16 Ocak 2022 Pazar

0 Paula Quinn - Bir Arzunun Güncesi (Children of the Mist #2)


~~~*~~~
"Bir adamın hayatında verdiği kararların kaderini etkilediği birçok an vardır."
~~~*~~~


 Bu ayın #illekitaplahistoricalokuyoruz etkinliği için kitabım Paula Quinn'in son çıkan kitabı Bir Arzunun Güncesi oldu. 

Öncelikle kitap Children of the Mist Serisinin ikinci kitabı. İlk kitabının adı Aşk ve Cesaret'in yorumunu blogda bulabilirsiniz. Linki yönlendirmesini yorumun sonunda seri sıralaması verirken yazdım oradan tıklayarak ulaşabilirsiniz. 

Yazarın kalemi nasıl bilemiyorum ama çeviri çok da güzel değildi... edisyon da öyle... anlamsız cümleler çok vardı ve anlamak için birkaç kere okuduğum satırlar çok oldu bu yüzden yazarın kalemi öyle ya da böyle diye bir yorum yapamıyorum ne yazık ki... 

Kurguya dair yorum yapacağım bu yüzden... Kurgu güzeldi, en başından sonuna kadar güzeldi, merak uyandırıcı ve romantik, aşk doluydu. Alışılagelmişin dışında olması da bence diğerlerinden bir tık daha iyi olmasını sağlamıştı. Olayların gelişmesi, karakterlerin buna göre hareket etmesi, sonuçlanması, birbirlerine tavırları, iletişimleri çok güzel kurgulanmıştı. 

Aile ilişkilerine verilen önem, arkadaşlık ilişkileri, aşk, tutku, koruma iç güdüsü ve kaybedilenlerin ardında yaşanılanlar çok iyi anlatılmıştı. Bu yüzden de ilk kitaptan daha çok sevdiğimi itiraf etmeliyim. 


~~~*~~~
"Sen bir alevsin Isobel," dedi, bakışlarını kıza çekerek. "Alev, bir avuç közden çok daha çekicidir."
~~~*~~~


Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; 10 yıl önce Fergusson ve MacGregor aileleri arasında yaşanan olaydan sonra iki aile düşman haline gelmiştir. Ancak kralın taç giyme töreni için saraya davet edildiklerinde Isobel Fergusson ile Tristan MacGregor karşılaşırlar. Başta birbirlerini tanımadan arkadaşlık kurduklarından sonra kimlikleri ortaya çıktığında iki düşman ailenin çocukları olmaları olayları daha da karmaşık hale getirir. Özellikle de ölen birinin babası birinin de babası gibi sevdiği dayısı olduğundan dolayı olaylar daha da karışık hale getirir. Çünkü Tristan, Isobel'e takılmıştır, onu unutamaz ve onun güvenini kazanmak ve iki aile arasındaki düşmanlığı bitirmek için çabalamaktadır. Hesaba katmadığı şey ise, bütün bu çabaların arasında kalbinin Isobel'e doğru uçtuğuydu. Tıpkı Isobel'in kardeşlerini korumak ve onların hayatta kalmalarını çabalamaya alışmışken Tristan'ın varlığı hem kalbini hem de kardeşleri için tehlike oluşturmaktadır. Bütün bu düşmanlığın ortasında Tristan ve Isobel'in aşkı bütün bu olumsuzlukları yenebilecek mi bunu okuyoruz. 

Kitapta 10 yıl öncesine değinerek başlaması, bir bölüm onu okuduktan sonra geleceğe gitmesi ve kurgunun ilerlemesi çok güzeldi Çünkü düşmanlığın sebebini bilerek başlıyoruz okumaya. 

Isobel'in karakteri, ailesi, kardeşleri için yaptıkları, henüz kendisi bile küçükken bütün kardeşlerine ağabeyi Patrick ile sahip çıkma çabası ve diğer erkek kardeşlerini büyütme çabası çok güzeldi. Güçlü bir kadın karakterdi ve ben kitaplarda böyle güçlü kadın karakterleri okumayı severim. Ailesi için çırpınan, onlar için her şeyi göze alan ve her şeyi yapabilecek bir kadındı. Böyle kadınları severim okumayı. Zaten bu kitabı bir tık daha çok sevmeme neden oldu. 

Tristan'da diğer karakterlerin yanı sıra vurdu kırdıyı sevmeyen, kelimelerini kılıcına tercih eden bir karakter olması da çok hoş bir değişiklikti. Zaten bir yerde Isobel'in de kalbini kazanan tavırları da onun bu halleri oldu. Pes etmeyen hali, samimi hali, yardımcı olma tavırları ve olayları ele alış biçimi kesinlikle kızın kalbini kazanma sebebiydi. Ahh bir de o tatlı dili :) 

Isobel'in kardeşleri ve olan olaylar çok güzeldi. Özellikle Tamas favorimdi. Tam bir yaramaz çocuktu ve yaratıcılık da bir numaraydı. Onun kardeşleriyle ve Tristan ile savaşması süperdi hatta korkusuz tavırları ile MacGregor Reisi ile konuşması falan da çok güzeldi. 


~~~*~~~
Kahretsin, hikayeler doğruydu. Aşk, bir adamın her şeye teslim olmasını sağlıyordu.
~~~*~~~


Diğer kitapların aksine burada reisi ölen bir klanın nasıl dağıldığını okuduk. Fergusson'ların reisi ölünce çocukların hepsi de küçük ve savunmasız kalınca her şey çocuklarına kalıyor. Ve iki büyük olarak Isobel ve Patrick'in hem hayatta kalma savaşları hem de birbirlerine karşı olan bağlılıkları çok güzeldi.

Hatta hepsinin iş bölünmesi yapması, herkesin bir görevi olması ve her birinin bir işin ucundan tutma şekli çok güzeldi. 

Kitapta çok eğlendiğim kısımlarda oldu. Mesela Tamas'ın yaptığı haylazlıklar... aşırı eğlenceliydi. Özellikle Tristan ile olan savaşı çok güzeldi. Tristan'ın göğsünün arıların ısırmasını sağlaması buna  Tristan'ın verdiği karşılık aşırı eğlenceliydi. 

MacGregor'ların Tristan ve Isobel ile ilişkisini öğrenmesi ve sonrasında olanlar da tam da beklentimi karşılayan şeylerdi. İşte bu ya dedim. Çok güzeldi o kısımlar. 

Neyse çok konuştum. Ben bu kitabı ilk kitaptan daha çok sevdiğimi söylemeliyim. Bu yüzden puanım ondan daha yüksek, 5 üzerinden 4 veriyorum. 

~~~*~~~
Nefret asla sona ermeyecekti ve Tristan, onun yüzünden ailesini kaybetmek üzereydi. 
"Bize ihanet ettin Tristan," diye annesinin söylediğini duydu. 
"Öyle olsun." Isobel'in elini tutarak, onu kapıya yönlendirdi. "Kalbime artık daha fazla ihanet etmeyeceğim."
~~~*~~~




Children of The Mist Serisi





Kitabın adı     : Bir Arzunun Güncesi
Orijinal adı     : Seduced by a Highlander
Yazarı            : Paula Quinn
Çevirmen        : Hanife Albayrak
Seri Bilgisi       : Children of the Mist #2
Yayınevi          : Epsilon
Sayfa sayısı     : 344

Kitabın tanıtım yazısı: 

Aşk, cesaret, tutku ve inancın kitabı.
İskoçya odaklı eserleriyle tanınan Paula Quinn, Aşk ve Cesaret serisinin ikinci kitabında, daha önce Davina ve Rob’un hikâyesiyle tanıdığımız Tristan MacGregor’un benzersiz öyküsünü sizlere aktarıyor.

Çok sevdiği bir adamın ölümü ardından yolunu kaybeden ve çapkınlığıyla nam salmış Tristan’ın, düşmanlarına karşı verdiği erdemli mücadele, kendini arayışı ve içine düştüğü yasak aşkın
heyecan dolu öyküsü sizleri bekliyor.

"İskoç aşk romanlarının en iyi örneği! Paula Quinn sizi
romantik ve şehvetli bu roman ile Highlands'in kalbini elinizden bırakamayacağınız yumuşak, tutkulu bir romantizmle yakalıyor."
-Monica McCarty, New York Times çoksatan yazarı 










Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın