Zoraki Koca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zoraki Koca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2014 Pazar

0 Fatih Murat Arsal - Anlaşma [ Zoraki Koca #4 ]


Bir FMArsal kitabı daha bitti ve bir FMArsal boy ile tanıştım :)) Aslında Yavuz ile daha önceden tanışmıştım. e-book halinde yayınlandığında okumuştum bu kitabı şimdi bir daha okumak oldukça zevkliydi.

Hani genelde ne olacağını bildiğimiz kitapları tekrardan okumak insan biraz sıkıcı gelebilir ama bu kitap bana hiç öyle gelmedi. Mesela "Yemin" kitabını basılı olarak 2. okuyuşumdu ve Karahan artık illallah dedirttiği için ilk defa okuduğumda aldığım zevki alamadım ama bunda o zevki aldım.

Öncelikle değinmek istediğim bir nokta var. Kapak tasarımında kıllanılan kadın figürü ilk okuyuşumda da ikinci okuyuşumda da aklımdaki Merve karakterine tam anlamıyla uyan bir kadın. Yayınevi bu konuda tam 12'den vurmuşlar! Ayrıca kadının saçlarını da kıskandım öyle saçlarım olsun isterdim :iççekenifade:
Neyse konumuz bu değil :)

1 Nisan 2014 Salı

10 Fatih Murat Arsal - Zor Kadın [Zoraki Koca #3]


Allah'ım bu nasıl bir kitaptı ya! Açıkçası hayal kırıklığına uğradım! Fatih hocanın kalemine tapan biri olarak hiç beğenmedim! Ya nasıl bu kadar kalemini basit düzeye indirgeyebildi anlamadım. O kadar sıkıldım ki okurken normalde post it kaynayan kitaplarınıza o kadar alışmıştım ki bu kitap... diyecek söz bulamıyorum. Keşke...

Keşke...

Keşke bu kadar sert bir 1 nisan şakası yapmasaydı bu okurunuz :D

Şaka tabi ki :) Bu kitabı aslında dün bitirdim ama yorgunluktan bugüne kaldı yorumu ve iyi ki de kalmış yani :) Açıkçası Fatih hocanın ve fanlarının şu ilk satırı okurken ki yüz ifadelerini merak ediyorum :) Kesin fanlar beni topa koyarlar :D Tamam kendim kaşındım :) kabul ediyorum :)

Şimdi ciddi ciddi yorumuma geçerek kitabı beğendiğimi söyleyeyim :) Yine tipik FMArsal kalemi ve yine güzel bir aşk hikayesi :) Gerçi bu diğer kitaplarındaki gibi heyecanlı olmadı benim için çünkü ne olacağını biliyordum. Yazarımız facebook sayfasında yayınlamıştı bu kitabı ve keyifle okumuş Ateş'e saydırmış, Ecrin'e hayran kalmıştım ve şimdi tekrardan okurken sonunda neler olacağını bilerek okumanın da farklı tatları olduğunu keşfettim. Mesela Ateş hiç de beğenilecek bir adam değilmiş. Neyse o kısma sonra geleceğim :)

Öncelikle kitapta Kara'yı ve Selim'i görmek çok güzeldi. Selim benim Tahir'den ve Doğan'dan sonraki favori erkek'im :) aslında üçünün de yeri ayrı ama bunlar gözümde bir taneler ahhh tabi bir de Ataman ya da Turgut mu deseydim o var :D onları da bir kitap olarak okusaydık çok fena olacaktı :)

Konuyu dağıttım yine =)

Neyse, ben bu karakterleri görmekten memnun oldum açıkçası bu yüzden zaten Fatih hocanın kalemini ve kitaplarını daha ayrı bir seviyorum. Adam resmen karakterler benim ister arkadaş yaparım ister düşman diyerek hepsini arkadaş yapmış :) bence iyi de yapmış :) Şahsen Tahir'in düşmanı olarak görmek istemem Selim'i :)

Bak ya yine dağıldım hemen toparlanıp kitaba dönüyorum.

FMArsal fanlarına özel olarak sormak istiyorum. Hiç nefret ettiğiniz, sevmediğiniz bir FMArsal erkeği var mı? Ben cevaplayayım önce.... benim artık var! Cidden ilk okuduğumda değil ama bu okumam da cidden Ateş'e ısınamadım. Adam ciddi anlamda odunun teki ya! Nerede o okuduğumuz Tahir, Doğan... nerede bir Tamer... tamam onlar gibi olsun demiyorum herkesin ayrı bir karakteri var ama sen git yontulmamış bir odun da olma! Cidden hiç hoşlanmadığım bir karakter oldu kendisi... Tam bir sinir kaynağı... Ecrin'e acıdım onun gibi biriyle bir ömür geçirecek olmasına... hayır aşık olsa ki kaç yazar :P

Şimdi bütün sinirimi dökerken kitabı anlatırım korkusuyla susuyorum ama demeden geçemeyeceğim. Ecrin'e söylediği onca şeyi bana söylemiş olsaydı değil aşkımdan affetmek, gururumdan onu süründürürdüm!

Şimdi sevdiğim alıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum :) eeee alıntısız bir FMArsal kitabı yorumlanmaz değil mi ama :)


"Bence senin de bir şeyler yemeğe ihtiyacın var küçük hanım. Fazla zayıfsın. Hem yemek yeriz... hem iş konuşuruz... hem de belki seni etkilemenin bir yolunu bulurum..."

"An...anlamadım?"

"Bende öyle! Ben de anlamadım! Bana neden böylesine değişik ve...böylesine...çekici geldiğini... hiç bilmiyorum!"


"Gece eve geldiğiniz de sizi karşılayacak biri olsa fena olmazdı ama?"

"Beni karşılayan bir kadın var zaten!.."

"Ah! Berna Hanım!.. Nasıl unuturum? Ama Berna Hanım soğuk gecelerde sizi sıcak tutabiliyor mu?"

"Salep hazırlıyor!"

"Hastalandığınızda size gözü gibi bakıyor mu?"

"Üç büyük şehirde hastanem var benim..."


"Sevgiden de korkuyorsunuz değil mi?" diye fısıldadı Ecrin.

"Anlamadım?"

""İçinde sevgi geçen bir şey sizi ürkütüyor."

"Hiç de bile! Sevgi ile aram iyidir benim!"

""Öyle mi? Bir örnek verin bakalım?"

"Spor arabamı seviyorum mesela? Yeni uçağımı...yatımı..."


"Evlenmeyi kabul ediyor musun?"

"Şey..." dedi Ecrin kararsızca. "İyi bir fikir gibi... Ama kabul edebilmem için... önce teklif etmeniz gerekmez mi?"

"Seni lanet olasıca kadın! Benimle oynama artık! Ya kabul et... ya da etme! Tüm yapacağın 'evet' ya da 'hayır' demek!"


"Keşke bu kadar zengin ve ünlü birisi olmasaydınız! Bu evliliği herkes merak edecek. Aniden evlenmemizi açıklamak zor olacak. Belki de herkes para için sizinle evlendiğimi düşünecek."

"Bu doğru değil mi?"

"Doğru ama...herkesin bilmesine gerek yok ki!" Sıkıntıyla onun yakışıklı yüzüne baktı. "Siz ne diyeceksiniz çevrenizdekilere?"

Ateş alaycı bir şekilde gülümsedi. 

"Senin dediğini..."

"Ben ne dedim ki?"

"Bana soran olursa eğer... bal gözlü bir kıza aşık olduğumu ve onunla evlenmek için acele ettiğimi söyleyeceğim..."


Kırkına merdiven dayamış bir adam olarak hiçbir zaman, bir kadın için bu kadar değişik duygular hissetmemişti. Ecrin çok farklıydı. En azından genç adamın yüreğinde farklı duygular uyandırıyordu. 

Ve... genç adam hayatında ilk kez... korkuyordu.



"Seni kaybetmeyi nasıl göze alırım, değil mi? Ne de olsa, sevgiye inanmayan bir koca bulmuşum!.. Bir bebeği değil istemek, düşüncesinden bile nefret eden bir adamla evlenmişim!.. Zengin ve yakışıklı olmasının yanında karısını her fırsatta kıran bir canavar olması önemli bile değil... Ondan boşanmayı kabul etmem gerçekten saçma olurdu değil mi?Aile ve yuva sahibi olmaktan ölesiye korkan birini neden terk edeyim ki?"



"Sana ortak hesap mı açtım? Bu ilginç işte! Param için benimle evlenen bir kadına neden bu kadar güvendim acaba?"

"Başına kalın bir demir ile vurmuştum. Araba çarpıncaya kadar öyle aval aval geziyordun! Ne yazık ki kazadan sonra kendine gelip, yine eski sen oldun işte! Şekillendirilmemiş bir odun!"



"Dana önce bu yatak odasına..." sustu... Sonra başladığı cümleye devam etmenin dürüstlük olduğunu düşünerek devam etti. "... bu odaya, senden başka hiçbir kadın girmedi. Neden bilmiyorum ama... senin odama ve ... yalnızlığıma... çok yakıştığını düşünmeye başladım!"



"Bence en kısa zamanda kendine bir meşguliyet bul!"

"Mesela? Çocuk olur mu?"

"Ne çocuğu?"

"İki ayaklı, sıklıkla ağlayan, sümüklü bir velet mesela? Ya da kurdele takıntısı olan bak gözlü bir kız çocuğuna ne dersin?"


Bu kadar alıntı yeter. Aslında birkaç yer daha vardı ama baktım onlar çok kitap içeriği olacak en iyisi tadında bırakmak dedim :)

Her ne kadar bazen Ateş'i sevimli bulsam da hiç sevmediğim bir karakter oldu diye bir kez daha söylemek istiyorum. Ecrin'in hazır cevaplılığı, esprili yapısı, neşesi kitaba renk katıyordu. Ama bir de şu hemen yelkenleri suya indirmeseydi çok daha iyi olurdu bence! Hemen affetti, hemen vazgeçti... ya kızım bırak adam sürünsün ya dedikleri yenili yutulur cinsten değil... ama yok hanımefendi affetti! Sonunda böyle bir oduna bağımlı kalırsın işte.

Neyse, ben kitabı beğendim ki zaten beğenmemiş olsam 2. kere okumazdım değil mi :) Ve tavsiye ederim klasik FMArsal kitabıydı! :) Tek farkla erkek karakterine aşık olmadım bu sefer... Buyurun kızlar Ateş sizin olsun tepe tepe aşık olun, adını sayıklayın isterseniz aranızda bölüşün :)

Zoraki Koca Serisinin Kitapları:
Kitabın arka kapak yazısını aşağıda paylaşıyorum:
Şaşırtıcı bir kadınla karşı karşıyaydı.Oysa her şey ne kadar kolay gözüküyordu!Onu elde etmek ne kadar zor olabilirdi ki?İçinde bulunduğu maddi sıkıntılardan kurtulması için kendisini genç adamın kollarına bırakması yeterliydi.Kolay olması gerekirdi! Ama!.. Ama yanılmıştı! Hem de çok! 
Acımasız bir adam olması genç kızı hiç korkutmuyordu.Kötü bir şöhreti olması bile onu hiç rahatsız etmiyordu.Herkesi sindirip yakan ateşli gözlerine bakarak gülebiliyordu!Bunlardan daha da kötü bir özelliği vardı.Hiç alışık olmadığı kadar... zor bir kadındı! 
Aşka ve aileye inanmayan,her istediği kadını kolayca elde edebilen bir adam için onunla karşılaşmak büyük bir talihsizlikti!Ve onu ancak evlilikle elde edebileceğini anlayınca, çaresizce teslim oldu... Hem de iki kere... 
Kötü kalpli olmakla ün salmış, huysuz bir adamın yanında yer almaya hazır mısınız?Böyle bir adamı bile kolayca sevebilirsiniz dedirten, sürprizlerle dolu bir FMArsal romanı daha... 

Ahh... bir de kitabımın imzalı olduğunu söylemiş miydim? :) Fuarları en çok bu yüzden seviyorum =)



13 Şubat 2014 Perşembe

2 Fatih Murat Arsal - Yemin [Zoraki Koca #2]


Bir FMArsal klasiği daha bitti! Zoraki Koca Serisinin ikinci kitabı olan Yemin'de Karahan ile Tuğçe'nin aşklarını okuduk... İtiraf ediyorum daha Osman'da sinirden köpürdüm diyordum ama yanılmışım Karahan'da çok daha fenaydı durum!

600 sayfalık ansiklopedi gibi kalın kitap bir Türk yazardan asla çıkamaz muhtemelen hep aynı şeyleri tekrarlamış durmuştur diye düşünebilirsiniz ve bende size keyif olarak söylüyorum ki yanılıyorsunuz. Evet oldukça kalın ve evet bir Türk yazar ama her satırından keyif alarak okuyacağınız ve nasıl bittiğini anlamayacağınız bir kitap da aynı zamanda. Bunu söylüyorum çünkü benim gibi Türk yazarlara ön yargılı yanaşan birçok okur vardır ben bile kırdıysam bu ön yargıyı sizlerde kırabilirsiniz.Yani kitapçılarda gördüğünüzde ikinci kere düşünmeden alın derim :)

FMArsal, kalemine taptığım her kitabını ikinci kez düşünmeden aldığım, hevesle takip ettiğim bir yazar. Akıcı, sürükleyici, aşk dolu, heyecanlı, tartışmalı, kavgalı, entrikasız ihanetsiz, karakterleri mükemmelleştirmeden yazan ama okurun gözünde mükemmelleşen, kaleminde usta bir yazar... Bunları laf olsun diye söylemiyorum cidden ben bu adamın kalemine tapıyorum. Ve kitaplarını hevesle takip ettiğim nadir Türk yazarlardan biri.

Her neyse artık kitaba dair yorumuma geleyim :))

Hiç sıkılmadan 600 sayfayı okudum diyebilirim ve zaman zaman sinirlendim aslında çoğu zaman sinirlendim ve zaman zaman eğlendim ve zaman zaman da bir aşkın yeşermesini izledim. Osman ve Gülay'ın hikayesindeki gibi durgun ama iliklerine kadar aşkı hissettiren bir kitap değildi hala benim için favori kitap Şahane Gelin ve favori karakterlerim onlar ama Karahan ve Tuğçe'nin ki de fazla itişmeli kakışmalı oldu yav...

Arkadaş bir uslu durun ki düzgün laf edin ama yok kitabın sonuna kadar hep bir laf atışması laf dalaşı ayyy ben erkek olsam Tuğçe'nin gırtlağına yapışırdım ve bir bayan olarak da Karahan'ı çeker vururum! Resmen iki inatçı keçi gibiydiler... Gerçi onların bu hallerini okumak çok eğlenceliydi :)

Ama itiraf edeyim okuyan bilir Karahan'ın Tuğçe'nin durumuna dair Rasim Bey ve abilerle konuşmasını düşünüyorum da... O durumda babam ve kardeşim olsa... sanırım birer tane geçirirlerdi suratına adamın. İyi sabırlılar vallaha :)

Ahh bir de şu kız milletini anlamıyorum ya... nedir bu erkeklerin poposundan istedikleri... size ne ya ne kıskanıyorsunuz onlarındaki daha seksi daha sıkı daha güzel görünüyor diye... aaaaa :) hehehe çok eğleniyorum bu tür sohbetlerde ya :D vallaha bu FMArsal kadınları pek bir fena :)

Kitabın içeriğine dair bir yorum yapmayacağım ama okurken post-it yapıştırdığım birkaç yeri sizlerle paylaşmak istiyorum :))


***

"Bu etekle karşıya koşturmak hiç kolay olmaz. Biraz fazla dar. Yırtmacına kadar kaldırmanız işi kolaylaştırabilir ama bu sefer de trafikteki araçların emniyetini tehlikeye atmş olursunuz. Bu güzek bacaklarla herkesin gözünü kamaştıracaksınız! Buna izin veremem. Şimdi iki seçeneğiniz var! Ya siz benim koluma girersiniz, ya da ben sizinkine! Karar sizin!"

***

"Sevgi bu zaten! Canın acısa da seiyorsun. Sebebini anlamasan da seviyorsun. Bir erkeği kaba ve ilgisiz bulsan da seviyorsun. Seni terk edip gideceğini bilsen de seviyorsun."

***



***

"Ben sadece cinsellik isteseydim, önümde bir sürü seçenek vardı. Ne garip ki tehlikeli olduğunu biliyordum. Ne garip ki bunu bilmeme rağmen senden hoşlanmaya başlamıştım. Hatta komik bir şey söyleyeyim mi? Hatta seni sevebileceğimi bile düşünmüştüm. Ve senin de belki beni sevebileceğini! Evlenebileceğimizi..."

"Bunu ne zaman düşündün? Param olduğunu öğrendiğin zaman mı?"

***

"Sana seni sevindirecek bir haber vereyim bari... İçin rahatlasın. Artık ne seninle evlenmek istiyorum ne de çocuğunu doğurmak. Evlenmek için birazcık bir niyetim vardıysa bile sen bunu yok ettin. Artık kesinlikle istemiyorum. Sen dizlerinin üzerinde sürünerek gelsen de seninle evlenmem. İnan bak! Yemin ederim."

***

Onun gitme düşüncesi bile canını bu kadar yakarken o tamamen uzaklaştığında nasıl yaşayacaktı? Umursamaz gibi görünmek başka öyle hissetmek başka! Bu nasıl bir sevgiydi? Bu nasıl bir histi? Onsuz olmak istemiyordu. Olamayacağını biliyordu. Fakat başka çaresi yoktu. Onsuzluğa alışmak zorundaydı.

***


***

"Kapatıyorum ben..." diye mırıldandı. Onunla konuşmayı bile özlemişti. Onun sesini duymak ne kadar da güzeldi...

"Evet... Kapat," diye onayladı Karahan.

"İyi..." Ama parmağı bir türlü kırmızı düğmeye gitmiyordu

"İyi.. Hadi kapat!"

"Şey, akşama... görüşürüz."

"Evet."

"Kapatıyorum."

Adam güldü yine. "Kapat."

***

"Neden hayırı cevap olarak kabul etmiyorsun?"

"Evetin daha güzel bir cevap olduğunu düşündüğümden olsa gerek," 

***

***

"Tuğçe!... Ne yapacağımı bilmiyorum. Gerçekten çok zor durumdayım. İstediğin buysa... sana yalvarabilirim de! Sırf bana bir şans daha verebilmen için her şeyi yapabilirim. Her türlü teklife açığım. Ban bir yol göstermen için ne gerekirse yaparım. Yeter ki bana bir çözüm öner! Seni kaybetmek istemiyorum."

***

"Zaman zaman kavga edeceğiz?" dedi Tuğçe gülümseyerek. "Ben zor bir kadınım! Bunu biliyorsun!"

"Muhtemelen... Ama ben senin öfkeli haline de bayılıyorum!"

"Ben de senin bana ceza verme yöntemine!"

***


Bu kadar alıntı yeter sizlere :)) okuyan alıntıları tanır okumayan da meraklanır diyerek köşeme çekiliyorum...

Ben her sayfasından zevk alarak okudum ve sizlere de tavsiye ederim güzel, çekişmeli bir aşk hikayesiydi. Ama... baştan okuyacakları uyarıyorum her ne kadar Kara'ya aşık olsanız da baya bir söveceksiniz de :)

Ve bir de yorumumu bitirmeden Ephesus'u tebrik etmek istiyorum. Kapak tasarımı müthişti. Her gören bir kere daha bakıp çok güzel dedi :)

Zoraki Koca Serisinin Kitapları:
Kitabın konusunu aşağıda sizlerle paylaşıyorum:
Adı gibi "Kara" bir geçmişi olan, tehlikeli bir adamdı o... Hayat dolu bir genç kız için asla uygun değildi. Çoğu zaman insanı sinir edecek kadar kaba, yontulamayacak kadar sert, can sıkacak kadar suratsız ve... 
...ve görmezden gelinemeyecek kadar yakışıklı! 
Sığındığı karanlığı aydınlatacak bir ışığa hiç ihtiyacı yoktu. Hele güzel ve dik başlı bir sarışına asla! Ama genç kızın neşesinden etkilenmemek zordu! Onun inatçı mavi gözlerinden... Alaycı kırmızı dudaklarından… Geri adım atmayı bilmeyen cesur yüreğinden de! 
Ceza öpücüğü her ikisi için de büyük hataydı! İlişkileri bir anda karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hal aldığında, kalbi kırılan genç kız büyük bir yemin etti! 
"Sen dizlerinin üzerinde sürünerek gelsen de... Seninle asla evlenmem!"
Tertemiz bir yüreğin granitten bir kalp ile mücadelesinde, belki de ilk kez bir yeminin tutulmaması için dua edeceğiniz, tarafınızı zor seçeceğiniz bir FMArsal romanı daha...

29 Aralık 2013 Pazar

5 Fatih Murat Arsal - Şahane Gelin [Zoraki Koca #1]


Imm.... insanın ağzında inanılmaz tat bırakıp yüzünde gülümseme ilke kitabın kapattıran FMArsal kaleminden bir kitap daha bitirdim. Çoğunuzun yeni mi okuyorsunuz dediğini ya da düşündüğünü duyar gibiyim ama yanılıyorsunuz yeni okumuyorum. Bu kitap benim ilk FMArsal kitabımda ve e-kitapken okumuştum ve birçok sahnesini, sayfasını hatim etmiştim şimdi de basılı haline elim giderken engel olamayıp aldım ve kuru kuru almadım tabi ki! Yazarımıza da imzalattım diyip havamı attıktan sonra yorumuma geçeceğim.

Gerçi Fatih hocanın kalemine dair bir yorum yapmayacağım. Daha önceki kitaplarının yorumlarından anladığınız gibi ben bu adamın kalemine tapıyorum! Aman şimdi Fatih hoca okur yorumumu da 'adam' kelimesine takılır falan... hocam bu kelimeyi tamamen heyecanımı anlatmak ve kaleminizi ne kadar sevdiğimi göstermek amacıyla kullandım. Neyse açıklamaya çalışırken daha fazla batırıyormuşum hissine kapıldım birden :D Bir anlık heyecan ve sevinç belirtisi ile kurulan bir cümle işte :)

Kitap dediğim gibi benim ilk FMArsal kaleminden okuduğum kitaptı bu yüzden bende yeri ayrı ve her ne kadar Doğan'ı sevsem de en çok ya da Tamer'i Osman'ın yeri bende ayrı tıpkı Gülay gibi :))

Kimse Osman hakkında diyeceklerime kızmasın lütfen! Ama Osman bildiğiniz öküz... hatta odun! hatta kütük! Arkadaş ne olursa olsun bir insan bir insanı aşağılayamaz ya! Her okuduğumda Gülay'a söylediği sözlerde içten içe baya saydırmışımdır! Vallah bu adam insanı kanser eder! Ya bari sevindiğini göster bari ya... adam sevinse bile surat asıyor...

Ayrıca Gülay'da.. ya ne diyeyim ben sana güzelim ya... ben olsaydım onda laftan sonra resti çeker, tavrımı koyar, defol git derdim... Sendeki de iyi sabır her şeyi sineye çektin! Gerçi sonunda Osman'ı adam ettin ya bravo sana... :))

Bir de kitabı kötü olarak eleştireceğim bir yer yaratmış Fatih hoca :) Osman İstanbul'a döndükten sonra Mustafa ile telefon konuşmasında Mustafa Osman'a 'kuzum' diye sesleniyor... Açıkçası bu kelime olmamış be hocam... Bu kelime artık eski siyah beyaz ya da 80'lerde 90'larda kalma Türk filmlerinde kaldı. Hani şu Hülya Koçyiğit filmlerinden :)) ki her şeyi bir kenara bakalım hangi Türk erkeği bu kelimeyi kullanır ki? Tatlım, hayatım demeyenler... olmamış be hocam bu kelime... Cidden komik ve gülünesi geldi bana... alınmayı lütfen ama okuduğumda bunu düşündüm ilk olarak ve tarafsız olarak yorum yaparken söylemem gerektiğini düşündüm :) ki biliyorsunuz ki kitaplarınızı ne kadar severim :)

Sanırım ilk defa kitap içeriğine giren bir yorum yapmayacağım ama kitabı okurken o kadar çok yere post-i yapıştırdım ki sizlere alıntılarla dolu bir yorum okutacağım :))

Ahh bir de fikirlerimi açıkça söylüyorum ki kitap kapağını ilk aşta beğenmemiştim. Benim hayalimdeki Gülay çok daha farklıydı! Her ne kadar kitapta seksiliği ve çekiciliği vurgulansa da ben daha çok masumane bir kızı canlandırdım gözümde... İlk gördüğümde kapağı dolayısıyla beğenmedim. Dediğim gibi benim hayalimdeki Gülay bu değildi! Ama... ama kitabı elime aldım ve kapaktaki yüzle okumaya başladığımda "evet" dedim. Bu anlatılan Gülay'a benim canlandırdığımdan daha çok uyuyor... ve kapak cidden hoşuma gitmeye başladı... Sonrasında ise kapak benim için tablo misali izlemelik oldu! Tıpkı Gülay'ın izlenmelik bir kadın olduğu gibi... :))
Duygu ve düşüncelerimi belirttikten sonra sizlere bir sürü alınt yazıyorum :))
Okuyanlar hatırlasın, okumayanlar da meraklansın :)


Gülay'ın gülümsemesi çekingen ve bir o kadar da sevimliydi. Mustafa daha da cana yakın gülümsedi. Doğrusu bu garip saçlı kızın gülümseyişi güneşi yeryüzüne inişi gibiydi. Herkesin içini ısıtabilirdi. Aynı anda aynı şeyi iki erkek birlikte düşündüler.

'Gerçekten kahkaha atsa ne olurdu acaba?'

***

"Bu kaza sana Allah'ın bir hediyesi. Bu kadında öyle! Ama sen ne yapıyorsun? Ailesi için hissettiğin nefreti ondan çıkarıyorsun. Kim tanımadığı bir adamla evlenmek ister? Söyle bana kim? Üstelik de senin gibi huysuz ve duygusuz bir adamla! Sen şimdi onu üzdün de, ailesinin haberi oldu mu sanki? Onların da canı yandı mı? Yanmadı tabii... Ama o, şu sakat haliyle bile sana itiraz etmedi, seni onurlandırdı."


"Ben senin yerinde olsam, önüme bakar, yeni bir hayat kurmanın tadını çıkarırdım. Sana nasıl bakıyor görmüyor musun? Sen ne dersen yapacak kadar sana tapıyor! Bunu nasıl becerdin bilmiyorum ama kızcağız kendini tümüyle sana bırakmış... Kaderini kabullenmiş! Ben bunu asalaklık olarak tanımlamazdım. Belki sana mahkum kalan bir melek diyebiliriz? Şeytana boyun eğen bir melek!"

***

"Aşk denen şeye zaten inanmam. Ayrıca varsa bile ikimizin arasında olmasına izin vermem. Şu anda tüm istediğim bu evliliği bir an önce bitirip hayatıma kaldığım yerden devam etmek. Sen olmadan..."


'Bende senin gibi bir kızla karşılaşmadım!' diye itiraf etti. Tabii ki içinden! 'Sen çok farklısın ve bu beni korkutuyor...'

***

"Seni sevmemi isterdin değil mi?" diye azıyla sordu. "Seni sevseydim, intikamını tam almış olurdun. Bana çektireceğin başka acı kalmazdı. Ayrıldığımızda için rahat ederdi."

Osman dik dik Gülay'a bakıyordu. "Sana acı mı çektiriyorum?"

"Bana bir an çok yakınsın, bir an çok uzak! Bir an harika bir sevgilisin bir anda en büyük düşman! Bir an müşfik bir koca bir anda ayrılmak için çırpınan bir evlilik mahkumu... Ve... en kötüsü... senin böyle mutsuz olmanın sebebi benim.. Kendime her bakışımda, senin gözlerinden kendimi görüyorum ve... kendimden nefret ediyorum. Keşke o gün hiç dışarıya çıkmasaydım. Keşke o gece beşik kertmemin evlilik teklifini kabul etseydim. Keşke babam her şeyi oluruna bıraksaydı. Sen şuanda özgür bir adam olarak hayatını yaşıyor olacaktın. Benim için ise hiçbir şey fark etmeyecekti. Yine beni sevmeyen, yine bana değer vermeyen, bedenimi kullanan başka bir adamla evli olacaktım..."



Genç kadın ona sarılıp başını göğsünün sıcağına gömdü. Dudakları adamın teninde gezinirken "Bu gece beni üzme..." diye yalvardı. "Kadın gibi hissetmemi sağla... Beni sev... Artık kötü söz söyleme... Hiç değilse bu gece!"

Genç adam onu kucakladı. Yatağa bırakırken, çok nazikti. Elini güzel yüzünde gezdirip ıslak yanaklarını sildi. "Söz..." diye mırıldandı. "Bu gece senin için çıldıran bir koca göreceksin..."


Evet... alıntılarımızı bitirdikten sonra tekrardan kitabı ve yazarın bütün kitaplarını tavsiye ederek yorumumu bitiriyorum... Ahh bir de unutuyordum bahsetmeyi.... "Şahane Gelin" kitabı "Zoraki Koca" serisinin ilk kitabı... 

İkinci kitap "Yemin" de yine Ephesus logosuyla çıkacak ve sanırım yakın zamanda çıkar. Sanki Tüyap'ta yılbaşından sonra denildiğini hatırlıyor gibiyim :))

Zoraki Koca Serisinin Kitapları:
İşte tanıtım yazısı:
Özellikle zengin ve yakışıklı bir erkek için bu zoraki evlilik dehşet vericiydi. Kısıldığı bu kapandan tüm kalbiyle nefret etti. 
Ama sürprizlerle dolu olan karısından değil! Tüm öfkesine rağmen... Tüm intikam isteğine rağmen... Tüm kaçış çabalarına rağmen... Bir türlü karısının şok eden güzelliğinden ve dayanılmaz çekiciliğinden uzak kalamıyordu. 
Aşk savaşında güç kaybeden bir adam için, bazen teslim olmak en iyisidir. Ama bunu anlamak zaman alabilir! Çaresiz bir kadının sessiz savaşı karşısında, zorba bir kocanın an be an yenilişini okuyacağınız, duygu dolu bir Fmarsal romanı daha...