DeBurgh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DeBurgh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2013 Pazartesi

0 Deborah Simmons - Son DeBurgh


The DeBurgh Serisinin son kitabı "Son DeBurgh" bitti. Nihayet 7 kitaptan oluşan bir seriyi bitirmiş bulunuyorum. Takip ettiğim serileri bitirmiş olmanın verdiği tatmin hissi kadar güzel bir duygu yok yalnız :)

Yazarın kalemine değinmeyeceğim, yedi kitabını da okuduktan sonra kalemini sevdiğimi tahmin ediyorsunuzdur. Bu yüzden direk kitap yorumuma gireceğim :)

Serinin en durağan kitabı olarak "Kara Şövalye DeBurgh" demiştim ama yanılmışım bu kitap ondan da durağan geldi. Nerede ilk kitaplardaki hareketlilik. Sanki serinin sonuna doğru kurgu da bitmiş gibi durgunlaştı seri. Yazar neden öyle bir şey yaptı bilmiyorum :(

Neyse... Kitabın kapak tasarımına hayran kaldım. Bu tür tasarımlar tarihi aşk romanlarında çok hoşuma gidiyor :)

Kitabın konusunu arka kapak yazısından anlamak pek mümkün değil bu yüzden kısaca değinmek istiyorum. 

Nicholas DeBurgh, yardımcısıyla beraber yolculuk ederken Tapınak şövalyelerinden biri olan Gerard'ın saldırıya uğramasına denk gelir ve Gerard Nicholas'tan bir söz alır derken Nicholas Gerard'ın kız kardeşi Emily'e yardım etmeye başlar. Emily'i ilk başlarda erkek kıyafetleri ile görünce genç bir delikanlı zanneder ve daha sonradan bir kadın olduğunu anlar. Bu süre zarfında birbirleri arasında bir etkileşim olur. Derken olaylar ilerlemeye başlar... 

Hmm... sanırım en kısa yorumum bu kitaba oldu. Bence orta kararda bir kitaptı... Dediğim gibi serinin son kitabıydı ve en durağan kitabı oldu. Normalde serinin son kitapları bomba etkisi yaratır ama bu öyle olmadı ne yazık ki. 

Seriyi tavsiye ederim ben zevkle takip ettim her ne kadar son kitaplara kadar ilk kitaplar kadar heyecanlı olmasa da. :) eğer tarihi aşk romanlarını seviyorsanız bu seriye el atabilirsiniz :)

The DeBurgh Serisinin Kitapları:
Kitabın arka kapak yazısını sizlerle aşağıda paylaşıyorum: 
Emery Montbard, erkek kıyafetine bürünür ve muhteşem şövalye Nicholas DeBurgh'dan yardım ister. Onu tanıdıkça hayatındaki eksikliğin farkına varır. Ünlü bir aileden gelen Nicholas DeBurgh'un onuru, gizemli yol arkadaşının baştan çıkartan kıvrımları ve parlak mavi gözleri yüzünden ciddi bir sınav geçirmektedir. İkiz kardeşi Gerard'ı bulmak için yardım etmeye söz verdiği Emery'nin, sonunda genç bir kız olduğunu anladığında, Nicholas'ın üstünden büyük bir yük kalkar. Ama bu kez de onun çekiciliği ile baş etmek zorundadır. Çünkü Nicholas'ın da yardımcısı Guy'dan başka hiç kimsenin bilmediği, karanlık bir sırrı vardır.

12 Ekim 2013 Cumartesi

0 Deborah Simmons - Kara Şövalye DeBurgh


Ben bu haftamı tamamen Harlequin'lere ayırdım hep onları okudum ve elimdeki bütün Harlequinleri bitirdim tek biri hariç... O da serinin son kitabı olan "Son DeBurgh". Onu da kısa zamanda okuyup yorumlarım artık :))

Deborah Simmons kaleminden çıkan "The DeBurgh" serisinin altıncı kitabı olan "Kara Şövalye DeBurgh" de bitti. Kitap Reynold DeBurgh'u anlatıyor...

Serinin diğer kitaplarına göre çok durağan geldi bana. Serinin kitaplarını pek sırayla okumadım ve henüz ikinciyi okumadan üç, dört ve beşinci kitapları okumuştum şimdi ikinciyi okuyup yeterince hareket, atraksiyon okuduktan sonra bu kitap çok durağan geldi. :/ Reynold'un daha hareketli bir hikayesi olsun isterdim.
Hele ki ejderhaymış, onun peşinden döndürülen entrikalarmış, öldü sanılan eski nişanlıymış falanmış filanmış bana... ımm... nasıl desem bilemedim ama beni tatmin etmedi. Kalemini sevdiğim bir yazarı ve daha çok beklentilerim vardı bu yüzden beni pek memnun eden bir kitap olmadı ne yazık ki :(

Sevmedim diyemem, okumaktan zevk aldım ama ister istemez diğer kitapları ile bir kıyaslama yapıyorsun okurken ve onların yanında biraz sönük kaldı. 

Her neyse kitabı puanlamak gerekirse ben 5 üzerinden 3 veririm kitaba, seriyi ise herkese öneririm. Keyifle okunacak hatta sevilecek bir tarihi aşk romanı serisi... 

The DeBurgh Serisinin Kitapları:
Kitabın konusunu sizlerle paylaşıyorum:
'Ailenin Çirkin Ördeği', Reynold DeBurgh'un kendine taktığı isimdi. Doğumu sırasında oluşan bacağındaki aksaklık yüzünden içine kapanmış, kendini ailesinden ve toplumdan soyutlamış, âdeta dünyaya küsmüştü. Bu yüzden de tek başına yola çıkmış ve bahane olarak da hac ibadeti yapacağını söylemişti.  Ancak, zaten eziyet gibi gelen hac yolculuğu çok kararlı bir genç kız tarafından yarım bıraktırılmıştı. Bayan Sabina Sexton, Reynold DeBurgh'u şövalyelik yemininin gereğini yapmaya, kendisini ve yanındakileri korumak için onlara hizmet etmeye davet ediyordu. 
Sabina Sexton, isteksiz koruyucusunun, onun amacından şüphe ettiğini biliyordu. Ama tehlike gerçekti ve boyutları büyüktü. Aylardır kendi imkânlarıyla direnmeye çalışan temkinli Sabina, hayatını ve kalbini bu tehlikeli derecede yakışıklı, kara şövalyenin ellerine teslim etmek zorundaydı.

3 Şubat 2013 Pazar

1 Deborah Simmons - Büyülü Prenses



"The DeBurghs"serisinin 5. kitabı... Yani 5. DeBurgh erkeğini okuduk... Robin... Yazarın diline kalemine bir şey demeyeceğim zaten seriyi takip edip beşinci kitabına kadar okumuş ve devamı beklerken bayıldığımı anlamışsınızdır. Normalde 7 DeBurgh erkeği var ve yazar tarafından altıncısı da yazıldı yedincisinden ses seda yok belki yazılır... Her neyse biz elimizdeki kitaba dönelim...

Robin evlilikten kaçan ve evliliği bile lanet gibi düşünen bir adam. Dört ağabeyinin ardından babasının ikinci evliliği yapması ve bunların sırayla peş peşe olması Robin'i işin içinde büyü var zannetmesine neden oluyor ve kendisine sıra geldiğinden evlilikten ya da Robin'in değişiyle büyüden kaçma amacı ile Vala'yı arıyor ama gel gör ki Vala'nın kızına vuruluyor... Sybil'de manastırda bir rahibe adayı olarak yaşan bir kadın. Dış dünyaya özlem duyan ama hiç manastır duvarları arasında yaşamamış bir kız...

Diğer dört kitapta olduğu gibi bunda da bir olay vardı.... Cinayet... Yazarın bu yönünü seviyorum atraksiyonun içinde aşkı büyütür yaşatıyor ve kocaman yapıyor. Bunda da cinayet araştırmasının içinde aşkı büyüttü. Robin'in aklını başına getirtti ve sonucunda aşk kazandı... :))

Kitabın sonlarında DeBurgh ailesini görmek ve onların büyüklüğü aile bağlarını okumak çok güzeldi. Hele ki Simon ile olan konuşmalarda bazı yerlerde kahkaha attım diyebilirim.

Neyse kitabı ben çok beğendim ve severek okudum. Tarihi aşk romanı severlere bu seriyi tavsiye ederim okuyun.

Serisinin yayınlanan diğer kitaplarını da aşağıda sizlerle paylaşıyorum. (kırmızı olanlar blogumuzda yorumu bulunanlardır)

The DeBurgh Serisinin Kitapları:
Kitabın konusunu sizlerle paylaşıyorum:
DeBurgh kardeşlerin birbiri ardına yaptıkları o acele evlilikleri başka nasıl açıklayabilirdi? Robin DeBurgh, ailesinin üzerinde bir büyü olduğuna yürekten inanıyordu. 
Robin DeBurgh bekâr kalmaya yemin etmişti. Ama sanki kader onunla alay ediyordu. Garip bir cinayet sayesinde Sybil’le tanışmıştı. O masmavi gözlere ilk baktığında, o bronz hareli kızıl saçları ilk gördüğünde, artık dönüşü olmayan bir yola girdiğini anlamış, tuzağa düşmüş gibi hissetmişti. Sybil, Robin’in alnına yazılmış ruh eşi, biriciğiydi. 
Manastırın korunaklı duvarları artık sığınabileceği bir barınak olmaktan çıktığında, Sybil oradan ayrılmanın zamanı geldiğini biliyordu. Ama rahibe atkısını bir düğün duvağıyla değiştireceğini hiç beklemiyordu. Hele, hayatını ve kalbini o cüretkâr şövalye, Robin DeBurgh’un ellerine bırakacağını asla tahmin edemezdi! 
Acaba gerçekten, DeBurgh’ların üzerinde asla çözülemeyecek bir büyü mü vardı?


23 Aralık 2012 Pazar

1 Deborah Simmons - Büyülü Lord DeBurgh


Deburgh serisinin 4. kitabı Büyülü Lord DeBurgh... Açıkçası serinin 3. kitabı Kalp Hırsızı'ndan sonra bununda biraz yavan olacağını düşünerek ön yargılı yaklaşmıştım. Ki Kalp Hırsızı'nı okurken zaman zaman sıkıldığım olmuştu. Ancak bu kitabı sevdim. Akıcıydı ve konu diğerlerinden daha güzeldi sanki. Stephen'ı zaten merak ediyordum ki bu da merakımı tatmin etmeye yeten bir kitap oldu. Hep alışık olduğumuz savaşçı, kahraman, mükemmel Lord'ların yanında burada kusurlu bir Lord görmek harikaydı. Gerçi Brighid Stephen'ın kardeşlerinin de kusurlarını saydı ama olsun.

Kitapta diğer hoşuma giden taraf ise Brighid'in özel yeteneğiydi. Tarihi aşk romanlarında hiç denk gelmediğim bir şeydi Simyacılık ama bunda değinilmesi hoşuma gitti. Brighid'in Stephen ile atışmaları, Stephen'ın Brighid'i sinir etme çabaları kesinlikle okumaya değerdi.

Kitapta favori sahnem Brighid ile Stephen'ın köyde küçük bir kulübede kaldıklarında Stephen'ın uyuyamayıp şaraba ihtiyaç duymasında Brighid'in tepkisi... Nedense çok romantik geldi.

Brighid'in halaları zaten ayrı bir olaydı bayıldım kadınlara... Ama diğer iki kitabın sonunda diğer DeBurgh kardeşleri görürdük keşke bunda da görseydik. Neyse en azından başında Reynold'u gördük :)

Kitabı şahsen beğendim. Dediğim gibi Wessex Kurdu'nu çok beğenmiştim serinin ikinci kitabını okuyamamış olduğumdan bir şey diyemem ama Kalp Hırsızı'nı Wessex Kurdu'nun yanında biraz yavan bulmuştum ancak bu kitapta yine ilk kitabın tadını aldım ve çok sevdim. Şimdi bu ay yayınlanan Büyülü Prenses var sırada. Serinin 5. kitabı ve Robin'i anlatıyor...

Seriyi tarihi aşk romanı severlere tavsiye ederim.

The DeBurgh Serisinin Kitapları:
Kitabın konusunu sizlerle paylaşıyorum:
Stephen DeBurgh, uzun boy ve çarpıcı bir vücut yapısı bahşedilmiş, genç bir Tanrı'ya benziyordu. Ancak Brighid L'Estrange'a göre, o her yönüyle sadece bir insandı. Nefsine düşkün ve kendini çok beğenen o çapkın şövalye, asil soyuna layık değil gibi görünüyordu. Ama her şeye rağmen... Neden Brighid yine de onda, kalbinin derinlerindeki bütün özlemleri açığa çıkaran, müthiş bir güç ve doğruluk hissediyordu? 
O inatçı ve dik kafalı Brighid'e Galler'in bataklık arazilerinde refakat etmek, Stephen'in gerilen sinirlerini patlama noktasına getirmişti. Hayatı boyunca, Bayan L'Estrange'in okyanus yeşili gözleri, Stephen DeBurgh'u, hayatını sonsuza kadar değiştirecek bir kadere çağırıyordu. Hem vücudunu hem de yüreğini titreten o büyüden kurtulması mümkün müydü?