30 Nisan 2021 Cuma

0 ALINTILAR // Tuğba Atıcı Coşar - Tadında Aşk Var

Vee Tuğba'nın yeni kitabı çıktı, ben de tabi ki okudum. Sadece okumakla kalmadım bir sürü alıntı da işaretledim. Şaka şaka bir sürü değil, bir sürü olsa kitabı okumanıza gerek kalmaz ;) Tadında bırakacak, sizi heyecanlandıracak ama merak etmenizi sağlayacak kadar sayıda alıntı işaretledim. 

Çok severek okudum, hatta detaylı yorumu da bir aşağıdaki postta yazıyor. Tavsiye ederim yorumumu okuyun.

Ayrıca kitabı da tavsiye ederim, özellikle aşk romanı severlerin bir çırpıda okuyacağı kadar güzel bir kitaptı. 

Ah bir de bolca mutfaklı, eğlenceli sohbetin olduğu, aşk ve tutku dolu bir kitaptı. 

Bir kere daha söylüyorum kitabın kapağını da çok beğendim. 

Şimdi sizi alıntılarla baş başa bırakıyorum :) 



 

"Onunla konuşmak istediğini ne zaman söyleyeceksin?"

"Bilmiyorum. Yarın, belki birkaç gün sonra." Kilitle uğraşırken Esra belli belirsiz mırıldandı ama onu duymadım. "Adam beni deli ediyor." Lanet anahtar sıkışıp kalmıştı. Sinirle çekiştirdim. "Dün olan olayları saymazsak - ki sayılmayacak gibi değil - normal amanda bile beni deli ediyor. Yakışıklı yüzüne bir tane patlamam için sanki bilerek içimde bir şeyleri dürtüyor. Dürtüyor demişken adamın ciddi anlamda parmağıyla dürtme sorunu da var."

Hafifçe öksüren Esra, "Balım," diye seslendi. 

"Bu yüzden birkaç gün o gamzelerini görmesem de olur. Birkaç gün beni delirten suratını görmesem de olur. Böylece kendimi doldurabilirim ve ona karşı katı olabilirim. Çünkü yemin ederim bazen öyle bir bakıyor ki..."

Cümlemi bitiremeden Esra, "Balım!" diye ciyakladı. Yerimden sıçradım ve anahtarda sonunda delikten çıktı.

Arkamı dönerken Esra artık bana bakmıyordu. Karşımızda iki adam dikilmiş bize bakıyordu. Kenan kollarını birleştirmişti ama bir eli ağzını kapatmak için uğraş veriyordu. Sanki güldüğünü görmememiz için uğraşıyordu. Yanındaki adam ise daha rahattı. Dudakları kocaman gülümsemeyle kıvrılmıştı.  



*****



Dudaklarımın arasından kayıp giden tatlının yarısını yutarken Balım'ın çikolata bulaşan dudaklarına baktım. 

"Pis kız, gel buraya," derken Balım yeni bir tatlıya uzanacaktı ama onu yerinde sabit tutup ağzından çikolatanın tadı gidene kadar, ben onu kendi tatlı tadını alana kadar öptüm.

"Delirteceksin beni." Burnunun ucunu öptüm.

"Sen de beni," derken nefes nefeseydi. 

"Hadi uyuyalım da dinlen." Başını sallayarak onayladı ve üzerinden kayıp yanıma uzandı. Onu kollarımın arasına almadan önce ine örtüyü üzerimize örttüm.  

Kollarımı ona dolayıp gözlerimi kapatmıştım ki Balım'ın incecik çıkan sesini duydum. 

"Seni seviyorum."




*****



"Neden kendini bu kadar yıpratıyorsun?"

"Çünkü ona olan hislerime dur diyemiyorum. İçimden taşıyor ve ucu bucağı yok. Sahip çıkıp çoğalmasını engelleyemiyorum. Esra görmüyor musun? Dizginleri onun eline vermeye hazırım ben."

Elini dizime koyup sıktı. "Bunda kötü bir şey yok. Çünkü o adama güveniyorsun."

"Evet güveniyorum."



*****



"Eve gidiyorum. Telefonu elime alıp seni arayıp neden geciktiğimi anlatacaktım. Sana iyi geceler dileyecek seni daha fazla yormak istemediğimi söyleyecektim. Ama..."

"Ama yapamadın..."

"Yapamadım..."

"Şimdi de buradasın," dedim fısıldayarak.

"Evet buradayım. Çalışmak falan umurumda değil sadece birkaç saniye de olsa seni görmem gerekti."

"Birkaç saniye doldu sanırım," derken bedenim ona biraz daha yaklaştı. Bu sefer tedirgin değildim. Ellerimi beline dolarken başımı geriye atıp onun yüzüne baktım. 

"Evet doldu." Başını bana doğru eğince tatlı nefesini dudaklarımda hissettim.

"O zaman yetti mi yani?"

Başını sağa sola salladı ve dudaklarını dudaklarıma aynı hareketle hafifçe sürttü. "Asla yetmez."




*****



"Yediğin her lokmada öylesine zevk alıyorsun ki sana bakamıyorum bile." Kaşlarımı çattım.

"Ama..."

"Şişt, dinle." 

Yeniden parmağını oynattı ve bu sefer üst dudağımda gezdirirken ben zar zor nefes alabildim. 

"Aldığın zevki görmemek için sana bakmıyorum. Çıkardığın sesleri duymamak için kulaklarımı kapatmak istiyorum. Çünkü," derken başını eğip alnıma yaslandı ve sinirle fısıldadı. "Lanet olsun Balım, çünkü aklımı kaymeme sebep oluyorsun," derken burnuyla benim burnuma hafifçe dokundu. 

"Ama ben anlamıyorum," diye şaşkınca fısıldadım. Çünkü biraz hararetli konuşsam dudaklarım onun dudaklarına dokunacak kadar yakındık birbirimize. Bir elini uzatıp belime dokundu ve usulca beni kendine boşluk kalmayacak şekilde çekti. 

"Seni öpmem gerek."




*****



"Böyle yanakların kızarıyor, dudağını ısırıyorsun, nefesin değişiyor ya Balım," ağzıma götürdüğüm keki ısıramadan öylece kaldım. Yutkunmaya çalışarak Kenan'ı dinledim. "Ne düşündüğünü, aklından neler geçtiğiniz gözlerinden alıyorum ve deliriyorum." Eğilip parmaklarımın arasında duran keki ısırdı. "Keşke seni yanımdan hiç ayırmasam, hep benimle olsan... Sabah uyandığımda ilk gördüğüm yüz sana ait, uykuya dalarken son hissettiğim nefes sana ait olsa, her gün. Eve geldiğimde bana kapıyı açan sen olsan. Ya da senden önce gelip senin için yemek hazırladığımda seni kapıda karşılayan ben olsam Balım." Elimi tutup dudaklarına götürüp öptü. "Ya da gelip seni işten alsam da evimize gitsek... çok mu şey istiyorum sence."

"Ah, Kenan."

"Senin de benim gibi hissetmeni istiyorum." Benim konuşmama fırsat vermeden devam etti.  "Çok hızlı gidiyorum değil mi?" Sanki utanmış gibi başını eğip gülümsedi. Sandalyemde yan dönüp elimi yanağına koydum. 

"Ben de senin gibi hissediyorum. Evet, bu kadar hızlı olması ödümü koparmıyor diyemem ama yine de seninleyken ben iyiyim. Senin yanında huzurluyum, senin yanında mutluyum Kenan. Bir şey olacak da bir anda her şey tersine dönecek diye ödüm patlıyor."

"Dönmeyecek güzelim."




*****



Koltukta kaykılıp uzandım ve Balım Damla'yı almak üzereyken "Burada yatsın," dedim yalvaran sesimle. 

"Kenan..." dese de hemen araya girdim. "Lütfen Balım, hoşuma gidiyor," dediğimde başını salladı ama itiraz etmedi. Sehpada duran ince battaniyeyi alıp sırtına örttü. Başka bir örtü daha aldığında bana doğru yaklaştı. 

"Sen de gel," dedim.

İtiraz etmeden araladığım bacaklarımın arasına girdi ve başını omzuma yaslarken örtüyü ikiizin üzerine örttü. Bir kolumu da ona sardı. 

"Şımartıyorsun," dedi esneyerek.

Eğilip başını öptüm. "Kızlarımı şımartmayı seviyorum güzelim."

Balım gülümseyip göğsüme bir öpücük kondurdu ve derin bir nefes alıp bana sokulup uykuya dalmak için hazırdı. 

Bu anlar en sevdiğim anlardı. Minik kızım omzumda sakince nefes alırken, hayatımın aşkı göğsümde nefes alıp veriyordu. İkisini de uyurken izlediğimde kendimden geçiyordum sanki. Hayatım buydu, hayatım onlardı.






Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın