Kitabın yorumu için tıklayınız!
"Beni dilediğin kadar inkar edebilirsin ama senin de hissettiğini biliyorum." Göğsünü, kalbinin üstünü ovdu. "Uzun bir süre gerçekten midem yanıyor sandım. Seni her gördüğümde ve bırakmak zorunda kaldığımda bunu hissettim. Sanki bir lav çukuru, beni içten dışa doğru yakıp kavuruyordu. Ne kadar ilaç içersem içeyim geçmedi. Sadece tek bir şey işe yaradı, sen. Sadece sana yakın olmak yeterliydi. O his gitti. Ardından yerini başka bir şey, beni dolduran ve sana daha çok muhtaç bırakan bir şey almaya başladı. Hep daha fazlasını isteyen bir şey."
*****
"Anlamanı beklemiyorum. Ama anlayacaksın." Camille'i işaret ettim. "O, hissetmemi sağlıyor." Babamı gösterdim. "Senin gözyaşlarının beni üzmesi gerekiyor, değil mi? Üzmüyorlar. Canının sıkkın olduğunu gördüğümde 'mutsuz olmanı istemiyorum' diye düşünüyorum fakat üzüntüsü hissetmiyorum. Ama o..." Sanki anlamasını sağlayabilirmiş gibi babama yaklaşıp öne doğru eğildim. "O ağladığında ya da güldüğünde, tam şuramda hissediyorum." Göğsüme, kalbimin olduğu yere vurdum. "Daha önce ne böyle bir şey deneyimledim ne de yaşadım. Bunu bırakamam. Anlamıyor musun?"
*****

