Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Massimo babası tarafından yetiştirilerek gelecekti Don olabilmesi için eğitilmektedir. Öyle ki her çeşit insanla iletişime geçip, hepsiyle çalışarak her seviyedeki insanı anlamak ve düzeni korumak adına hepsinin saygısını ve sadakatini kazanmak için yeri geldiğinde Capolarla masaya otururken yeri geldiğinde de askerleriyle beraber çatışmalara da girmektedir. Babasının ölümünden sonra ve annesinin ikinci kez üç çocuklu bir adamla evlenmesinin sonucunda hayatında bir şeyler değişmeye başlar. Özellikle de yetişmekte olan henüz çok genç olan üvey erkek kardeşine karşı içinde bir sevgi vardır. Onu koruma iç güdüsü hat safhadadır. Henüz küçük olan iki kız ise onun için görünmezdir. Aralarındaki yaş farkından, öz kardeş olmamalarından dolayı onları yok saymak Massimo için çok kolaydır. Bir akşam bir partide kardeş gibi gördüğü annesinin eşinin oğlu vurulunca ve Massimo'da refleks olarak hareket edip, genç çocuğu vuran kişiyi öldürdüğünde olaylar karmaşık hale gelir. Çünkü partideki herkes bu cinayete tanık olmuştur daha da önemlisi onlarla çalışan yargıç da başkası tarafından satın alınarak Massimo'nun karşısında yer alıp 18 yıl ceza almasını sağlamıştır. Massimo, 18 yıllık mahkumiyeti sırasında bütün işlerin kontrolünü elinde tutarak annesinin kocasının, üvey babasının ismi altında işleri yürütmektedir. Görüşmeye sadece üvey babasının ve avukatının gelmesini isterken başka herkesle iletişimini keserken çıktığındaki hayatının planları üzerinde de çalışmaya devam eder. Ancak bir gün bir mektup alır. Tutuklandığında henüz bebek sayılabilecek yaştaki Zahara, ona mektup yazmıştır. Kendisine yazdığı mektupta bir ergenin problemlerinden bahsederken onları görmezden gelir. Ancak Zahara bu mektuplara devam eder. Zahara ise bir okul ödevi için başlayan bu mektup yazma olayı hiç cevap alamasa da devam eder. Okuldaki problemlerini, en sevdiği şey olan tasarımlarını anlatan Zahara bir yerden sonra Massimo'nun ilgisini çeker. Kızın zekice yazılmış dedikodu içerikli mektuplarını Massimo, şifreli mesajlara döndürürken ikili bu mektuplara koca bir hayat sığdırmaya başlarlar. Massimo'nun gizemli bilgi kaynağı Zahara olurken ve Zahara'nın de kaçış noktası Massimo olur. İçinde Massimo'ya bir aşk filizlenmeye başlarken babasının cenazesinde Massimo'yu karşısında görmesi bütün olayları karmaşık hale getirir. Massimo, karşısında Zahara'yı görünce içinde vahşice bir dürtüyle onu kendisine saklama isteğiyle onu tehlikeye atmama içgüdüsü bir savaşa girerken Zahara genç adamı gördüğünde içinde bastırdığı bütün duygular yüzeye çıkmaya başlar. İkili mektuplaşmalarına devam ederken artık bu mektuplar gizli mesajları içermenin haricinde birbirlerinin hayatlarına dahil olma amacı da saklar. Massimo, kaynaklarını kullanıp da altı ay erken tahliye olduğunda ise hayat daha büyük bir karmaşaya döner. Çünkü Massimo, Zahara'yı yanında tutmak isterken ve onsuz olamayacağını düşünürken Zahara'da Massimo'nun hayatına dahil olmak için onunla kalmaktadır. Tutuklu olarak geçirdiği 18 yılın ardından öfke sorunu yaşayan Massimo ise, bir tek Zahara yanındayken bütün kontrolünü elinde tutabiliyorken genç kadını başkasıyla paylaşmak istemez ve sadece kendine saklamak isterken problemler de kendini göstermeye başlar. Hem her ne kadar aralarında kan bağı olmasa da ve iki yabancı olsalar da Zahara'nın babası ile Massimo'nun annesinin evli olması ikili için bir skandalı yanında getirirken Massimo'nun ölmesini isteyen düşmanları ise nefes kadar yakınındayken Zahara'nın da hayatı risk altındadır.
~~~*~~~
Bu hayatta gerçekten pişmanlık duyduğum tek şey, seni bu karmaşaya dahil edip tehlikeye sokmuş olmam. Bunun için, bir gün beni bağışlamanın yolunu bulacağını umuyorum.
~~~*~~~
Öncelikle yazarın da önsözde uyardığı gibi bende küçük bir uyarı yapayım. Massimo ve Zahara arasında bir kan bağı yok, üvey kardeş olmaları da tamamen ikilinin anne babalarının ikinci evliliklerini birbirleriyle yapmalarından kaynaklanıyor. Bunun yanı sıra, serinin genelinde olan bir durum olsa da iki arasında ciddi bir yaş farkı var. Her ne kadar okurken bunu çok fark etmiyor olsanız da bu yaş farkının olmadığı anlamına gelmez. Bu yüzden bu tür detaylardan rahatsız olmuyorsanız okuyun, olacaksanız da bu kitabı atlayın, okumayın.
Zahara'yı ve Massimo'yu serinin 9. kitabında okumuş, görmüş ve tanımıştık aslında. İkilinin hayatlarına detaylı değinmeden öğrenmiştik kim olduklarını ve şartlarını... Bu yüzden bu iki kitapta atlama olmamalı, karışık okunmamalı ve sıralı okunmalı. Olay örgüsü daha oturur, havada kalan detay olmaz.
Zahara'nın rahatsızlığı ve bu konuda küçüklüğünden beri yaşadığı problemler kitapta güzel anlatılmıştı. Aslında günümüzdeki akran zorbalığının arttığı bir ülkede yaşarken ve bunlara dair haberleri okurken bu detayları kitapta Zahara ile okumak hayal etmesi ve empati kurulması zor bir durum olmadı.
Zahara'nın da kendi kaçışı, bilmediği tanımadığı ama adını hep duyduğu Massimo'ya mektup yazıp dertleşmek, onu tanımak oldu. Mektuplarına belki başlarda cevap beklese de sonrasında okunmadan atıldığını düşünmesi yazmasına engel olmadı çünkü kendisi için yeri geldiğinde kendi ablası ile Nera'ya bile anlatamadığı detayları Massimo'ya anlatır hale gelmesi güzel işlenmişti.
Massimo ise sürpriz olarak başlayan bu mektupları sonrasında kendi çıkarına çevirmesi tam bir zekaydı. Şifreli mesajlaşmalar içermesi, bunu kullanması, Zahara'nın da buna ortak olması ve sonrasında iki arasındaki bu iletişim yolunu kullanmaları süper detaylardı. Mektuplar her ne kadar şifreli mesajlar içerse de sonrasında birbirleriyle paylaştıkları şeyler ikiliyi yakın arkadaştan ya da ağabey kardeş olma yoluna sokmaktan çok birbirlerine karşı içlerindeki aşkı besledi.
Massimo'nun mektuplardaki detaylarda bile Zahara'yı kıskanması, genç kadına dair duyduğu sahiplenmeyi ve paylaşamamayı güzel anlatmıştı yazar. Orada şifrelerin haricinde odaklandığı Zahara'nın hayatı da güzeldi. Her şeyi özümsemesi, hatırlaması ve tam da genç kızın aklına, kalbine girecek şekilde hamleler yapması süperdi.
~~~*~~~
Bir erkeğin sana tüm evreniymiş gibi bakması... Güzel olmalıydı.
~~~*~~~
Massimo'nun Nera'yla yaptığı anlaşma, sonrasında Zahara'nın meydan okur gibi olaya dahil olma şeklini ise çok sevdim. Yürü be kızım dedim. Massimo'nun tüm öfkesinin Zahara söz konusu olduğunda buhar olup uçması ve sakinleşmesi zaten bu konularda onun işine de yaradı. Bu kısımlar bana nedense Skillett'in Everything Goes Black şarkısını anımsattı. Sanki Massimo'nun Zahara olmadan yaşadığında ruhsal buhranı anlatıyor gibiydi.
Massimo, serbest kaldıktan sonra yaşananlarda da bu durumu çok gördük. Öfke patlamalarında, Capo toplantılarında Zahara yanına geldiğinde, olaya dahil olduğunda sakinleşmesi ve mantıklı düşünmeleri çok iyiydi. Hatta öyle ki Zahara'nın korumasız bir şekilde Nera ile buluşması, yanlarında Kai olmasına rağmen ortalığı ayağa kaldıran Massimo'nun Zahara'nın yanına gidip de karşısına dikildiğinde sakinleşmesi süperdi. Kai'nin bu adama ne yaptılar modu çok eğlenceliydi.
Massimo'nun Zahara ve aşkı için göze aldıkları, herkesi tehdit eder hali süperdi. Hatta en son ilişkilerini duyurduklarında da partide Massimo'nun söyledikleri çok iyiydi. Trajikomik gibiydi. Eğlendirdi ama yanı zamanda da güzel seviyorsun be adam dedirtti.
Bütün bu aşk muhabbetlerinin yanında mafya kurgusu olmasının hakkını veren detayların olması da iyiydi. Massimo hapisteyken bile kontrolü elinde tutması, zekası, olayları ele alış biçimi resmen bir başa geçeceğini garantiliyordu. Acımasızlığı da aynı şekilde.
Hatta sadık askerleri için gittiği yerde herkesin ona sadık olduğunu gösterir halleri de çok iyi detaylardı.
Ama bütün bu olayların dışında... Massimo'nun belki de birkaç yılda çıkabileceği bir cinayette 18 yıl ceza alması, onun içeride tutulması için çaba harcayan kişi... neden bilmiyorum ama hep bekledim. İnsanlar der ya dostunu yakın tut düşmanını daha da yakın... Massimo'nun düşmanı o kadar yakınındaydı.. en son yaptığı baskında da zaten ihanet canını çok sıkacak dediklerinde bence şüphelenmiş olması gerekiyordu genç adamın ama kabullenmek bilmekten daha zor ya... bence Massimo'da içgüdüleri güvenmese de kabullenmek zor oldu...
~~~*~~~
"Bazı şeylerin olmaması gerekir, meleğim. Biz de o şeylerden biriyiz Ve ikimiz de bunu kabul etmeliyiz."
~~~*~~~
Massimo'nun tutuklu geçirdiği 18 yılın içinde psikolojik olarak aldığı yaralar ve kendi içinde çift kişilikliymiş gibi hissederek kendi düşünceleriyle girdiği savaş da güzel detaydı. Evet, bu adam normal değil dedirtti. Zaten normal olmasını beklemiyordum da...
Kitapta Nera ve Kai'yi görmek çok güzeldi. Hatta onları aile olarak görmek daha da güzeldi. Massimo, Kai'ye kaçık enişte diyor ama kendisinin de aşağı kalır tarafı yok.
Çok uzattım yorumu artık susuyorum. Kitabı keyifle okudum ve severek takip ettiğim bir seri olduğu için de heyecanla devamını bekleyeceğim. Önümüzdeki kitapta da heyecanlı ve bence biraz da eğlenceli bir kurgu bizi bekliyor. Tara ve Arturo'nun hikayesi...
Puanım : 5 üzerinden 4
~~~*~~~
Bu adam, parlak zekası, kusurlu kişiliği ve yıkılmaz ruhuyla... Benimdi. İlk defa, tamamen benimdi. Ve her hücrem bunu hissediyordu.
~~~*~~~
Perfectly Imperfect (Kusursuzca Kusurlu)
Kitabın Adı : Tutsak Duygular
Orijinal Adı : Sweet Prison
Yazar : Neva Altaj
Çevirmen : Tuba Özkat
Seri Bilgisi : Perfectly Imperfect #10
Yayınevi : Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı : 424
Türü : Romans, Dark Romans, Suç Kurgusu, Mafya Kurgusu
Konusu : ZAHARA
Tanımadığın bir adama âşık olmak mümkün mü?
Yüzünü görmeden,
Sesini duymadan,
Dokunuşunun sıcaklığını hissetmeden,
Onun zekasına âşık oldum.
Kurnaz. Sinsi. Aldatıcı.
Ölümcül ve tehlikeli planların ustası.
Kimsenin fark etmediği sessiz bir tehdit.
İnsanların hayatlarını satranç tahtasındaki piyonlar gibi oynuyor.
Gölgelerden çıktığında,
Tahtını geri alan kral gibi,
Dünyayı ateşe veriyor
Ve kalbimi küle çeviriyor.
MASSIMO
On sekiz yıl sonra,
Nihayet özgürlüğüme kavuştum.
Karanlık imparatorluğum beni bekliyordu.
Benim için hazırdı.
Hayatımı çalan hainleri cezalandıracağım.
Onlara gerçek acıyı tattıracağım.
Barış dönemi sona erdi.
Kaos yaratmaya hazırım.
Ama hapishaneden çıktım,
Sadece tekrar hapsolmak için,
Vicdanım ve arzularım arasındaki bir savaşta.
En çok istediğim şey,
Asla sahip olamayacağım şey.
Tatlı meleğim.
Muhteşem kraliçem.
Zahara’m.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın