Kitabın yorumu için tıklayınız!
"Birini seversen ilişkini yürütürsün. Yoluna ne çıkarsa çıksın yürütürsün," dedi Helen aklımı okur gibi. "Seni seviyorum ve şu an buradayım. Elimden geldiğince burada olacağım. Babam seni seviyor ve bize bakmak için elinden gelenin en iyisini yapıyor. Bu durum sandığın gibi siyah-beyaz bir şey değil yani."
Belki de haklıydın. Belki de ben her şeye siyah-beyaz bakıyordum.
Helen ile tepemize bir gölge inince başımızı kaldırıp baktık ve Jacob'ın, elinde iki kase buzlu kavun başımızda dikildiğini gördük. "Alın bakalım, biraz atıştırmalık istersiniz diye düşündüm. Çok tatlılar." Kasemi alırken bana gülümsedi, sonra tekrar ortalığı temizleme görevine geri döndü.
Helen kavunu azına atıp güldü. "Buna değer biri olduğunda mesafeyi bile yönetebilirsin. En azından John ile ikimiz için böyle olmasını umuyorum. Eğer istediğin buysa, Jacob'la ikiniz içinde aynısını umut ediyorum. Benim fikrimi sorarsan, Jacob bir koruyucu diyebilirim. Jacob Kim, uğruna savaşmaya değen biri. Üstelik bir kez olsun onun için değişmeye çalıştığından söz etmedin bile. Zira onun seni olduğun gibi sevip kabul ettiğini biliyorsun. O yüzden ne olursa olsun, ondan sakın vazgeçme, tamam mı?"
Sözleri korkularımın arasındaki bir çatlaktan sızıp yüreğime doğru aktı. Jacob'a baktım ve anladım. Ablam haklıydı. O, buna değerdi. Sonra oracıkta kendime bir söz verdim: Ne olursa olsun Jacob'tan vazgeçmeyecektim, bu kez yapmayacaktım.
.jpeg)
