Aşk romanlarını okumaktan keyif alan okurlarımız muhakkak ki Fatih Murat Arsal ismini işitmiştir. Pek çoğunuzun da okumuş olmanız muhtemel. Fatih bey ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Fatih beye teşekkür ediyoruz. Kendisine küçük bir not: Endişelenmeyin, alıntınız kesinlikle aramızda kalacak :)
İlle Kitap: Her zamanki gibi öncelikle okurlarımıza kendinizi tanıtmanızı rica edeceğiz.
Fatih Murat Arsal: İnsanın kendini tanıtması zor… Hemen akla iyi özellikler geliyor. Ben de bu sefer kötülerden başlayayım dedim. İnatçıyımdır, bir şeyi yapıncaya kadar uğraşırım. Zaman zaman suratsızımdır. Belki de çoğu zaman. Ama yüzüm asla dostlarıma ekşimez. Kilolu olduğum söylenebilir. İyi şeyler ve değişik şeyler yemeyi severim. Yüzümde uzun bir yara vardır. Maalesef ev kuşuyumdur. Ailesiyle benim kadar çok gezen ama evde olmayı daha çok seven çok az insan vardır. Oğlum da ben gibidir. Sinema izlemeyi severim. Kitap okumaya pek vakit bulamam. O yüzden romanlarımı taklit sananlara sadece rastlantı olduğunu söyleyebilirim. Fakat gençliğimde haftada altı kitabı garanti okuduğumu söylemem yalan olmaz. Kütüphaneden ödünç kitap olarak üç ablam alırdı üç de ben. Kırk yaş üstüyüm. Ama genç insanlara ders anlatanlar kendilerini genç hissederler. Ben de bir öğretmen olarak ve hatta kendi bölümümdeki en yaşlı hoca olarak kendimi onlar gibi genç hissederim. Kötü bir özelliğim de sevdiğim insanları kırmaktan nefret etmemdir. Oysa çok kişi hatanızı yüzünüze vurmaktan mutluluk duyar. Bundan zevk alır. Ben ise son ana kadar sabrederim ve bu beni bazen çok yıpratır. Ama diğer yandan dostum olamayacak birkaç kişilik bir gruba dalacak kadar da öfkeliyimdir. Dayak yemediğim sürece keyifli oluyor.
İ.K.: Samimiyetinize inanarak özellikle merak ettiğim bir soruyu sormak istiyorum. Birçok romanda erkek karakterlerde gri göz rengini okuyoruz. Bu rengin neden bu denli tercih edildiğini merak ediyorum, biraz daha az rastlanır oluşu ya da karaktere bir sertlik kazandırdığı için mi?






