16 Ağustos 2013 Cuma

2 Sere Prince Halverson - Mutluluğun Öteki Yüzü


Arkadya Yayınları'nın yeni incisi Mutluluğun Öteki Yüzü. Kitabın kapağının sevimliliği, insanın içini kıpır kıpır eden renk tonları ve üzerindeki aile fotoğrafları ile göz alıcı olduğunu söylemeliyim. Bence oldukça albenisi olan bir kapak. Ahh bir de Arkadya'nın kendilerne özgü olan püsküllü ayraçları... Ne sevimliler ama :))

Her yorumumda yaptığım gibi önce yazarın dilinden bahsedeceğim ve sonrasında kitabın yorumuna geçeceğim. 

Yazarın dili oldukça akıcı ve sade. Hafif bir anlatımı, yerinde olan benzetmeleri ve duyguları okura hissettirecek şekilde kaleme dökmesi kitabın içine dalıp yaşıyormuş gibi hissetmenize neden oluyor. Dolayısıyla bir okur olarak kitabı okumaktan hem zevk aldım hem de kolayca akıp gitmesi hoşuma gitti.

Kitabın konusunu kısaca anlatmak gerekirse ikinci evliliğini yapan Ella'nın kocasını kaybetmesi ve üvey çocukları ve kocası ile rüya gibi mutluluğunun sönmesi ve farklı boyutlara geçmesini anlatıyor. Üvey çocuklarını Zack ve Annie'nin annesine karşı verdiği velayet savaşı ve bunun yanında geçimini sağlamak için kocasından kalan dükkanı işletme, kurtarma çabası veriyor. Yani tam bir mutluluk için savaş...

Kitapta sevmediğim noktalar var mı diye düşünüyorum da... hmm... yok sanırım ama bazı yerlerdeki detaylardan sıkıldığımı itiraf ediyorum. Belki benden kaynaklı bir durumdur bilemiyorum... Ancak bu küçük sıkılmaları bir kenara attığımda kitabı büyük bir keyifle ve zevkle okudum. 

Kitabın başı çok dokunaklıydı ama ilerledikçe daha da dokunaklı yerlerin olduğunu keşfettim. Hatta bir yerde gözlerim de doldu ve ağlamamak için gözlerimi kırpıştırmak zorunda kaldım. 

Ella ile John'un başlama safhalarına dair geçmişe dönüş satırları beni gülümsetti ve Zack ve Annie ise... onları alıp içime sokasım geldi. 

John'un ölümü, Ella'nın çocuklara bunu söyleme kısmı çok acıklıydı, özellikle de Zack'in bunu anlaması... küçük bir çocuğa, henüz bebek denecek bir çocuğa bu nasıl anlatılır ki? 

Paige... Pagie'in ortaya çıkması... tamam itiraf ediyorum ne olursa olun ne kadar hasta olursa olsun benim için bir annenin çocuklarını bırakıp gitmesinin hiçbir affedilir tarafı yok!  
Sizler ne düşünürsünüz bilmem ama ben tek bir şeye inanır onu savunurum. "Doğuran değil büyüten asıl annedir!"

Paige üç yıl önce bırakıp gittiğinde annelik hakkını kaybetmiş oldu benim için. Geri dönmesi ve bahaneler sunması faso fisoydu bama göre. 
Hele bir de velayeti alıp da Ella'ya göstermeme, konuşturmama çabaları beni sinirden kudurttu. Sen kimsin ya? 3 yıl önce anne değildin de şimdi mi anne olduğun aklına geldi! Tamam hasta olabilirsin, mektup göndermiş olabilirsin ama... bunlar benim için bahane değil.

İşte görüyorsunuz ne kadar kızdım Paige...Kitapta kötü bir karakter değildi, kendince (!) hakları olduğunu düşünen bir anneydi belki ama benim için okuduğum bütün kitapların hepsindeki kötü karakterlerden daha kötüydü! Çok kızdım Paige'in tavırlarına sanırım bunu da zaten yeterince belli ettim :)) Ama ne yapayım tutamadım kendimi. :)

Çok uzattım. Bir şey daha söyleyip beğendiğim birkaç alıntıyı paylaşıp yorumumu bitireceğim. :)

Ella, Pagie ile kitabın sonunda uzlaşma yoluna gitti. Evet oldukça asil ve duygusal bir tutumdu bu ama ben olsam ne inkar edeyim Paige'in evindeki kazayı, Zack'in boğulma tehlikesi atlatmasını onun aleyhine kullanır ve velayeti alırdım! Ve zırnık pişmanlık duymazdım :)

Tamam susuyorum ve alıntıları paylaşıyorum. 

"Anneciğim? Sen ölmeyeceksin değil mi?"

Annie'nin babasının ölümünden sonra Ella'ya söylediği bu sözler o kadar dokunaklı ve kitaba kaptırmış giderken o kadartüyler ürpertici geliyor ki... Bir çocuk için ölümün, terk edilmişliğin ne kadar zor olduğunu okuyoruz.

"Günaydın cennetim." 
"Günaydın anneciğim." 
"Arayan büyükannen miydi?" 
"Hayır." 
"Lucy?" 
Başını olumsuz anlamda iki yana salladı. 
"Bu bir tahmin oyunu mu?" 
Başını yine iki yana salladı. 
"O zaman dökül bakalım. David Amca mı?" 
"Hayır, şapşal." Uzandı ve tepemdeki saçları tıpkı bir yetişkinmişçesine kabarttı. 
"Annemdi."

İşte burada Annie'nin "annemdi" demesi yok mu? Ella için zor bir durumdu. Heleki o aitlik ekini kullanması yok mu? 3 yıl boyunca öz anneleri gibi ol ama biyolojik anneleri gelsin "annem" olsun... Cidden Ella'nın yerinde olsam kalbim toparlanamayacak kadar kırılırdı.

İtiraf ediyorum...Yargıcın Zack ve Annie'nin velayetlerini Paige vermesi ve Ella'nın çocuklardan ayrılmasının yazıldığı sayfalarda gözlerim doldu... ağlayacaktım neredeyse... hele ki Zack'in arabada bağırması...

"Ben... ANNECİĞİMİ...istiyorum." 

bu sözlere rağmen Paige'in arabayı sürüp gitmesi... işte bu bile ondan nefret etmem için neden ya! 

Kendimi tutamayıp çok konuştum yine. Tamam son cümlemi de yazıp bitiriyorum yorumumu... 

Kitap, bir kadının hata savaşını ve üvey çocuklarına karşı olan hislerini, bağlılığını, sevgisini konu alıyor... zaman zamna gülümsetiyor ama zaman zaman da hüzünlendiriyor... Çok beğendim ve tavsiye ederim! Okuyun ve bence okutun da.

Kitabın tanıtım yazısını aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

Gerçek mutluluk nedir, nerededir? Peki, onu bulmak için ne kadar ileri gidebilirsiniz? 
Ella Beene için mutluluk eşi Joe ve Joe’nun önceki evliliğinden olan iki küçük çocuğuyla kurduğu mutlu yuva demektir. Ancak bir yaz sabahı Joe’yu onlardan sonsuza dek koparan acımasız dalga, sadece onu değil sırlarını da beraberinde götürür. Üç yıl boyunca çocuklara kendi öz evlatlarıymışçasına bağlanan Ella’nın hayatı, cenaze töreninde çocukların biyolojik anneleri Paige’in ortaya çıkmasıyla da tamamen altüst olur. 
Joe’yla evlilikleri boyunca Paige’in Joe’yu ve çocukları terk edip gittiğini ve ortadan kaybolduğunu sanan Ella’nın kalbinde tarifsiz bir acı, elindeyse çözülmesi gereken yepyeni bir bulmaca vardır artık. Bir yandan canından çok sevdiği çocukları için Paige ile velayet savaşı verirken, diğer yandan Joe’nun ona miras bıraktığı diğer şeyin, yani hiç açılmamış mektupların içinde pusuda bekleyen sırların ardındaki gerçeği öğrenmek zorundadır. Ella, kalp ağrıları ve gözyaşlarıyla dolu bu yolculukta her şeye rağmen umut etmeyi bir kez daha hatırlayacaktır. 
Seré Prince Halverson’ın duygu yüklü kaleminden dökülen Mutluluğun Öteki Yüzü, herkesi derinden etkileyecek, yüreklerinize kazınacak türden bir roman.

“Halverson’ın güçlü ve gerçekçi bir hikâyeyle süslediği bu harika roman sizi alıp götürecek. Sayfaların nasıl akıp gittiğini anlamayacaksınız bile.” - Library Journal 


Kitabın kapağının üzerindeki resim kareleri çok hoşuma gitti ve 
resmini çekip sizinle paylaşmak istedim :)

2 yorum :

  1. Paige çok kötüydü ama ben Ella'ya da gıcık oldum. Mektup meselesi ve bazı yerlerde çok pasif ve ezik kaldı bana göre. İkisini de sırayla boğasım geldi :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha vallaha ben Paige odaklanınca Ella'yı gözden kaçırdım, onun ezik büzük tavırlarını görmezden gelip Paige saldırdım :D

      Sil

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın