~~~*~~~
"Kalbini korumaya hakkın var, tıpkı benim onunla oynamaya hakkım olmadığı gibi.
~~~*~~~
Nasıl özlemişim Penelope Ward kitaplarını. Tadında kalan, romantik, tutkulu hikayeleri severim ve bu yazarda onları veren bir yazar. Penelope Ward gibi birkaç yazar var öyle kurguyu tadında bırakan, gereksiz yere uzatmayan... bu yüzden de seviyorum kitaplarını.
Aristokrat kitabı seri değil, tek kitap. Romans olmasının yanı sıra, içeriğinde erotizm olduğundan dolayı tutkulu bir aşk romanı diyebilirim. İçeriğindeki smut detaylardan dolayı yetişkin okurlara ve bu detaylardan rahatsız olmayan okurların okumasını öneririm. Romantizm kısmının haricinde aile ilişkilerine, hayallere, aile baskısına ve arkadaşlık-kardeşlik ilişkilerine de değinen bir kurgusu var.
~~~*~~~
"Hayatt öyle zamanlar olur ki yanacağımızı bilsek bile ateşe atlamayı seçeriz.
~~~*~~~

Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Felicity koruyucu aile sistemiyle yetişmiş, ona sahip çıkan son koruyucu ailesiyle beraber hayatına devam eden, hukuk fakültesini bitirmiş, avukatlık için ilerlemeye ve yüksek lisans yapmaya hazırlanan genç bir kadındır. Tek ailesi olan Bayan Angelini'nin evinde yazı geçirdikten sonra yüksek lisansını tamamlamak için okula dönecektir. Planları bu şekilde ilerlerken bir gün evin arka bahçesinde otururken ve elinde dürbün ile karşısındaki evin arkasındaki ormanı izlerken evdeki hareketlik ilgisini çektiği için onları izlemeye başlar. İki genç adam evdedir ve biri içeri girerken diğeri de evin bahçesinde bulunan duşta çıplak bir şekilde duş almaktadır. Bunun üzerine onu izlerken yakalanan Felicity, utansa da umursamaz tavır takınmadan günü sonlandırır. Ertesi gün bu iki genç adamla, Leo ve Sig ile markette karşılaşan genç kadın, adamların İngiltere'den oraya gelmiş ve yaz sonunda geri döneceklerini öğrenir. Onlarla bir arkadaşlığa başlar. Leo ise İngiltere'de bir dükün tek oğlu olarak ve babasından kalan mirası devralacak olan biri olarak bütün bu yükün altına girmeden kuzeni Sigmund -Sig- ile altı ay geçirmeyi hedefleyerek seyahatlerinin son durağı olarak Rhode Island'a gelen ve sakin, huzurlu bir süre geçirmek ister. Geri döndüğünde kendisini bir mirasın beklemesi haricinde ailesinin de uygun gördüğü ve kendi hayatına uyum sağlayabilecek biriyle de evlenmek zorundadır. Ancak tatilinin son döneminde geldikleri Rhode Island'da ise aşık olmayı beklememektedir. Felicity ile ilk karşılamalarında ondan etkilenir ve genç kadının kendisinin kim olduğunu bilmemesi, doğallığı ve dürüstlüğü genç adamın kalbinde ve aklında yer edinmesini sağlar. Felicity'de bu durumda duyguları karşılıksız değildir. Her ne kadar yazın sonunda yollarının ayrılacağını bilseler de her şeyi akışına bırakarak bir ilişkiye başlamalarının sonucunda her şey mutlu ve dolu dizgin giderken babasının hastalığı yüzünden erken dönmek zorunda kalan Leo ile Felicity'nin yolları ayrılır. Leo her ne kadar İngilitere'ye dönse de Felicity'de okul için gitmiştir. İlişkileri vedalaşılmadan, sonlanmadan ve yarım kalarak ayrılıkla sonuçlanır. Aradan geçen beş yılın sonucunda Felicity, Bayan Angelini'nin ölümünden sonra eve geri döndüğünde Leo'dan kendisine gelmiş bir mektup bulur. Genç adam duygularını anlatan bir mektup yazmıştır ve bu mektupta üç hafta sonra evleneceğini eğer hala birlikte olma şansları varsa kendisine ulaşmasını ister. Bunun üzerinden Felicity, hala duygularının aynı seviyede mi öğrenmek için İngilitere'ye gider ancak... hesaba katmadığı şey mektubun tarihidir... çünkü mektup 2 yıl önce gönderilmiştir ve Leo artık evlidir... Felicity'nin pişmanlığı, her şeyi geride bırakıp geri dönme isteği ile Leo'nun içinde bastırdığı aşkı, sıkışıp kaldığı evlilik ve istemediği hayatta bastırdığı duygular da artık gün yüzüne çıkmaya başlar. Felicity de Leo da artık bir seçim yapmak zorundadır. Ya aşkı seçecekler ve bunun için beklemeleri gerektiği kadar bekleyecekler, canları acısa da bir süre sonra beraber olmayı göze alacaklar ya da her şeyi bastıracaklar, geride bırakıp yollarına bakacaklar...
~~~*~~~
İki insanı fiziksel olarak ayırabilirdiniz ancak tek istedikleri birlikte olmaksa birbirlerinden uzak durma çabası sadece aralarındaki duygusal bağı güçlendirirdi.
~~~*~~~
Şu kurguyu başka bir yazar yazsaydı adım gibi eminim ki 2 kitaplık seri yapardı. İlk kitap yaz aşkı süresi ikinci kitap ayrılıkları ve tekrar karşılaşmaları üçüncü kitapta beraber olmaya başlamaları olurdu. Ama Penelope Ward... kadın tek kitapta öyle güzel kurgulamış ki her şey tadında, keyifle okunan, gereksiz entrika ve triplerden uzak... çok güzeldi.
Felicity'nin yedi yaşında ailesiz kalması, koruyucu aile sisteminde büyümesi ve dönüştüğü kadın çok iyi kurgulanmış detaylardı. Güçlü bir kadın okumak güzeldi. Bunun yanı sıra kendini koruma kalkanları, terk edilme korkusuyla yaşadığı sorunlar, insanlara güvenmesi ve tamamen kendi hayatına dahil edememesi de güzel detaylardı. Zaten bir yerde de bu korkular Leo ile yollarının ayrılmasına sebep oldu.
Leo ise... ailesinin baskısı ve planlanmış geleceğine ayak uydurma çabasında kendisini değil de diğerlerini düşünerek attığı adımlar, yaptığı fedakarlıkları güzeldi. Zaten kendi hayatını, duygularını ve geleceğini hep ikinci plana atması onu da planlanmış hayata sıkıştırmıştı. Bu altı aylık kaçamak aslında Leo'nun belki de sahip olabileceği tek özgürlükken sonunda Felicity ile karşılaşması tam zirve oldu.
Aslında okurken hep hissettiğim şey de Leo'nun belki de bu yaşına kadar kendi için istediği tek şeyin Felicity olduğunu hissettirdi.
Felicity ve Leo'nun karşılaşmaları, aralarındaki diyaloglar çok güzeldi. Birbirleriyle olan iletişim ve dürüstlükleri de öyle... Birbirlerinden uzak durma çabaları ama her şeye rağmen o tutkudan, çekimden ve duygulardan uzak kalamamaları da güzeldi. Hatta Leo'nun kim olduğunu öğrendiğinde, onu İngiltere bekleyen hayatı, hayat standartları ve her ne kadar aşklarının dolu dizgin olsa da süreleri dolduğunda mecburen ayrılmak zorunda olmalarında durumu kabullenmesi de güzel kurgulanmıştı.
Bütün bunların yanı sıra Leo'nun kıskançlığı, paylaşamaması, Felicity'e ve kasaba halkına yardımcı olması da çok tatlıydı.
~~~*~~~
"Birine aşık olduğunda, ondan vazgeçemezsin."
~~~*~~~
Yolları ayrıldığında ise... aradan geçen beş senenin sonunda Felicity'nin aldığı mektup... mektupta yazanlar... işte aşk dedirtti. Leo, gerçekten güzel sevmiş, aşık olduğu kadına da hayatına dahil olabilmesi için fırsatlar verirken seçimleri de ona bırakmış hep...
Felicity'nin mektubu aldıktan sonra İngiltere'ye gitmesi, orada karşılaştığı gerçekler çok fenaydı. Açıkçası o sahneyi okuduktan sonra sindirebilmek için kitabı bıraktım ertesi gün devam ettim. Cidden çok fenaydı. Düşünsenize sevdiğiniz, aşık olduğunuz adamdan bir mektup alıyorsunuz ve mektupta size üç hafta sonra evleneceğini eğer bir şansları varsa ona söylemesini söylüyor... Siz bir gidiyorsunuz bu mektup iki sene önce yazılmış ve siz o gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyorsunuz. Çok fenaydı o sahne...
Felicity için zor bir durumdu evet ama Leo için de kolay değildi. Bir anda karşısında sevdiği kadını görüyor ve şansları olduğunu, ona geldiğini bilerek... ama evli olduğu için hiçbir şey yapamıyor... Çok acı bir karşılaşmaydı...
Leo'nun evlenme şekli, eşi Darcie ile en başından beri dürüstçe duygularını söylemiş olması da göz önüne alındığında Felicity'nin gelmesi Darcie için de pek hoş olmadı ama yine de başka bir yazarın buradan yazacağı kaos ve entrika kurgusuna yazar hiç girmemiş ve her şeyi öyle tadında bırakarak kurgulamış ki.. kitap tam tadında bitti diyebilirim.
Darcie'ye üzüldüm evet ama seni sevmeyen bir adamla sende ne kadar istesen de mutlu olamazdın ki...
Sonucunda tabi ki aşk kazanıyor... üstelik çok tatlı bir şekilde kazanıyor. Leo aşk için ve kendi hayatı için göze aldığı hamleler sonucunda hem kendisi mutluluğu tadıyor hem Felicity hem de sonucunda bir şekilde Darcie kendi mutluluğuna ulaşıyor.
~~~*~~~
Kalbimde Felicity'nin gitmesine izin vermem gerektiğini biliyordum, her şeyden çok kendi iyiliği için. Sadece bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum.
~~~*~~~
Sig'e de değinmek istiyorum. Leo'nun kuzeni olarak tanıdık. Serseri, çapkın, tatlı, esprili bir adam olarak tanıdık ve bence kitapta en çok eğlendiren satırlarda onunkilerdi... Ancak beş yıl sonra karşılaştığımız Sig için kalbim yaralı... çünkü aşık olmuş, sevdiği kadını daha yeterince vakit geçiremeden kaybetmiş bir adam... o yarayla, kalp kırıklığıyla ve ölümle baş etmeye çalışan Sig çok yürek burktu açıkçası... Onun da kendi mutlu sonuna ulaştığına görmeyi isterdim açıkçası...
Çok fazla detaya girmeyeyim yoksa spoiler vermeye başlayacağım.
Kitabı çok sevdim. Eksikleri var mıydı? Bence vardı... daha uzun olabilirdi, 5 yıl sonra karşılaşmalarındaki kısımlar çok güzeldi ancak Felicity döndükten sonra Leo'nun boşanma süreci ve devamı biraz daha okuyabilirdik. Leo'nun dayanamayıp Felicity'nin okuluna gittiği kısımda yaşadıklarını okuyabilirdik gibi... Bütün bunların yanı sıra yine de güzeldi. Tadında bırakılmıştı, gereksiz uzatmalardan, entrika ve kaostan uzaktı. Bu yüzden de okumaktan keyif aldığımı söyleyebilirim.
Evet, belki yüksek beklentilerin kitabı değil ama yine de severek okunan, akıcı ve sürükleyiciydi. Romantik, tutkulu ve eğlenceliydi.
Puanım : 5 üzerinden 4
~~~*~~~
Hayatın amacı tüm kalbin ve ruhunla sevmekti. Ömrümün sonu ne zaman gelirse gelsin, tam da bunu yaptığımı söyleyebilecektim. Kızlarım, babalarının onları sevdiğimi bileceklerdi. Ve işte bu, benim mirasım olacaktı.
~~~*~~~
Kitabın Adı : Aristokrat
Orijinal Adı : The Aristocrat
Yazar : Penelope Ward
Çevirmen : Derin Yaman Özel
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı : 296
Türü : Romans, İkinci Şans
Konusu : Herkesin hayatında unutumadığı birisi vardır. Benimki bir yaz boyunca dünyamı altüst eden yakışıklı bir İngiliz aristokrattı.
Leo’yu ilk kez sahilde gördüğümde büyülenmiştim. Birlikte geçirdiğimiz günler çılgın, heyecanlı ve unutulmazdı. Ben ona ada hayatını göstermiştim, o da bana gerçek gücün kibirden ibaret olmadığını öğretmişti.
Zıt kutuplar gibiydik ama kalplerimiz çoktan birbirine bağlanmıştı. Fakat hayat bizi farklı yönlere sürükledi. Geriye sadece tek bir his kaldı: Ruh eşimi arkamda bırakmıştım.
Yıllar geçti… Hikâyemizin sonsuza dek bittiğini sanıyordum. Ta ki beklenmedik bir olay kalbimi yeniden paramparça edene kadar…
O yaz aşkı sadece bir başlangıçtı. Ve asıl fırtına şimdi kopacaktı.
“Bu kitap o kadar güzeldi ki içimdeki bütün duyguları harekete geçirdi.” —THE LUSHY READER
“Yavaş gelişen, duygusal ve zıt kutupların çekimini konu alan bir aşk hikâyesi arıyorsanız, bu kitap tam size göre!” —BOOK ADDICT REVIEWS
“Daha önce okuduğum hiçbir kitapta harekete geçip baş karakterler için her şeyi bir an önce düzeltmek istememiştim. Bu kitabı ne kadar sevdiğimi anlatamam!” —CAT’S GUILTY PLEASURE
“Kitabı nasıl bitirdiğimi anlamadım bile. İlk sayfadan son sayfaya kadar soluksuz okudum!” —TDC BOOK REVIEWS
“Karakterler arasındaki kusursuz uyumla birleşen unutulmaz bir aşk hikâyesi.” —THE REVIEW LOFT
Uyarı: Yetişkin okurlar içindir.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın