A~
Eylül’ün
suratıma çarptığı kapıya bir saniye için öylece baktım. İçimdeki gülme
isteğinin sebebini anlayamıyordum. Birazı sinir bozukluğuydu ama çoğunlukla
Eylül’ün halleri gülmek istememe sebep oluyordu. Bir an korkmuş ve ağlamak
üzere olan bir çocuk gibiyken bir an birisini öldürebilecek kadar öfkeli
oluyordu. Başımı döndürüyordu.
Merdivenlerden
aşağı inerken annesinin söylediklerini hatırladım. Eylül’den uzak durmamı
istiyordu. Haklıydı ama bunu söylemesi gereken kişi ben değildim. Kızının gözü
aptallık derecesinde karaydı ve ben ona bu yüzden deli gibi kızgındım.
Ve
deli gibi minnettar.
Bu gece Eylül
gelmese ne olurdu?
Sorumun cevabı basitti. Muhtemelen
ölürdüm. Çünkü hiçbir şey yapmayacaktım. Mehmet’in o kurşunu kullanmasına izin
verecek ve Azrail’in sürekli geciktiği randevularımızdan birisine daha
gidecektim. İstediğim şeyin bu olduğundan emin olamasam da…
