Kitabın adı : Yabani Aşık
Orijinal adı : To Desire A Devil
Yazarı : Elizabeth Hoyt
Çevirmen : Gizem Onay
Seri Bilgisi : Legend of the Four Soldiers #4
Yayınevi : Pegasus Yayınları
Sayfa sayısı : 352
Kitabın yorumu için tıklayınız!
"O çok sert, Jeremy!" diye patladı. "Bazen... Bazen nefret dolu, her ne yaşadıysa ruhuna işlemiş."
Jeremy bir an için sustu, sonra konuşmaya başladı. "Üzgünüm. Savaştaydı, değil mi? Sömürgeler'de?"
Beatrice başıyla onayladı.
Jeremy içini çekerek konuşmasına devam etti. "Bunu yaşamamış birine anlatmak çok zor ama savaş ve orada olanlar, yapmak ve görmek zorunda kaldığın şeyler... insanı değiştirir. Biraz bile duyarlıysan insanı sertleştirir."
"Haklısın elbette," dedi Beatrice yine ellerini ovuşturarak. "Ama her nedense bundan fazlası varmış gibi duruyor. Keşke son yedi yıldır ne yaptığını bilebilseydim."
Jeremy hafifçe gülümsedi. "Ne yaşadıysa yaşamış olsun, senin bu tarihçeyi biliyor olman şu an onu değiştiremez."
***
Vale'i yardıma çağırabilmeyi isterdi ama dün akşamüstü yaşananların ardından bu imkansızdı. "Kime güvenebileceğimi bilmiyorum."
Beatrice'e baktı ve bir anda ayıldı. "Güvenebileceğim biri olduğunu bile sanmıyorum."
"Beni amcamdan korumak senin görevin değil."
Reynaud araba basamağının yanında durarak onu da durdurdu. "Eğer seni amcandan ya da herhangi birinden korumaya karar verirsem bunu senin iznin olmadan da yapacağımdan emin olabilirsin."
***
Reynaud ileri doğru uzandı ve elini onun yanağına sürttü. Yumuşak. Sıcak. Kız kıpırdamadı.
Genç adam içini çekerek yeniden geri çekildi. "Uzun bir zaman medeniyetten uzak kaldım. Ne yazık ki flört etmenin inceliklerini unuttum. Seni korkutmak istemiyorum."
Kız dudakların yaladı ve Reynaud'nun bakışları yine o dudaklara kaydı. Onların baştan çıkarıcı, davetkar hareketini izledi.
"Ben... Ben o kadar kolay korkmam, Lordum. Ayrıca flört kurnazlıklarından da çok hoşlandığımı söyleyemem."
Reynaud'nun kalp atışları hızlandı, kasları avının üzerine atlamak istercesine gerildi. Benim, uygarlıktan uzak olan kısmı böyle haykırıyordu. Benim.
***
"Ne tür bir oyun oynuyorsun?" diye hırladı Reynaud.
"Yaşam ölüm, sevgi ve nefret oyunu," dedi Oates usulca.
"Lafı geveliyorsun."
"Hayır." Sırıtış o anda yok oldu. "Çok ciddiyim. Ona sen bakacaksın."
"Ne?" Reynaud kaşlarını çattı. Bazen yatalaklar acılarını dindirmek için ilaç alır ve bu ilaçlar zihinlerini bulandırırdı. Oakes da bu durumda mıydı?
"Bana ona bakacağına söz ver," dedi adam, sesi zayıf çıkıyordu ama orada iyi bir subayın verdiği emrin hayaleti vardı. "Beatrice özel bir kadındır, el üstünde tutulması gereken biri. Pratiklik maskesi takar ama onun altında çok romantik ve kırılgan bir yapıya sahiptir. Onun kalbini kırma. Onu sevip sevmediğini sormuyorum çünkü bunu senin bilip bilmediğinden emin değilim ama bana ona bakacağına dair söz ver. Hayatının her gününü mutlu geçirmesini sağla. Gerekirse hayatını onun önüne ser. Söz ver."
***
Onun her şeyi, kokusu, dokunuşu, sıcak bedeni, küçük iniltileri Reynaud'ya çok daha fazlasını ifade ediyordu. Yuva. O yuvasıydı ve Reynaud ona dönmüştü.
***
"Sadece senin için en iyi olanı diliyorum, hayatım. Bunu biliyorsun."
"Evet, biliyorum amca," dedi Beatrice yumuşacık bir sesle.
"O serseri seni umursuyor gibi görünüyor." Ellerini masaya koydu ve onları daha önce hiç görmemiş gibi baktı. "Sana bazen nasıl baktığını görüyorum, kaybetmekten korktuğu kıymetli bir mücevher gibisin. Umarım sana iyi davranır. Umarım çok mutlu olursun."
***
"Söyle bana, Reynaud. Beni seviyor musun?"
Reynaud başını eğerek tedirgin gözlerle onu süzdü. "Şimdi bunu neden sordun?"
Yaşlar gözlerini yaktı ama Beatrice onları açık tutmayı başararak kocasına baktı. "Çünkü duygularını uzun zamandır zincirlediğini ve artık onları nasıl serbest bırakacağını bilmediğini düşünüyorum. Başkalarını umursayabileceğini düşünmüyorum."
***
"Beatrice."
Kıpırdamadı.
İçini çekti. "Beatrice, uyanık olduğunu biliyorum."
Dudağını ısırdı. Uyuyormuş taklidine devam etmek gözüne aptal göründü ama bunu ona şu an fark ettirmek başından beri taklit yaptığını kabullenmek olacaktı.
"Seni hayal kırıklığına uğrattığımın farkındayım," dedi Reynaud usulca. "İstediğin ya da tercih ettiğin türde bir adam olmadığımı da biliyorum."
Beatrice örtünün altında parmaklarını kıvırdı ama yine de tek kelime etmedi.
"Ama neticede hayatındaki erkek benim. Bununla idare etmek zorundasın." Sustu. "Bu gece benimle mutlu olmayacaksan da en azından yanıma gelir misin? Lanet olsun, seni kollarımın arasında tutarak uyumaya alıştım."
***
Beatrice yanaklarından süzülen sıcak gözyaşlarını hissetti. "Hayır. Hayır, sen bir daha hiç kimsenin hakimiyeti altına girmeyeceğini söyledin."
"Yanılmışım." Nefesi yanağında bir kahkaha gibi esti. At, deri ve kocası kokuyordu. "Çok yanılmışım. Aptal ve kibirliydim ve neredeyse bunu zamanında fark edemeyecektim. Neredeyse seni kaybedecektim. Ama kaybetmedim."
"Reynaud," diye hıçkırdı Beatrice.
"Şişşt," diye fısıldadı. "Bana seni sevip sevmediğimi sordun. Seviyorum. Seni yaşamdan çok daha fazla seviyorum. Yeryüzünde senin hayatından daha kıymetli bir şey yok. Bunu benim için yapabilir misin? Yaşayabilir misin?"


Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın