"Deniz! Güven yamanmış bir sökük gibiymiş. Yırtıldığı yerden ne kadar güzelce dikilirse dikilsin dikiş izin daima kalırmış. Yani bunu söylüyorum çünkü güvenilmemeye alışık değilim ve son bir saattir seninle geçirdiğim vakitten oldukça hoşnutum. Bunu heba etmeyi göze alamam. Sana karşı her anlamda dürüst olmak istiyorum."
Deniz güvenle ilgili bu sözü boşandığı gün, duruşma salonundan çıktığında artık kocası olmayan adamdan duymuştu ilk kez. Ama o şöyle devam etmişti. "Ben de sende böyle bir iz bıraktım işte."
*****
"Seni ilk kez gördüğümde tutuldum gözlerine. Sandığının aksine seni ilk kez havaalanında görmedim. Göreve başladığım ilk gün sen adliyeden ayrılıyordun. Gözlerin dışında neredeyse hiçbir yerin görünmüyordu. Kim olduğunu bilmediğim gibi kimseye de soramazdım ama yeni bir soluk gibi sadece senden bir anlığına etkilendim diye düşündüm. Havaalanında arabama bindiğin o gün iş çıkışı yorgundum, annemle bunalmıştım ve bana memleketimi hatırlatan o masmavi gözler yine karşımdaydı." Söylemek istediği öyle çok sözü vardı ki ardı ardına yutkunamazsa boğulacaktı. "Bembeyaz karların içinde bembeyaz giyinmiştin ve bu kez o deniz gözlere aramızda bir şeyler olur mu olmaz diye hesaplamadan kapıldım gittim. Karlar ince kumdan kumsaldı ve ben sanki güneşin sıcağını çekmiş bedenimle az sonra koşarak denize dalacaktım."
.jpeg)
