2 Şubat 2021 Salı

0 Işılca - Ebru (Bir Türk Masalı #6)


~~~*~~~
Gözlerinde beni içine çeken anlamsız bir huzur vardı. Akıp giden nehir gibi, yanan bir ateşi seyretmek gibi, bir deniz kenarında sıcak kumlara uzanmak gibi... Ben aylardır duymuyor, görmüyor, hissetmiyordum. Sanki soluk alışımdan başka bir ses yoktu kulaklarımda. Şimdiyse cenneti bulan bir günahkar gibi huzurluydum. Bu huzur için her şeyimi vermeye razıydım.
~~~*~~~


 
Çok severek okuduğum ve takip ettiğim Işılca'nın Bir Türk Masalı serisinin yeni kitabı Ebru'yu da okudum. Ne kitaptı ama... 

Bir Türk Masalı serisi hep severek okuduğum ve karakterlerine bayıldığım kitaplardan biri... Serinin 6. kitabı Ebru ve her kitap her ne kadar başka bir karakteri anlatıyor olsa da olay döngüsü gereği sıralı okunması gerekiyor bu yüzden başlayacak olanlar kesinlikle sıralı okumalı... 

Işılca, Bona Dea harici çıkan her kitabını okumuş biri olarak yazarın kalemini sevdiğimi söylemeliyim. Hiçbir zaman kitaplarını okurken sıkılmadım ve bir bu kadar daha okurdum diyerek kapattım. Bu kitabını da öyle... akıcı, duygusal, romantik, komedi, eğlenceli, aksiyon dolu bir kalemi var yazarın. 

Kitaplarında aile ve arkadaşlık ilişkilerine değinen kurgular  yazması ise yazarın en sevdiğim özelliklerinden biri... 


~~~*~~~
İçimin buzu hiç erimedi. Kış hiç bitmedi. Ne bahar geldi ne yaz. Güneş bana hiç doğmadı. İşin acısı Ebru benimle hep kara kışı yaşadı. Bahar geldi sandı ama o hep sonbahardı. Benim yarattığım fırtınada savruldu durdu.
~~~*~~~


Bu kitabın konusuna gelirsek; Cihan kitabının sonunda Aslı'nın vurulduğunu ve Ali'nin hayattan koptuğunu okumuştuk ve onu hayata döndürmek için de Ebru'nun canla başla uğraştığını da... Bu kitapta da Ebru'nun ortaya çıkması, hayatlarına ilk girişi ve Ali ve Ebru'nun ilk karşılaşmalarıyla başlayarak sonrasında Aslı'nın ölmesiyle hikaye devam ediyor. Tabi Ebru en başından beri Ali'ye aşık ve bunu kendi içinde kabullenerek hayatına devam ederken Aslı'nın ölmesi, Ali'nin yaşadığı acı ile yıkılması Ebru'nun Ali'yi tekrardan ayağa kaldırma çabasını okurken Ali'nin verdiği savaşı da okuyoruz. Çünkü Aslı'dan sonra Ali dağıtmışken onu ayağa kaldırmaya çalışan herkese sırt çevirirken bir tek Ebru'ya çeviremiyor ve içten içe ona doğru akan yüreği ile Aslı'ya ihanet ediyormuş hissi arasında gidip geliyor. Ebru ise her şeyi kabullenip Ali'ye yardım ederken sabırlı bir aşık gibi ona her şeyi verirken karşılığında hiçbir şey almıyor sadece anı yaşıyordu. Kitabımız ise Ali'nin tekrardan hayata tutunmasını ve Ebru'nun aşkı karşısındaki bocalamalarını ve intikamını almasını okuyoruz. Tabi onun yanında diğerlerinin de neler yaşadıklarına değiniyor kurgu. 

Öncelikle söylemek istediğim bir şey var... serinin en sevdiğim çiftlerinden biriydi Aslı ve Ali... hatta en sevdiğim çiftti bile diyebilirim. Dolayısıyla Aslı'nın ölmesini bu kitabı okuyana kadar kabullenemedim, bir şey çıkar ölmez, yanlış anlaşılmadır falan dedim ama bu kitap bütün umutlarımı söndürdü. Çünkü Aslı cidden ölmüş... kıyamam ben mavişime dedim ama... tabi bir de Ali'me... 

Ali'nin acısı, yaşadıkları, ikilemleri her şey çok güzel anlatılmıştı. Evet bir yerde karısına bu kadar bağlı bir adamın sevdiğini kaybettiğinde neler yaşayacağını çok güzel aktarmış. Okurken benim yüreğim dağlandı resmen... 

Ebru ise... aşkını çok güzel sundu. Karakteristik özellikleri, tavırları çok güzeldi. Çok sevdim kız seni... Tamam bir Aslı değildin ama Ali'ye de senden başkası yakışmadı Levent'in dediği gibi... 



~~~*~~~
Kız sanki Amazon ormanlarından çıkıp yanlışlıkla Türkiye'ye gelmişti. 
Vahşi, insanın aklında yer eden bir güzelliği vardı.
~~~*~~~



Ali'nin her çaresiz kaldığında soluğu Ebru'nun yanında alması, Ebru'nun da bunu her şekilde kabullenmesi çok güzel anlatılmıştı. Zaten Ebru'nun aşkı öyle güçlü anlatılmıştı ki sevdiği adam için her şeyi yaptı sonrasında da vazgeçti ve gitti.  Resmen ona verebileceği her şeyi verdi hem de hiçbir karşılık görmeden. Ahh Ebru ah... çok çektin ama Ali'm sonunda sana geldi...

Ali'nin Ebru'ya karşı hislerini Aslı'ya ihanet olarak görmesi, kabullenememesi, onu yanında isterken ama aynı zamanda içinde verdiği savaş güzel anlatılmıştı. 

Bir de çocuklar da var. Oğuzalp ve Halil... ahh yavrucaklar çok tatlıydınız siz. Tam da Ali ve Aslı'nın çocuklarıydı ve Ebru'nun onların üzerindeki etkisi çok güzeldi. Hatta bir ara Halil'in Ebru'ya anne demiyorum annem gibi ölmesin dediği kısımlarda içim dağlandı... ah be çocuklar neden hep canları yanan onlar oluyor ki... 

Ebru'nun küfür edememe durumu, argo sözcüklere karşı yabancı oluşu çok tatlıydı. Hatta kızgın kalamaması, kin tutamaması ve naifliğine karşılık hep kuyruğunu dik tutması beni en eğlendiren kısımlardı. 

Sedat, Bekir, Duygu ve Selma yine sahalardaydı ve bu sefer evli mutlu çocuklu ama bir yanları eksik halde... Hatta Cihan ve Yıldız'ı bile görmek çok güzeldi. Tabi bir de Levent vardı... onun Zeynep ile olan ilişkisinin ne olduğunu düşünürken bu kitapta onu okumak ve sonrası çok tatlıydı.

Ali'nin intikam için hırslanması, Kaan'ın peşine düşmesi, yakalamak için çırpınması ve sonrasında olanlar harikaydı. Böyle bir aksiyonu özlemiştim ve okumak güzel geldi. Bizim Sedat ve ekibi sahalarda daha ne olsun :)



~~~*~~~
"Sen bana nasıl umut olduysan, belli ki Ebru da sana umut olmuş Ali'm. Sevdiklerinle yeniden başlamak için bir şans vermiş. Sanırım o gerçekten Aslı'nın sana hediyesi."
~~~*~~~


Ali'nin kendini biraz toparlayıp Ebru ile ilişki yaşaması, aslında ilişki yaşarken yaşadığını kabullenmemesi ve devamında olanlar çok güzeldi. Kıskançlık krizleri, sahiplenmeleri, tartışmaları, bağırmaları... bildiğimiz kutup ayısı Ali işte dedim. Aslında Ali'nin bu hallerini okurken Aslı ve Ali'nin ilişkisi de gözümde canlandı... Ali'nin aşık olduğu da oradan anlaşılıyordu çünkü Aslı'ya olan aşkını da kabullenememiş ve kabullendiğinde nasıl davranacağını bilememiş hep bocalamış, kırmıştı kızı. Şimdi aynısını ve belki daha da ağırını Ebru'ya yaptı. Aslı karısıydı bir yerde ama Ebru onun hiçbir şeyiydi. Ama onu seven ve ona sahip olduğu her şeyi veren bir kadındı... gördüğü karşılık ise hiçbir şeydi. Ama Ali'nin toparlanması da Ebru sayesindeydi.

Kitabın bombası Levent'ti. Şu yönden bombaydı diyorum, aşık oldu... hem de Aslı'nın katili, Ebru'yu kaçırıp tüm herkesi tehdit eden adamın kız kardeşine... tabi kızılca kıyamet koptu. Ama onun mutlu olduğunu da hatta baba olduğunu da okuduk içim rahatladı valla :D Nedense Levent'i severim :) 

Ali'nin hıyarlıkları çoktu. Kusura bakmayın bunu diyorum ama cidden kızı şamar oğlanına çevirdiği çok yer oldu. Ebru'nun kaçırılmasından sonra Ebru'yu yanından gönderme çabası ve ona soğuk davranmasından sonra Ebru çok iyi bir adım attı. Onu son kez görmeye geldi ya işte o an işte bu benim kızım dedim. 

Ebru'nun Ali'nin hakkından gelen tavırları çok güzeldi. Hele bir sahne vardı, beraber yattılar sabahına 100$ bırakıp gitti Ali dumur oldu resmen. Çok güldüm mesela o sahnede... eee Ali Bey, hep sen mi kullanacaksın kadınları şimdi sen kullanıldın dedim :D 

Kitabın sonunda Ebru, Fransa'ya gittiğinde Ali'nin onu araması ama bulamaması güzel bir detaydı ama daha güzeli ise, bütün herkesin onun nerede olduğunu bilirken söylememesiydi. Tabi Ali bunu öğrendi ama geç oldu. Orada Ebru ile yüzleşmesi çok iyiydi ve Ali, sana da bu yüzleşme gerekiyordu dedim. Çünkü Ebru'nun sevgisini ve ona karşı olan zaafını çok iyi kullandı bence... 



~~~*~~~
"Aşk acizlikten başka bir şey değil. Tek taraflı hiçbir şey işe yaşamıyor. Bunu çok güzel öğrendim ve bu şekilde yaşamaya hiç niyetim yok."
~~~*~~~



Kitabın sonunda Ebru'nun babasının ölümünden sonra tekrar bir araya gelmeleri çok güzeldi ama keşke birkaç sayfa daha uzun olsaydı dedim. Çünkü Ebru, Ali'ye evet dedi ve kitap öyle sonlandı bir bölüm daha olsaydı da en azından onların evli olduğunu ve bir de kızları olduğunu okusaydık dedim. 

Bu arada demezsem içimde kalır, Ali'nin oğlu Halil tam bir fırlama çıktı ya... onu okumak çok güzeldi ve tam anlamıyla Ali'nin kopyası bence. Çünkü yaramazlıkları falan tam bir küçük Ali gibi hissettirdi bana :D 

Neyse... çok uzattım ve daha fazla konuşursam spoiler olacak ben bu yüzden susuyorum. 

Ben severek okuyorum bu seriyi ve bu türü sevenlere de tavsiye ederim :) Bu kitaba da 5 üzerinden 4 veriyorum. 


Bir Türk Masalı Serisi



~~~*~~~
Ebru gözlerime bakıp, "Bir başkasın bu gece," dedi dudaklarım boynuna kaymış onda var olma heveslisi zevkimi yaşarken. "Hım özledim ondan," dedim. "Hep özle o zaman!" dedi kıkırdayarak. 
"Sen de beni hiç bırakma olur mu?" dedim gözlerine bakarak. 
Ebru şaşkınlıkla bana bakarken gözleri dolu doluydu. Aklından dudaklarına düşen aşk dolu cümlelerle, çıplak bedeniyle kollarımdaydı. 
Yüzümü avuçlarının arasına alıp, "Rüzgar ne zaman esmez olursa, akan sular bir gün durursa, Güneş doğmaz, ay çıkmazsa ve ben sensiz ne zaman nefes almaya başlarsam. İşte o zaman giderim Ali!" 
~~~*~~~




Kitabın adı     : Ebru
Yazarı            : Işılca
Seri Bilgisi       : Bir Türk Masalı #6
Yayınevi          : İndigo Kitap
Sayfa sayısı     : 528

Kitabın tanıtım yazısı: 

Bir kadının cesaretinde saklıdır aşk…

Amansız fırtınalar içinde umutsuzca savrulan, özlem içinde kavrulan sevgili!
Çok acı var daha paylaşamadığımız ve daha çok karanlık var birbirimizi aradığımız.
Aç kalbini, kapat gözlerini ve yüzleş benimle!
Beraber öleceğimiz daha çok an var...

Biz hep arkadaştık ölümle de bir türlü yüzleşememiştik...











Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın