11 Ağustos 2021 Çarşamba

0 Monica McCarty - Nişancı (Highland Guard #9)


~~~*~~~
"Sabırlı ol tatlım. O kadınların onun için bir önemi yok. Doğru kadına kalbini verince bu sonsuza dek sürecek."
~~~*~~~

 Adım adım serinin sonuna yaklaşıyoruz... Highland Muhafızları'nın 9. kitabı da yayınlandı ve geriye sadece 3 kitap kaldı. Bu seri bitince ne olur bilemiyorum ama bence Nemesis Kitap bu yazarı bırakmayıp yazarın yeni serilerine ya da kitaplarına şans vermeli... 

Orijinal adı Highland Guard olan serinin 9. kitabı adı gibi Nişancı olan ve yakışıklı yüzüyle ün yapmış Gregor MacGregor'un hikayesiydi. Yine heyecanlı, aşk ve tutku dolu, savaşlı, zaman zaman eğlenceli zaman zaman da sinir bozan bir kurgusu vardı. 

Hep söylüyorum ve her yorumda da söyleyeceğim, her ne kadar her kitap başka bir karakteri anlatıyor olsa da sıralı okunması gerekiyor çünkü olay kurgusu sıralı okunmasını gerektiriyor. Bazı karakterlerin aralarındaki bağı sıralı okunduğunda daha iyi anlıyorsunuz ve bazı olayları o şekilde daha iyi oturtabiliyorsunuz. 


~~~*~~~
Cate ölümün korkunç inlemeleri ve çığlıklardan daha kötü bir şey olamayacağını düşünmüştü ama yanılıyordu. Ölümün sessizliği kesinlikle daha kötüydü. 
~~~*~~~

Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; beş yıl önce köyü İngilizler tarafından katledilen Cate'i ölümden kurtaran Gregor sonrasında başına nelerin geleceğini bilemeden kimsesiz kalmış henüz 15 yaşında olan genç kızı annesinin yanına, kendi topraklarına ve kendi kalesine götürür. Geçen 5 yılda Cate büyüyüp de genç bir kadın halini aldığında ve kendini korumak için öğrendiği savaş taktikleriyle zaman zaman başı belaya girmesi Gregor'u oldukça rahatsız eder. Bu konuyla ilgili şimdiye kadar hiçbir şey yapmamıştır. Ancak artık duruma el atması gerektiği ve Cate'i evlendirmesi gerektiğini düşünür. Üstelik gizli kimliği ifşa olmak üzere dedikodular yayıldığında Kral Bruce'da onu bir süreliğine eve gönderdiğinde bu duruma kesinlikle el atacaktır. Ama hesaba katmadığı şey, Cate'in kendisine olan aşkı ve çoğu kişinin gördüğü yakışıklı yüzün ardındaki adamı görebilmesidir. Çünkü Cate, yavaş yavaş Gregor'un kalbine işleyip, orada kendine yer edinmiştir. Üstelik onunla da kalmamış aklını da istila etmiştir. Ama önlerinde çok büyük sorunlar vardır, bunun en büyüğü birbirlerinden sakladıkları sırlar, kendi içlerindeki korkular ve hayatlarındaki sorunlardır. Aşklarının bunun üstesinden gelip gelemeyeceğini okuyoruz. Ama tabi ki aşk her zaman kazanır ;) 

Öncelikle şunu söylemem gerekir ki; Helen'den sonra bir kadının da böylesine güçlü bir şekilde erkeklere meydan okuması, dövüş taktiklerini öğrenmesi, onları yenebilecek kadar güçlü olması çok iyiydi. Cate'in dövüşmesi, zaman zaman Gregor'u alt etmesi hatta bir keresinde hayaletlerden biriyle de dövüşmesi ve onu alt etmesi - kimliğini söylemeyeceğim okuyunca görün - çok güzeldi. 


~~~*~~~
Annesinin Cate'e söylediği gibi Gregor kolay bağlanamıyordu ama bağlandığında da bu bağ, çelik gibi sağlam oluyordu. 
~~~*~~~

Gregor'un içindeki o tereddütleri, kendi içindeki hesaplaşmaları, güvensizlikleri çok iyi anlatılmıştı. Bütün seri boyunca onun yakışıklılığı dolayısıyla maruz kaldığı şeyleri okumuştuk. Hatta öyle ki kardeş halini aldıkları ekipteki erkeklerin bile eşleriyle tanıştırılmaları konusunda hep erkekler tereddütlüydü... ama bu kitapta dış görünüşünün haricindeki adamı okumak çok güzeldi. 

Kesinlikle haklı tereddütleri de varmış dediğim noktalar vardı. Düşünsenize etrafınızdaki herkes sizin nasıl göründüğünüzle ilgileniyor ama aslında kimsiniz umurlarında değil... çok güzel anlatılmıştı bu detaylar. 

Bütün bunların yanında da Cate'in Gregor'u bu kadar iyi tanıması muhteşemdi. Hatta Gregor çıkıp da beni tanımıyorsun dediğinde yüzeyselliğinden içine kadar sıraladığı şeylerde ne kadar iyi tanıdığını göstermesi ise muhteşemdi. Yürü be kızım kim tutar seni dedim resmen o satırlarda. 

Cate'in kendi gibi kimsesiz çocuklara sempati beslemesi ve onlara bir ev verebilmek için kalenin kapılarını açıyor olması çok sıcak ve yürek ısıtan detaylardı. Ki her ne kadar Gregor buna karşı çıksa da Cate'in mutlu olması için her şeyi yapacak kadar çok sevdiğinden sesini çıkarmaması çok şekerdi. 

Cate'in diğer muhafızlarla tanışması özellikle Erik MacSorley, Lachlan MacRuairi ve Arthur Campbell ile tanışması ve onlarla sohbetleri çok güzeldi. Bir de kitabın sonunda diğerleri de dahil olunca özellikle Liderleri Tor MacLeod... olay daha da değişti ama itiraf etmek gerekirse bu ekibi görmek çok güzel. 


~~~*~~~
Cate'i önemsiyordu. Hatta mümkün bile olamayacağını düşündüğü kadar çok önemsiyordu. Onun hayal ettiği gibi bir erkek olmayı deneyecek kadar çok...
~~~*~~~


Kitabın sonlarına doğru Cate'in kaçırılması, sonrasında kurtarılma aşamasında olanlar, Kral Bruce ile yüzleşmeler falan çok iyi kurgulanmıştı. Hele Gregor'un attığı okun Cate'e gelmesi ve sonrasında olanlar muhteşem detaylardı... 

Onun öncesinde Gregor, Cate çok fena kırmıştı ve bu olayda ve sonrasında çektiklerini hak etti ama hep aşk kazanır onlarda da aşk kazandı. 

Gerçi Gregor'un burnu da iyi sürttü :) hak etti... asla hak etmedi diyemem dibine kadar hak etti. 

Kitabın sonu ise muhteşemdi. Çok eğlenceli ve romantik ve tutkuluydu. Ahh bu tür kitaplarda istediğim son kesinlikle bu diyebilirim :) 

Ben bu seriye bayılıyorum. Zaten historical romans severseniz mutlaka okumalısınız bu seriyi. Her bir kitabı ayrı bir güzeldi. Şiddetle tavsiyemdir. 

Şimdi size seri sıralamasını da verip yorumumu bitiriyorum. 


~~~*~~~
Cate'in yüzündeki gülümseme Gregorun nefesini kesen bir özlem duymasına neden oldu. Nasıl böyle bir aptallık yapabilmişti? Başına gelen en güzel şeyi nasıl öylece bir kenara atabilmişti? Cate onun her şeyiydi. Duygularına güvenmesi lazımdı. Kendini, kalbini, ruhunu ona adaması lazımdı. 
~~~*~~~


Highland Guard (Highland Muhafızları) Serisi



Kitabın adı     : Nişancı
Orijinal adı     : The Arrow
Yazarı            : Monica McCarty
Çevirmen        : Gökçe Müderrisoğlu Aktaş
Seri Bilgisi       : Highland Guard (Highland Muhafızları) #9
Yayınevi          : Nemesis Kitap
Sayfa sayısı     : 416

Kitabın tanıtım yazısı: 

Ok kullanmadaki başarısıyla ünlenen efsanevi savaşçı Gregor MacGregor’un yetenekleri, İskoç topraklarının bağımsızlığı için çok önemli bir silahtır. İskoçya’daki en yakışıklı adam olarak kabul edilen Gregor, gizli bir görev sırasında meşhur yüzü nedeniyle ifşa olur ve ortalık durulana kadar eve dönmek zorunda kalır. Yeniden savaşa çağrılmayı beklerken başka bir mücadeleyle karşılaşır. Koruması altındaki genç kız artık büyümüştür ve Gregor, ona olan arzusunu dizginlemek zorundadır. 

Cesareti ve savaşa ilgisiyle yaşıtlarından oldukça farklı sayılan Cate, köyüne yapılan vahşi İngiliz baskınında annesini kaybetmiştir. Büyürken tek tesellisi, hayatını kurtaran Gregor’la evlenme arzusudur. Ancak savaş başlamıştır ve Cate’in asıl kimliği ortaya çıkmak üzeredir. Gregor bir seçim yapmak zorundadır: Aşk mı savaş mı? 





Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın