~~~*~~~
Aşk, hiç belli etmeden kalplere giren bir şeydi galiba...
~~~*~~~
Fatih Murat Arsal'ın son çıkan kitabı Kader Çarpışması... son çıkan ama yeni değil... Bir sene oldu çıkalı ancak ben daha yeni okuyorum çünkü kendimi henüz bu kitaptan, FMArsal kitaplarından ayrılmaya hazır hissetmiyordum. Belirli aralıklarla okunmazsa özlüyorsunuz. Öyle bir etkisi var kitapların okurlar üzerinde... en azından benim üzerimde ve benim gibi hissedenlerin, sevenlerin üzerinde.
Kader Çarpışması, bağımsız okunabilen, yetişkin içeriği bulunan, akıcı, sürükleyici ve merak uyandırıcı bir kurguya sahip aşk romanı. Arkadaşlık, aile ilişkisi, aşk konularını çok güzel bir şekilde anlatırken bir Türk'ün ülkesi için yapabileceklerine de hafiften değinen bir kitap. Diğer kitaplarından tanıdığımız kişileri okurken, Ghost ekibi de bolca boy gösteriyordu kitapta.
~~~*~~~
"İlklerimin sahibi, kalbini sevgiyle dolduran çok özel birisin."
~~~*~~~

Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Zehra, henüz 19 yaşında bir genç kızdır. Suriye'de babasının maddi durumunun iyi olmasından dolayı güzel bir hayat sürdürmektedir. Oranın şartları ne kadar el verişli olursa o kadar iyi... Orada kendisine kafayı takmış ve bir şekilde ona sahip olabilmek için her şeyi yapan Hassan'a bir şekilde direnerek hayatını devam ettirmektedir. Ancak Suriye'deki savaşın devam ettiği dönemlerde Hassan bir şekilde Zehra'yı elde etmeye çalışırken Hassan'ın ağabeyi Ahmed'de işin içine girer. Zehra kendisini korumak için Ahmed'i öldürmek zorunda kalınca ve bunu herkesin içinde yapında oradan kaçmak zorunda kalır. Annesi ile Türkiye'ye kaçan Zehra, burada hayata tutunmayı amaçlamaktadır. Babasını ve evini, her şeyini geride bırakmıştır. Türkiye'de de zorlu bir hayatın sonunda annesini de kaybedince tek başına kalan ve Suriye'ye dönmemek için sokaklarda kalan Zehra, artık hayatına nasıl devam edeceğini bilemez. Artık hayata dair bir umudu kalmadığında yolu Faruk ile kesişir. Faruk ise, eğitim hayatı bittikten ve Tamer'in yanında çalışması sonucunda biriktirdiği para ile kendi işini kurmayı planlamaktadır. Babasından destek almadan hayatını kurmaya çalışırken Zehra'yla üç kere yolunun kesişmesi sonucunda artık kayıtsız kalamaz ve kıza yardım eli uzatır. Yavaş yavaş Zehra'nın kendisine güvenmesiyle de genç kızın geçmişini de öğrenince kızın Türkiye'de hayatını kurabilmesi için yardımcı olmaya da devam eder. Ancak her ikisi birbirlerinin hayatlarına o kadar dahil olmuşlardır ki ve birbirlerine o kadar alışmışlardır ki içlerinde filizlenen aşkın farkına bile varmamışlardır. Faruk, Zehra'nın mutluluğu, hayatı için çaba harcarken genç kadının geçmişi de peşini bırakmamaktadır. Çünkü Hassan, Zehra takıntısını kaybetmemiştir, fırsatını yakaladığı tek anda da Zehra'yı götürmeyi düşünmektedir. Zehra ve Faruk'un birbirlerine itiraf etmeleri gereken duyguların varlığının yanı sıra geçmişte kalması gereken tehlikeler peşlerinde onların geleceğini de tehdit etmektedir.
~~~*~~~
"Sevgiyi söylemeye gerek yoktur. Sevgi gösterilirse daha değerlidir. Söz ağızdan çıkar ve havada kaybolur ama duygularımız içtenlikle gösterilirse ömür boyu akılda kalır."
~~~*~~~
Öncelikle yorumuma geçmeden önce söylemek istediklerim var. Off nasıl özlemişim Fatih hocanın kitaplarını. Çoook özlemişim. Hele bir de bu kitapta Tamer, Tahir, Doğan, Akın'ı görmek... Muhteşem dörtlüm bunlar benim. 😍Onları görmek paha biçilemezdi. 💕 Bir de onlara bonus olarak bolca Yavuz görmek... Yılmaz, Karmen'in de sahnelerde olması... Harikaydı. Çok sevdim. Hem okumaktan zevk aldım hem de onların hikayelerini ne kadar özlediğimi hissettim. Ahh Ebru ve Selim'i de unutmamak lazım. Yalnız Yavuz'u da bolca görmek, Merve ile evlenmeden önceki hayatına değinmeler süperdi. Yavuz'un ağabeyliğini okumak da çok güzeldi.
Ghost ekibinin sahalarda olduğu sayfalar ise... soluksuz okunan sahnelerdi. O bölümler kesinlikle favorimdi. O bölümler olmasaydı sanki kitap eksik kalır gibi geldi.
Zehra'nın ülkesinde yaşadıkları gerçekten çok zor... Hassan tarafından maruz kaldığı t*cizler, ondan sonra da onun ağabeyi Ahmed'in yaptıkları gerçekten insanda psikolojik olarak travma yaratır. Zaten oradaki yaşadıklarından kaçıp da Türkiye'ye sığındıklarında da buradaki hayatları kolay olmamış. Artık pes eder hali, umutsuz çöküşü çok fenaydı. Yürek burkucuydu. Ama yine de her şeye rağmen dayanmak zorunda oldukları henüz 19 yaşındaki bir genç kız için oldukça güçlü bir duruş sergiledi.
Faruk ise... tam bir iyilik meleği. Zehra'yı görmesi, ona yardımcı olma çabası çok güzel detaylardı. Genç kızın hastalığında ilgilenmesi, onun hayatını dengeye sokma çabası, ilerleyebilmesi için desteklemesi çok güzeldi. Kendi işini kurma çabasındayken bile, Zehra için yaptıkları çok iyiydi.
Faruk'un Zehra'nın ailesi, oturum izni, eğitimi için çaba harcar halleri de çok güzeldi. Bütün bağlantılarını devreye sokarak genç kızın öldü sandığı babasını da bulma çabası müthişti. Tabi içten içe kıza da ilgi duyması, yüreğinde filizlenen aşkı da güzeldi.
Bütün bu güzel detayların yanında Faruk'un fırlama halleri de çok eğlenceliydi. Çoğunlukla ciddi olmadan, ciddi bir konuyu bile esprili ve umursamaz tavır takınıp girdiği diyaloglar çok güzeldi. Kitabın eğlenceli kısımlarını oluşturdu.
Faruk'un babasıyla olan ilişkisi de bana klasik bir baba oğul ilişkisi izlenimi verdi. Bunu görmek çok güzeldi. Babasının oğlunun hayatı için endişelenmesi, düzenli bir işinin olmasını ve tehlikeden uzak olmasını istemesi klasik baba endişeleri dedirtti. Ama ne yazık ki oğlunun, bir zamanlar bir parçası olduğu ekibin bir parçası olmasına engel olamadı. Eee oğlu da babasının izinden gidiyor.
~~~*~~~
Hayatında ilk kez bir kadının aşk dolu bakışları ve sevgi içeren sözleri kalbine işlemişti. O da aksi gibi saçma bir rüyaydı.
~~~*~~~
Hüseyin'in altından bir şey çıkacağını biliyordum. Zaten okurken de hiç sevmemiştim. Gereksiz bir ilgili, yapışkan bir adam diye düşünmüştüm. Kesin bir şeylerin peşinde demiştim. Haklıymışım. Ama su testisi su yolunda kırılır dediler ya... işte o da kendi sonunu hazırladı. Ağabeyiyle aynı sonu paylaştı.
Hassan ise... keşke daha farklı bir sonu olsaydı dedim. Bu kadar kolay olmamalıydı... daha çok acı çekebilmeliydi bence... biraz merhametsiz ve acımasız gelmiş olabilir bu cümlelerim ama okuduğunuzda sizler de benimle aynı fikri paylaşacaksınız. Hele de kendisinin ve ailesinin Zehra'ya ve ailesine yaptıklarını okuduğunuzda.
Faruk ve Zehra arasında her şeyin yoluna girdiği ve mutlu mesut oldukları noktada bir aksiyon olması kitabın durgunluğuna hareket kattı. Zaten biraz durgun ve olağan gidiyor dediğim noktada hep bir şey çıkıp heyecanlandı kitap. Bunu sevdim.
Faruk'un kız kardeşi Berna ise... nedense ona bir kitap gelir gibi hissettim. Çünkü Berna'nın rüyalarımda Mızrak adında birini görüyorum demesi ve Faruk'un ekip arkadaşlarından... aslında teknik olarak kendi ekibi değil ama neyse... Sinan'ın lakabının Mızrak olması, genç kızla karşılaştıklarındaki diyalogları ve etkileşim onlara bir kitap gelir gibi hissettirdi.
Ahh söylemezsem içimde kalır. Sinan ve Yılmaz'ın Suriye'de Zehra'nın babasını aradıkları sahnede ikili arasındaki diyaloglar çok iyiydi. Çok eğlendim o satırları okurken.
Artık sussam iyi olacak çünkü spoiler vermemek için çaba harcıyorum belki vermiş bile olabilirim. Bilemiyorum. Susuyorum artık bu yüzden.
Kitabı çok sevdim, zevkle ve keyifle okuduğumu da söylemeliyim. Zaten FMArsal kitaplarını hep sevmişimdir.
Puanımın 4,5 olmasının sebebi de Hassan'ın son sahnesindeki ölümü ve o sahnedeki olaylar... daha sancılı bir olay sonucu isterdim sanırım. Hayal ettiğim öyleydi en azından.
Puanım : 5 üzerinden 4,5
~~~*~~~
"Geçmişi değiştiremezsin ama biliyorsun ki geleceğin sana ait," dedi Tamer. "Geçmişin karanlığından çıkıp geleceğin aydınlığına yürü ve mutlu ol artık."
~~~*~~~
Kitabın Adı : Kader Çarpışması
Yazar : Fatih Murat Arsal
Yayınevi : Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı : 624
Türü : Romans
Konusu : Kaderin çarpıcı sürprizlerine, göz alıcı rastlantılarına engel olamayacak kadar küçülmüştü sanki güzel İzmir.
Önce karanlık bir gecenin koynunda, izbe bir sokakta görmüştü göçmen kızını... Sonra yağmurlu bir sabahta ve
ardından dondurucu bir akşamda karşısına çıkmıştı. Her seferinde daha hasta, daha çaresiz, daha tükenmiş...
"Bu kadar sık karşılaşmayı bırakmalıyız," demişti genç adam pürüzsüz sesiyle.
"Yoksa seni takip ettiğimi düşünmeye başlayacaksın!"
Göçmen kızın, ölümü hasretle bekleyen defalarca kırılmış hassas bir kalbi vardı. Oysa kaderin planına göre bu
naif güzellik, gökten düşen ferah bir su damlasıydı. Bir akarsuya karışıp çağlayanına erişecek, bilinmezine
doğru coşkuyla devam edecekti. Ta ki güçlü bir kayaya çarpıp duruluncaya kadar. Kayasına sımsıkı sarılacak,
huzuru ve aşkı o dinginlikte bulacaktı.
Zorluklar imkânsızı, imkânsızlık ise sevgiyi yüceltir. Saf aşk hiç bu kadar güzel anlatılmamıştı diyeceğiniz bir
FMArsal romanı daha!
Uyarı: Yetişkin okurlar içindir.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın