Kitabın Adı : Aristokrat
Orijinal Adı : The Aristocrat
Yazar : Penelope Ward
Çevirmen : Derin Yaman Özel
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı : 296
Türü : Romans, İkinci Şans
Puanım : 5 üzerinden 4
Kitabın yorumu için tıklayınız!
"Biraz rahatsız görünüyorsun," dedi Leo. "Seni geriyor muyum?"
Muhtemelen söylememem gereken bir şeyi itiraf ettim. "Sanırım hala ilk tanışmamızın etkisinden kurtulamadım."
Kaşlarını kaldırdı. "Kuş gözlemciliğinden mi bahsediyorsun?"
"Hayır. Kuşları izlemeye başlamıştım ama sizi fark ettikten sonra kesinlikle seni izliyordum. Bunu inkar edecek değildim. Bence çok az insan arkasını dönerdi. Ben sadece bir insanım."
Dudakları bir gülümsemeyle kıvrıldı. "Bu da seni neden sevdiğimin bir başka nedeni, Felicity. Çoğu insan senin gibi bakmaya devam ederdi, kesinlikle ben de öyle ama çok azı böyle konularda senin gibi dürüst davranırdı. Hayatımı, bir numaralı amaçları samimi olmak yerine iyi görünmek olan sahtekar insanlarla çevrili geçiriyorum. Seni henüz tanımıyorum ama bana verdiğin bu küçücük şey, tamamen sensin. Ve bunu takdir ediyordum. Bu iyi hissettiriyor."
***
""Çillerini neden sevmiyorsun?" Gözleri yanaklarıma indi.
Omuz silktim. "Bilmiyorum. Küçükken insanlar onlarla dalga geçerdi ve sanırım bu da çillerimden nefret etmeme neden oldu."
Leo boynumu süzmeye başladı. "Ben onları sevdim, özellikle de boynundan aşağıya doğru devam etmelerini. Karakteristik duruyorlar."
"Az olsalardı, haklı olurdun." Ayaklarıma doğru baktım. "Benim her yerim çillerle kaplı."
"Evet, biliyorum. Bu güzel." Duraksadı. "Sen güzelsin."
"Hoşlandığın kişiyi tam olarak seçemezsin, Sigmund, o kişi hayatının boğucu kutusuna tam olarak uymuyor olsa bile."
"Aslında o, hayatına uyan şeylerin tam tersi."
"Tam da bu yüzden ondan hoşlanıyorum."
***
"Geçen gün seninle ilgilenmediğimi söylerken yalan söyledim," diye itiraf ettim. "Seni reddetmemin ilgisizlikle hiçbir alakası yoktu. Sadece riskli durumlardan kaçınmak gibi kötü bir alışkanlığım var. Zamanla sana bağlanmak, sonra da gitmen ve tüm bunlarla başka çıkmak zorunda kalmak istemiyorum. Bu yüzden evet demek istememe rağmen hayır dedim."
Leo gülümsedi. "Dürüstlüğüm için teşekkür ederim. Seni tamamen anlıyorum." Suya doğru bir taş fırlattı. "Şimdi sana karşı dürüst olacağım ve bu tekneyi kiralamamın akşam yemeğinde istiridye istememle hiçbir alakası olmadığını itiraf edeceğim." Bana döndü. "Tadını neye benzediğini bile bilmiyordum. Sadece seni tekrar görmek için bir bahane arıyordum."
"İstiridye yemek istemeyen biri için bayağı uğraşmışsın," diye takıldım.
"Sanırım. Ama bir bahanem olmasaydı, seni düşünmeden edemediğimi hemen itiraf etmek zorunda kalacaktım. Bunu duymak isteyip istemediğimden emin değildim."
***
Gülümsemesini seviyordum, özellikle de o gülümseme bana yöneldiğinde.
Kafamın içindeki ses birdenbire ortaya çıktı. "Ne yapıyorsun?" Cevap kesinlikle şuydu: Hak etmediğim birine aşık oluyordum. Sadece nasıl durduracağımı bilmiyordum. Olumsuz sesi zihnimden uzaklaştırdım.
***
"Hayatımın ikilemi her zaman benim ne istediğimle ailemin benim için ne istediğini dengelemek olmuştur. Genellikle ikincisi kazanır." Yıldızlı gökyüzüne baktım. "Pek çok acıdan şanslı olduğumu biliyorum ama keşke normal bir hayat yaşayabilsem, kendi mutluluğum söz konusu olduğunda başkalarını hesaba katmak zorunda kalmasam dediğim günlerde oluyor. Bugün seninle o suyun üzerindeyken uzun zamandır olmadığım kadar mutluydum."
***
"Felicity'de her şey var. İçi de dışı kadar güzeldir. Kendisinin gerçekten de ne kadar güzel olduğu hakkında hiçbir fikri yok."
"Onda beni büyüleyen şeylerden biri de bu. Ve çok zeki."
"Aynı zamanda çok temkinli. Ama bir gün kalbini birine açtığında o kişiye her şeyin vereceğini biliyorum."
Başımı salladım ve göğsümde rahatsız edici bir sıkışma hissetmeye başladım. Belki de o kişinin ben olmayacağımı bildiğim içindi. Onu kıskanıyordum, her kimse artık.
***
"Sana aşık olmak da kaybedeceğimi bildiğim bir oyun."
"Peki ya oynamak istediğin bir oyun mu?" Kalbim hızla çarpıyordu. "Sen istiyorsan ben varım."
***
"Bazen beni en çok korkutan şeyler, gerçekten istediğim şeylerdir."
Yutkundu. "Ne düşünüyorum biliyor musun, Felicity?"
"Ne?"
"Bence bu konuda bu kadar endişelenmemeliyiz. Sınırlar, sınırsızlıklar... Bence hayat akışına bırakmalı ve nasıl gittiğini görmeliyiz." Elini uzattı. "Benimle misin?"
Teninin sıcaklığının keyfini fazlasıyla çıkararak elini tuttum ve gülümsedim.
Tekrar suya doğru baktı. "Seni incitmeyeceğim diye söz vermeyeceğim. Sanırım bunu kaçınılmaz olduğunu zaten kabul etmiştik. İkimiz de sonunda incineceğiz. Ama o zamana kadar seninle geçireceğim her anı anlamlı kılacağıma söz veriyorum."
***
"Bununla başa çıkabilir miyim bilmiyorum."
Yutkundum. "Benimle iletişim halinde olmayı... kaldıramaz mısın?
Başını salladı.
"Birbirimizle bir daha hiç konuşmamamızı mı öneriyorsun?" Şok olmuştum. "Bunu yapabileceğimi sanmıyorum, Felicity. En azından iyi olduğunu bilmem gerekiyor. Seni öylece silemem."
"Bu benim içinde acı verici. Doğru cevabın ne olduğunu bilmiyorum. Ama bir gün senin hayatına devam ettiğini, evlendiğini ve çocuk sahibi olduğunu duymayı kaldırabileceğimi sanmıyorum."
***
Birbirimizden ne kadar uzakta olursak olalım, her zaman aynı aya bakıyor olacağımızı unutma. Geceleri ona her baktığında umarım beni düşünürsün. Ben de aynısını yapacağıma söz veriyorum, aya bakıp seni düşüneceğim. Güneşe ve yıldızlara da... Gidiyor olabilirim ama sen hep kalbimde olacaksın. Şu anda bu bir teselli olmayabilir ama tek gerçek bu.
***
"Konu bize geldiğinde ne düşündüğüm ya da ne hissettiğim artık önemli değil."
"Benim için önemli. Acı verse bile duymak istiyorum. İçimizi dökmeliyiz."
Felicity'nin yanakları pembeleşti. "Ne söylememi istiyorsun? Evli bir adama aşık olduğumu mu duymak istiyorsun? Çünkü bu gerçekten iyi görünmüyor." Gözleri parladı. "Nasıl hissettiğimi bilmek ister misin? Kızgınım. Kafam karışık. Hayal kırıklığına uğradım. Korkuyorum. Kıskandım. Berbat haldeyim." Gözlerinden bir damla yaş sildi. "Aynı zamanda, sonsuza dek sürmeyecek olsa bile bu an için hala çok minnettarım. Çünkü bu, seninle geçirmem gereken zamandan bir an daha fazlası demek."
***
"Hayatta ne ekersen onu biçersin diye düşünüyorum. Şu anda hissettiğim acı benim eserim."
***
"Bana eve gitmemi söyle."
Başını iki yana salladı. "Bunu yapamıyorum gibi görünüyor."
Bugün öğrendiğim her şeyden sonra kalbim acıyordu.
"Sana bir kez veda etmekten daha acı veren tek şey, şu anda karşısında durmak, aynı duyguları hissetmek ve sana dokunamamak. Ve keşke tüm bunlar üstüne, bana her zaman baktığın gibi bakmamanı dilerdim."
***
"Düşünmem gereken çok şey var," dedim.
"Acele etme, Leo ama çok da fazla zaman kaybetme. Bildiğim bir şey varsa, o da zamanın asla garanti olmadığıdır."
***
"Burada olmak için çok şeyden vazgeçtin."
"Şu anda ortaya çıkmam bir peri masalı olmaktan çok uzak. Bunu biliyorum. Bu gerçek hayat, bir zamanlar yaşadığımız fırtınalı yazdın biraz farklı. Ama biliyor musun, bunu ona tercih ederim. Çünkü o zamanlar, seni terk etmek zorunda kalacağım korkusu her zaman vardı. Artık yok. Özgürüm ve doğrularımı yaşamaya kararlıyım, hiçbir şeyin ya da hiç kimsenin hayatta istemediklerimin önüne geçmesine izin vermeyeceğim. Tüm para ve güce rağmen Felicity, seninle tanıştığım andan itibaren tek istediğim şe senin sevgilin olmaktı. Ve bu hiç değişmedi." Leo bana doğru uzandı. "Başka ne hiç değişmedi biliyor musun?" Elimi tuttu ve göğsüne koydu. "Kalbimin senin için nasıl attığı."
Gülümsedi. "Eğer bu senin nasıl hissettiğinin kanıtı değilse, ne olduğunu bilmiyorum."

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın