~~~*~~~
Marcus'un boğuk sesi Regina'nın karnında kendine has garip titreşimler yaratıyordu. Anlaşılan Regina uyuyan ejderhayı uyandırmıştı.
Şimdi onunla nasıl başa çıkacağını bulması gerekiyordu.
~~~*~~~
Bu ayın historical romansında Royal Brotherhood Serisi'ne devam edip, Vikont Draker ya da Ejder Vikont'un hikayesini okudum.
Bu seriyi daha önceden okumuş biri olarak söylemeliyim ki bu kitap hala serideki favori kitabım.
Royal Brotherhood Serisi üç kitaptan oluşuyor. Üç erkek kardeşin hikayesini anlatıyor. Aslında üç üvey erkek kardeş. Üçü de prensin gayrimeşru çocuğu...
Her ne kadar kitap kapağı öyle hissettirmese de historical romans türünde bir seri.
~~~*~~~
Kitabın konusundan bahsetmek gerekirse; Vikont Marcus Draker, prensin gayri meşru çocuğu olduğunu öğrendiği küçük yaşlardan beri bunun bedelini ağır bir şekilde ödemiştir. O da yetmez gibi annesinden de zulüm gören Draker sonunda Vikontluğu devraldığında annesi ile bütün ilişkisini keser. Bunun sonucunda da annesinin kendisi hakkında yalanlar söylemesi ve bir zalim, vahşi göstermesi de Draker'ın kendi içine kapanmasına ve sosyeteden de aristokrasiden de uzak kalmasına sebep olur. Ama küçük kız kardeşi Louisa büyüyüp de artık sosyeteye takdim edilmesi gerektiğinde genç adam kardeşini o dünyaya sokar ancak kendisi uzaktan izler. Prensin yani babasının sağ kolu olan Simon'un Louisa'yla flörtleşmesi ve ilgilenmesi Marcus'un sinirini bozar ve ikisinin ilişkisine onay vermeyerek buna engel olmaya amaçlar. Ancak Simon'ın kız kardeşi Leydi Regina birgün beklenmedik bir şekilde Marcus'un kapısına gelir. Genç adamı ikna çabalarının sonucunda bir anlaşma sağlarlar. Marcus, kız kardeşi Louisa ile Simon'ın flörtleşmesine müsaade edecek karşılığında da Regina, Marcus'a eşlik edecek. Böylelikle Marcus'un sosyete içerisinde maruz kaldığı her şeye Regina da yakından tanık olacaktır. Marcus, Simon'ın amacının Louisa'yı kullanmak ve onun prens ile yakınlaşmasını sağlamak olduğunu savunurken Regina bir aşkı savunur. Ancak hesaba katmadıkları şey ikilinin birbirleriyle geçirdikleri zamanın sonucunda hissettikleri fiziksel çekimin sadece çekim değil duygusal yakınlık olmaya ve bir aşkın filizlenmesine sebep olur. Ama bu aşka çok büyük engeller vardır. Biri Regina'nın herkesten sakladığı sırrı ve Marcus'un yüzündeki yara ile sosyeteye tahammülsüzlüğü sonucunda evine dönme isteği... İkisi kendi arasındaki sorunları halletseler de Simon ve Louisa arasındaki sorunu nasıl çözeceklerdir... Marcus bu konuda haklı mı yoksa iki genç birbirlerine gerçekten aşıklar mı?
Şunu söylemeliyim ki Regina'nın güzelliği ve popülerliğine karşılık Marcus'un yüzündeki çirkin yara izi ve hakkındaki bütün dedikodular ile kendisinin kırsal hayatta kalma hevesi biraz çirkin ve güzel masalını anımsatıyordu. Ben de bu tür temayı çok severim.
~~~*~~~
Ejderhalar asla dilenmezdi. Onlar tüketir, sömürür, yağmalar, en sonunda da sırf zevk için ortalığı ateşe verirlerdi.
Tıpkı Marcus'un kadının duygularını ateşe verdiği gibi.
~~~*~~~
Marcus'u yaptıklarını ve söylemlerini asla yargılamadım. Yanlış zamanlarda hatalı şeyler söylemiş dahi olsa sebeplerini anlıyorum. Yaşadıkları ve maruz kaldığı muamele söz konusu olduğunda şimdiki olduğu o adam bu sebeple oldu. Bu yüzden çok haklı...
Marcus'un annesiyle yaşadığı şeyler, kız kardeşini koruma çabası çok güzel anlatılmıştı. Bunun yanı sıra Iversley Kontu Alec ve Gavin ile olan iletişimi de çok güzeldi. Bu kitapta Gavin'i pek göremiyoruz belki ama Iversley Kontu Alec ve karısını çokça görüyoruz. İletişimleri, ilişkileri çok güzeldi. Hatta öyle ki Alec ve Katherine ilişkisi çok tatlıydı.
Regina'nın ise ailesiyle ilişkisi ve Simon ile kardeş ilişkisi çok güzeldi. Tamam Simon'ın yaptıklarını onaylamadı ama onun arka planında bir abla ve kardeş ilişkisi söz konusu olduğunda ikilinin atışmaları falan güzeldi.
Regina'nın karakteri, duruşu ve istekleri konusunda net tavrını çok sevdim. Marcus'u net bir şekilde azarlaması, bazı konularda suçunu kabul etmesi ya da zekice yaptığı hamleler çok güzel kurgulanmıştı.
Marcus'un her gittikleri yerde Regina'yı sahiplenir tavırları, sırf kadını kaybetme korkusu ile -her ne kadar bunu anlaşma yüzünden olduğunu iddia etse de- genç kadının istediği şeyleri yapması çok güzeldi.
Hatta bir partide tamamen kıskançlığından ve sahipleniciliğinden Regina'ya evlenme teklif eden Henry'e inat kadının evlenme teklifini kabul ettiğini ve evleneceklerini söylemesi bile aslında içten içe kadını hayatında istediğinin göstergesiydi. Kabullenemediği, kendi içinde kendine itiraf edemediği bir gerçek.
~~~*~~~
Regina'nın gözleri adamınkileri buldu, kadının sevgi dolu bakışı karşısında adamın nefesi kesilmişti. O anda evlenmeleri halinde hayatlarının böyle geçeceğini düşündü. Kadın onu savunacaktı, savunmaya ihtiyacı olmasa bile. Her faaliyette kadın yanı başında kolunda olacaktı, istedikleri zaman dans edecekler, akşamları beraber gezeceklerdi.
Yataklarını paylaşacaklardı. Ve daha bir sürü şey.
İçinde doğan bu ani özlemden dolayı adam bir an boğulacak gibi olmuştu.
~~~*~~~
Regina ve Marcus'un evlenme zorunluluğunu avantaja çevirmeleri ve ikisi de istemem yan cebime koy tavrında takınması ama bu evlilik için hevesli olmaları çok güzeldi. Düğün gecelerinde Marcus'un karısına arp hediye etmesi, üstündeki yazı ve onunla ilgili detaylar, olay örüntüsü çok güzeldi. Kitaptaki favori sahnelerimdendi.
Louisa'nın gerçeği öğrenmesi, Marcus ile yüzleşmesi çok güzel anlatılmıştı. Hatta sadece ağabeyiyle yüzleşmedi öyle bir plan yaptı ki bu planla her şeyi yoluna bile soktu resmen.
Simon ise... en başından beri Marcus ne olduğunu bilip de kimseye bunu inandıramazken adamın haklı çıkması... haklısın Marcus. Söylediğin, dediğin her şeyde haklısın. Simon cidden de güvenilmez ve en büyük cezayı hak eden biri gerçi hak ettiği cezayı da aldırdı Louisa.
Çok çenem düşmüş gibi hissettim şuanda... yorumumu kısa keseyim. Kitabı çok sevdim ve dediğim gibi serideki favori kitabımdı.
~~~*~~~
Kendisini ancak insanlardan uzak kalarak koruyabilirdi. Ta ki adam hayatına girene kadar.
~~~*~~~
Puanım : 5 üzerinden 5
Kitabın Adı : Bir Prense Aşık Oldum
Orijinal Adı : To Pleasure A Prince
Yazar : Sabrina Jeffries
Çevirmen : Vedat Kaptanoğlu
Seri Bilgisi : Royal Brotherhood #2
Yayınevi : Epsilon
Sayfa Sayısı : 381
Türü : Historical Romans, Aşk Romanı, Romans
Konusu : Güzeller güzeli Leydi Regina Tremaine öyle çok erkeği reddetmiştiki; sonunda "Acıması Olmayan Kadın" olarak anılmaya başlamıştı. Aslında kimseyle evlenmemesinin nedeni, geçmişinde karanlık bir sır olmasıydı. Ancak Regina, erkek kardeşinin Louisa North ile flört etmesinde bir sakınca görmüyordu. Louisa'nın kötü bir şöhrete sahip ağbeyi ne kadar karşı çıkarsa çıksın, bu ilişki yaşanmamalıydı.
Marcus North ise kadınlara düşkünlüğüyle tanınan bir Prens'in gayri meşru oğluydu. Onun da kasvetli sarayına kapattığı kadınlara kötü davrandığı söyleniyordu. Yıllraca toplum tarafından dışlanan Marcus, Leydi Regina'nın kardeşiyle ilgili teklifini kabul ederken, belki de hayatının riskini göze alıyordu.




Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın