5 Mart 2021 Cuma

0 Aşkın Nur Karataş - Yalancı (Araf Serisi #2)



~~~*~~~
Güller aklıma seni getirdi. 
O kadar çekici ve ateşlisin 
Bu durumda sanırım bende dikenleri oluyorum her daim acı verircesine batıyorum yine de gül bile dikenlere bir şans vermiş gibi duruyor. 
~~~*~~~


 Bu seriyi peş peşe okumaya kararlıyım, son anda vaz geçmezsem tabi :D 

Araf Serisi'nin 2. kitabı Yalancı'da okundu. Kitap grubun yaramaz, serseri bağımlı çocuğu Jon Jones'u yani namı diyar JJ'i anlatıyor. 

Yazarın bu seride kalemini daha çok sevdiğimi söylemeliyim. Hem kurgu daha oturaklı hem duygular daha yoğun hem de gereksiz uzatmalar olmadan yazılmıştı. Yine akıcı, heyecanlı, rock ve müzik dolu bunun yanında erotizm ve romantizm ile harmanlanmış aşk dolu bir kitaptı. 

Bu kitabında erotik aşk romanı olduğunu söylemeliyim. İlk kitap gibiydi hatta belki bir tık daha fazlaydı cinsellik, bunu göz önüne alıp okumalısınız. Ve kitapları sıralı okumalısınız çünkü karakterlerin karşılaşmaları bir önceki kitaptan kendini belli ediyor. 

~~~*~~~
Bu çiçek sıcaklık anlamı taşıyormuş ve nadir bulunuyormuş.
Üzerinde elimi gezdirdiğim anda sıcaklığı hissettim. Nadir bulunan ve sıcak Clementine...
Artık dikenler yok, söz veriyorum.
~~~*~~~

Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; Jon Jones, yani grup arkadaşlarının ve hayranlarının tabiriyle JJ, gittiği bir striptiz kulübünde kızıl bir kadın görür. Onun kendisini reddetmesini de takıntı haline getirir ve onun peşini bırakmaz. Clementine ise, bir gazetecidir. İşinde terfi almak için müdüründen bir teklif alır, Araf Grubunun içine girecek, kimsenin bilmediği haberleri  ekibine ulaştıracak ve grupla ilgili ilk haberi yapanlar olacaklardır. Bunun karşılığında hem avans alacak hem de terfi alacaktır. Her ne kadar bu ajanlık işinden hoşlanmasa da hasta olan kardeşinin tedavisi için ihtiyacı olan parayı bu şekilde kazanabileceğini düşünerek bu işi kabul eder. İncelediği dört üyeden, Orlando, Rich, Jon ve Luke arasından daha masum ve sevimli ve gülümsemesiyle tav olduğu Jon'u seçer. Ona yaklaşacak ve grubun gizli bilgilerini alacaktır. Jon'un kızıl saç takıntısı yüzünden sarı saçlarını kızıla boyatır ve arkadaşından aldığı haberle onların gittiği kulübe gider. Onların dikkatini çekmek için yaptığı striptiz şov sonrasında utanarak kaçtığında tesadüfi olarak Jon ile karşılaşır. Onunla sohbet eder ve Jon bir şekilde kızın kendisini reddetmesinden sonra kızın telefonunu kaydeder. Ertesi gün bunu kullanarak kızı grubun konserine davet etmesi ile Clementine'in ekmeğine yağ sürer. Bir şekilde grubun güvenini kazanıp ve Jon'un hem arkadaşlığını hem dikkatini çeken Clem, ekibine haberleri ulaştırmaya başlar. Ancak işler çığırından çıkar çünkü gönderilen resimlerin ardında yalan haberler yazılmaya başlar ve bu iş kendisine de patlamaya başlar. Bendan hoşlanmayıp işinden istifa eden Clem, kardeşine bir şekilde yardımcı olabileceği yollar ararken onu araştıran Orlando bütün gerçeği öğrenir. Bunun yanında Jon'un karanlık ve kendini asla affedemediği geçmişi genç adamı çıkmazlara sürüklerken işler iyice sarpa sarar. Bütün bu olayların arasında Jon ve Clem'in aşkı kendine bir yol bulabilecek mi? Aşk kazanacak mı? Nasıl kazanacak? Nasıl yıpranacak? Nasıl kırılacak bunları okuyoruz hep. 

Her şeyden önce değinmek istediğim şey, Jon bir bağımlı, uyuşturucu bağımlısı... bununla ilgili detaylar çok iyi işlenmişti. O kadar bilinçli ve oturaklıydı ki kurguyla da çok güzel bütünlük sağlamıştı. Jon'un kaçış yolu olarak o yolu seçmesi ve bütün bunlarla grubun ve Clem'in baş etme şekli çok iyiydi. 


~~~*~~~
Tanrım! Clementine o gülüşü her gördüğünde cennetten bir manzara izliyormuş gibi hissediyordu.
~~~*~~~


Clem'in her şeye rağmen Jon'un yanında olması, onun geçmişini dinlemesi, geçmişteki acısına rağmen tutunduğu küçücük umutlarla onun yanında kalması, uyuşturucu kullandığı zamanlardaki kırıcılığına rağmen güçlü durabilmesi - ki içten içe paramparça olurken güçlü durması çok güzeldi. Ki öyle zamanlar oldu ki Jon, kadına fahişe gibi bile davrandı ama buna rağmen Jon'un en zor anında yanında olabildi. 

Jon'a da kızsam mı sevsem mi bilemedim. Evet, geçmişin çok fazla yaralı ve kaybettiklerin yüzünden hep kendini suçlamışsın ama be çocuğum sana da yazık dediğim çok yer de oldu. Jon'un geçmişindeki Daisy detayı beklediğimin çok ötesinde çıktı. Tamam iki kardeşin aşık olduğu bir kız ve bununla ilgili bir olay olacağını çözmüştüm ama beklediğimden çok öte çıktı. Bu kadarını itiraf etmek gerekirse beklemiyordum. Bu konuda yazar beni baya şaşırttı. Şaşırtılmayı severim. 

Jon'un ağabeyi Jared ile yaşadıkları ve bununla baş edememesi çok güzel işlenmişti. Hatta Jared'in hayatındaki varlığını kabul edip de sonrasında ağabeyinin ölümüyle yüzleşmesi kısmında Rich'in onun yanında olması ve verdiği tavsiyeler çok iyiydi. Rich'in hikayesini merak etmeme daha çok sebep oldu çünkü onun da geçmişten gelen çok büyük bir yarası var... belli etti onu... 

Clem'in kız kardeşi için yaptıkları ve onun için göze aldıkları çok güzeldi. Küçük kızın hastanedeki sahneleri çok dokunaklıydı. Sevdiğin birini kaybetmenin ve daha da önemli gözlerinin önünde erirken hiçbir şey yapamamanın ne demek olduğunu bildiğim için hem Clem'in kardeşi için hem de Jon'un ağabeyi için neler hissettiğini çok iyi anladım. Ki yazar da bence onu çok güzel anlatılmıştı.


~~~*~~~
"Dünyamı sallıyorsun Jon." Jon erkeksi bir kahkaha attı, o saç tutamlarından biri tekrar önüne gelmişti. Clementine midesinin burulduğunu hissetti. 
"Dünyanı sallayan ben miyim yoksa kanında gezinen alkol mü?" 
"Alkon sadece başımı döndürüyor ama sen... Gerçek anlamda dünyamı sallıyorsun."
~~~*~~~

Jon'un çok eşeklik yaptığı sahne vardı. Mesela bütün gerçekli öğrendikten sonra otel odasında Rich ve Clem'i konuşurken gördüğünde söyledikleri, kulüp çıkışındaki kıza aşkını itiraf etmek yerine söyledikleri cidden sövmelikti. Ama dua etsinde Clem onu cidden çok seviyordu ve Jon'un hatalarını yüzüne vuracak ve toparlamasına yarayacak grup arkadaşları vardı. 

Güzel yerlerden bahsederken ayrıca kitapta oldukça arsız, yaramaz sahneler de vardı. Cinselliği bu kitapta da dibine vurmuştu yazar. Oldukça detaylı işlenmişti. Bu tür detaylardan rahatsız olanlar hiç boşuna kitabı almasın ve boşu boşuna de gömmesinler kitabı... 

Rockçıların hayatı zaten fazlasıyla arsız, edepsiz, sınır ve kural tanımaz olarak biliyoruz ve bunu bu kitapta da gördük. Evet, bizim rockçılarımız da uçlarda yaşıyorlar ama aşık olan duruluyor. Bunu kitapta çok iyi gördük. Mesela Luke... hiçbir yaramazlığı yapmadı sadece karısı ile beraber aşkın ve tutkunun tadını çıkarıyordu. 

Bu arada kitapta çok eğlendiğim kısımlar vardı. Özellikle bu kısımları seks sahnelerine koyması çok güzeldi. Tutku dolu sahneleri okurken Jon ve Clem öyle bir anda kalıyordu ki güldürüyordu. Sanırım bu biraz da Jon'un karakterinin eğlenceli olmasındandı :D 

Bunun yanında bütün grup yine mükemmeldi. Hepsi aslında sahnede bir maske takınıyor ve bu maskenin ardındaki yaralı adamı kimse bilemiyor sadece o kişiyi olduğu gibi tanıyanlar biliyor bunu da bir kez daha gördük. 

Ayy söylemek istediğim çok şey var ama çok fena spoiler veririm diye yorumumu bitiyorum. Ama bu kitabı da çok sevdim şimdi sırada Rich'in hikayesi var bakalım onun hikayesinde beni neler bekliyor. 

~~~*~~~
Clementine'in elini tutarak kalbine koydu genç kadının nabzını elinde hissediyordu. "Parçalanmış bir şey, bir araya gelir mi?" Clementine bedenini yukarı iyice kaydırdı. Jon ile yüz yüzeydi. 
"Evet, parçalanmış şeyler onarılabilir. Eskisi gibi olmaz hasarsız olmaz... Ama eski yaralar seni daha güçlü bir insan yapar. Tek yapman gereken seni seven insanlara izin vermen..."
Jon başını salladı. "Sana izin veriyorum." 
~~~*~~~


Ah bir de kitabın sonunda Jon, Clem'e aşkını aynı Luke'un Luz'a konser sırasında evlenme teklifi etmesi gibi Jon'da Clem'e aşkını ilan etti. Ağabeyinin adını verdiği kuruluşun açılışı için yaptıkları konser de Clem'e olan bütün duygularını dışa vurdu... çoook güzeldi. Aynı performansı Orlando ve Rich'den de bekliyorum :D 

Adamların tarzı bu sanırım. 

Ay neyse sustum yoksa daha çok konuşurum. Kitabı çok beğendim iyi ki seriyi tamamen aldım da peş peşe okuyabiliyorum.



~~~*~~~
"Aşık bir kadın sevdiği adamın yanına giderken cebinde mutluluk taşır. Tek istediğim bu... Jon'a bilmediği mutluluğu vermen."
~~~*~~~


Kitabın adı     : Yalancı
Yazarı            : Aşkın Nur Karataş
Seri Bilgisi       : Araf Serisi #2
Yayınevi          : Parola Yayınları
Sayfa sayısı     : 480

Kitabın tanıtım yazısı: 

Son derece vurdumduymaz, sorumsuz ve iflah olmaz bir bağımlı olan JJ’in durumu kötüleşmeye başlamıştır. Geçmişin yükü omuzlarına binerken karşısına görmeyi en son istediği kişi çıkmış, onun bütün dünyasını alt üst etmiştir.

JJ bu karşılaşmayı daha çok uyuşturucu ile atlatabileceğini düşünmüş olsa da işlerin yolunda gitmemesiyle büyük bir çıkmaza düşecektir. Geçmişin hayaletleri başına üşüşürken tek çıkışının kalbini iyi edecek bir kadın olduğunu hiç düşünmemiştir.

Clementine Hudson… Hayatı mücadele içinde geçen bu kadının tek isteği başarıdır. Başarılı olmak içinde feda etmesi gereken şeyler olduğunun bilincindedir. Peki ya başarılı olmak pahasına hiç tanımadığınız bir insana yalan söylemeniz gerekirse? Hayatınızın devamında istediğiniz mesleği yapıp, hayallerinize kavuşmak için bir yalanın başrolünü oynamayı ve bir adamı tamamen yıkmayı kabul eder misiniz?

Rock yıldızlarının kural tanımazlığına ortak olmaya serinin ikinci kitabı ile devam ediyoruz. Grubun çılgın yaramazı JJ’in gizemi çözülecek. Yaramaz çocuk Jon Jones’un dokunaklı ve bir o kadar da şehvet yüklü hikayesi bize o çılgın dünyanın kapılarını ardına kadar açacak. 






Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kitap ya da yazı hakkındaki görüşünüzü bizimle paylaşın