28 Ocak 2020 Salı

0 ALINTI // M. A. Lemariz - Maske

M. A. Lemariz'in Hissiz serisinin ikinci kitabını da bitirince ve yine bir sürü alıntıya post-it yapıştırınca size alıntılar postu yazayım dedim. 

Bu arada yazarımızın kendisi ile röportaj yaptık henüz okumadıysanız linki aşağıya bırakacağım. Seri bilgisinin hemen altına yazacağım, oraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Biz çok keyif aldık o röportajdan. :) Umarım okuyunca siz de çok keyif alabilirsiniz :) 

Bu ara da bu kitabımızın karakterleri Adrian ile Jasmine'di. Size seriyi sırayla okumanızı tavsiye ederim, farklı karakterlerde olsa fazlasıyla iç içeler :) 

Hissiz Serisi 


M. A. Lemariz ile röportajımızın linki : TIK 





"Ben korkuyorum... İlk defa, sen kabul etsen de etmesen de sahip olduğum aileyi kaybetmekten korkuyorum! Babasının kim olduğu umurumda değil!" Adrian ellerini saçlarından geçirirken kuruyan dudaklarını yaladı ve sol ayağını sağ dizinin altına toplayarak Jasmine'e doğru döndü. "Adriano benim oğlum, babası benim ve bunu elimden almak isteyen kim olursa olsun... sen bile olsan engellerim!" Öfke ve hırs Adrian'ın bakışlarından geçerken geriye bıraktığı boşluğu özleme bıraktı. "Ben... ben bu aileyi istiyorum Jasmine. İstiyorum ve... kaybetmeyeceğim." Başını iki yana salladı. Hem kararsız hem kararlıydı. "Bu defa değil," diye fısıldadı. 



***************


Aşk kalbi acıtmazdı. Aşk, neşeyle bahara uyanan çiçekler gibi insanın kalbinde kelebekler uçuşturdu. Kalbin acıyorsa o aşk eksik olurdu tıpkı Jasmine'in aşkı gibi. Bu yüzden içindeki hisse asla salt tutku diyemezdi ama tamamlanamayan bir aşkın ıstırabıydı. 



***************


İnsanlara mesafeli olur ve yakınına sokmazsan canının da acımayacağı, öğrendiği birkaç altın kuraldan biriydi. Oysa yaşam, hayatına almadıklarıyla da canını acıtabiliyordu. Tıpkı Marcus gibi. 


***************


"Sana bir şey diyeyim mi kızım? Adrian'ı tanıdığım kadarıyla, o çilekeş bir yol. O yolu azizlerin sahip olduğu gibi azimle yürümezsen kaybedersin." Mia, Jasmine'in gözlerinin içine bakıp sözlerine devam etti. "Onun pek çok şeyine sahip oldum. Her şeyi hazmetmesi biraz zaman aldı, onu anlayabiliyorum. Hepsinden önemlisi, onun için her şey üç yıl önce birden değişti. Bir sabah bu evin içinde o tanıdığım çocuk gitmiş, başka yetişkin bir adam gelmişti. Her nasılsa, kalbi kırılmıştı. Başkası olsa dağıldığını düşünürdü fakat o bunun altından hayatını düzene koyarak çıktı. Hiç belli etmese de sevgiye muhtaç ve inan bana sen ona verdiğini misliyle geri alacaksın. Sadece ona güven ve sabret."



***************



"Nereye Jasmine? Sana bu evden ayrılamayacağını söylemiştim! Ne o? Oğlunu da mı terk edeceksin?"

"Asla!"

"Peki ya, o zaman..."

"Hiçbir yere gitmiyorrum! Anlıyor musun? Oğlumu asla terk etmem!"

"Peki ya beni?"



***************



"Herkesin bilmesini istiyorum!" Adrian bir an durup genç kadının artık mutlulukla parıldayan gözlerine baktı. "Çünkü Adriano benim oğlum ve benim çok yaramaz bir karım var." Genç kadını belinden tutup kendine çekerken ekledi "ve o beni seçti." Jasmine kızgın gözükmeye çalışsa da gülümsemekten kendini alamıyordu. "Ayrıca, ben o kadını taparcasına, aldığım son nefesmişçesine seviyorum. O benim kurtuluşum ve mahvoluşum. O ruhumu ellerinde tutan asi prenses ve o benim ailem!"








Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın