Kitabın Adı : Ömür Boyu Sürecek
Orijinal Adı : One Night With A Prince
Yazar : Sabrina Jeffries
Çevirmen : Nur Çakmakkaya
Seri Bilgisi : Royal Brotherhood #3
Yayınevi : Epsilon
Sayfa Sayısı : 376
Türü : Historical Romans, Aşk Romanı, Romans
Puanım : 5 üzerinden 4,5
Kitabın yorumu için tıklayınız!
"Christabel mi?" dedi Iversley.
Onlara plan açıklamalıydı. Ne de olsa kısa bir süre içinde duyacaklardı. "Stokely onu ancak benim metresim olursa davet edecektir. Bu yüzden metresim olacak."
Draker doğruldu. "Umarım o zavallı kadını buna zorlamamışsındır."
"Sahte metresim olacağını belirtmiş miydim? Seninle Regina'nın yaptığı sahte kur yapma dalaveresini yapacağız."
"Sahte kur yapma oyunu olarak başlamış olabilir ama sonu öyle olmadı," diye karşılık verdi Draker.
Gavin'in dudakları gülümsemeyle kıvrıldı. "Kesinlikle."
"Leydi Haversham'ı beğenmediğini sanıyordum," dedi Draker.
Gavin, Christabel ona dayandığı zaman hissettiği yumuşak kıvrımlı vücudunu ve ona dokunduğunda hızlanan nefesini hatırladı. Bu inatçı kadını kendine bağlarken çok eğlenecekti. "Giderek daha çekici oluyor."
Aşırı ahlaklı Draker sinirlenirken, Iversly kahkahaya boğuldu.
"Bu kadar komik olan ne?" diye sordu Gavin.
"Draker'ın Regina'yla olan numarası evliliğe dönüştü," dedi Iversly sinsice. "Unuttun mu?"
***
"Lütfen Leydi Haversham'a yaramaz hikayelerimi anlatmayın. Arabamdaki kurşun deliklerini tamir ettirmekten nefret ediyorum." Sonra Christabel'e göz kırparak odadan ayrıldı.
Merdivendeki ayak seslerinin azaldığını duyan Leydi Draker, bir leydiye yakışmayacak şekilde küfürler mırıldanmaya başlamıştı. "Bu adam çok da matah biri sayılmaz. Onu tekrar vurursan seni suçlamayız," dedi Christabel'e.
"Vuramam," dedi Christabel kederli bir şekilde el çantasını düzeltirken. "Kurşunlarımı evde unuttum."
Leydi Draker ona boş gözlerle bakıyordu. "Yanında silah mı getirdin?"
"Tabii ki, Londra artık çok güvenli bir yer sayılmaz."
Leydi Draker kahkahaya boğuldu. "Ah, Tanrım, sen tam ona göre bir kadınsın."
Gavin kaşlarını havaya kaldırdı. "Sinirlisin."
"Tabi ki sinirliyim, sürekli kaybediyorum."
"Kaybetmenin seni sinirlendirmesine izin vermemelisin."
"Neden?" siye sordu kavgacı bir tutumla.
"Çünkü sinir, karar verme mekanizmasını bozar ve bozulmuş bir karar verme düzeni, insanı kötü onamasına sebep olur.
***
"Diğer kadınların gibi değilim, biliyorsun," diye fısıldadı. "Bir gece yatağını paylaşıp sonraki gecelerde başka kadınlara gittiğin gibi, neşe içinde sıradakini bekleyemem." Göğüslerini kapatmak için kombinezonunu yukarı çekti. "Ve senin doğanda bir kadına sadık olmak yok, öyle değil mi?"
Gavin bir süre hiçbir şey demeden sadece Christabel'in gözlerinin içine baktı. Ve nihayetinde cevap vermeyi başardı. "Yani, evlilik istiyorsun." Kelimeleri isteksizce tükürür gibi söylemişti.
Genç kadın, hayır demek için kafasını iki yana salladı. "Geleceğimi asla tekrar bir adamın eline vermeyeceğim."
***
"Buna ikimiz de inanıyoruz. Her insanın bir ruhu vardır."
Yüzündeki mutlu ifade yok oldu. "Eğer varsa, felakete yol açmak için vardır. Çünkü zeki bir adam, becerebileceği en erken zamanda ruhuyla yollarını ayırır."
***
Bryne içeri girerken, Rosa işini bitirdi. "Hazır mısın?" diye sordu.
Christabel ayağa kalkınca onu gören Bryne'ın nefesi kesildi. Bakışları yavaşça üzerinde dolaştı ve sonra dekoltesine kilitlendi. "Kahretsin. Bayan Watts'a bu elbiseyi yapmasını asla söylememeliydim."
Bryne'ın tepkisiyle hayal kırıklığına uğrayan Christabel çenesini havaya kaldırdı. "Neden?"
"Çünkü bunun içinde inanılmaz bir şekilde güzel görünüyorsun."
***
"Yattığı kadını umursamayan biri olarak, gittikçe kıskanç olmaya başladığını görüyorum," dedi sessizce. "Kendini duyuyor musun?"
Bu Bryne'ı biraz olsun kendine getirdi. "Saçmalama." Yükselen sıkıntısıyla tekrar parmaklarını saçlarının arasından geçirdi. "Ben hayatımda hiçbir kadını kıskanmadım."
"Benim hatam," dedi Christabel. "Ve şimdi anlaştık, ben odama dönüyorum."
Daha Chritabel kapıyı açmadan Bryne hızla kapadı. "Hiçbir yere gitmiyorsun. Gözümün önünde olacağın yerde, yani burada kalacaksın."
"Neden? Kalmam için bana iyi bir sebep söyle."
"Çünkü burada olmanı istiyorum."
***
Christabel'in başı işte şimdi beladaydı. Yüzündeki cehennem ateşini ve havadaki kükürt kokusunu hissedebiliyordu ama bu koku ona taze gül kokusu gibi geliyordu. Tanrı yardımcısı olsun, Bryne'ın onu nereye götürdüğü umurumda bile olmamıştı. Bu cehennem ateşinin onu harcaması ve bu şeytan adamın ruhunu ondan ayırması önemli değildi. Çünkü Bryne'la birlikte gittiği her cehennem, onsuz bir cennetten daha iyiydi.
***
Bryne'ın başı beladaydı. Çünkü gerçek şuydu. Christabel'in suratında da aynı şeyleri görmek için küçük düşürtücü her kelimeyi tekrar söyleyebilirdi. Her sabah o yüzle uyanmak nasıl olurdu kim bilir. Hayatının istisnasız her sabahında bu gülümseyişi görmek.
***
"Dünya erkekler içindir. Bir kadın ancak evlenerek yükselebilir ve ben Kingsley ile aniden evlenerek aldığı unvanı ona asla veremezdim. Leydi Kingsley, İrlandalı asilzadenin karısı olmak yerine Bayan Byrne olurdu, İrlandalı bir p*çin karısı."
"Sorun bu olmamalı," diye ısrar etti Christabel. "Siz birbirinizi sevdiniz ve bir kadın her zaman, aşkı diğer nedenlerin üstünde tutmalıdır."
***
Christabel'de, kendini kalbi ve ruhu için sarhoşça tehlikeye atacak bir yatkınlık vardı. Bryne, bütün bu hayatı boyunca hareketlerini kontrol altında tutmuş bir adam olarak, bunu son derece diriltici buluyordu.
***
"Metreslerinin neler hissettikleriyle ilgilenmediğini söylemiştin."
"Evet, ilgilenmem," dedi aceleyle. "Ama senin lanet olası duygularınla ilgileniyorum." Ah, bu kadın onu gerçekten de saçmalayan, aşık bir aptala çeviriyordu. Ve bir an için, Byrne bunu umursamadı bile.
***
"Neden, Bryne?" diye fısıldadı, "Neden... benim duygularımı... önemsiyorsun?"
Konuşmak için göğüslerini öpmeyi bıraktı. "Çünkü... sen... beni... iyi biri olmaya itiyorsun."
Christabel onu başından tutup tekrar göğüslerine yaklaştırdı. "Bu çok tuhaf. Sen de beni... kötü istekleri olan... birine dönüştürüyorsun."
***
O, Christabel'in sevdiği adamdı, evet, ama onun için bundan daha fazlasını ifade ediyordu, ondan daha fazlasını istiyordu. Daha fazlasını alamamaktan korktuğundan da fazlasını.
"Ben bunu da cevaplayamam..." Sesinin titremesini engelleyemedi.
"Onu seviyor musun?" diye sordu Bayan Bryne daha yumuşak bir sesle.
Christabel'in boğazına kurumuş ve düğümlenmişti. "Seviyorsan, aptal olmalıyım. Çünkü o beni asla sevmeyecek."
***
"Onun tek istediği senin mutlu bir yaşamının olması." Christabel sesini bir fısıltıya dönüştürdü. "Bu aynı zamanda benimde istediğim bir şey."
Bakışlarını Christabel'e çevirdi, kızgın ve ateşliydiler. "Bu istediğini garip bir şekilde gösteriyorsun. Yatağımı paylaşmıyorsun, evlilik teklifimi kabul etmiyorsun..."
Christabel somurttu. "Sanki gerçekten teklif etmişsin gibi..."
"Tabi ki gerçekten istedim," diye karşı çıktı. "Hala da istiyorum."
Bakışlarını Gavin'dan çekti. "Tekrar düşünme fırsatın olunca, fikrini değiştirmişsindir diye düşünmüştüm."
"Hayır, değiştirmedim." Kolunu ona sardı ve genç kadını kendine çekti. Sonra boğuk bir sesle ekledi. "Saygın bir ilişkimizin olmasını engelleyen tek kişi sensin, evliliğimize şartlar koşan sensin. Ben seninle evlenmek istiyorum, hem de ne olursa olsun."
Christabel ona uzun uzun baktı, adeta aşk ve korku arasında ikiye bölünmüştü. "O zaman geleceğin ve intikamın arasında bir seçim yapmalısın."
***
Bu aşkın ağırlığı uzun zamandır solgun olan ruhuna yağmur gibi yağıyordu, onu yeniliyor ve onarıyordu, bu aşktan onur duymaktan başka yapabileceği bir şey olmadığını fark etmişti.


Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın