9 Ocak 2021 Cumartesi

0 Amy A. Bartol - Keder (Öngörü Serisi #4)


~~~*~~~
"Eğer bize ulaşırlarsa ödememiz gereken bir bedel olacak," dedi alçak bir sesle.
"Seni seviyorum," diye yumuşak bir sesle fısıldadım kulağına. Kollarımı yine etrafına sardım. "Sen ödeyeceğim her bedele değersin."
~~~*~~~



 Bu seriyi bu ay bitirme kararıyla 4. kitabı olan Keder'e başladım ve bitirdim. Diğer üç kitabın haricinde yazarın beni ciddi olarak kızdırdığı ilk kitap oldu. Açıkçası hep keşke onu desene, şu hatasını yüzüne vursana falanlarla geçti kitap. Sinir harbi yaşadım özellikle de sonlarına doğru yok yaklaşık 300. sayfalardan sonra... 

Yine olayların durulmadığı, su gibi aktığı bir kitaptı ve Evie, Russell, Reed ve tüm ekibin macerası kaldığı yerden devam etti. Daha nereye kadar gidecek bu Brennus avı meraklardayım umarım son kitapta artık biter... Resmen musallat oldu bizimkilerin başına...

Neyse... serinin paranormal romans olmasının yanında değişik değişik canlıları da barındırdığını söylemeliyim. Arada eğlendiren, bazen sinir krizi geçirten ve aksiyonun hiç bitmediği bir seriydi, sanki bu kitapta aksiyon daha fazlasıydı kitabın başında karakterlerimiz kendilerini savaşın içinde buldular hemen... 


~~~*~~~
"Eğer varlığım son bulursa... bir meleğin kolları arasından daha iyi bir yer düşünemem. Hele bir de beni seviyorsa..."
~~~*~~~



Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; üçüncü kitap Evie'nin Brennus'un elinden kurtulup Zee'nin adasına gitmesiyle son bulmuştu. Bu kitapta orada devam ediyor. Ancak Brennus onların nerede olduğunu buluyor, üstelik daha zekice hareketler ederek ve büyülerini de fazlasıyla kullanarak bizimkileri savaşın içine çekiyor. Aslında bekledikleri bir savaştı, buna hazırlıklıydılar da... Tek fark Russell, kendi portalıyla Reed'in portallarını değiştirmesi sonucunda Evie ve Russell yanlarında iki Gancanagh ile başka bir yere gitmeleri ve fazlasıyla ısırıldıklarından dolayı güçsüz düşmeleri ikisinin de işini zorlaştırıyor. Ama... işte tam o anda karşılana bir Taht meleği olan Anya çıkıyor ve işler sarpa sarıyor. Tam o anda Reed'in de yanlarına gelmesi ve dörtlünün etraflarının Gancanaglar, Sürgünler ve daha bir sürü yaratık tarafından sarılması olayları sarpa sarıyor. Bir savaşa hazırlanırken Serafim olan Evie'nin babası Tau ve onun ekibi Xavier ile Cole'un da ortaya çıkmasıyla olaylar içinden çıkılmaz hale geliyor. Hepsi Brennus'a karşı savaşırken Tau ve ekinin tek derdi Evie'yi korumakken diğerleri umurlarında değil. Reed, Russell, Zee ve diğerleri de Evie'yi onların eline bırakmamak için tetikte olmak zorundalar. Hem Brennus'a karşı savaşmak zorundalar hem de birlikte kalabilmenin bir yolunu bulabilmeliler.

Öncelikle söylemezsem içimde kalır. Anya detayını aşırı fazla sevdim. Xaiver detayı ise... hadi Russell'ı aradan çıkardık bu bir aşk üçlemesi olmalı bu yüzden onu ekleyelim gibi olmuş. Hayır sanki Reed ve Evie'nin aşkının hep bir sınavdan geçmesi gerekiyormuş gibi... Bu detaylara sonra değineceğim. :) 

Zee'nin adasında Gancanagh'lara karşı yapılan ilk savaş çok güzel anlatılmıştı tabi Russell hainlik yapıp da Reed'in Evie ile beraber gideceği portalı kendi portalıyla değiştirmesiyle de ortalık karıştı. Çünkü Reed'in evine, Evie ile Russell gitti bir de fazlasıyla Gancanagh'lar tarafından ısırılmış halde. Bir de orada Anya'nın ortaya çıkması... evet kendisi bir Taht meleği falan ama aynı zamanda Russell'in aspire'si... yani Reed ve Evie'nin arasındaki gibi bir bağ var aralarında... Russell bunu hatırlamazken Anya hatırlıyor her şeyi, ama tabi Russell'da içten içe duygusal tepkiler veriyor Anya'ya... o kısımlar çok güzeldi. Hatta Russell'ın bu konuda Reed'den yardım istemesi falan çok eğlenceliydi. 

~~~*~~~
"Senin sevginin güzelliğinin masum birini tutsak edebileceğinden korkuyorum... ve böyle bir sevgi... korkutucu."
~~~*~~~


Tau'nun ortaya çıkışı, efsanevi olmalıydı ama her şey olup bitmesine yakın çıkması da ayrı bir olaydı. Cidden bazen ondan Evie'ye karşı bir baba özverisi görürken bazen de emrine uymasını beklemesi sinir bozucuydu ki zaten tek umursadıklarının da Evie olması gerçek iç yüzlerini ortaya çıkardı. 

Ahh... bir de Xavier var... adam Evie'nin koruyucu meleğiymiş ama aynı zamanda da araların bir ilişki varmış. Evie, ruhu olan bir Serafim olarak doğmadan öncesinde... durum bu olunca Reed ile olan ilişkisini baltalamak adamın önceliği oldu tabi... 

Xavier'a aşırı kızdığım noktalar oldu. Mesela, onu Reed'den uzak tutma çabalarını falan geçtim, hadi sahiplenme duygusu, kıskançlık diyelim falan ama hep ben daha iyi korurum tavırlarından sonra Brennus ona saldırdığında onun yanında onu korumak için Reed savaşırken sen neredeydin? Sonradan gelip de sen benimsin demek hakkın değil... 

Ahh bir de Brennus, Reed'i büyüleyip etkisi altına aldıktan sonra Tau, Cole, Xaiver, Zee, Russel ve diğer Güçler ile toplantı yapılırken ahkam kesip seni koruruz ayakları yaparken Evie'ye o kadar sinir oldum ki... ya desene beni koruyabiliyordunuz da madem bu olay olurken neredeydiniz diye... hani koruyordunuz... ruhunuz bile duymadı... sonrada biz size kopyalarımızı gönderip yardım istediğimizde mi geleceksiniz... o zaman iş işten geçmiş oluyor zaten... aşırı sinir oldum orada Evie'ye... 

Ama neyse ki sağlam bir ekip, arkadaşlık var arkasında da stratejik düşünüp plan yapabiliyorlar... Evie gibi duygusal ve zayıf değiller... 

~~~*~~~
"Seninle birlikte sahip olabileceği geleceği gördü. Brennus'u terk ettiğinde Evie, o..." Reed'in sesi boğuktu, durup dinledim. "Sen hayatına girmeden önce hayatında ne varsa elinde o kaldı. Ve o... Ve o, sen olmadan bir hayatının olmadığını fark etti. Hiçbir şeyin öncemi yok. Hayatını çaldın sen sonun ve bu yavaş yavaş onu paramparça etmeye başladı. Her şey aynı kaldı ama öyle... boğucu oluyor ki... tahmin bile edemezsin." Reed neşesiz bir kahkaha attı. "Hala tadın dudaklarında oluyor, kokun aklında ve sadece onun için gülümsediğini hatırlayıp bir daha asla buna sahip olamama düşüncesi... içini parçalıyor. Bu yüzden senin canını yakmaya gönüllü, çünkü onun için ifade ettiğin her şey o acıya odaklanarak öldürmeye çalışıyor. Böylece bundan hayatta kalabilecek."
~~~*~~~


Brennus'un yaptığı hileler, savaşçı barındaki o farklı boyut muhabbeti süperdi. Çok beğendim... bu adam aşırı zeki... sanırım ilk kitaptan beri bu yüzden ona bayılıyorum. Kötü falan ama aşırı zeki ve biraz da saplantılı aşık :D 

Brennus'un orada Reed ile Evie'yi dövüştürmesi de çok zekiceydi ama hesaba katmadığı şey onların da bir planı olmasıydı. Oradaki o savaş çok iyiydi. Ve onlar orada savaşırken... Reed, Russell, Evie ve Anya orada Brennus ve Gancanaghlar'la savaşırken, sen neredeydin Tau diye sorarlar adama... peki ben seni her şeyden korurum diyen Xavier sen neredeydin... beceriksizler...

Bu arada Prosta Güçleri... süperdi. Çünkü kurallarda bir açık buldular ve onu kullandılar. Biz direk Dominion'a bağlı değiliz ve şuanda en üst melek Serafim olarak Evie sen varsın. Emir komuta zinciri emrine uymak zorundayız... süperde. Preben özellikle seni ayrı bir sevdim ki Brownie'de sevmiş belli ki ;) 

Bir de son Reed ve Brennus'un savaşı... Evie'nin orada yaptıkları çok iyiydi. O son büyü yapışı, enerjiyi çekip kullanması... karşılığında hayatını verecek adar vazgeçmesi süperdi. Tabi bu durum Brennus'a yaradı adam kanatlarına kavuştu. Ama orada Evie'ye kaybetmeye yakınken Reed ve Brennus arasındaki konuşma, vazgeçişler ama tekrar geleceğimler falan çok güzeldi...

Ah bir de her şey bittikten sonra Reed, bütün benliğiyle bağımlılığını Evie'ye sunması çok süperdi. Ben bir tek bundan sonra senden emir alırım diğerleri umurumda olmaz yemini... off Reed sen Evie'den daha iyisine layıksın.

Bir de Russell ve Anya var... ah bir de Russell'ın içinde Anya'yı görünce hareket eden kelebekler var :D Oğlum sen bunca zaman boşuna Evie diye sayıklamışsın senin kaderin Anya ile... aslında buna sevindim çünkü Russell'ın üzülmesini istemiyordum o da kendince aşkını buldu mutlu olur :) 

~~~*~~~
Anya yumuşak bir sesle yalvardı. "Russell, düşmeme izin verme..."
Bizim şeklimiz bozulurken Russell'ın telaşla söylediği sözler bizi takip etti. "Seni yakalamak için orada olacağım..."
~~~*~~~


Bu arada demezsem içimde kalır, portallardan geçerken binlerce küçücük canlı parçalarına ayrılıp gitmeleri falan çok güzel detaylandırılmıştı. Mesela Evie kelebeklere dönüşürken, Reed arılara, Anya ise uğur böceklerine dönüşüyor. Hatta Evie'nin Xaiver'dan kaçıp kelebek halinde Reed'in yanına gitmesi bütün kelebekler onun üzerini kaplayıp Evie'ye dönüşmesi çok güzeldi :) 

Genel olarak her ne kadar Evie beni sinir etse de kitabı sevdim, zaten bu tür kitaplarda ben bitmeyen aksiyonu severim ve bu seri bana bunu veriyor. Evie'nin karakteri, zayıflığı beni sinir ettiği için 5 üzerinden 4 veriyorum. Ahh bir de Reed ve Evie'nin hep bir aşk üçgeni pozisyonu içerisinde yazılmasına...

~~~*~~~
Aspire'ım. Küçük bir gülümseme belirdi dudaklarımda. Üzerindeki ize dudaklarımı bastırıp kediye benzer ruhuyla Melek lisanında konuştum. Henüz Evie'nin bu dili anlamadığını biliyordum ama ruhu biliyordu. O ruha onu sevdiğimi söyledim; benim onu sevdiğim gibi beni sevmesi için bekleyeceğimi... 
~~~*~~~



Kitabın adı     : Keder
Orijinal adı     : Incendiary
Yazarı            : Amy A. Bartol
Çevirmen        : Merve Özcan
Seri Bilgisi       : Öngörü Serisi #4
Yayınevi          : Yabancı Yayınları
Sayfa sayısı     : 544

Kitabın tanıtım yazısı: 

İrlanda kıyısını ilk kez gördüm. Sarp kayalıklar dehşet içinde titrememe neden oldu. Uzun zaman önce, nasıl kimse fark etmeden Gancanaghların burayı evleri yaptığını aklım almıyordu. Soğuk, yosun kaplı yapı Gancanaghlar diye bağırıyordu bangır bangır. Yere düşen taşların arasındaki gölgelere baktığımda ölümsüz peri hatlarının kayayı tutmuş olduğunu ve gemimizin yanlarına gelmesini beklediğini hayal ettim.


Yüzümü gökyüzüne kaldırdım ve yağmurun beni yıkamasına izin verdim. Korkudan alnımda biriken soğuk teri götürmüştü.


Evie, Reed ve arkadaşları Gancanaghlardan kaçıp Zephyr’in adasına gitmişlerdi. Ancak Brennus onları bulmayı başarmış, Evie’yi yeniden elde edebilmek için planlar kurmaya başlamıştı. Evie artık Brennus’un ne kadar ileri gidebileceğini bildiğinden korkuyla gelecekleri ânı beklemekteydi. Evie’nin bilmediği şey ise Serafim olan babası Tau’nun onu aradığıydı.


Peki ama Evie hem Russell ile olan geçmişlerinin sırrını çözüp hem de kendisini koruyabilecek miydi? 









Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın