Kitabın Adı : Bir Prense Aşık Oldum
Orijinal Adı : To Pleasure A Prince
Yazar : Sabrina Jeffries
Çevirmen : Vedat Kaptanoğlu
Seri Bilgisi : Royal Brotherhood #2
Yayınevi : Epsilon
Sayfa Sayısı : 381
Türü : Historical Romans, Aşk Romanı, Romans
Puanım : 5 üzerinden 5
Kitabın yorumu için tıklayınız!
Leydi Regina ile gelmesine Louisa'nın vereceği tepkiyi hiç hesaba katmamıştı. Louisa bunu gerçek bir birliktelik olarak düşünebilirdi ki bu hiç iyi olmazdı.
"Çok fazla ümitlenme meleğim," diye mırıldandı Marcus. "İnsanın ayağını suya sokması, yüzeceği anlamına gelmezdi."
"Ama yüzebilir de," dedi kız neşeyle. "Eğer suyun güzel olduğunu düşünürse, neden yüzmesin ki?"
Marcus suyun güzel olabileceğine ihtimal vermiyordu.
***
Kadın parmağını yüzündeki yara izi boyunca kaydırıncaya kadar.
"Yapma," diye mırıldandı Marcus.
Regina'nın gözlerinde bir merak belirse de, keşfinin yönünü değiştirdi, şimdi parmakları adamın sakallarla kaplı çenesinin üzerindeydi. "Sakalların yumuşakmış, çok daha sert olacaklarını düşünmüştüm."
Kadının yumuşaklığı Marcus'u neredeyse rahatsız etmişti. "Aslında saçtan bir farkı yok onların da," dedi haşin bir biçimde. "Sadece kestikten birkaç gün sonra biraz sertleşirler. Ama senin gibi seçkin bir kadının bir adamın sakallarına dokunmaktan hoşlanacağını hiç düşünmemiştim."
Kadının yüzüne hınzır bir ifade yerleşmişti. "İster inan ister inanma, bazen seçkin hanımefendiler, yapmamaları gereken şeyleri denemek isterler."
"Erkeklerin üzerine gönderilmiş ölümcül bir vebadan farksızsın, bunu biliyorsun öyle değil mi?"
"Neden? Ejder Vikont'tan ateş ve duman saçması yerine bana mantıklı cevaplar vermesini istemeye cesaret ettiğim için mi?"
Adamın gözlerinde gönülsüz bi takdir ifadesi belirmişti. "Çok güçlü bir sağ kolun olduğu için." Sesini alçalttı. "Ve onu kullanmayı gerçekten çok iyi biliyorsun."
Kadının yüzü yine kızarmıştı, bakışlarını eve girmekte olan Simon ve Cicely'ye çevirdi. "Beni yine aşağılayacak olursan, kolumu hiç çekinmeden yine kullanırım."
***
"Ben de seni tanımıyorum," diye fısıldadı kulağına adam. "Tanıdığımı sanmıştım. Seni rahatsız edenin ilişkimizin iç yüzü olduğunu sanmıştım. Bu yüzden benden hoşlanmıyor gibi davrandığını düşünmüştüm. Ama sonra beni arkadaşlarına karşı savundum."
"Senden hoşlanmamazlık etmedim. Senden hiçbir zaman hoşlanmamazlık etmedim."
Adam burnunu onun boynuna sürttü, sakalları kadının hassas boynunu gıdıklıyordu.
"Öyleyse bana neden bu akşam soğuk davrandın?"
"Çünkü bu hiç akıllıca değil... sen... ve ben..."
"Elbette bu hiç akıllıca değil... ama bu neyi değiştirir." Adamın dudakları açıkta olan omuzlarının üzerine kapandığında, Regina'nın vücudunu bir titreme sardı.
"Benim için çok şey değiştirir. Her zaman akıllıca hareket etmeye gayret ettim."
"Bense bunu hiçbir zaman yapmadım."
***
"Sadece uyanmaktan korkuyorum."
"Bu bir rüya değil." Regina'nın kendisini de rüya görmediğine ikna etmesi gerekiyordu.
"Bu sen rüyamda ilk görüşüm olmayacak."
***
Kadın Marcus ile asla evlenemezdi, başka biriyle de. Ama hayatında ilk defa biriyle evlenmek istiyordu.
***
Kadının gözleri ışıldamıştı, adamın çenesini avuçlarının içine aldı. "Kıskandığında tapılası bir erkek oluyorsun."
"Şaka yapmıyorum. Seni başka biriyle paylaşamam."
"Ben de öyle."
Adam şaşkınlıkla kadına bakıyordu. "Bunu söylerken ciddi miydin?"
"Almack'taki kadınların sana nasıl asıldıklarını görmedin mi?"
"Bir iki kişi asıldı," diye mırıldandı adam, kadının fark etmesi hoşuna gitmişti.
***
"Macera tutkunu köreltmek için başladığın ilişkinin sonucunda kaçınılmaz olarak evlenmek zorunda kaldın."
"Şimdi beni bu yüzden cezalandırmak mı niyetin?" Adamın soğuk ve kaskatı yanağını okşamak için elini kaldırdığında, kadının yanaklarından yaşlar süzülüyordu. "İşin sonunda seninle evlendim, çünkü seni seviyordum, aptal. Aksi bir şey hissetmiş olsaydım, bana türlü türlü macera vaat etsen dahi seninle evlenmedim."
"Şayet beni seviyorsan, benimle Castlemaine'e döner ve Londra'yı unutursun."
Adam ona tokat atabilirdi, hatta sevgi sözcüklerine karşılık dahi vermeyebilirdi, ama kadının sevgisini kullanmaya kalkışması bir hataydı.
***
"Geri dönecektir," diye araya girdi Leydi Iversley, "hep dönerler."
"Keşke bundan emin olabilsem."
"Seni her zaman seveceğinden emin olabilirsin," dedi Lord Iversley "Ama birçok erkek aşık olmayı kaldıramaz. Katherine haklı, ona birkaç gün vermelisin. Şayet istersen onunla konuşabilirim."
"Hayır, bir eş mi yoksa bir mahkum mu istediğine kendisi karar vermeli. Başka türlüsünü kabul etmeyeceğimi biliyor."
***
O hayatına girene kadar adam ne cenneti biliyordu ne de daha önce kaçırdığı şeyleri. O hain kadın bunların hepsini değiştirmişti.
***
"Artık içindeki ejderhanın hayatına yönetmesine izin vermemenin zamanı geldi." Kadın elini uzatarakparmaklarını adamın yanağındaki kalın yara izi boyunca gezdirdi. "Ejderhayı mağarasına kapatmanın zamanı geldi."
Adamın dudaklarından yumuşak bir inilti döküldü. "Ya nasıl yapacağımı bilmiyorsam?"
"Elbette nasıl yapacağını biliyorsun. Buna seninle ilk tanıştığım gün şahit oldum, Almack'tan içeri tüm ihtişamınla girdiğine tanık olduğum gün ise ikna oldum. Sen Vikont Draker'sın, servet ve gücün adamısın, gelecekteki kralın oğlusun. İsim olarak değilse bile, karakter olarak sen bir prenssin. Şayet ejderhanın içinde yatan prensi görmemiş olsaydım, bana dokunmana, beni öpmene... hatta benimle evlenmene asla izin vermezdim. Sana asla aşık olmazdım."
Adamın gözlerindeki umut ışığı fark edilmeyecek gibi değildi. Sonra o ışık söndü ve adam başını inatçı bir biçimde salladı. "Beni sevdiğini söylüyorsun, ama bu ne kadar sürebilir? Beni öz annem sevemedi, Regina. Sen nasıl sevebilirsin?"


Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın