Arunas Yayıncılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arunas Yayıncılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2019 Pazar

0 Larissa Ione - Reseph (Mahşerin Dört Atlısı #4)


~~~*~~~
"Reseph'i tanımıyordun." Dedi Limos. "Hiçbiriniz bilmiyordunuz. Onu sadece kötü canavar olarak tanıdınız. Ama mührü kırılmadan önce eğlenceli, mutlu biriydi ve asla bilerek kimseyi incitmezdi. Onun elinden çıkan ölümleri bilmek onu öldürürdü."
"Ve yaptığı da buydu. Kendine zarar veriyordu. Kendi kendine bu denli işkence eden birini daha önce hiç görmemiştim."
~~~*~~~

Vee Mahşerin Dört Atlısı serisinin yayınlanmış son kitabı Reseph'de bitti. Normalde bu ay okumayı planlamıyordum ama dayanamadım. Çünkü 3. kitap Thanatos öyle bir bitti ki okumamak mümkün değildi ve bende hemen okudum. 

İddia ediyorum ki 4 kitabın en iyisiydi Reseph. Serinin başından beri kötü, lanet olası bir pislik olarak okuduğumuz, kardeşlerini öldürmeye çalışan, sevdiklerine zarar vermeye çalışan biri olarak tanıdık ve bu kitapta mührü kırılmadan önceki Reseph'i gördük. O Reseph, Thanatos'un en başından beri kardeşinin mührünü tamir etmeye çalışmasının sebebini, Limos'un hep hatırladığı ve kıyamadığı kardeşini tanımamızı sağladı. 

15 Ağustos 2019 Perşembe

2 Larissa Ione - Thanatos (Mahşerin Dört Atlısı #3)


~~~*~~~
Thanatos çocuğuna sahip olacaktı, ancak bu onun mührüne mal olacaktı... ve ruhuna.
~~~*~~~

Mahşerin Dört Atlısı Serisinin 3. kitabı Thanatos'da okundu ve bence serinin en iyi kitabıydı diyebilirim. Bu ay okumayı planladığım kitapların arasında serinin 4. kitabını eklememiştim ama şimdi araya ekleyip okumayı planlıyorum çünkü çok fena bitti ve bu kitabı okuduktan sonra bir sonrakini merak etmemek elde değil. 

Larissa Ione, bence muteşem bir fantastik seri yaratmış. Akıcı, sürükleyici ve merak uyandırıcı, romantik, erotik ve aşk dolu bir kurgu oluşturmuştu. Keşke çeviri ve edisyon da birazcık iyi olsaydı. Çünkü ne yazık ki imla hataları ve anlamsız o kadar cümle vardı ki okurken bazen kopukluk yapıyordu bazen de ne demek istemiş anlamaya çalışmak gerekiyordu. Daha iyi bir iş çıkarsalardı şu seri hit olurdu. Öyle bir kurgusu vardı.

16 Temmuz 2019 Salı

0 Larissa Ione - Limos (Mahşerin Dört Atlısı #2)


~~~*~~~
"Size Limos'un Satan'ın gelini olacağını söylemiştik. Ama mührü kırılmadan ya da Satan'ı kıskandırmadan önce cehenneme giremez."
"Pekala, o zaman büyük patron kıskanç biri. Ama neden Limos duruyor da Arik gitti?"
"Çünkü bu o kadar kolay değil. Kıskançlığın oluşmasına neden olan adam acı çekerken Limos'un adını söylemediği sürece Karanlık Lord onu yanına alamaz."
"Yani hala hayatta mı? Nerede?"
Limos nefes almakta zorlanıyordu. "Cehennem," dedi. "Arik cehennemde."
~~~*~~~

Mahşerin Dört Atlısı serisinin ikinci kitabı Limos'u da okudum. Mitolojiyi, paranormal romans kitaplarını seviyorsanız mutlaka denemelisiniz. Ayrıca aşkı da savaşı da romantizmi de muhteşem şekilde işlenmişti. 

Ares'i çok sevmiştim ama Limos daha güzeldi. 

Kitapları sırayla okumalısınız, çünkü hikaye her ne kadar dört atlıyı anlatsa da devam niteliğinde. 

20 Haziran 2019 Perşembe

0 Larissa Ione - Ares (Mahşerin Dört Atlısı #1)


~~~*~~~
Eğer hayatta kalmak istiyorsan fedakarlıklar yapıp daha önce asla yapmam dediğin şeyleri yapmak zorundasın. Bunlar inandığın tüm doğrulara aykırı olsa da.
~~~*~~~

Uzun zamandır okumayı istediğim, aşırı derecede merak ettiğim bir serinin ilk kitabı ile karşınızdayım. Mahşerin Dört Atlısı serisinin ilk kitabı Ares'in yorumu ile geldim. 

Bu aralar paronormal romans okuyasım var ve hazır elimde varken bu seriyle o isteğimi tatmin edeyim dedim. 

Öncelikle söylemeliyim ki bu seri ilk çıktığından beri ilgimi çekiyordu ve merak ediyordum çünkü hep okumayı sevdiğim bir türdü. Bunun yanında seriye dair de çok güzel yorumlar okumuştum merakım iyice tavan yapmıştı ve bütün o yorumların hakkını veren bir kitap okudum diyebilirim.

7 Eylül 2017 Perşembe

0 Zeynep Saraç - Nar Çiçeği


~~~*~~~
"Sen dünyayı tanımaya başladığından beri senin için ben hep vardım İpek."
~~~*~~~

Uzun bir aradan sonra yorumla karşınızdayım. Tatildi bayramdı derken kitap okudum ama yorum yazmaya fırsat bulamadım. Şimdi hazır oturmuşken okuduğum kitapların yorumlarını gireyim dedim :)

Bir Parça Masal kitabıyla kalemini sevdiğim yazar Zeynep Saraç'ın neredeyse bir senedir elimde olan kitabı Nar Çiçeği'ne bir el attım. Yazarın sıkmayan, akıcı kalemini sevmiştim. Bu yüzden bu kitabını itiraf etmek gerekirse pek de konusuna ya da yorumlara bakmadan aldım diyebilirim.

25 Ekim 2012 Perşembe

2 Marsha Canham - Demir Gül



Yazarın daha önce Benim Ebedi Aşkım ve Gurur kitaplarını okudum ancak bu onlara göre çok farklı geldi bana. Normalde dilini sevdiğim yazarlardandı kendisi. Genel anlamda takip ettiğim, konuları ele alışlarını sevdiğim ve detaylarında boğulmadığım bir yazardı ancak bunları bu kitap için söyleyemeyeceğim.

Kitap bana çok sıkıcı geldi. Konu olarak evet güzeldi ve alışılagelmiş tarihi aşk kitaplarından da farklıydı ama o kadar detaylara girmiş ki açıkçası bazı yerlerde sıkılıp elimden bıraktığım ve konudan koptuğum oldu. Denizcilikle ilgilenmeyen ve terimleri bilmeyenlere -benim gibi- sıkıcı gelecek.

Kitabın konusunda ise hoşuma giden taraflar kadın karakterin güçlü ve ne istediğini bilen savaşçı bir karakter olması çok güzeldi. İnsanın feminen duygularını kabartıyor. Bir de tarihi aşk kitaplarında hep erkeğin gölgesinde kalan kadın karakterleri okuduğumuz için bu kitaptaki kadın karakter ister istemez hoşumuza gidiyor.

Neyse... Genel anlamda konusu güzel ama gereksiz detaylarla sıkıcı hale gelmiş bir kitaptı. Tavsiye eder miyim bilmiyorum. Siz bilirsiniz. Eğer yazarın diğer kitaplarını okuyup da bu kitabı okumalıyım derseniz tercih sizin ben bir daha bu kitabı okumaya çalışmayacağım bile.

Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum:


"Tarihi Aşk Romanlarının En Başarılı Yazarlarından Biri Olan Marsha Canham'dan bir başyapıt daha!
1600’lü yılların başında Atlantik’in engin sularında nefes kesen bir macera! Bir yandan ticaret filolarını korsanlardan korumaya, öte yandan ezeli bir rekabet içerisinde deniz hâkimiyetini kaptırmamaya çalışan iki krallık: korsanlarla anlaşmak için elçi gönderen İngiltere ve onların kökünü kazımaya kararlı İspanya. Ancak iki ülkenin de göz ardı ettiği bir korsan ailesi hâkimdir Karayiplere: ünü yedi denizin dört yanına yayılmış Danteler.
Tüm bu olay halkasının merkezinde ise Korsan Kurt’un kendi gibi gözü pek kızı, Demir Gül’ün kaptanı Juliet Dante bulunmaktadır. Bilinmeyen denizlere yelken açmaya can atan genç ve güzel korsan, bunun yerine hiç bilmediği duygulara yelken açacak; İspanyollardan kurtardığı yakışıklı İngiliz elçi Varian’a gönlünü kaptıracaktır. Ne münasebet! O Demir Gül’ün erkekleri dahi dize getiren yiğit kaptanıdır!
Birçok başarılı romansın altına imzasını atan ödüllü yazar Marsha Canham’dan bir solukta okuyacağınız; okurken nefesinizi tutacağınız aşkla bezenmiş bir korsan hikâyesi…"

24 Ekim 2012 Çarşamba

4 Kristi Cook - Sığınak


Öncelikle bir seri diyerek başlıyorum. Yazarın dili fena değil, akıcı ve sürükleyici, sayfaları hızla çevirmenizi sağlayacak derecede. Ancak konunun ne kadar özgün olduğu tartışılır bence. Bana biraz bütün fantastik özellikle vampir kitaplarının harmanlanmış hali gibi geldi. Biraz Alacakaranlık serisinden biraz Gece Evi serisinden ve belki biraz da diğerlerinden. Bu iki seriyi takip ettiğimden dolayı direk gözüme çarptı benzerlikler ve muhtemelen tutulan diğer serilerin de izlerine rastlayabileceğiniz bir kitap.

Kitabı okuyup bitirdiğinizde aslında fena olmadığını fark ediyorsunuz. Evet biraz özenilerek yazılmış ve yazarında profesyonel olmadığı belli olan bir kitap ama yine de konu sürükleyici ve merak uyandırıcı bu yüzden devam kitaplarını okuma isteği uyandırıyor insanda.

Çok fazla üzerinde konuşmaya değer bir kitap olarak görmüyorum ben ama yine de fantastik okumayı sevenlere önerebilirim boş zamanınızda okuyup kitaba bir göz atabilirsiniz. Ama ölüp ölüp bayılacağınız ya da bulmak için arayacağınız bir kitap da değil bence.

Kitabın konusunu aşağıda belirtiyorum:

"Bugünden geçmişe, Amerika’dan İngiltere’ye, psişik güçleri olan genç bir kızdan sevgisi için yüreğini ortaya koyan genç bir vampire...
Bu kitap dünya içinde devinen, kendi varoluşlarının sırlarını çözmeye çalışan, farklılıklarını özgürce sergileyebildikleri bir varoluş mekânında kendi olmaya çalışan gençlerin hikayesini anlatıyor.
Violet psişik güçleriyle, Aidan bilimsel çabalarla kendini tanımaya, anlamaya, iyileştirmeye çalışıyor.
An geliyor ki kader Violet ve Aidan’ı karşı karşıya getiriyor. Ölümün gölgesi sevgiye, sevginin gölgesi ölüme dönüşüyor.
Sığınak farklılıkları kutsayanların, kendini arayanların, sevgiye ve ortaklığa umut bağlayanların kitabı. "