5 Şubat 2026 Perşembe

0 ALINTILAR // Teagan Hunter - Yasak Atış (Carolina Comets #4)


Kitabın Adı   : Yasak Atış
Orijinal Adı   : Sin Bin
Yazar              : Teagan Hunter
Çevirmen      : Gülsena Karaca
Seri Bilgisi    : Carolina Comets #4
Yayınevi        : Pukka Yayınları
Sayfa Sayısı  : 320
Türü               : Aşk Romanı, Romans, Spor Romans, Hokey Kurgusu

Puanım         : 5 üzerinden 4,5 

Kitabın yorumu için tıklayınız!





Sevmediğim bir takımda oynamaktansa, sevdiğim takımdayken kariyerimle vedalaşmayı tercih ederdim. Çok fazla iyi oyuncunun, yetenekli bir oyuncu olarak hak ettikleri değeri görmedikleri  bir takımla yollarını birleştirdikleri için bir kenara itildiğini ve tüm başarılarının toz olup uçtuğunu görmüştüm. 
Bunun benim başıma gelmesine izin vermeyecektim. Unutulmuş bir efsane olmak istemiyorum.


***

Yataktan kalkmak üzereyken kocaman bir el karnıma sarılarak hareketlerimi durdurdu. 
"G-gitmem... gerek," dedim sessizce.
"Neden?"
"Çünkü bu tek gecelik bir şey, değil mi?"
"Evet."
"O zaman gitmem gerek."
Beni çekip tekrardan yanına yatırdığında ona izin verdim. Üzerime çıkana kadar döndü, kollarımı başımın üzerine kaldırıp parmaklarını benimkilere kenetlerken o altın-kahverengi gözleriyle bana baktı. "Gitmek istiyor musun?"
Altdudağımı dişlerimin arasına alıp sıkıştırırken cevabımı düşündüm.
Gitmek istiyor muydum? Hayır.
Gitmem gerekiyor muydu? Evet.
"Aramızda çok yaş farkı var," diye karşılık verdim.
"Biliyorum."
"Üstelik beni tanımıyorsun."
"Evet, tanımıyorum." Burnuma bir öpücük kondurdu. "Tüm bunları daha sonra çözebiliriz. Şu anda tartıştığımız konu bu değil. Şu anda sana başka bir şey soruyorum... Gitmek istiyor musun?"
"Hayır."
"O zaman kal. Geri kalan her şeyi hallederiz."


***

"Ben gerçek aşkımı buldum ve başka birine ihtiyacım yok.  Benim tek aşkım hokey."
Yüzü asıldı. "Bu biraz... üzücü."
"Üzücü mü?" Elimi havada salladım. "Dünyanın en güzel oyununu oynuyorum ve bundan para kazanıyorum. Oradan üzgün gibi mi görünüyorum?"
"Evet."
Ani cevabı karşısında duraksadım çünkü çok içtendi... Aynı zamanda da pek de haksız sayılmazdı.
Öne doğru eğildi. "Yalnız değil misin, Smith? Son birkaç yıl içinde, takım arkadaşlarının birçoğu hayatlarının aşkını bulup evlendi. Sen de bunu istemiyor musun? Pistte olmadığın zamanlarda vakit geçirebileceğin birisini? Deplasman maçlarından sonra eve döndüğünde seni bekleyen birinin olmasını?"
Evet
Bunu istiyordum.



***

"Yalan söyledim."
"N-Ne?"
"Yalan söyledim. Dün söylediklerim... yalandı." Ona doğru eğildim. "Aramızdaki sadece s*ks değildi, Emilia."
"Ama sen demiştin ki-"
"Ne dediğimi biliyorum ve bu s*kik bir yalandı." Sesimin sertliği karşısında yutkundu. "Gerçekten birlikte geçirdiğimiz o hafta sonunu unutabileceğimi mi sanıyorsun? Gerçekten o zamanları hatırlayıp aramızdakilerin sadece s*ks olduğunu düşünmemin imkanı olduğunu mu düşünüyorsun? Nasıl hissettirdiğini öğrenmişken..." Keskin bir nefes aldı. "Tadına bakmışken... Bu imkansız."
Artık nefes nefeseydi; gözleri şaşkınlık, arzu ve pek çok duyguyla doluydu. Muhtemelen bunların hepsi benim bakışlarımda da vardı. 
"Aramızdakilerin hiçbir zaman sadece s*ks olmadı. Hiçbir zaman da olmayacak. Keşke öyle olabilseydi. Bunun olmasını gerçekten çok isterdim. " Alnımı onunkine yasladım. "Çünkü seni unutamıyorum, Emilia. Ne kadar denesem de... yapamıyorum."



***

Çalıştığımız yer, adlarımız, nerede yaşadığımız... bunlar sadece bizim hakkımızda bilgilerdi ama bizi biz yapan şeyler değildi. Öte yandan, hayallerimiz, boş zamanlarımızı nasıl değerlendirdiğimiz, içimizde özlemini çektiğimiz şeyler... bizi tanımlayan asıl şeylerdi. 


***

"Başka şeyler istemeye hakkın var."
"Gerçekten var mı?"
"Tabii ki." Buruk bir şekilde gülümsedi. "İstediğin her şeyi sahip olabilirsin."
Odada bir gerilim oluştu, sözleri etrafımızda yankılanırken aramızdaki enerji değişti.
İstediğim her şeye sahip olamazdım, bunu o da en az benim kadar iyi biliyordu.
Tezgahtan uzaklaşıp ona doğru bir adım attığımda gülümsemesi soldu. "O-Owen..."
Yapmamam gerektiğini bilmeme rağmen bir adım daha atarak ona yaklaştım. Aramıza mesafe koymam gerekirken, mesafeyi daha da kapatıyordum. Ama kendime engel olamıyordum.
"Sen hariç. Öyle değil mi, Emilia?" Bir adım daha yaklaştığımda yutkundu. "Sana sahip olamam." 

***

"Aile kurmak ve aşk için bir şansım varsa, kalbimi açıp bu şansı değerlendirmem gerektiğini söylemiştin," diye devam etti. "Eh, belki sen de artık öyle yapmalısın. Seni artık eskisi kadar sevmeyen bir şeye tutunmayı bırakmalı ve yeni bir şeye, yeni birine şans vermelisin."
Ne demek istediğini anlıyordum, gerçekten anlıyordum. 
Yine de bu çok zordu ve dürüst olmak gerekirse lanet derecede korkutucuydu. Hokeyden vazgeçmek nefes almaktan vazgeçmek gibiydi; yapılamayacak kadar imkansız. Hokey benim oksijenimdi ve yaşamam için ona ihtiyacım vardı. Ve bir şekilde bir yolunu bulsam bile günün sonunda değişmeyen gerçek şuydu ki Emilia beni değil, işini seçmişti.
"Sonuçta o işini seçti," dedim.
Başını iki yana salladı. "Sözde daha yaşlı ve akıllı olan sendin."
Gözlerimi kısarak ona ters bir bakış attım.
Hiç etkilenmemişti. "Onun seni seçmemiş olması, senin de onu seçemeyeceğin anlamına gelmez, Smith."




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın