Sophie Lark'ın Brutal Birthright Serisi'nin 3. kitabı Asi Aşık'ın yorumuyla karşınızdayım. Kitap henüz yeni çıktı ama beni bilirsiniz sevdiğim ve takip ettiğim yazar ve serilerde yeni çıkanlar her zaman önceliklim oluyor. Bu yüzden hemen aldım ve okuma listemde araya soktum.
Öncelikle serinin sıralı okunması taraftarıyım. Her ne kadar karakter serisi olsa da kurgusal bütünlük açısından sıralı okunmalı böylece hem karakterleri hem de olay sırası daha oturaklı olur. Ayrıca diğer kitaplarla ilgili hem spoiler yemezsiniz hem de imaların ne olduğunu anlarsınız.
Kitap mafya kurgusu olduğunu söylemeliyim dolayısıyla şiddet ve cinsel içerik var. Dolayısıyla yetişkin okurlara göre bir kitap. Bunu bilerek okuyun sonra gereksiz yere gömmeyin kitabı.
Kitabın konusuna değinmek gerekirse; Camille, babasının oto tamirinde çalışan ve babasından her şeyi öğrenmiş bir genç kadındır. Arabalara aşırı ilgisinin olmasının yanında kullanım konusunda da oldukça profesyoneldir. Kendine biçtiği hayat bu olmasa da annesinin küçük yaşta kendisini ve babasını terk etmesi, babasıyla yalnız hayatlarına devam ederken annesinin iki yaşında küçük bir oğlanla kapılarında belirmesi ve onu da bırakıp gitmesi sonucunda kaderi çizilmiştir. Şimdi ise 25 yaşında, liseden mezun olduktan sonra babasının tamirhanesinde çalışmaya başlamış babasına yardımcı olarak geçimlerini sağlayan ve küçük kardeşi Victor'u yetiştiren bir kadın haline gelmiştir. Okul zamanında tanıdığı Nero Gallo ve onun çevresinden uzak duran, kendi halinde bir hayatı olan Camille, henüz 17 yaşındaki erkek kardeşinin yasadışı işlere bulaştığını öğrendiğinde olaya el atar. Liseden beri uzak durduğu herkesin arasına giren Camille, bir anda hayatının yörüngesi değişir. Çünkü o insanlardan Levi, erkek kardeşini uyuşturucu satıcısı olarak çalıştırmaktadır. Bunu öğrenen Camille, duruma el atar ve kardeşini o dünyadan çıkarmaya çalışırken polise yakalanıp da bütün suçu üstüne alır. Bunun üzerine polis memuru, Camille'i muhbir gibi kullanmaya karar vererek uyuşturucunun içine atar. Tabi onların ortamı da lisede uzak durduğu herkesle görüşmesine sebebiyet verir. Bunların başında Nero Gallo'da vardır. Nero, her ne kadar en başından beri Camille ilgi çekici gelse de pek alıştığı türde bir kadın olmamasından dolayı ona ufak tefek yardımları olmasının yanında hiç yaklaşmamaktadır. Ancak genç kadının ortamlarda görünmeye başlaması daha da ilgisini çeker özellikle de Camille, sanki onun bakışlarından aklından neler geçtiğini anlayacak kadar zekiyken... Bir de bir yarış sonrası polisten kaçarken aralarında geçen yakınlaşma her ikisinin de aklını bulandırır. Çünkü Camille, her ne kadar uzak durma çabasında olsa da Nero, onun ilgisini çekmektedir. Aynı durum Nero için de geçerlidir. Ancak her ikisinin de hayata dair farklı beklentileri vardır. Ama bir plaj ateşi partisi bütün her şeyi değiştirir. Orada Camille'e zorla verilen uyuşturucu sonucunda hayatına dair her şeyi Nero'ya anlatan Camille, karşılığında da Nero'dan kimseye anlatmadığı sırları anlatması ikili arasındaki dinamikleri değiştirir. Sonucunda da bir ilişkiye başlamaları ikisinin de hayatını bir yerde dolu dizgin aşka bırakırken diğer yanda da Nero'nun planladığı soygun ortalığı baya karıştıracaktır. Çünkü bu soygun el altından büyük vurgun olacakken diğer yandan da bir bankacının, pis işler yapan bir bankacının damarına basma amacı da gütmektedir. Peki bütün bunların arasında muhbirlik yapmaya zorlanan Camille ile suçlu olan Nero arasındaki aşk nasıl sağ çıkacaktır? Özellikle de ikisi de farkı dünyalarda yaşarken...
Öncelikle hep söylerim, kitabı okuyanlara da okuyacak olanlara da söylerim... bu seriyi mafya kurgusu gibi okumayın diye. Çünkü imaları, ufak dokunuşları var evet ama genelinde bir romans... bu yüzden çok o türde beklentiniz olmasın. Yeniden söylüyorum ki sonrasında hayal kırıklığı yaşamayın.
Camille'in arabalar konusundaki bilgisi, tutkusu çok güzeldi. Böyle ataerkin düşüncelerin hakim olduğu işlerde kadınların başarılı olması, tutkulu olması çok iyi. Zaten Nero'yu da bu kalbinden vurdu ya. Çünkü o da bir araba delisi, bir arabayı baştan yaratırken aynı yeteneği Camille'de de görmek aralarındaki en büyük kıvılcımdı. İkisi de aynı tutkuyu paylaşıyorlar bir yerde.
Arabalarla ilgili detaylar çok iyiydi çünkü tam da kendime araba almış ve babamla ya da erkek kardeşimle kaputu açıp öğrenmeye çabaladığım dönemde olduğum düşünülürse Camille benim için bir heves ve örnek oldu. 😎
Yarış sahnesi, arabayla kaçma sahneleri çok güzeldi ama sonraki soygunun kaçışı daha farklı olabilirdi. Orada Dante'nin olaya dahil olması, kardeşlerin hepsinin beraber oluşu çok güzel detaydı. Hatta o sahnede bile Nero'nun Camille'e güvenmesi süperdi.
Zaten Camille'in Nero'nun erkek kardeşleriyle tanışması harikaydı, Nero'dan başka bir şey de beklemezdim zaten.
Hazır kitaba sondan başlayarak yorumluyorsam öyle de devam edeyim. Aida'yı görmek çok güzeldi ve o aile yemeği süperdi. Bence o son çok yakıştı bu kitaba.
Camille'in kardeşini korumak için harcadığı çaba ve yaptığı fedakarlıkları okumak güzeldi. Çünkü bir ablayım ve kardeşim için yapabileceklerim göz önüne alındığında Camille'i anlamak benim için kolaydı. Benden farklı bir tepki vermedi. Ben de olsam aynısını yapardım.
Polis memuru Schultz'un yaptıklarını onaylamıyorum. Bir polis olarak evet suçlularla savaşıyor falan ama haksız yere bir masumu da böyle sıkıştırması ve kullanma çabası ş*refsizlikti. Resmen bir yerde Camille'i piyon olarak kullanma amacı vardı. Belki sebepleri vardı falan ama yine de gittiği yol yanlış olunca sonucun kutsallığını karalıyor.
Tabi Nero uslu durmadı. Schultz'un geçmişini araştırması ve keşfettikleriyle onunla anlaşma yapması bence kitabın en güzel detayıydı. İşte bu be dedim... güç böyle bir şey... eee sonunda da su testisi su yolunda kırıldı.
Zaten çok detaya girdim. Şöyle bir baktığımda spoiler vermedim. En azından öyle düşünüyorum ama daha konuşursam vereceğimi de düşünüyorum o yüzden yorumumu bitiriyorum.
Okumaktan keyif aldım. Zaten ince ve tadındaydı da. Gereksiz uzatmalar, kıskançlıklar ya da küslükler yoktu. Her şey olması gerektiği gibiydi. Bu yüzden de sevdim.
Yazar konumuz mafya kurgusu, ergen tripleri ya da aşık kavgaları değil demiş sanırım iyi ki de demiş. Çünkü şu kitaba onlar fazla gelirdi.
Ahh bir de... kitabın içerisinde sahnelere göre çizimler vardı onlar çok güzeldi. Nemesis Kitap mı yaptı, orijinalinde de var mıydı bilmiyorum ama güzel bir detaydı.
Kitaba dair puanım 5 üzerinden 4 veriyorum. 🌟🌟🌟🌟
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder
Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın