18 Ocak 2026 Pazar

0 Evie Dunmore - Dize Getirilen Dük (A League of Extraordinary Women #1)


~~~*~~~
"Mesele beladan kaçınmak değildir, Ekselansları. Belki de mesele tarihin hangi tarafında yer alacağımıza karar vermektir."
~~~*~~~


Bu kadar historical romans türünde kitabı severken en yenileri çıkar çıkmaz okumayacağımı düşünmediniz sanırım. Hatta geç bile kaldım bence okumakta ama olsundu... 

Öncelikle ilk duyduğumda çok da bu türün kitabı değildir diye düşünmüştüm ama yanılmışım ve açıkçası seveceğimi de düşünmüyordum bu konuda da yanılmışım. Affet beni sevgili kitap 😇

A League of Extraordinary Women Serisi dört kitaptan oluşuyor. Karakter serisi olan bu seri her biri Oxford'da eğitim görmek için çaba harcamış genç kadınların verdikleri savaşları ve bu savaşın yanında aşk yolculuklarını anlatıyor. 

Normalde her kitap bağımsız okunabilir ama size tavsiyem kurgusal bütünlük için sıralı okumanızdır. Çünkü seride göreceğimiz diğer kadınları ve amaçlarını, neler yaşadıklarını bu kitapla gördük, tanıdık.


~~~*~~~
Ne garip, ne harikaydı mutluluğu böyle kucağında tutması... Üstelik bunun peşinde koşmamıştı hiç. Bu tür bir saadetin onun gibi adamlara göre olmadığını sanmıştı.
~~~*~~~
 

Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; 1870'lerin aristokrasi dünyasında bir kadın olan Annabelle, ailesini kaybettikten sonra kendisine kalan bütün mirasın kontrolü kuzenine geçmiş, kendisi de onun himayesinde olarak evinde kalmaktadır. Bir şekilde Oxford'da eğitim şansı yakalaması da tam olarak genç kadının istediği bir şeydir. Kendi hayatına dair kararları kendi vermek ve bir erkek himayesinde yaşama kısmında kadınların ikinci sınıf muamele görmesi, söz hakkına sahip olmamasından da çok rahatsızdır. Hem üniversitede eğitim görürken hem de bu konuda parlamentoya karşı verilen yasa tasarılarında kadınlarında mülkiyet hak kazanması için arkadaşlarıyla çaba harcamaya başlar. Bu çabaların arasında bir gün Montgomery Dükü Sebastian ile yolları kesişir. Dükün gücü, sözünün dinlenmesi, Kraliçe ile yakınlığı ve siyasette sözü geçmesi genç adamı kadınların hedefi haline getirir. Annabelle ve arkadaşlarının hedefi dükü taraflarına çekmekken genç adamın soğuk, hesapçı ve taviz vermeyen sert tavrı bu durumu zorlaştırır. Ancak bir şekilde dükün erkek kardeşinin düzenlediği bir toplantıya katılan Annabelle ve arkadaşları dükün aniden gelişiyle ortalığın karışmasını kendi fırsatlarına çeviriler. Montgomery Dükü Sebastian'ın bütün ilgisini bir şekilde çekmeyi başaran Annabelle, bunu kendi çıkarlarına karşı kullanmayı hedefler. Ama işler planladığı gibi gitmez. Çünkü eski karası tarafından aldatılıp terk edilen Sebastian evlenmeyi planlamasa da bir gün konumu yüzünden evlenmek zorunda olduğunu bilir. Ama bu konum için ilgisini ve dikkatini çeken Annabelle uygun değilken genç kadını da yanında istemektedir. Diğer yanda ise Annabelle henüz on yedi yaşındayken bir soylunun oğluyla yaşadığı kalp ve hayal kırıklığının sonucunda soylu erkeklerden uzak dururken Sebastian'a doğru çekilmektedir. Sebastian da Annabelle de bir ikilemde kalır çünkü bir yanda konumları ve bunun aşklarına engel olması diğer yanda da aşkları söz konusudur. Yapacakları seçimler bir skandala sebep olabilecek güçteyken bunu göze alabilecekler mi? 



~~~*~~~
Geçmiş hiç beklenmedik şekilde şimdiki zamanla kesişince olan buydu işte: Hayaletler uyanır, insan da dengesini yitirirdi. 
~~~*~~~



Öncelikle kitabın historical romans türünde olacağını düşünmemiştim, ilk duyduğumdan beri hep historical fiction türündedir diye düşünmüştüm ama yanılmışım. Evet historical fiction kısmı var bunu inkar edemem ama historical romans türündeydi. Yani şöyle diyeyim İngiltere aristokrasisinde ilk defa kadınların söz sahibi olma çabasını historical romans kurgusu olarak önümüze koymuş yazar. Bu yüzden beklediğim ile bulduğum farklıydı. Bunu sevdim. 

Annabelle'in hedef odaklı olması, çabalaması, hayatta kalma çabasının yanında hedefleri ve idealizmi için çaba harcar güçte olmasını çok sevdim. Gerçekçi yanı, yaptığı-yaşadığı hatalardan dolayı dersini alıp ona göre davranması ve duygularını bile yeri geldiğinde mantığının arkasında bırakmasını da çok sevdim. Güçlü kadınları severim. 

Sebastian ise... Montgomery Dükü Sebastian... yaşadıklarından dolayı oluştuğu adam hayran olunasıydı bence. Çünkü geçmişte babasının yaptığı hataları yapmamaya çalışması, onun kaybettiklerini geri kazanmak için çaba harcaması ve yaptığı evliliğin geride bıraktığı hasarı, skandalı atlatma çabası güzel anlatılmıştı. Ne istediğini bilen hali, istediğini elde edene kadar durmaması da çok güzeldi. 

Annabelle ile Sebastian arasındaki iletişim, diyaloglar ve çekim de güzel anlatılmıştı. Her ne kadar aşırı yoğun bir şekilde aşkı hissedemesek de aralarındaki o duygusal tınıyı hissetmek de mümkündü. 
İkilinin ilk karşılaşmaları, sonrasında kardeşinin verdiği davette tekrar karşılaşmaları, yaşanan konuşmalar ve olaylar da güzeldi. 

Sebastian'ın Annabelle'i evden kovar tavrı, genç kadının karşılığını vermesi ve zaman kaybetmeden gitmesi, sonrasında Sebastian'n peşinden gitmesi ve özür dilemesi çok güzeldi. Böyle ahkam kesip de kuyruğunu sıkıştırıp peşlerinden gitmeleri yok mu 😄 çok iyiydi. 

Labirentte yaşananlar, sonrasında iki arasındaki dinamiklerin değiştiği kısımlar da güzel anlatılmıştı. Bir yerde her ikisi de birbirlerinde kimsenin görmediği şeyleri görmeleri güzel detaylardı. 


~~~*~~~
Yaklaşık yirmi yıldır içki içmemişti ama bu his, boğazından aşağı yakarak inen bir viskinin hissine benziyordu. Bir kadının varlığıyla sarhoş olunabilir miydi?
Kadın göz ucuyla adama baktı ve bakışlarında öyle bir şey vardı ki Sebastian'ın başı döndü. 
Evet... Evet, görünüşe göre bir kadın insanı sarhoş edebiliyordu. 
~~~*~~~



Annabelle'in süfrajetlerle hareketleri, toplantıları ve yürüyüşleri güzel kurgulanmıştı. Kitabın en çarpıcı ve türünden ayırt edici kısımları o satırlardı bence. Hatta yapacakları bir yürüyüş için resmi izin yokken ve Sebastian da onları destekleyen partinin karşısında yer alırken kadınların gizlice arkasında olması güzeldi. 

Sebastian'ın duygularını kabullenmesi, yapmak isteyip de yapamadığı şeyler, her şeyi acımasız gerçekliğiyle kabullenmesi ve Annabelle'e de bunu açık yüreklilikle söylemesi güzel detaylardı. Ama tabi sonunda aşk kazandı o da ayrı bir konu. 

Kitabı genel anlamda çok sevdim. Akıcıydı, okurken sıkılmıyordunuz. Belki duygular söz konusu olduğunda eksiklikler vardı. Aşkı daha iyi hissedebilirdik ama şu haliyle de iyiydi. Sadece duygusal kısımda daha iyi olabilirdi. 

Süfrajet detayı çok güzeldi. O kısmı çok sevdim. Karakterlerin ne istediğini bilir hali ve buna göre mantıklı hareketleri de güzel kurgulanmıştı. 

Serinin diğer kitaplarını da merak ediyorum ve heyecanla bekliyorum. 

Puanım : 5 üzerinden 4


A League of Extraordinary Women Serisi

  1. Dize Getirilen Dük
  2. A Rogue of One's Own
  3. Portrait of a Scotsman
  4. The Gentleman's Gambit



Kitabın Adı   : Dize Getirilen Dük
Orijinal Adı   : Bringing Down The Duke
Yazar              : Evie Dunmore
Çevirmen      : Damla Göl
Seri Bilgisi    : A League of Extraordinary Women #1
Yayınevi        : Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı  : 384
Türü               : Historical Romans, Aşk Romanı, Historical Fiction  

Konusu          : OXFORDLU CESUR BİR İSYANKÂR, GÜÇLÜ BİR DÜKÜ

KARŞISINA ALIYOR VE BU AŞK HİKÂYESİ, İNGİLTERE’NİN TOPLUMSAL DÜZENİNİ TEMELİNDEN SARSMA TEHLİKESİ TAŞIYOR…
 
İngiltere, 1879. Zeki ama yoksul Annabelle Archer, Oxford Üniversitesi’nin ilk kadın öğrencilerinden biriydi. Bursunun şartı, toplumda gitgide karşılık bulmaya başlayan kadınlara oy hakkı hareketini desteklemesi için nüfuzlu erkekleri ikna etmekti. Hedefi: Britanya siyasetinin başkomutanı sayılan, soğuk ve hesapçı Montgomery Dükü’ydü.

 Fakat krallığın en büyük stratejisti Montgomery, Annabelle’in bu hamlesini tersine çevirerek genç kadını bambaşka bir teklifle köşeye sıkıştıracaktı…

 Gittikçe alevlenen bir tutkunun ve imkânsız bir çekimin gölgesinde süren bu güç savaşında Annabelle, bir dükü dize getirmek için neler gerektiğini öğrenecekti.

 “Bu kitap resmen parlıyor ve bize tarihi aşk romanlarını neden sevdiğimizi yeniden hatırlatıyor.” —JULIA LONDON, New York Times çoksatan yazarı

 “Tek kelimeyle muhteşem!” —GAELEN FOLEY, New York Times çoksatan yazarı

 “Tutkulu bir romantizmi, titizlikle araştırılmış bir tarihi romanın ağırlığıyla birleştiriyor.” —RENÉE ROSEN, Park Avenue Summer’ın yazarı

“Tarihi romantizmin geleceğini okudum ve o gelecek kesinlikle Evie Dunmore’da.” —EVA LEIGH, Dare to Love a Duke’un yazarı



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın