14 Şubat 2026 Cumartesi

0 ALINTILAR // Sabrina Jeffries - Aşk Hırsızı (Royal Brotherhood #1)


Kitabın Adı   : Aşk Hırsızı
Orijinal Adı   : In The Prince's Bed
Yazar              : Sabrina Jeffries
Çevirmen      : Zeynep Yazıcı
Seri Bilgisi    : Royal Brotherhood #1
Yayınevi        : Epsilon
Sayfa Sayısı  : 344
Türü               : Historical Romans, Aşk Romanı, Romans


Puanım         : 5 üzerinden 4,5 

Kitabın yorumu için tıklayınız!





"Sana neler olduğunu anlayamıyorum," dedi Lovelace tehditkar bir şekilde. "Iversley yüzünden değil mi? Kafanı karıştırdı... düşünmemen gereken şeyleri düşündürdü sana. Sana kadeh kaldırıp flört etmesi..."
"Bunun onunla bir alakası yok," diye tersledi. "Onu tanımıyorum bile. Ama eminim ona sorsaydı, beni mutlaka öperdi."
Bunu söyler söylemez, dehşet içinde eliyle ağzını örttü. 
Artık çok geç tatlım, diye düşündü Alec sakin bir şekilde. Şimdi zavallı adamın onuruyla oynamış oldun. Lovelace gibi bir adam bile bu lafın altında kalmaz.
Lovelace kendine çeki düzen verdi. "Eğer aradığın böyle umursamaz bir tavırsa, sanırım aradığın koca ben değilim. Ama eğer fiziksel özellikleri yüzeysel görüp zekana ve sorumluluk sahibi karakterine hayran olan birini istiyorsan, beni nerede bulacağını biliyorsun," dedi Lovelace ve dönüp balo salonuna doğru ilerledi.
Bayan Merivale'i tek başına orada bıraktı.
Alec gölgelerin arasından çıktı. "Gerçekten haklısınız, Bayan Merivale. Eğer bana sorsaydınız, sizi mutlaka öperdim." 


***

"Lovelace'in kıskançlığı, onu sana teklif etmeye zorlayana kadar sana toplum içinde kur yapacağım."
Güzel kaşları havaya kalktı. "Bu durumdan senin kazancın ne olacak, merak ediyorum?"
Umarım evlilik. "Söylediğin gibi, benim gibi adamlar kovalamaktan hoşlanır. Yani..." Belini kavradı. "Ben de seni kovalayacağım."
Kadının gözlerinde bir korku belirdi. Güzel. En azından adama karşı yapmaya çalıştığı kadar dokunulmaz değildi. 
Abartılı bir şekilde omuzları silkti. "Ama eğer benim peşinden koşmam fikri seni endişelendiriyorsa, o zaman bu oyun işe yaramaz. Delice bana aşık olup sonunda kırık bir kalple kalabilirsin."
"Kendini bu kadar övme."
"Elbette, bende bir risk alıyorum." Alec onu ele geçiremeden, Lovelace'in altında kaldığı baskıyla dayanamayıp evlenme teklif etmesi gibi. "Ben de sana deli gibi aşık olabilirim ve sonra sen Lovelace'le kaçıp benim kalbimi kırarsın."


***

"Beni öpemezsin."
"İstediğim şeylere karşı gelemiyorum, Katherine. Bunun kuralları çiğnememle ya da senin lanet Sydney'ninle ya da benim kişiliğimle ilgili korkularınla ilgisi yok. Seninle evlenmek istiyorum ve sen de bunu değiştiremezsin."



***

"Öpücük hakkındaki kurallarımı çiğnedin."
Adamın gözleri alandaki ışıkların altında parlıyordu. "Bana kurallar koyarsan olacağı budur." Sırıtarak kadını kuvvetlice yakınına çekip kafasını aşağı eğdi. "Kuralları çiğneyerek yoluma devam ederim ben."
Bir kahkaha atan kadın, adamın kollarından ayrılıp daha önce üstünü değiştirdiği ek binaya doğru ilerledi. "Biraz aleni oldu ama, değil mi?"
Arkasından onu yakalayan adam, sahiplenircesine kadının sırtına dokundu. "Orada başka insanlar da mı vardı? Ben hiç fark etmedim."
Kadın bir kahkaha daha patlattı. "Sen gerçekten adam olmazsın."
"Ve sen de muhteşemsin."



***

"Hala seninle evlenmeyi kabul etmedim. Zaten bana gerçekten de teklif etmedin."
Adam da yerinden doğruldu; ciddi ve son derece samimi görünüyordu. "Tamam, sana şimdi teklif ediyorum. Benimle evlenir misin, Katherine?"
Gerçekten o sözcükleri duymuş olan kalbi yerinden fırladı ve mantıklı bir cevap verebilmek için kendisini zorladı. "Neden seninle evlenmemi istiyorsun ki?"
Bu onu afallatmışa benziyordu ama bakışları kadınınkilere kilitlenmişti. "Çünkü evlenmeyi hayal edebileceğim tek kadın sensin."


***

Bütün bu olanlar hakkında o kadar tatlı bir huysuzluğu vardı ki, kadın gülümsemeden edemedi. "Biliyorsun ya, kıskanç olduğunda çok tapınılası oluyorsun."
Yakınıp durmasına rağmen yüzündeki sertli yavaşça yumuşamıştı. "Ben tapınılası mıyım? Bir dahaki sefere de tatlı olduğumu söylersin."
"Tatlısın." Elini adamın koluna koydu. "Çoğunlukla."
Onu yakınına çekerek, kabaca, utanmazca ve sanki söylediğini kanıtlarcasına öptü. Adam onu geri ittiğinde kadının kalbi hızla atıyordu. 
"Ya kalan diğer zamanda?" diye sordu. "O zamanlar nasılım?"
"Evlenmeyi hayal edebileceğim tek erkeksin."

***

"Buna inanmadığını biliyorum," diye devam etti zar zor fısıldayarak, "ama senin dışında başka kimseyi karım olarak hayal edemeyeceğimi söylerken ciddiydim. Seni tanıştığımız günden beri istiyorum. Ve yemin ederim eğer gereken buysa, tam evliliğimiz boyunca gönlünü almaya çalışırım." 
"Biz evlenmiyoruz!" diye adama döndü; öfkesi o kadar yoğundu ki, adamın güzel yüzünü görmek onu daha da yoğunlaştırdı. "Ve sözlerin ve... ve yalanların bu sefer şe yaramayacak." Elbisesini çekiştirerek el yordamıyla bağlarını aradı. "Aramızda olabilecek evliliği unutabilirsin."
"Aramızda olanları böylece kenara atamazsın," dedi Alec. 
Adamın yüzündeki katıksız acı dolu ifade kadını bir a durdurdu. Ama artık onun söylediği hiçbir şeye inanmaması gerektiğini çok iyi biliyordu. "Peki, aramızda tam olarak ne var ki?" Aceleyle ayakkabılarını giydi. "Yalanlar ve aldatmalar, hepsi bu."
"Katherine, hiçbir zaman seni böyle kırmak istememiştim."

***

Kalbi böyle ezildikten sonra gururunun bu kadar cüzi bir teselli olması ne kadar da kötüydü.





 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın