önüne serildi. “Ciddi olamazsınız. Bu
barbarca. Buna izin veremem…”
“Ekselansları.” Swindler’ın kadının görkemli
tiradını yarıda kesmesi Jack’in hevesini kırmıştı. “Ciddi değil.”
Ufak bir çığlık atan Olivia hanımefendi olduğunu az
önce hatırlamış gibi susuverdi. “Alçaksınız.”
“Hadi ama Olivia, hiç mi mizah anlayışın yok?” diye
soruverdi Jack.
“Si hayatıma girdiğinizde kaybediverdim.”
💞💞💞
“Sizi yaraladığım için özür dilerim. Sandım ki…”
“Çocuğun tehlikede olduğunu sandınız. Eğer bir hata
yapılacaksa Düşes, bu sabahki gibi olmasını tercih ederim.”
“Henry’yi önemsiyorsunuz.”
“Hiç de değil. Ancak benim korumam altında. Zarar
görmesi benim başımı belaya sokar.”
Olivia masaya eğildi. Lavanta kokusu Jack’in
burnuna erişirken dudakları ise aklını kaçırmasına enden olacak kadar yakındı.
“Size inandığımdan emin değilim Bay Dodger.”
Olivia tepsiyi kaldırırken neredeyse Jack’in
burnuna çarpacaktı. Olivia’ya yaklaşmaya başladığını fark etmemek Jack’in
kabahatiydi.
“İnanın Düşes,” diye karşılık veren Jack, kaçırdığı
kontrolünü tekrar elde etmek için çabalıyordu.
“İnanacağımı düşünmüyorum.”
💞💞💞
Bir şey oluyordu hem de çok tehlikeli bir şey. Jack
gardını indirmeye başlamıştı. Bunu yapmanın bedelini kaldıramazdı. Bir felaket
olurdu. Kalbinin etrafına duvarlar çekerek geçirmişti bir ömür. Tatlı bir dul
kadının bunları alaşağı etmesine izin veremezdi.
💞💞💞
“En iyi konyağımdır. Hadi, ama. Ne zararı var?
Biraz kendinizi şımarttınız diye cehenneme gitmezsiniz.”
“Bunları kulağınıza Tanrı mı fısıldıyor?”
Jack baş döndürücü bir sırıtma takındı. “Daha çok
şeytan diyelim.”
“Bu beni hiç şaşırtmadı. Yakın arkadaş olmanızı
bekliyordum.”
“Hem de çok yakın. Şimdi için. Isınmanıza yardım
eder.”
“Üşümedim.”
“Titriyorsunuz.”
“Her zaman bu kadar gözlemci olmak zorunda
mısınız?”
💞💞💞
“Renkler bana seni hatırlatıyor,” diye mırıldandı.
“Öfkeli, tutkulu. Her döndürüşümde bambaşka bir özelliği görünüyor.”
“Bu kadar ilgi çekici olduğumu düşünmüyorum.”
Jack geriye yaslandı. “O zaman kendi cazibenden
bihabersin. Nasıl hissediyorsun? Bahçede yürüyebilecek kadar gücün var mı?”
“Sizinle mi?”
Jack onu incelerken bir an, Olivia’ya eşlik etme
teklifi kabul görmeyeceğinden korktu. Yine de cevaplamasını istediği bazı
soruları vardı ve bahçe bunun için uygun bir yer olabilirdi. Getirdiği
oyuncakların Olivia’nın gardını indirmesine yardımcı olmasını ümit ediyordu.
“Evet, düğün davranacağıma söz veriyorum.”
“En düğün haliniz bile hayli kötü olabilirdi.”
💞💞💞
“Bir kadınla beraberken kontrolümü kaybetmek gibi
bir alışkanlığım yoktur.” Olivia boynunda gezinen, tenini okşayan sıcak nefesin
yayıldığı o muhteşem dudaklara eğdi gözlerini…
“Seni istiyorum Livy. Seni başka bir kadını hiç
istemediğim kadar çok istiyorum ve bunu itiraf etmek benim için de olay değil.
Davranışımın alışkın olmadığın türden olduğunun farkındayım.”
Jack’in ifadesi yüzyılın en yersiz ifadesi
olabilirdi.
“Ama bunun için af dilemeyeceğim,” diye devam etti.
“Fakat bir daha asla yaşanmayacağına söz verebilirim.”
💞💞💞
Kendini daha önce hiç başka bir şeyin, başka
birinin bir parçasıymış gibi hissetmemişti. Bu yakınlık onu korkutuyordu çünkü
mesafesini korumayı tercih etmiş bir adam olmuştu hep. Oysa Olivia, onun
etrafını saran duvarları bir hamlede yıkmıştı.
💞💞💞
Her zaman kazanacağı bir sonraki kuruşu düşünen
Jack, şimdi bambaşka bir şeyin özlemiyle yanıyordu. Bir kadın. Onu bir kere
gülümserken görebilmek için sahip olduğu tüm parayı son kuruşuna kadar
verebilirdi.
💞💞💞
“Senin sayende yeniden bir şeyler hisseder oldum.
Sen ve Henry. Hayatıma neşe getirdiniz. Kahkahalar ve gülümsemeler getirdiniz.
Ama bunda bile bir acı var. Birini önemsemek seni zayıf yapar. Elimden gelen
her şekilde savaştım ama fark ettim ki sana bir şey olsaydı, ölseydin yeniden
kırılırdım ve bu sefer asla tamiri olmazdı. Yaşaması daha güvenli bir yol bu
ama aynı zamana yaşamaya değmeyen bir hayat.
“Seni seviyorum Livy. Bana göstereceğin hiçbir
şefkate layık olmadığımı biliyorum…”
“Layık olmadığını mı? Senden daha layık bir adam
tanımadım ben.”
💞💞💞
“Çok sık tatlı cümleler kurmazsın, Jack. Lakin
kurduğun zaman yüreğime nasıl değdiğini asla bilemezsin.”
💞💞💞
“Seni seviyorum, Jack Dodger. Seni tüm kalbimle ve
ruhumla seviyorum. Eğer seninle evliliğin faydaları olmadan yaşamam gerekirse
de yaşarım. Bunu da pişmanlıktan uzak, hatta yanında olayım diye beni seçtiğin
için büyük bir gururla yaparım. Cehenneme gidince de seninle memnuniyetle dans
ederim.”




Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın