12 Nisan 2017 Çarşamba

2 Işılca - Sedat (Bir Türk Masalı #4)

~~~*~~~
Benim şansım Bekir ve Ali'ydi. Nolmuş yani piçsem? Ne olmuş dünyada tek bir akrabam yoksa? Sırtımı dayayacağım, gözümü bile kırpmadan canımı vereceğim insanlar var. Baba gibi Bekir, yıkılmaz duvar gibi Ali'm var. En olmazım, ulaşılmazım Duygum var. Her şeye rağmen...
~~~*~~~
 
Tüyap'tan beri elimde olan ama henüz bu develerden ayrılmak istemediğimden okumayı ertelediğim bir kitaptı Sedat.
 
Ah bir de tabi deli gibi merak ettiğim... çünkü diğer üç kitapta Sedat hep bir gizemdi... geçmişi, nasıl bu kadar büyüdü? Hep bir sır ve gizem... artık bu gizem aralandı ve Sedat'ı tanıdık hem de... iç çamaşırına kadar pardon, kirli çamaşırlarına kadar ;)
 
Işılca'nın okumadığım hiçbir kitabı olmadığı düşünülürse kadının kalemini sevdiğimi anlamışsınızdır. Bir tek Köle'nin son basımını okumadım ama onu da yakında okuyacağım, önce Sedat'ı sindirmem lazım.
~~~*~~~
Duygu'nun ona bakışlarıydı beni kahreden. Sıcak, bir o kadar samimi... Bana hiç bakmadığı şekilde, bir abiye değil bir erkeğe bakıştı. Benim için son yaklaşmıştı. Sonrası hiçliğe bir adım kalaydı.
~~~*~~~
Işılca, akıcı, merak uyandırıcı, ekşını ve duygu yoğunluğu bitmeyen  zaman zaman sizi hüzünlendiren zaman zaman kahkaha atmanızı sağlayan... ama hep bir şekilde kalbinize dokunan bir kalemle yazıyor kurgularını. 
Kapağı kapattığınızda aklınız da kalbiniz de o karakterlerde oluyor ve bitmiş olmasına inanamayıp alıp şöyle bir sayfaları kurcalıyorsunuz. 
İşte öyle müthiş bir kalem!
Duygu'ya bayılmış onun deli dolu yaralı ama bir o kadar da aşk dolu kalbini severek okumuştum kitabı, Ali'm ise... zaten kalbimin sahibi biricik aşkım... hatim ettim onu ;) Bekir... tek kelimeyle aşkı yüreğimi dağlaya  böyle güzel ve özel seven adam yok dedirten bir hikayeydi. Sedat ise... anlatılmaz yaşanır... yaşayamayacaksanız da okunur diyebileceğim bir kitap olmuş.
~~~*~~~
Cüzzamlı gibi can çekişen bedenimin içinde sıkışan ruhum onsuzluk girdabınd parça parça dökülüyordu.
~~~*~~~
 
Allah biliyor ya ben Sedat'ın Duygu'ya olan hislerinden çok geçmişini bilmek istiyordum. Benim bütün benliğimi sarsan da bu sayfalar oldu. Sedat'ın Sedat oluşu... o yolculuğu... her bir detayı... süperdi.
O geçmiş zamanların anlatıldığı sayfalar ayrı bir dokundu kalbime... acısıyla tatlısıyla... her bir detayıyla Sedat'ı yapan şeylerdi. 
~~~*~~~
Ben bundan sonra hep eksik kalacaktım. Hiç bitmeyecek ıatırap girdabında yok olacak, onsuzlukla bir ceset misali yaşayacak, onun mutluluğuyla avunacaktım. Kısacası cehenneme yolculuk başlamıştı.
~~~*~~~
 
Ali işe tanışmasını Bekir ile ortak olmasını... hayatında sonrasında yer edinen her bir kişinin nasıl da hayatlarına önemli dokunuşlar yaptığını okumak... Sedat büyüksün dedirtti.
Işılca bir kez daha beni kendine hayran bıraktı kalemiyle, kurgusuyla. 
Keşke... dedim. Keşke biraz daha okusaydık. 

~~~*~~~
Mutluluk benim için neydi bilmiyorum ama yüzümdekş tebessümdü Duygu.
~~~*~~~
Kitabın konusuna değinmedim. Biliyorsunuzdur diye düşündüm. Sonuçta Bir Türk Masalı serisini okumayan yoktur ama değil mi? ;)
Kitapta tek şikayet edebileceğim şey imla hataları kelime yazım hataları vardı. Keşke olmasaydı ama nazar boncuğu olsun bu kitabın :)
Neyse çok uzatmayacağım yorumumu ama ben bu kitabı ve geçmiş zamanları çok beğendim. 

~~~*~~~
Bazen gökyüzünde bir buluta dönüyordu Duygu. Bazen bir şarkının tek hecesinde buluyordum onu. Söyleyemediğim en güzel şarkı olup çıkıyordu dilimde. Aklım uyuşup gülüşünü düşününce hayat buluyordum. Sonunda onsuzlukta ölüyordum yine.
~~~*~~~
 
5 üzerinden 5 be diyebilirim :)
 
Bir Türk Masalı Serisi
~~~*~~~
Ben onun için dünyayı yakabilirdim de önce onun için yaşamalıydım. Bencillikti ölmeyi istemek. Aşk, onsuzluğa rağmen Duygu için yaşamaktı
~~~*~~~
 
Kitabın adı           : Sedat
Yazarı                   : Işılca
Seri Bilgisi            : Bir Türk Masalı #4
Yayınevi                : İndigo Kitap
Sayfa sayısı           : 592

Kitabın tanıtım yazısı: 

 Duygu, Ali'm, Köle ve Bekir'in yazarı
Işıl'ca
Bir Türk Masalı - Sedat
Aşk...
Ya var olacak hayatında ya da yok.
Ortasında durmayacak…

İlkbahar Duygu'yu anımsatır...
Sonbahar Bekir'i...
Kış gibidir Ali'm sert ve bıçkın...
Yaz beklenir güneş gibi Sedat gibi...

Bir taş daha koy yüreğinin kıyısına Sedat.
Masumiyetine inen her darbeyi bir zırh gibi geçir üzerine. Görmesinler canının yandığını, duymasınlar acıdan kahrolup yitip gittiğini. Geçilmez bir duvar inşa et acılarını harç edip, kimse kıramasın kalbinin çeperini, kimse göremesin içerde saklananı. Geçit vermez bir dağ gibi dur ayakta, amansız bir tufan ol, yangın ol kaderin önünde. Olur da bir gün sızarsa biri o zırhın içine: yağmur ol, güneş ol, yüreğine nefes ol. Aşk ol Sedat.
Bırak dokunsun yaralarına, acılarına merhem olacak canana can ol.

İyiyim ... İyiyiz ... Biz hep iyi oluruz…

2 yorum :

  1. Uzun zamandır bloğa yorum atmiyorum ve coook ozlemisim bu seri hakkında ki yorumların sonuna kadar katılıyorum hikaye çok ince ayrıntılara girip insani sıkmıyo herşey dozunda ve konuşma diyolaglari oldukça fazla ve buda hiyayeyi akıcı hale getiriyor bide sedat alim ve bekirin kaderlerinin birleştiği zamanlar çok iyi kurgulanmış abartilmadan hem mafya babası hemde gariban babası ayni zamanda çok eğlenceli bu adamlar bazen keşke bu ailenin bir parçası olsam diyo insan 😉 gelelim köleye sen yeni ben eski köleyi merak ediyorum cnm o yüzden güzel bi fikrim var bidahi buluşmamız da sen bana eski ben sana yeni köleyi getiriyim nasıl olur okuyalim merakimiz gideririz tabi simdi elimde iki köle olmasın okurum sonra veririm 😘😘😘

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahahaha :) tamam sana eski köleyi vereceğim :)

      Aynen ya gerçek hayatta var olsa da biz de onlardan biriyle tanışabilsek :)

      Sil

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın