16 Kasım 2016 Çarşamba

0 Dilek Taygun - Gelinim


~~~*~~~
Funda tıpkı bir devedikeni gibi dikenlerini batırıp duruyordu. Ve adam bu dikenlerle, bir ömür müebbet yemişti. 
~~~*~~~

Neredeyse bir senedir elimde olan bir kitabı sonunda okudum. Dikkatimi çekti de Türk yazarlarda senesi dolmadan okumuyorum sanırım kitabı :) neyse okudum mutluyum ve Doğan'ı sevdim. :) Doğan'cılar saldırmayın sadece iyi bir karakter sevilesi bir adamdı, tutulmadım rahat olun ;)

Dilek Taygun'un daha önceden Kır Papatyası adında bir kitabını okumuş ve beğenmiştim. Çok fazla bir beklenti olmadan okuduğunda okura iyi vakit geçirten ve gülümseten sıcacık bir hikayesi vardı. Bu kitaba başlamadan önce yazarın kalemini bildiğim için daha bilinçli bir şekilde başladım kitaba ama ne yazık ki ilk kitabından bir tık daha aşağıda gibi geldi bana. 

~~~*~~~
Bu evlilik tam bir savaş olacaktı! Kazananın bile çok şey kaybedeceği bir savaş...
~~~*~~~

Öncelikle sevmediğim ve eksik bulduğum kısımlardan bahsetmek istiyorum. Sonrasında ise sevdiğim kısımlardan bahsedeceğim. :) 

Kitapta imla hataları çok vardı ve özellikle ilk 100 sayfada neredeyse rahatsız edici derecedeydi diyebilirim. Bazı kelimeler tekrarlanmıştı ve bu durum pek iyi gelmedi bir okur gözünde bana. Kitapta karakter geçişleri vardı artık bunu bir çok yazar yapıyor her ne kadar sevmesem de alıştım bu duruma sanırım yadırgamıyorum artık ama bunda bir Funda tarafından anlatılıyor sonra bir bakıyorsun Doğan tarafından anlatıma geçiyor sonra bir bakmışsın ki direk üçüncü kişi tarafından anlatım yapılmış. Bunu bölüm bölüm yapsaydı yazar daha iyi olabilirdi bu şekilde o rayı oturtana kadar çok kopukluk hissediyorsun ne yazık ki. 
Funda, Doğan'a karşı duyduğu öfke ve nefretin birden Gaziantep yolculuğu sonrasında değişmesi... bana bu yumuşamanın çok çabuk olduğunu hissettirdi. Birden bir sihir olmuş bu gezi ikisinin arasını düzeltme dokunuşu yapmış gibiydi. Hani ne bileyim onun sinyalleri verilseydi, orada birden yumuşama değildi yavaş yavaş olsaydı daha iyi hissettirirdi beni diye düşünüyorum. 

Eleştirebileceğim kısımlar sadece ve sadece bu kadar. Sevdiğim kısımlara gelirsek... 


~~~*~~~
Tek istediğim kalbimin kalbinde dinlenebileceği bir kadından ötesi değildi halbuki.
~~~*~~~

Doğan'ın Funda'ya karşı olan duygularını kabullendikten sonra ona karşı olan tutumu açıkçası çok güzeldi. Evet, seven adam böyle yapar... onu ister... yanında olsun ister... gitmesin ister... bunları Doğan'da görmek çok hoştu. 
Behiye ile olanlar ise... başta kızsam da sonradan Behiye'nin güçlü duruşu açıkçası takdir ettim. İşte kadın dediğin... dedim :) Umarım Enes ile aralarında bir şeyler olur diye düşünmedim desem yalan olur. :) 

Ömer... en çok onu merak ettim. Onun düğününe ve eşine dokunuşlar yapmış bir sonraki kitabı için hazırlık yapmış yazar :D açıkçası merak ediyorum Ömer'in hikayesini ve yazarın bir kitabına daha şans verme taraftarıyım.

Bu arada unuttum kısaca size kitabın konusunu anlatayım. Funda, asi ele avuca sığmayan babasına ve annesine öfkeli Doğan'dan elinden aldığını düşündüğü şeyler için nefret eden bir kız. Funda'nın babası kızını zorla Doğan ile evlendirir. Birbirinden nefret eden iki insan gibi düşünülse de Doğan, Funda'ya karşı içinde barındırdığı hisler gün yüzüne çıkınca Funda'yı evliliklerinin gerçekliğine alıştırması ve gerçek bir evlilik yaşayarak mutlu olması için savaşmaya karar verir. Savaş deyince öyle bağırışlar çağırışlar falan diye düşünmeyin... sevgisini göstererek, sabırlı olarak ve daha da önemlisi Funda'ya değer vererek savaşır. Funda'nın inatçı kişiliği ve Doğan'a olan nefretiyle hayatlarını yoluna sokup sokamayacaklarının hikayesi Gelinim.

~~~*~~~
Ben Doğan'a ne kadar güvenmek istemesem de kalbim ona çoktan güvenmişti.
~~~*~~~

Ahh... bu arada demeden geçemeyeceğim... şu Doğan elini kestikten sonra eve geliyor ya, sonra dinleniyor falan... Funda mutfaktayken mutfağa giriyor... o sayfayı üç kere okudum... daha doğrusu o üç sayfayı... çok güzeldi o kısımlar be :D

Neyse... sevmediğim kısımlar vardı sevdiğim kısımlar da vardı. Bu yüzden kitaba karşı kötü bir yorum yapmak istemiyorum. Tercihi size bırakıyorum. Ama okumak isterseniz de... çok büyük beklentilere girerek okumayın diyebilirim.


Kitabın adı           : Gelinim
Yazarı                   : Dilek Taygun
Yayınevi                : Mendirek Yayınları
Sayfa sayısı           : 471

Kitabın tanıtım yazısı:

Sevgi bir kere kalbe düştü mü, dilde de fazla saklı kalamazdı…

Adam ve kız için geçmiş fazlasıyla karanlık ve puslu, gelecek ise geçmişin hayaletlerinin üzerine kuruluydu. Şimdiyse, kalpleri sevgiyle günden güne işlenirken, ya bu karanlığı aydınlığa çevirecek ya da geçmişin hayaletlerine mağlup olacaklardı.

Geçmişin tüm acılarının üzerine yapılan bir evlilik, genç çifte cennetten bir bahçe bahşedebilecek miydi? Yoksa cehennemin en kuytu mahzenlerinden birini mi sunacaktı? Geçmiş tüm gerçekliğiyle kalplerini bir örümcek ağı gibi sarmışken, ya boğulacak ya da kendilerini sevginin kollarına bırakıp nefes almaya devam edeceklerdi.

Gerçek sevgi, tüm geçmişin izlerini silebilir miydi?
Peki, küçük bir çocukken döküle göz yaşlarını, yaşanılan kimsesizliği unutturabilir miydi?

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın