24 Nisan 2020 Cuma

0 Alexandra Christo - Krallığı Öldürmek


~~~*~~~
Bir insan bir sirenin kalbini elde ederse, sihirli şarkının etkilerine karşı sonsuza dek bağışıklık kazanır.
~~~*~~~


İlk çıktığından beri dikkatimi çeken ve seri mi ona göre alayım diye araştırırken tek kitap olduğunu keşfettiğim sonra da bu kitap benim olmalı diyerek aldığım, aldığım gibi de başladığım bir kitabın yorumu ile karşınızdayım. 

Normalde aldığım kitapları hemen okumaya başlamam ama bu kitap elime ulaştığı gibi başladım ve sonuç mu? Bayıldım! Muhteşemdi kitap. Beklentilerimin çok ötesindeydi. 

Yazarın kurgu yeteneği çok güzeldi, merak uyandırıcı ve masalsı olmasının yanında heyecanlı ve yetişkin tarzı da vardı. Şimdi nasıl olacak bu diyeceksiniz, şöyle ki sirenler ve denizciler, prens, aşk, macera detaylarıyla süslenen hikayelerde böyle bir masalsılık olur ama bu kitabın biraz kanlı ve vahşi, savaş sahnelerinin detayları olması bu kitabı biraz daha yetişkinlere de hitap eder hale getirmiş. Aslında genç yetişkin denilen kesime hitap eden bir kitap olduğunu söylemeliyim.


~~~*~~~
"Eğer sen kudretli Prens Katili'ysen, o zaman bu prensin kalbini sesin olmadan bile çalabilmelisin. Şarkını söylemeye gerek duymadan."
~~~*~~~


Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Sirenlerin Prenses Lira, 17 yıldır her yıl prens kalbi avlayarak Denizler Kraliçesi'nin varisi olduğunu göstermektedir. Her ne kadar annesi Denizler Kraliçesi, Lira'nn kendi varisi olmak için fazla insanlığa sahip olduğunu ve yeterince vahşi ve savaşçı olmadığını düşünse de Lira'yı istediği kıvama getirmek için zorlamaya devam etmektedir. Bir gün 15 yaşındaki kuzeni ile avlanmaya çıktığında, aslında sadece kuzeninin avlanmasına yardım etmesi gerekirken kendisine engel olamayarak bir prensi avlayarak kalbini alan Lira, yıllık avlanmasının iki hafta önce yapmış olması yüzünden cezalandırılır ve kraliçesine karşı gelmesi sonucunda cezası zirveye çıkar ve annesi onun sihirli sesini elinden alarak insan haline çevirir. Herkesin korkusu olan ve Prens Katili olarak anılan Prenses Lira, şimdi sadece bir insandır ve bu şekilde bir görevi vardır. Görevi de Siren Katili olarak bilinen Prens Elian'ın kalbini kraliçesine götürmektir. Prens Elian ise, insanları sirenlerden korumak için sirenleri avlarken başka bir yol daha bulur. Bir efsanenin gerçek olduğuna inanır ve Keto'nun Gözü'nün ikinci parçasının peşine düşer. Bu şekilde amacı sirenleri durdurmak, öldürmek ve insanların daha rahat yaşamalarını sağlamaktır. 
Gözü bulmak için yaptıkları yolculukta okyanusun ortasında bir kız bulurlar, buldukları kızı boğulmaktan kurtaran Elian, bu kızın Lira olduğunu daha doğrusu peşinde olduğu öldürmekten haz alacağı Prens Katili olduğunu bilmeden ona yardım eder. Elian'ın yolculuğunda yanında olan Lira, her ne kadar annesi tarafından zorlansa da ve zamanı dolmak üzere de olsa başka bir amaç edinir kendine. Prenses Lira, annesini tahttan indirmeyi ve ölüm getiren sirenlerin imajını daha barışçıl bir hayat tarzıyla birleştirmeyi amaçlamaktadır. Bunu da Elian'ın peşinde olduğu Keto'nun Gözü'yle yapabileceğini bilmektedir. Tek sorun Elian'ın güvenini kazanmak ve göze ulaşmaktır. 

Kitap, Elian ve Lira'nın Keto'nun Gözü'ne olan yolculuğu sırasında neler yaşadıklarını anlatırken güvenmenin, yapılan eylemlerin altındaki sebepleri, her şeyi nasıl da zorlamayla yaptıklarını göz önüne sererken birbiriyle hiçbir şekilde bağlantısı olmayan ama bir aile olmayı başarmış olan mürettebatın da ilişkilerini anlatıyor. 


~~~*~~~
"Zamanın doluyor Lira," diyor annem parmağını dudaklarına götürerek. "Ve prensin kalbini bana kısa süre içinde getirmezsen, o zaman ben gelip seninkini alacağım."
~~~*~~~


Kitabın başlangıcını çok beğendim, direk konuya girmesi ve olayı uzatmadan da kurguyu başlanmasını çok sevdim. Karakterler tek tek anlatmak yerine yaşayarak görmek güzeldi. Karakterlerini yaşadıkları hayatlardan oturttuk. 

Sirenlerin şarkı söyleme kısımları, insanların kalplerini almaları falan çok güzel anlatılmıştı. Deniz kızlarının da güzel görünümlerinin yanında vahşiliklerine değinilmesi de bence diğer kitaplardan bu kitabı ayırmıştı. 

Sirenlerin görünüşlerinin anlatılmaları özellikle söylemem gerekir ki muhteşemdi. Kitaptaki betimlemeleri çok beğendim gözümün önünde canlandırmak hiç zor olmadı. Sanki film sahnesi izliyormuşum gibi rahatlıkla hayal edebildim. 

Sirenlerin avlanma sahneleri, Elian'ın sirenleri avlama sahneleri, Elian ve Lira'nın ünlü hırsız Rycorft'tan kaçışları, savaşmaları çok güzeldi. 

Ama en güzeli de Elian ve Lira'nın atışmalarıydı. İtiraf ediyorum çok eğlenceliydiler. Biri prens tamam bunu biliyoruz asla saklanmıyor ama Lira'nın kimliği gizli ve söyleyemediği için karşısında prens, prenses, kral olsun fark etmeksizin söyledikleri süperdi. Eee kız alışmış hem prenses olmanın getirisi hem de en korkulan canlı olmanın getirisiyle korkusuz hatun :) 


~~~*~~~
"Sana ait olmayan bir şeyi almakla ilgili en önemli mesele şudur ki onun senden geri almaya hazır birileri daima olacaktır."
~~~*~~~


Pagos'ta yaşanılanlar, Elian ve Lira'nın belki de ilk kez duygularını dile getirmeseler de tam olarak kabullenmeleri çok güzeldi. Ama asıl sahneler Keto'nun Gözü'nü ele geçirdikten sonra yaşadıklarıydı. 

Elian'nın Lira'nın kimliğini öldürmesi ve onun gitmesine izin vermesi, bütün herkesin Lira'nın ihanet ettiğini düşünürken Lira'nın annesinin vahşiliğine maruz kalması ama her şeyin sonunda Lira'nın korkulan Denizler Kraliçe'sini yenmesi... yeni kraliçe olması... o savaş sahneleri... Elian ile aralarındaki ilişki, beraber savaşmaları... her şey muhteşemdi. Soluksuz okunan satırlardı açıkçası ve bayıldım!

Ah bir de aralarındaki eğlenceli sohbetler ise muhteşemdi :D

Kitabın sonu ise... işte bu kitaba yakışan bir sondu. Bu yüzden tam bir tatminle kapattım kapağını ama içimde de daha fazla okuma isteği vardı da itiraf etmeliyim. 

Kitabı bu kadar övdükten sonra eleştirebileceğim tek bir yer var onu söylemek istiyorum. Bölümler bir Lira bir Ellian tarafından anlatılıyordu ve bölümlerde kimin tarafından anlatıldığı yazılmadığı için okurun tahmin etmesine bırakılmıştı bu başlarda zorladı açıkçası ama sonradan  olayların gelişmesi, hissedilenleri düşüncelerden kimin tarafından anlatıldığını anlıyorsunuz ama keşke yazılsaymış dedim başlarda da. 

Tabi kitap o kadar hoşuma gitti ki bu kısma takılmayacağım. Ben çok beğendim kitabı, yorumun başında da dediğim gibi beklentimin çok ötesinde çıktı ve çok beğendim. Her bir detayıyla çok güzeldi. Tavsiye ederim :) Bu arada tekrardan söyleyeyim, tek kitap, seriye ait değil. 


~~~*~~~
"Risk almak böyle bir şeydir," diyor Kye. "İş işten geçinceye kadar hangi riskin almaya değer olduğunu bilmek imkansızdır."
~~~*~~~




Kitabın adı      : Krallığı Öldürmek
Orijinal adı     : To Kill a Kingdom
Yazarı              : Alexandra Christo
Çevirmen        : Sibel Atam
Yayınevi           : Martı Yayınları
Sayfa sayısı      : 464

Kitabın tanıtım yazısı: 

Prenses Lira, siren kraliyetinin taht vârisi.

Aynı zamanda da en ölüm saçan siren.

On yedi prensin kalbini söküp almış bir siren olmasından dolayı bütün denizler önünde saygıyla eğilir. Ta ki kaderin cilvesi onu kendi dünyalarından birini öldürmeye mecbur bırakıncaya kadar…

Denizler Kraliçesi kızını cezalandırmak için onu en nefret ettikleri yaratığa, yani insana dönüştürür. Sihirli şarkısı da kendisinden alınan Lira’nın, Denizler Kraliçesi’ne Prens Elian’ın kalbini götürmek için kış gündönümüne kadar vakti vardır, yoksa sonsuza dek insan olarak kalacaktır.

Dünyanın en güçlü krallığının vârisi olsa da Prens Elian’ın evim dediği tek yer okyanustur. Siren avlamak onun için nahoş bir hobiden ziyade bir görev aşkıdır.

Boğulmak üzere olan bir kızı okyanustan kurtardığında onun hiç de göründüğü gibi biri olmadığını anlayacak mıdır? Kız, tüm siren türünü sonsuza dek yok edecek planın en önemli kısmını çözmesinde ona yardım edeceğine dair söz verir. Fakat Elian ona güvenebilecek midir?

Ve Prens Elian insanlığın en büyük düşmanını yok etmek için kaç anlaşma yapmak, bu uğurda neleri feda etmek zorunda kalacaktır?



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın