14 Kasım 2017 Salı

0 J. A. Redmerski - Kuğu ve Çakal (Katiller Çetesi #3)


~~~*~~~
"Yaşamasına izin verdiğim kadın, kesinlikle benim ölümüm olacaktı."
~~~*~~~

Şimdiye kadar herkes Fredrik'in hikayesinin daha doğrusu onun intikam arzusunun ve böyle kana susamış olmasının altındaki nedenleri anlatan kitabı çok övmüşlerdi. hatta o kadar övmüşlerdi ki beklentim tavan yapmış beni şaşırt... bana hadi canım dedirt... Fredrik beni kitabı elimden bırakmama neden olacak kadar şoke et... dedim... 

Ve sonum ne mi oldu? 

Kitabın son 150 sayfası kala bıraktım... çünkü öyle bir gerçekle karşılaştım ki kelimelerin devam etmeyeceği, okumanın bir şey ifade edemeyeceği ve bir süreliğine sindirmem gereken bir detay verdi. 

Serinin 3. kitabı diğer iki kitabına göre çok daha iyiydi bence. hani onları zaten beğendiğimden 5 üzerinden 5 verdim ama bu kitaba 1500 verirdim. Neden mi? Çünkü yazar bu kitapta cidden çığır aşmış, müthiş bir şey yapmış.

~~~*~~~
"Geçmişim beni şekillendirmişti, beni ezik bir kalbi ve ölü bir ruhu olan bir canavara çevirmişti."
~~~*~~~

Genelde kitabın konusuna dair bir şeyler yazıyorum ama bunda yazamayacağım çünkü söyleyeceğim her şeyin kitabın içeriğinden ana noktaları sizlere söylemiş olmaktan korkuyorum. Dolayısıyla şunu söyleyebilirim sadece, ilk iki kitaptan tanıdığımız Fredik'in kana susamış psikopat işkenceci sorgu adamı bir tetikçi olmasının yanında bir tek kıramadığı kişi olan karısını 6 yıl aramasının sonunda ona ulaşabileceği bir nokta bulmasını ve sonrasını anlatıyor.

Cidden şaşırtıcı detaylar ve fazlasıyla beklenmedik bir son var kitapta. Özellikle şunu söyleyebilirim ki... o sonu beklemiyordum. Okuyan ne demek istediğimi anlayacaktır, o son evet belki olması gereken ve tamamen bu seriye yakışan bir sondu ama beklemiyordum. Sanırım umutsuz romans sever tarafımdan kaynaklanıyor. 

Kitapta ekibe yeni katılan birileri ve daha doğrusu Victor'un ekibinin büyüdüğünü görmek güzeldi. Bu daha fazla aksiyon ve cinayet, daha fazla gizem ve gerilim demek olduğu için memnunum. Büyütsünler işleri ;)

~~~*~~~
Kalbim kupkuru ve kapkaraydı. Ötesi yoktu. Fakat Cassia'ya karşı böyle değildi. Onun için çarpıyordu; ama bunu ne kadar sürdürebilirdi bilemiyorum.
~~~*~~~


~~~*~~~
"Vücuduma zarar ver! Direncimi kır, Fredik! Ama kalbimi sakın incitme!"
"Özür dilerim..."
~~~*~~~

CIA ve FBI'da girince işin içine işler daha da kızışacak sanırım çünkü kitabın sonunda öyle bir sürpriz yapıyor Victor ve bu ajanların da onların peşinde olduğunu söylüyor. Açıkçası bu durum beklentimi tavan yaptı. Direk enselerinde birileri daha var demek bu.

Resmen spoiler verdim, kusura bakmayın hakim olamadım kendime ve içimde de tutamam biliyorsunuz.

Ahh, bu arada bu videoyu/şarkıyı neden buraya koyduğumu merak eden olduysa diye demek istiyorum. Bu şarkı kitapta adı geçen bir şarkı ve Fredik için de özel bir yeri var gibi mi sanki ;) bilemedim... ama şu bir gerçek, ben şarkıyı sevdim cidden. 

Özellikle değinmek istediğim bir kısım var, kitapta Fredik'in duygularına, kana susamışlığına, dağınık aklına, işine ve karısına... karısına kaşrı hislerine... o kadar güzel bir şekilde kurgulanmış ve okura aktarılmış ki bayıldım. 

~~~*~~~
Kalbim şiddetle çarpıyordu. Bu kaçınılmaz yenilginin ilk işaretiydi ve ben kınadığım cinsten bir adam olmuştum. Uzun yıllar önce reddettiğim duyguların yoğunluğunda zayıf ve savunmasız adam...
~~~*~~~

İlk kitaptan beri aklımdaki psikopat işkenceci kana susamış Fredik'in içindeki insanı, sevdiği için savaşan adamı ve sonunda da kendini tamamen kapatıp içindeki canavarı serbest bırakışını okumak... bence paha biçilemezdi ve zirveydi. 

Ahh... bir de kitabın sonunda özel bölüm vardı... Fredik'in doğumunu konu alan bir bölüm... harbi den tam özel bölümdü! Yazar okuruna güzel bir sürpriz yapmış.

Kesinlikle şunu söyleyebilirim ki Kuğu ve Çakal serinin en iyi kitaplarından. Hatta ilk iki kitaptan daha çok sevdim. 

Seriyi sırayla okumak zorundasınız eğer gerçekten bir tat almak istiyorsanız ama bu kitap... muhteşemdi. Dehşet ötesi bir şeydi. Hep bana bunun çok daha güzel olduğunu söylüyorlardı ve kesinlikle yerden göğe kadar hakları varmış.

Ayrıca hala Sarai'yi sevmiyorum. Victor'a acıyorum onunla beraber diye. Niklas ve Fredrik kesinlikle favorilerim. Ama Fredrik... baş tacım!

~~~*~~~
Bir aşk, hem aydınlık hem de karanlıktır ve tıpkı Seraphina'nın sana yaptığı gibi birbirini bütünlemektir; ama aynı zamanda kişiye huzur da verir."
~~~*~~~

Seriyi inanılmaz derece beğeniyorum ve size de tavsiye ediyorum hemen başlayın... bir an önce hazır fuarın bitmesine sayılı günler kala indirimlerden yararlanıp alın seriyi.


Katiller Çetesi Serisi (In the Company of Killers)

Kitabın adı    : Kuğu ve Çakal
Orijinal adı   : The Swan and The Jackal
Yazarı           : J. A. Redmerski
Çevirmen      : Murat Karlıdağ
Seri bilgisi     : Katiller Çetesi #3
Yayınevi        : Ephesus Yayınları
Sayfa sayısı    : 400

Kitabın tanıtım yazısı: 

“Muazzam bir kitap daha”-The Book Enthusiast-

“Kesinlikle çok çarpıcı. Beklentilerimin çok ötesinde.”-Nikki Arivel Larazo-

“Başından sonuna kadar harikaydı. Bir sonraki kitabı dört gözle bekliyorum.”-Catherine Duffy 

Fredrik Gustavsson hiçbir zaman aşka inanmamış ve kimsenin karanlık hayatını kabul edebileceğini düşünmemiştir. Ta ki en az kendisi kadar tekinsiz Seraphina’yla karşılaşana dek... Fredrik ve Seraphina beraber dopdolu iki sene geçirmiş ve aşkın en karanlık halini tatmıştır. Fakat bir gün Seraphina Fredrik’i geride bırakıp kayıplara karışır.

Gelgelelim Fredrik Seraphina’yı bulmaya kararlıdır.  Fredrik’in elindeki tek koz ise Cassia adında, hafıza kaybı yaşayan masum bir kızdan başkası değildir. Fredrik’in Cassia’nın yaşananları hatırlaması için çabalamaktan başka şansı yoktur. Ve bu esnada hiç umulmadık olaylar yaşanır ve Fredrik kendini türlü açmazın içinde bulur.

Katiller Çetesi’nde macera Sarai ve Izabel’in ardından devam ediyor, gerilim iyiden iyiye tırmanıyor. Kuğu ve Çakal J.A. Redmerski’nin dünya çapında büyük yankı uyandıran serisinin üçüncü kitabı.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın