Ölü Ozanlar Derneği'nin oyununa gittim dün akşam. Açıkçası beğendiğimi söylemeliyim. Bence performanslar çok iyiydi. Senaryo, oyun daha iyi olabilir miydi? Evet, olabilirdi ama bu haliyle de oldukça etkileyiciydi.
Perde : İki perdeSüre : 120 dakikaTürü : Trajedi-DramOyuncular : Hakan Altıner, Tayfun Yılmaz, Gökhan Yetiş, Kahraman Sivri, Murat Bozkuş, Cem Bayurgil, Emre Murat Özcan, İrem Uğural, H. Murat Canaz, Görkem Talay, Yağız Ceylan, Furkan Kapsız, Yaman Sivri, Eren Umut Soyel, Arzu Yılmaz Özmen ve Gizem Eroğlu.Konu : Ergenlik çağındaki birkaç gencin aşırı disiplinli bir yatılı okulda geçen bu hikâyesinde, okul ve aileler tarafından üstlerine yüklenen başarılı olma sorumluluğu, ailelerinin onlar için seçtiği geleceği yaşamakla kendi istediklerini yapabilmenin önündeki engeller ve bunlarla başa çıkma yöntemleri anlatılıyor. Okula yeni atanan John KEATING, önlerine yeni bakış açıları sunarak, şiir dünyasına girmelerini, günü en iyi şekilde değerlendirebilmeleri ve Walt WHITMAN'ın dediği gibi hayata "kendi dizeleri ile katılabilmeleri" için farkındalıklarını artırmaya çalışmaktadır. Ölü Ozanlar Derneği, N.H. Kleinbaum'un roman olarak yazdığı ve Gökçe BİÇER tarafından tiyatro oyunu haline getirilen bir klasik eserdir..
Ölü Ozanlar Derneği, N. K. Kleinbaum tarafından kaleme alınan bir romandır. Ülkemizde birkaç yayınevi tarafından yayımlanan kitabın film uyarlamaları da mevcut. Ben henüz kitabını okumadım ama şunu söylemeliyim ki filmi favorilerimdendir. Çok severim. Kurguyu, konuyu, mesajları bildiğimden dolayı da oyununun olduğunu görünce gitmem gerektiğini hissettim. Ayrıca bu oyun yaklaşık 2 sezondur sahneleniyormuş ben daha yeni gittim. Kaçırmadığım için mutluyum açıkçası.
Edebiyat öğretmeni John Keating rolünü iki oyuncu dönüşümlü oynuyormuş benim şansıma Hakan Altıner'in sahnelediği geldi ve bundan inanılmaz mutlu oldum çünkü kendisi zaten sinema oyuncusu olarak bildiğim biri olduğu için hayranlıkla canlı performansını izlemek paha biçilemez bir deneyim oldu benim için.
Oyun, henüz 17 yaşlarında lise öğrencilerinin ailelerinden gördükleri psikolojik baskı, kendileri için biçilen kalıba girme çabaları ve başkalarının istediklerini yerine getirirken kendi isteklerini, kendini bulma süreçlerini anlatan bir oyundu. Henüz daha çok genç bir taşta olmalarına rağmen onlara yüklenen yüklerle baş etme çabaları ve bunun sonucunda da isyanlarını konu alıyordu.
Ah lütfen yanlış anlaşılmasın isyan derken bu durumu haşarılık, taşkınlık gibi algılamayın. Tamamen gençlerin kendilerini bulma yolculuğunda ne istediklerini keşfederken ve kendi hayatlarının anlamlarını bulurken zevk aldıkları ve olmak istedikleri kişiye dönüşme konusunda ailelerine isyanları.
Tabi bu durumu şiirler üzerinden, şairleri inceleyerek, şairlerin yazdıkları şiirlerde görünenin altında neler ima ettiğini anlatarak işlemesi çok güzeldi. Romantik, duygusal, trajik ama anlamlı, akılda kalıcı ve sorgulayıcı bir şekilde sahneleniyor.
Oyunu izledikten sonra kuzenimle beraber oyunun kritiğini yaparken her ikimizin de aklındaki düşünceler nasıl da kalıplaşmış bir düzende ilerlediğimizi, ses çıkarmadan söylenenleri yaptığımızı konuştuk. Aslında çoğu kişi kendisinin ne istediğinden çok başkalarının neler düşündüğü ve istediğine dair bir hayatı yaşadığımızı...
Çok uzatmayayım... ben oyunu sevdim. Gerçekten anlamlı, mesajlarla dolu konu ve başarılı ve izleyiciyi sahneye kitleyen bir performansları vardı ekibin.
Oyunu izleme şansınız olur mu bilemiyorum ama olursa izleyin mutlaka. Olmazsa da filmini izleyip, kitabını okuyabilirsiniz. Sanırım ben en kısa zamanda kitabını temin edeceğim.
Puanım : 5 üzerinden 4,5

.png)
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın