30 Mart 2025 Pazar

0 ALINTILAR // JJewel E. Ann - Kader (Transcend #3)


 

Kitabın yorumu için tıklayınız!







Karımı özlüyordum. O boşluk on yıl önce olduğu gibi bugün de boş geliyordu. Hayatımı yas tutarak geçirmek istemiyordum ama onun kalbimdeki yerini de doldurmak istemiyordum. O yeri ona ben vermiştim. Her zaman onun olacaktı. 

***

Ölüm, yaşayanlardan yaklaşık sonsuzluk boyunca küçük bir mutluluk parçası çalmalıydı. Bu, o kişinin hayatının birilerine bir anlamı kattığını gösteriyordu.


***

"Eğer Gracelyn'in kız arkadaşın olmasını istiyorsan, benim için sorun yok."
Ona ters ters bakarak hareketlerime birkaç saniye ara verdim. "Geçici olarak burada olduğumuzun farkındasın, değil mi? İki ay daha. Sonra eve döneceğiz. Gracelyn ve Gabe burada yaşıyor. Biz gittiğimizde burada kalacaklar."
"Babaaa..." Gözlerini devirdi. "Sadece iki aylığına olabilirdi. Sonra birbirinize mektup yazarsınız. Belki birbirinizi ziyaret edersiniz. Uzaklık kalbin daha da büyümesini sağlar."


***
"Birinin çekip gitmesine izin vermek zor gelir..." İç çekti. "Gitmelerine izin vermemişsin gibi hissettiğinde. Sanki onlara tutunmuşsun ve onlar seni bırakmadan ortadan kaybolmuşlar gibi. Ve onlar... onlar senin bir parçanı da yanlarında götürürler. Diğer herkes sadece farklı bir yapbozun parçasıdır."
Sözleri birkaç saniye boyunca kafamda oynadı. "Sanırım, ama benim için on yıl oldu. Bir yapbozun parçasını arıyormuşum gibi hissetmiyorum."
"Beni öptüğünde karını düşünmediğini dürüstçe söyleyebilir misin?"


***

"Gracelyn, tahmin oyunlarında iyi değilimdir. Sadece söyle. Ne yaptığımı bilmiyorum."
"Dinle, bunun zaten bir sonu yok. İki ay sonra gideceksin ve benim erkeklerle ilişkim bitti. Öpücük güzeldi -belki güzelden de öte - ve dövmelerimi görmek için girdiğimiz flört ve aptalca bahis de eğlenceliydi ama artık gerçekleri görmenin zamanı geldi."
"Tamam. Neymiş o gerçeklik?"
"Ben senin karın değilim."
Başım geriye savruldu. "Sen neden bahsediyorsun? Jenna'nın bununla ne ilgisi var?"
"Bana duyduğun çekim, ikiniz ilk tanıştığınızda saçımın sana onu hatırlatmasıyla başladı. Gözlerime yad a başka bir yerime bakmadan önce hep saçlarıma bakıyordun ama az önce yüzüme ve elbiseme baktın, sonra bir saniyeden kısa bir süre saçlarıma baktın. Ve yüzündeki hayal kırıklığı çok açıktı.  Ben artık o değilim. Ki..." ellerini turuncu saçlarında gezdirdi, "rengi değiştirmemin nedeni de bu. Hayatımda yeterince hayaletle uğraştım. İhtiyacım olan son şey ölü karının hayaleti olmak."


***

"Sen farkına bile varmadan gitmiş olacağım. Hiçbir şey kalıcı değildir."
"Anılar kalıcıdır."
Nate dikkatini tekrar bana çevirdi, başını onaylayarak salladı birkaç kez ama bu sırada kaşlarında bir miktar gerginlik vardı. "Doğru. Anılar kalıcıdır."
"Birkaç anı biriktirdik..." Göğsümü yarıp kalbimi bir aptal gibi ona uzatmadan nasıl samimi olabilirdim? "Bazı eğlenceli anılar biriktirdik. Beklenmedik anılar."

***

"Kalpler çarpmak ve bizi hayatta tutmak içindir. Aynı zamanda sevmek için de vardır, bir kenarda beklemek ya da senin durumunda oyun dışı kalmak için değil. Doğru zaman geldiğinde oyuna geri dön ve kalbinin yeniden aşık olmasına izin ver."


***

"Hayat göz açıp kapayıncaya kadar geçer ama ölüm sonsuza kadar yaşar. Bu, o andan beri her ilişkime bulaştı."

***

"San Diego'ya bu kadının her bir yarama dikiş atması, her bir yara izimi öpmesi ve kalbime sonsuz bir sevme kapasitesi olduğunu hatırlatması için geldiğimizi bilmiyordum.

***

"Gerçek erkek arkadaş nedir?"
Aynaya dönüp onun eğik kafasına ve meraklı ifadesine bakındım. "Senin onu aynı şekilde sevdiğinden emin olmasa bile, seni mantığın ötesinde seven bir erkek arkadaş."

***

"On," dedi. "Altı ay önce bana on kelime ve bir G harfi içeren bir not göndermiştin." Çenesini yukarı kaldırdı ve yavaşça nefes alırken gözlerini tavana dikti. "Sana doksan yedi bin dört yüz seksen iki kelime göndermiştim. Ve sen on kelime ile cevap verdin. Ve sonra... Hiçbir şey. Son mektubumu okudun mu?"
Başımı iki yana salladım.
"Neden?" diye sordu, sesinin tonunu yükselterek.
Açık tutmak için arkamı kapıya yaslayarak "Vazgeçtim," diye fısıldadım. Yorgun gözlerimi çirkin, çok renkli ve girdap desenli halıya dikmiştim.
"Vazgeçtin."
"Neden?" Sesim gürledi ve başım çok döndüğü için irkildim. Bakışlarımı onunkilere sabitlemeye zorladım. "Neden?" Daha yumuşak, yenilmiş bir tonda sordum bu kez. "Sekiz yıl?" Sesim çatladı. "Ne yapmamı istiyorsun? Sekiz yıl boyunca sana mektup yazmamı mı? Seni bir daha görüp göremeyeceğimi bilmemenin ne kadar harika olduğunu söylemek için aramamı m? Gözyaşlarımın fotoğraflarını sana mesaj atmamı mı? Seni görebilmek umuduyla Morgan'ı sosyal medyada takip etmemi mi? FaceTime'da Morgan ve Gabe'i her dinlediğimde kalbim boğazımda atıyor çünkü sesini duymak sadece..." Tişörtümün yakasını yukarı çekip gözlerimi sildim. "Acıtıyor." Tişörtümü bırakıp ağrıyan şakaklarımı ovdum. Başımı ondan yana çevirip titreyen dudaklarımı birbirine bastırdım, duygularım görüşümü bulanıklaştırıyordu. "Seni özlemek çok acı veriyor."

***

Birini derinden, delicesine, ruhunun derinliklerine kadar sevmek böyle bir şeydi. Öyle ki bırakmak kalbini göğsünden koparıp çıkarıyordu. 








 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın