4 Kasım 2026 Çarşamba

0 Neva Altaj - Tutkulu Kaoslar (Perfectly Imperfect #11)

Kitabın Adı   : Tutkulu Kaoslar
Orijinal Adı   : Precious Hazard
Yazar              : Neva Altaj 
Seri Bilgisi    : Perfectly İmperfect #11
Çevirmen      : Tuba Özkat
Yayınevi        : Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı  : 424
Türü               : Romans, Dark Romans, Mafya Kurgusu, Yetişkin Kurgu

Konusu         : TARA
Hayatım şu anda olduğu gibi mükemmel,
Arturo DeVille olmadan.
Ve şimdi, o kibirli, bencil züppeyle evlenmem emredildi.
O, benim uysal bir eş olmamı bekliyor,
Her isteğine gülümseyip başını sallayan bir eş.
Ama bu, yapmayı planladığım son şey.
Evlilik yeminimizde kocamı seveceğim ve ona itaat edeceğim yazıyor olabilir,
Oysa benim tek yeminim, onun hayatını cehenneme çevirmek.
Ta ki “Evet” dediği güne pişman olana dek.

ARTURO
Bir eşten beklediğim üç özellik vardır:
İtaatkâr. Uysal. Saygılı.
Cosa Nostra dünyasına uyum sağlayacak bir kadın.
Bir eşte aradığım tek bir özelliği bile bulamadım.
Bunun yerine, hiç bilmediğim bir şekilde arzuladığım her şeyi buldum.
Hayatıma bir deprem gibi girdi,
Beni derinden sarsarak.
Güzel tehlike habercim.
Tutkulu kaosum.
Karım.

Puanım : 5 üzerinden 4




YORUM


Bu seriye bayılıyorum bu yüzden de okumaya devam ediyorum şimdi sırada 12. kitap var onu da heyecanla beklemedeyim. Umarım Artemis bizi çok bekletmez. 

Her kitap her ne kadar bir karakteri anlatsa da kurgusal bütünlük açısından sıralı okunması daha doğru olur. Beni zaten takip eden bilir, seriyse bir sıralamayla okunmalı yoksa seri adı altında yayınlanmazdı... Karakterlerin bir şekilde yolları, hayatları birbirleriyle kesişiyor ve neden havada kalan detaylar olsun ki... 

Mesela bu seride de her biri bir Aile üyesini anlatıyor ancak karakterler birbirleriyle bağlantılı ve daha da önemlisi birbirlerinin kitaplarında da boy gösteriyorlar. Hikayelerine değiniliyor bu yüzden de sıralı okunması gerekiyor. 

Tara ve Arturo mesela... Sienna ve Drago'nun kardeşleri bu yüzden onların da hikayesine değiniliyor veya Anjelo'nun hikayesine... bu yüzden sıralı okunduğunda o hikayeleri biliyor oluyorsunuz ve daha da önemlisi ana karakterleri önceden tanıyor oluyorsunuz. 

Bu yüzden serileri sıralı okuyalım lütfen. 

Bu seriyi zaten seviyorum ve daha da önemlisi bence mafya kurgusu olmasının da hakkını veriyor. O detayları güzel bir şekilde kaleme alıyor yazar. Yüzeysel geçmiyor, o dünyanın acımasızlığını ve tehlikeliliğini yumuşatmıyor olduğu gibi okutuyor okuyucusuna. 

Karakterleri de gereksiz triplere sokmuyor veya entrikalara kurban etmiyor. Bunu da seviyorum. 

Arturo ve Tara hikayesinde de gereksiz tripler, entrikalar yoktu bu yüzden de karakterlere ve onların hayatlarına odaklı bir şekilde kitabı okuyabiliyorsunuz. 

Arturo'nun kız kardeşleri ile ilgili yaşadıkları, onlara sahip çıkması ve bu konuda Anjelo'nun yardımları ve desteği için kendisine duyduğu sadakati çok güzel anlatmıştı. Hatta kız kardeşleriyle iletişimi de çok güzeldi. 
Tara'nın da ağabeyi Drago ile ilişkisi, kardeşlik bağlar çok güzel anlatılmıştı. 

Arturo ve Drago'nun kız kardeşleri için herkesi karşılarına alabilecek ve hayatlarını önlerine serecek birer ağabey olması kitapta güzel işlenmişti ve kurgunun içerisindeki olaylarda da her ikisinin kız kardeşlerini kocalarıyla paylaşası, kocalarının onları daha çok sevmesi kısmını kabullenememesi da güzeldi. Ama tabi kızlar mutlu. 😊

Tara'nın ele avuca sığmaz halleri, sırf Arturo'ya inat yaptığı şeyler çok eğlenceliydi. Ben okurken hep şimdi sırada ne var diye düşünürken Arturo'da genç kadının bu tavırlarına ve bu tavırlarının hayatına kattığı harekete, renge kapılıp gitmesi güzeldi. 

Ancak kabul edelim ki Arturo'nun da Tara'yı özel olarak çileden çıkarma gibi bir çabası var gibi görünüyordu. Onu yapma, bunu giyme... oraya gitme... resmen açık açık meydan okumaydı ve ben Tara'nın arkasındayım. Çünkü bende aynılarını yapardım. 

Arturo'nun hasta olduğunda Tara'nın yaptıkları ise... her şeyi göze alması... aşkını inkar etse de hareketlerinde sevgisini resmen gösteriyordu. 

Zaten Arturo'nun da içten içe kıskanmaları ve bunu dışarıya vurmaları çok güzeldi. Bu arada kitapta öyle detaylar vardı ki kahkaha attırdı... mesela sırf Arturo'ya inat diye araba yerine helikopter alması... Arturo bunu görünce kahkaha atamadı ama ben attım... 😂

Kitabın sonlarına doğru Naos'taki saldırı ve Tara'nın saldırı durumunda soğukkanlılığını koruması, kendisini koruması çok güzeldi. Ama daha güzeli de Arturo'nun mekana girişi, Tara'yı alışı ve gerisini umursamadan gidişi harikaydı. Adam resmen ne haliniz varsa görün ben karımı alıp gidiyorum dedi. 

Ve bir de eve yapılan saldırı, Tara'nın tepkisi ve Arturo'nun onu kurtarmak için harcadığı çaba... Soluksuz okunan sahnelerdendi. Arturo'nun karısının hayatı için harcadığı çaba muhteşemdi. Aldığı riskler de öyle... 

Kitabın sonu zaten ikisi mutlu... aşk kazandı... 😍 

11.kitaba kadar okumuş olmamdan da anlaşılacağı üzere bu seriyi seviyorum. Yazarın yeni bir yan serisi daha çıkıyor... bu seriye ait bir yan seri... Tabi ki onu da okuyacağım. Eğer bu tür kurguları ve kitapları seviyorsanız mutlaka denemelisiniz. 💖



 

ALINTILAR



Çoğu zaman hafif bir esintiye bile dayanamayan narin bir alev gibiydi öfkem. Ancak işte buradaydım. Gazabımı besleyecek yakıtla, damarlarımda dolaşan alev yoluna çıkan her şeyi yok etmeye hazırdı. 

 

💞💞💞


"Sana karşı borçlu olduğum için ısrar etmeyecek misin?" dedim sertçe. "Ailem için yaptıklarından dolayı sana sadakat ve itaat borçlu olduğumu?"

"Hem itaat hem de sadakat saygıdan kaynaklanmalıdır, Arturo. Arkadaşı olarak gördüğü birisine yaptığın yardımın karşılığı olarak emirlerimi yerine getirmesini isteyen bir adam, bu saygıyı hak etmez.  Yaptığım şeyi doğru olduğu için yaptım. Onun için bana hiçbir şekilde borçlu değilsin."


💞💞💞


Aklı olan birisi, Anjello'nun radarına girmemek için her şeyi yapardı çünkü Don'u kızdırdığı için sonunun ceset torbası olmasından korkardı. Şansa bakın ki ben hiç akıllı olmakla suçlanmamıştım.

 

💞💞💞


"Ee, o nasıl bu arada? Popov'un kız kardeşi?"

"İnatçı, pervasız ve kesinlikle mantıksız."

"Ama güzel, değil mi? Onu sadece uzaktan gördüm, ama," ıslık çaldı. "Tam bir bebek. İkiniz yürütemezseniz onunla yatmaya hayır demem - "

Yumruğum sanki kendi kendine hareket ediyormuş gibi Nino'nun yüzüne çarptı. 

"Ne oluyor lan?" diye inledi ve elini patlamış dudağına bastırdı. 

"Ağzından çıkanı kulağın duysun," diye hırladım, sonra da sinirli adımlarla arabama doğru yürüdüm.

Gerçekten de... Ne oluyordu lan? 

 

💞💞💞


Sert bir şey karnımı dürttü. Aşağı baktığımda kendi silahımın karnıma doğrultulduğunu gördüm. 

"Seninle birlikte o arabaya girmiyorum, DeVille."

Baş aşağı dururken belimden silahımı çıkarıp aldığını fark etmediysem, gerçekten aklım başımda değil demekti. Ya da belki de k*çının yüzümden sadece birkaç santim ötede oluşuyla dikkatim dağılmıştı. 

"Silah kullanmayı biliyor musun ki?" diye sordum. 

"Öğrenmek ister misin?"

İç çektim. Emniyeti hala açıktı. Bu çatışmadan bıktım. Namluyu kavrayıp yavaşça yukarı çektim ve göğsüme dayadım. "Ya ateş et ya da şu lanet arabaya bin."

 

💞💞💞


O çekici yeşil gözler kocaman oldu, beni kafa karışıklığı ve endişe dolu bir ifadeyle izledi. Ve bir an için, o gizemli derinliklerinde kendimi kaybettim. 

Çok güzeldi. 

Şafağın ilk ışıklarının körpe yeşillik örtüsünü kaplayan çiylere düşmesi gibiydi. 

Kendimi oradan çıkarım şu ana ve buraya geri getirmek zordu. 

 

💞💞💞


İntikamcı bir dişi kedi, sivri dişlerini ve keskin pençelerini gösteriyordu. 

"Bu lafımı unutma, Arturo DeVille." Parmağını bana doğrulturken, sert sesi rüzgarla yayıldı. En azından ben öyle yaptığını hayal ettim. Ceketimin kolu bütün elini yutarken ne yaptığını söylemek zordu. "Hayatını cehenneme çevireceğim."

"Bundan zerre şüphem yok, gattina."

 

💞💞💞


"Tara. Özür dilemeye çalışıyorum."

"Senin özgüne ihtiyacım yok." Kapı kolunu o kadar sert çekiyordu ki ağır nefes seslerine gıcırdayan ses d eklendi. "Gitmem lazım!" 

"Tara. Beni dinlemen gerek."

"Hayır! Hiçbir şeyi doğru yapmayan bir beceriksiz olabilirim ama öfke sorunları olan, yetişkin bir delinin yaydığı dehşete boyun eğlemeyeceğim!"

 

💞💞💞


"Lütfen medeni bir şekilde konuşabilir miyiz?"

"Beni bırakırsan bunu düşünürüm."

Beni tutuşu gevşedi. Anında kucağından kalkıp birkaç adım uzaklaştım.

"Kazanmayacağın bir savaşa devam etmenin anlamı yok, Tara. Sen bu konuda nasıl hissedersen hisset, evleneceğiz. Neden durumu olduğu şekilde kabullenemiyorsun?"

Çünkü yapamazdım! Hayatım, kendi yarattığım felaketlerin bitmek bilmeyen döngüsü olmuştu. Durmadan batırmalar ve büyük hatalar. Doğru şeyi yapmaya çalıştığımda bile beceremiyordum. 

 

💞💞💞


Hayatımın aşkını bulmam için pek de umut verici değildi. Hatalarımda rağmen beni sevecek tek erkek. Bana olan sevgisi, şimdiye kadar anlatılmış en büyük aşk hikayelerine rakip olacaktı. Günlerimizi ve gecelerimizi mutlu geçirecektik. 

Benim istediğim buydu. Hayalim buydu. Ama şimdi, bu hayalim New York Cosa Nostra Don'unun uydurduğu aptalca bir fikir yüzünden paramparça olmak üzereydi. 

 

💞💞💞


"Kız kardeşim bu dünyadaki en inatçı yaratık. İnatçı, geveze ve kafasına koyduğu her şeyi başarabileceğine inanıyor."

"Evet, fark ettim."

"Elbette fark ettin. Ama sorun şu ki, kendi başına giriştiği çoğu şey lanet bir felaketle sonuçlanıyor." Çenesinde bir kas seğirdi ve devam etmeden önce derin bir nefes aldı. "Tara güzel bir kaos. Ama sevdiği biri için yapamayacağı şey yok. Eğer sevdiği biri için akciğer nakli gerekiyorsa, uygun bir donör bulmak için dünyanın yarısını altüst etmekten çekinmez. Gerekirse sakatlar, parçalar ya da hiç pişmanlık duymadan öldürür. Çıplak ellerini kullanarak o organı çıkarır ve kanlı elleriyle bir cerraha sunar. Tabi tuttuğu şey bir akciğer değil, lanet bir karaciğer olurdu."

Kahkahayı patlattım. Evet, işte buna inanabilirdim. Bunu yaptığını gözümde canlandırabiliyordum.

"Hmm. İşte. Şu küçümseyici kahkahan tam da söylemek istediğim şey," dedi Drago. "Bu hikayeden aldığın tek şey, Tara'nın her şeyi mahvedeceği. Kalanını algılamadın bile. Sevdiği kişi için güpegündüz cinayet işlemeye hazır olduğu gerçeğini. Buna kafan basıyor mu?" Bana dik dk bakarken dudakları sinirle kıvrıldı. "Kız kardeşim onu olduğu haliyle sevecek ve ona değer verecek bir adamı hak ediyor. Yol üstünde birkaç hata yaptı diye onun başarılı olduğu şeyleri küçümseyecek bir erkeği değil. Ve sen... Sen o erkek değilsin DeVille."

 

💞💞💞


"Hayatının geri kalanında, benim hayatımı mahvetmeye karar verdiği güne lanet edeceğinden emin olacağım."

 

💞💞💞


Bir kişinin adını kullanmak, ona güç vermek demekti. Senin üzerinde güç sağlardı. 

Küçük bir kız olduğum günlerden beri inandığım bir şeydi. Masalların bana öğrettiği bir şey. Bugün bile beni hala çok korkutan bir şey. 

Bir canavarın adını söylersen, mahvolursun. Ve o, senin bir parçanla uzaklaşır. 

"Hayır," diye boğuk bir sesle konuştum. Sen benim hikayemde her zaman kötü adam oldun ve her zaman da kötü adam olacaksın, DeVille. Benden bir şey çalmana izin vermem. Ruhumu da. Ve kesinlikle kalbimi de.  

 

💞💞💞


On gözlerimi kısarak baktım. "O evlilik sözleşmesini imzalatmamın sebebi, çıkarlarımı korumak ve özellikle de toplum içinde beni rezil etmemeisni sağlamaktı."

"Lütfen ama ya. Egon küçük bir gezegen kadar büyük. Sanki karının kıyafet seçimi ya da küçük oyunları senin egona zarar verebilirmiş gibi."

"Tamam, madem bu kadar iyi bir psikanalistsin, neden beni gerçek motivasyonlarımı açıklamıyorsun?"

"Çok basit." Omuzlarını silkti. "Daha en başından ondan hoşlandın, her şeyiyle. Bu da onu, işlerin nasıl olması gerektiğine dair özenle inşa ettiğin fikrini yıkma tehdidi oluşturan bir anomali haline getirdi. Bu da senin kitabında başarısızlık anlamına geliyor. Bu yüzden de çözümün, onun diğerleri gibi davranmaya zorlayarak, seni ona çeken özellikleri etkisi hale getirmek oldu. Çünkü Tanrı korusun, ya karına karşı derin duygular beslemeye başlarsan ve onu sadece sosyal bir rol oynaması için yanında tutmazsan falan?"

"Beni duymadın mı? Tara'ya karşı hiçbir şey hissetmiyorum, lanet olsun! O kaba. Yarı vahşi. İnatçı. Ve umursamıyor - "

"Seni umursamıyor." Kız kardeşim gülümsedi. "Evet. Bu çok üzücü olmalı. Karşılıksız aşk en kötüsüdür. Aklını kaçırmana şaşmamalı."


💞💞💞


Kokunu seviyorum," dedi Arturo burnunu saçlarıma gömerek.

"Şey... Teşekkürler."

"Sen benim yatağımda kaldığından beri Greta'nın çarşaflarımı değiştirmesine izin vermedim. Senin kokun var ve sonsuza kadar öyle kalmalarını istiyorum."

"Bu iğrenç."

"Hayıııır. Ama hoşuma gitmezse yenilerini alabilirim," dedi doğrulurken. "Ama sadece taşınırsan. Yatak odama, yatağıma. Her zaman benimle uyursan. Üstümde. Bunu çok sevdim. Aslında seninle ilgili çoğu şeyi seviyorum."

"Sanırım aklını kaçırıyorsun. Adımlarına dikkat et!"

"Ah, patronluk taslıyorsun! Bunu da seviyorum. Ama en çok ney hayranım biliyor musun?" Kıs kıs güldü. "Boynuma sokulmana."

"Neye?"

"Buna!" Beni belimden tutup kaldırdı, yüzüm omzuyla boynu arasındaki boşluğa sıkışacak şekilde bana sarıldı. "Evet, aynen böyle."

 

💞💞💞


Beni diğer herkesin üstünde tutacak bir adam istemiştim. Beni kendinden bile çok sevecek birini. Şeytan DeVille'in üzerime yapıştırdığı yürüyen felaket etiketlerine rağmen. Ama bu benim hayatımdı. Çıkardığım sorunlara rağmen, bir konuda daima inatçıydım. Kendime söz verdiğim bir şey konusunda. Asla batırmayacağım bir şey. 

Sadece beni sevecek bir adam aşık olacaktım.

 

💞💞💞


Arturo'nun düzenli nefeslerine bakılırsa, derin bir uykudaydı. İtiraflarımı duymayacak kadaruzaktaydı.

"Senin kendini kaybetmiş halde kalmanı istediğimi itiraf edersem, bu beni kötü bir insan yapar mı?" diye kulağıma fısıldadım. "Ya da benim için ateşe girip buzlu suda yürüyeceğini söylediğinde, aklını yitirmemişsin gibi davranabilir miyim? Bu beni çok acınası biri yapar mı?" Saçını bir tutamı yüzüne düşmüştü, uzanıp çektim. "Evet, ben de öyle düşünüyorum. Ama sorun değil, biliyor musun? Ben böyle aptalca şeyler yapmakla tanınırım. O yüzden, rol yapmak için kendime için vereceğim. Sabaha kadar. Sonra ikimizde birbirimizden nefret etmeye devam edeceğiz. Ne dersin?"

Tek cevabım sessizlik ve ritmik nefesler oldu. 

"Seninle tanıştığım günü lanetliyorum, Arturo DeVillle," diye fısıldadım. Sonra omzuna bir öpücük kondurup gözlerimi yumdum.

 

💞💞💞


"Sadece ikimizden biri kanadığım adımı söylüyorsun." Kapıyı tekmeleyerek açıp dışarı çıktı. "Miden bulanıyor mu? Başın ağrıyor mu?"

"Lanet olası bir beyin sarsıntısı geçirmiyorum! Şimdi beni yere indir."

"Hayır."

"Niyeymiş o?"

SUV'sinin yanında durdu ve beni ölümcül bir bakışla olduğum yere sabitledi. "Çünkü indirirsem, kulübe geri dönü seni güvende tutamadıkları için Droga'nun tüm erkek çalışanlarını öldürebilirim. Zarar da gördün. Çünkü sevgili karım, buraya zamanında yetişemeyeceğim paniğinden hala kurtulamadım. Geldiğimde senin ölmüş ya da ölmek üzere olacağından korktum. Ve şimdi seni ellerimde tuttuğum için, gitmene izin vermeme imkan yok. Ama en çok da, eğer ellerim boşta olursa, korkudan ödümü kopardığın için seni kendi ellerimle boğabilirim."

Sözlerini duyunca dudaklarım seğirdi. "Şunu bir netleştirelim. Benim için endişelendin. Ama yine de beni öldürmek istiyorsun. Yoksa benim için endişelendiğin için mi beni öldürmek istiyorsun?"

"İkisi de olası," diye homurdandı.

 

💞💞💞


"Sevgime karşılık verme beceresinden yoksun bir adama karşı bir şeyler hissetmeyi reddediyorum."

"Evet de işler öyle yürümüyor kızım. Bilgin olsun. Arturo sana sırılsıklam aşık."

"Tabii. Bunu gösterme şekli çok garip. Onun kusursuz partner olarak gördüğü kişinin benim tam tersim olduğunu açıklarken sevgisini gerçekten hissedebiliyorum. Tanrı aşkına, nasıl giyineceğime karıştığı bir sözleşme imzalattı! Bu sana sırılsıklam aşık bir adamın yapacağı şey gibi mi geliyor, Sienna?"

"Arturo söz konusu olduğunda, evet. Tam da onun yapacağı bir şey," diye iç geçirdi. "Anlaması zor, biliyorum ama o da böyle bir adam. Keşke ikiniz oturup konuşsanız. Duygularınızı itiraf etseniz, belki o zaman-"

"O pisliğe ona aşık olduğumu itiraf etmeyeceğim!"

 

💞💞💞


Sevdiğin birini kaybetmek, bu dünyadaki herkesin yaşayacağı bir kaderdi ama o sevgi senden en acımasız şekilde koparıldığında, asla iyileşemeyecek kadar derin, pürüzlü bir yara izi bırakırdı. 

 

💞💞💞


Parmaklarımla, sakallarla sertleşen cildini okşadım. Islaktı. 

"Neden ağlıyorsun?"

Gülümsedi. Hüzünlü bir gülümsemeydi. Karanlık, ıslak gözlerine hiç ulaşmayan bir gülümseme.

"Hayatımı sensiz hayal edemiyorum, gattina. Lütfen, beni terk etme," dedi boğuk bir sesle.

Parmaklarım dudaklarının üzerinde, o yumuşak, küçük gülümsemenin üzerinde dolaştı. Beni sonsuza kadar mutlu yaşamamın bir parçası olmasını istediğim bir gülümsemeydi. 

Işıklar sönmeden önce, "Parlak zırhın görünüyor," diye fısıldadım. 

 






 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın